Yaptırdık, rahatladık.
"En kötü karar bile kararsızlıktan iyidir" mottosuyla pazartesi günü itibariyle Tuna'ya aşını ilk dozunu yaptırdım.
Kolay olmadı karar vermek. Ama terazinin bir kefesine aşının olası yan etkilerini, diğerine de hastalandığı zaman nasıl çaresiz kaldığımı, birkaç gün içinde zayıflayıp güçsüzleştiğini, keyifsiz bi 10 gün geçirdiğimizi, aşısızken hayatımızın ne kadar kısıtlandığını, alışveriş merkezlerinde 30 dakkadan fazla kalamadığımızı koydum. Bu taraf ağır bastı.
Bir de aşıyla ilgili olumlu ve olumsuz donelerin kaynağını düşündüm.
- Medya: Medyanın işi oldum bittim kafa karıştırmaktır. Sağlık haberlerinin çoğu dış kaynaklı olduğundan ve çevirenler de sağlık konusunda aman aman bilgili olmadığından (bir zamanlar tamm da bu işi yapıyordum) bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunur ve ortaya yalan yanlış panik haberler çıkar.
- Devlet büyüklerimiz: Ah boşbakanımız ahhh! "Yaptırmaya gerek görmüyorum, zaten ABD'deki aşıyla bizdeki farklıymış" demeseydin belki de o 250 vatandaş ölmeyecekti. Şahsen devlet büyükleri benim kafamı bulandırmaktan çok, netleşmesine yardım etti, zira onlar 2 kere 2 4 eder derse şüphe duyarım.
- Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ): Hangi ülke olursa olsun "aşılanın" diyor. Aşıyı üreten Glaxo-Smith Kline(GSK) güven vermese de (ilaç firmalarının kota doldurmak için ne taklalar attığını bilecek kadar tıbbî mümessil ve doktor tanıyorum) DSÖ'ye güveniyorum.
- Çocuk doktorumuz. "Yaptırın, ben de 3,5 yaşındaki oğluma yaptırdım" dedi. Zaten ben doktoruma ne sorsam cümleye "Dünya sağlık örgütü bu konuda şunu der" diye başlıyor. Yani DSÖ'yü baz alarak aşıyı yaptırmaya karar verdik.
Aşının etkisi 2-3 hafta sonra balayacak. Yani Ocak ayına dek korumaya devam. Aktardan kış çayı diye bi karışım aldım. Hafif yanan boğazımı bir günde iyileştirdi. İçindeki ıhlamur, adaçayı, kuşburnu, mercan köşke ilaveten sanırım davul tozu ve minare gölgesi de koymuşlar :)) Ne büyülü bi karışımmış arkadaş.. Tuna'nın diş nezlesini bile aldı götürdü hemen.
Dışarda el silmeye, eve gelir gelmez elleri yıkamaya devam.
Hasta olma ihtimalli kişilerden uzak duruyoruz. Ama zaten en zoru da bu.. Kimin hasta olduğunu bilmek çok zor..
Bu arada aslında bu salgının herkesi bilinçlendirdiğini düşünerek seviniyorum. İzmirliler zaten hep farklıdır ya, salgında da kendini gösteriyor aydınlık hali. Çok titiz insanlar. Otobüslerde bile "yüzüme öksürdünüz beyefendi" tarzında kavgalar çıkıyormuş :)
Ayrıca grip aşısı açısından da ilk kez takip eden yılın aşısının piyasaya çıkması gibi bir durum sözkonusu. Biliyorsunuz hep bir önceki yılın aşısı çıkardı piyasaya ve haliyle koruma etkisi sınırlı olurdu. Çağın -yayılma hızı açısından- en fena hastalığı grip, belki de böylece tarih olur.
Kimbilir...
TAM 4 AY OLDU BE BLOG
4 hafta önce








