11 Temmuz 2009 Cumartesi
Kombine hediyeler ve kombine hastalık
08 Temmuz 2009 Çarşamba
06 Temmuz 2009 Pazartesi
Kutlu doğum haftası şenlikleri başladı

Efendim kutlu doğum haftası diyoruz, neden? Çünkü aslen 8 Temmuz doğumlu Tuna efendi bu hafta boyunca o kutlamadan bu partiye akacak.
Bu aralar sık sık çocuklarla ya da akranı bebek-çocukla bir araya gelen Hz.Tuna, bayılıyor bu duruma. Kuzenimin oğlu Barış'la halka dizmece&yıkmaca oynarken beni hiiç aramadı gözleri. (ki bu aralar nasıl anne düşkünü oldu bildiğiniz gibi değil)
El kol ağız diz miz leş gibi. Ağzına bi avuç toprak atmış bile olabilir emin değilim. Tüm gün yediği hepi topu 2 köfte. (Normalde 4 köfte yiyip bir kaseye yakın da yoğurt yer) Ama ne gam.. Ondan mutlusu yok..
Daha hijyenik ve steril(!) doğumgünümü partimizi haftaya İzmir'de kendi evimizde gerçekleştireceğiz.
Gelelim 1 yaşına ramak kala yapabildiklerimize, yapamadıklarımıza..
- Şahane sıralıyor, kolunun uzandığı her yükseltiye tutunup şıp diye kalkıyor. Ama yakın zamanda yürümeyecek gibi. Elinden tutup yürütmeye çalışınca asabiyet basıyor. Playskool ilk arabam'ı aldık ama ı-ıh.. 14.aydan önce zor gibi yürümesi.
- Buna rağmen çok ama çok hareketli, çok meraklı, çok yaramaz. İlk kez gittiği bir evde bile itinayla mutfağı bulup çekmeceleri karıştırıyor. Ortalığı dağıtıp yakıp yıkıp geçiyor. Annem ve anneannem bile illallah dedi. Annem "bu biraz daha büyüsün, siz misafirliğe gittiğinizde kapıyı açmayacaklar. Gene Tuna geldi diyecekler" diyor. Merakı bitecek elbet bir gün diye bekliyoruz bakalım.
- Bi dünya insanın içinde gözleri hep beni arıyor. Bir yerlerde okumuştum bu aylardaki çocuğun tüm dünyası "annesi"ymiş. Fotografını çekme şansım yok ama inanılmaz bir bakışı var bana. Birkaç haftadır emekleye emekleye gelip kafasını dizime bağrıma falan yaslamaya başladı. Bir çeşit sevgi gösterisi, sırnaşma, sarılma işte. Eskiden sadece ben onu severdim ve bunu gösterirdim. Şimdi o da beni sevdiğini bu kadar açık gösteriyor (Emzirirken yüzümü okşamaları ve aklıma gelmeyen başka şeyler falan da vardı ama bu böyle başka bi şey)
Geçen hafta, 25 yıllık arkadaşımın düğünü için, 3 günlüğüne Ankara'daydık. Kuaföre gitmek için 2-3 saatliğine çıktık evden. Tuna tüm o sürede kedi yavrusu gibi "mıyk mıyk" sesleriyle kaşının hepsini kaldırarak, mazlum mazlum, döne döne beni aramış evde. Bulamadıkça kaşlar iyice kalkmış, tam bir Küçük Emrah olmuş.
Ahan da böyle kafayı dayıyo bana.
- Artık et, balık gibi kelle sayısına göre alınan şeylerde Tuna'yı da adamdan saymak gerektiğini idrak ettik. Geçen hafta annem-babam, ben ve Tuna için 3 çipura almıştık. Annem aç kaldı çünkü Tuni neredeyse bir çipurayı yuttu. Bu hafta da ilk kez 300 gr kadar levreği kelle ve kılçıktan ibaret bir hale soktu.
- Annem oğlanı kuru ekmeğe de alıştırdı. Bayılıyo taş gibi ekmeği kemirmeye. Bir de simit tutkunu oldu. Parça parça eline verdiğim simidin dörtte üçünü yiyor. İzmir'in gevrekçileri bekleyin bizi anacıım.
- İstemediği bir şeyi asla yaptıramıyoruz. "Dediğim dedik, çaldığım düdük" ya da "inadım inat, götüm iki kanat" (bayılıyorum atalarımıza) bi herif oluyor yavaş yavaş. Bağırıp çağırınca taleplerin yerine getirildiğini keşfetti çoktan. Carcar bağırınca ben işaret parmağımı gösterip çemkiriyorum ufaktan. Ama kendileri o parmağımı alıp dişini kaşıyıp geri veriyor bana. "Pipimde bile değil senin azarlaman" diyor kibarca.
- Konuşmada tembel çıktı. Çok güzel de-de; nn-ne; nn-an-ne; gel diyor ama hepsi bu kadar. Ama bir sürü şeyi anlıyor. "Kamyonu göster Tuna" dediğimde bulup gösteriyor mesela. Ama alkış, çirkin ol, dilini göster gibi komutları hiç sallamıyor. İyi bi halt yaptığında alkışlıyorum ama kendisi alkışlamayı değil alkışlanmayı tercih ediyor kanımca.
- El becerilerine son bir aydır kapak kapatmayı ekledik. Hatta kapak kapatmadan yemek yemiyor. Saklama kapları, milupa kavanozları, suluk, tencere vs... Kapağı olan herhangi bir nesne. Kapağını ben açıyorum o kapatıyor. Nasıl öğrendi ve nasıl bu kadar "şak" diye oturtuyor hiç anlamadım.
- Aaah bir de doldur-boşalt hastasıyız. Bir kap dolusu mandal favori oyuncağı. Serçe parmağını kaldırarak o mandalları teker teker çıkarıyor, sonra geri koyuyor. Sıkılmadan dakikalarca oynadığı tek oyuncak..
- Ve son not. Eskiden 1 yaşında bir çocuğun hakkaten çocuk gibi göründüğünü düşünürdüm. Oysa benim küçük tosbağam, ton balığım, kurbağam hala çok küçük bir bebek gibi görünüyor gözüme. Ne zaman hakkaten büyür ki :))
04 Temmuz 2009 Cumartesi
Emzik meselesi

Yeni doğanlardaki emme refleksi o denli güçlüdür ki, birçok bebek henüz anne karnındayken parmak emmeye başlar. Ancak parmak emmek, annelerin ve tabii ki çene yapısını bozduğu için diş doktorlarının en büyük kâbusudur.
İşte tam da bu yüzden, 1949 yılında ortodontist Wilhelm Balters ve diş hekimi Adolf Müller ilk doğal ve çene yapısına uyumlu emziği üretti.
Silikon ya da kauçuk, damaklı ya da damaksız
Emzik, göğüs ucunu taklit eden bir yapıya sahip... Bebeklere, karınlarını doyurdukları sıcak ve huzurlu ortamı hatırlatıyor. Günümüzde silikon ve kauçuktan üretilen emzikler, damaklı ve damaksız olmak üzere iki çeşitler. Silikon emzikler, diş darbelerine dayanıklı olmadıkları için özellikle diş çıkarmamış bebeklere öneriliyor. Silikon emzikler kolay deforme olmuyor. Diş darbelerine dayanıklı olan kauçuk emziklerse suyu emdikleri için bir süre sonra deforme oluyor.
Professör Pfaar, bebeklerin, annelerinin göğsünden süt sağabilmek için damağa baskı yapan bir emme hareketi uygulamaları gerektiğini belirtiyor. Ancak bebek memeden kesildikten sonra, biberonla beslendiği dönemde sütü biberondan sadece dudakları yardımıyla çekiyor. Dolaysıyla bebeklerin sahip oldukları emme refleksi, aslında sadece ilk aylar için önemli. Professör Pfaar, emzik kullanan bebeklerin bu güçlü emme hareketini devam ettirdiklerini, dolayısıyla zaman içince ön kesici dişlerinin şeklinin bozulduğunu söylüyor.
Uzmanlar, iki yaşından itibaren diş yapısının bozulmaması için düzenli emzik kullanımına son verilmesini öneriyor. Ancak çocukları emzik alışkanlığından uzaklaştırmak her zaman düşünüldüğü kadar kolay olmuyor. En çok kullanılan yöntemler, emziğe çocukların tadından pek de hoşlanmadıkları hardal gibi besinler sürmek veya emziği bir iğneyle delerek içindeki havayı boşaltmak. Çocuğa, artık büyüdüğünu ve emzik kullanmasının onun için zararlı olduğunu anlatmaya çalışmakta da başka bir yöntem.
Uzun süre emzik kullanan çocukların büyük bir bölümüne, ileriki yaşlarda ortodontistin yolu gözüküyor. Bu da tel takarak geçirecekleri uzun, masraflı ve zahmetli bir süreç anlamına geliyor
01 Temmuz 2009 Çarşamba
...................................
Ya da "seni anlıyorum" yalanını sallamadan, kelimelerin ötesinden dokunabilsem ruhuna..
Acın çok büyük, biliyorum.
Böylesi ani bir "terkediş" kolay kabullenilir değil.
Tesellisi olmaz ölümün biliyorum ama
Hepimizin temennisi değil midir "sıralı ve acısız" bir veda..
Güzel anne, güzel insan..
Bir an önce toparlanman dileğiyle
21 Haziran 2009 Pazar
Bizim ailenin kaş-bıyık sorunsalı
Aradan aylar geçti, değişti büyüdü Tuna. Maalesef kaşları da büyüdü, gürleşti:))
Babası sağolsun, benzetme uzmanı, bu sefer de Recep İvedik'e benzetti. Buyrun kolaj benden, takdir sizden..

Tuna nicedir "tunaaa" diye seslenince dönüp bi "hıı" diyor. Babası çocuğa mütemadiyen "Reco tek kaş" ya da sadece "Recooo" diye seslendiğinden yavrum öteki adını da Reco sandı bir süre. Babasına yasakladım Tuna'dan başka hitapları. Çocuk Reco diyince bile "hıh" diyordu yoksa. Tam kepazelik....
Efenim bu da benim bi ansiklopedinin arasına sıkışıp kalmış ortaokul fotografım. Anne evine gelince eskiler saçılıverdi böyle ortaya..

18 Haziran 2009 Perşembe
Tatil fotoromanı
Özetle çok güzel bir gündü. Oğlanların birbirlerine ne kadar benzediğini yakından gördük.
Oğlanları dal budak saldık meydana. Benimki taşlarla ilk kez bu kadar yakın(!) temasa girince kopardı yaygarayı.


Ben Tuna'nın sudan ne kadar korktuğuna bir kez daha tanıklık ettim. Suya sadece popoya kadar sokabildim. Beachparkı inleten o bebek sesi Tuna'ya aitti. ( Bugün 2. kez denize sokma girişimim daha başarılıydı)

Gazihan bir su kuşu. Tüm gün suda kalabilir gibiydi.

Dötüne taş batacak korkusu ve bana öfkesi şortunu giydirirken bile sürdü.
Taş incelemek, ıvır zıvır kemirmek denizden falan daha eğlenceli olsa gerek..
Burda Gazihan'la biberon kavgasına tutuştular. Tuna sinsice yan masaya uzandı, biberonu kaptığı gibi dişlik yaptı. Gazihan zavallım bağırdığıyla kaldı.
Bu iki bebe en çok uyurken birbirine benziyor. Yukardaki kolajda uyuyan Gazihan mesela. Benim azman da salıncakta sallanırken kollarımda uyuyakaldı.
Yüzmekten helak oldu ya adam uyku bastırdı tabi.... 



