9 Temmuz 2008 Çarşamba

Sezaryen

Muhtemelen dilbilgisi yanlışlarıyla dolu ilk 24 saat maceramızı anlatıyorum.
Sabah 06.00da annem ve eşimle hastanedeydik. Odaya aldılar, üzerimi değiştirdim. Hemen ameliyathaneye indik sedyeyle. Ameliyathane kapısında eşim ve annemle vedalaştık. Ardından patlak gözlü bi anestezi uzmanı geldi. Oturduğum yerden epidurali takmaya çalıştı. Önce lokal anetseti iğnesi yaptı, tam epidurali yapacakken benim tansiyon düştü. Korktum.. Biraz kustum :)
Beş dakika sonra "tekrar deneyelim" dedi. Bu kez yan yattım, önceki lokal anestezinin etkisi geçtiği için tekrar yaptı. Anestezi teknikerinin de yardımıyla beni yan yatarken iyice tostoparlak yapıp iğneyi çaktılar. Ayaklarımdan itibaren karıncalanma ve elektriklenme girdi. Burnumdan da yavaşça oksijen vermeye başladılar, kafam güzelleşmeye başlamıştı :)
Artık doktorum Atilla Erler de geldi. Hatta ortağı Ömer Südekan da yanındaydı. Hemen sonra çocuk doktorum Hasan Özkan da yanıma geldi. Herkesle selamlaştık, start verildi.
Epidural, bilmeyenler için, tam olarak şöyle birşey. Dokunulduğunu hissediyorsun ama zerre acı duymuyorsun. Doktorlar karnımı uzun süre mıncırdı. Bizim bebiş de oksijeni yedikçe kıpır kıpır oynuyordu. Doktorlar karnımda birşeyler yapıyordu ama ben tam olarak ne yapıldığını anlamıyordum. Artık "birkaç dakika sonra bebek çıkar" diye düşünürken, hemen yanımdaki anestezi teknikeri genç "eveeet şimdi kesmeye başlıyoruz" dedi. "Nasıl yani daha başlamadı mı, kaç dakka sürer" dedim. Çok sürmezmiş. "İyi" dedim "fotograf çekmeyi unutma tamam mı".. Teknikere fotograf fotograf diye sanırım binbeşyüz kere hatırlatma yaptım. Çocuk ikinci doğumuma kadar uzman olursa benle bi daha doğuma girmek istemez sanırım.. O kadar çok carcar konuşunca ellerimi de bağladılar tam oldu..
Operasyon anını es geçiyorum. İçinden birşey kopup alınıyor resmen. Gerçi doktorun dediğine göre bizim Tuna Bey inadını orda da göstermiş. "Çok zor çektik" dedi doktor. Şansımıza yani..
Ben bebeğimi daha görmeden perdenin ardından sesini duydum. Önce kulaklarım beni yanıltıyor sanıdm ama bildiğin cayırtı işte. Akciğerindeki suları attı, biraz ıkırdandı. Ardından yan tarafa aldılar. Görüş alanıma girdiği anı sanırım hayat boyu unutamam. Titrek, pembe-beyaz minicik bi canlı doktorun elindeydi. Ben ağlamaktan herşeyi tam seçemedim. Mesela K vitaminini hemen oracıkta yapmışlar ama ben hatırlamıyorum. Daha kanlı kanlı olur sanıyordum ama çok beyaz görünüyordu.
Hemşire birkaç saniye sonra bebeğimi yanıma verdi ama ben ağlamaktan öpemedim bile. Sürekli "ama çok minik, çok zayıf dahaa" diye diye ağlıyordum.
Burdan sonraki 1 saat biraz flu gelişti. Odaya nasıl çıktığımı, yatağa nasıl yattığımı odada kimlerin olduğunu, kimlerle teelefonlaştığımı hayal meyal hatırlıyorum.
Bu arada Tuna doktorun son kontrolde söylediği ebatta geldi: 2620 gr ve 50 cm.

3 yorum:

  1. Himm henuz dogum yapmamislar olanlar icin (benim gibi), gusel bir yazi olmus..Ilginc birsey olsa gerek seni keserlerken konusmak filan ;)
    Sagliklar, mutluluklar dilerim..

    YanıtlaSil
  2. Haydins darısı başına, benim gibi iğneden bile korkan biri için doğum yapmak, hem de epiduralle yapmak mucize gibi birşey.

    YanıtlaSil
  3. :)) iyi olmanıza çok sevindim:) sende benim gibi iki kere epidural yapılmaya çalışılmış:( pek hoş olmuyor ama şans işte:) aynen bende ağlamaktan oğlumu buğulu buğulu hatırlıyorum:)

    YanıtlaSil