30 Temmuz 2008 Çarşamba

What's goin' on?



22.gündeyiz artık.. Zor kısmı atlattık sayılır. Kilomuz 3300 gr olmuş ve her gün 50 gr. tartı alıyormuşuz. Şu güne kadar toplam 5 kere falan, o da yorgunluktan sütüm çekildiğinde, mama verdim. Kalanı Anne Sütü Mandıra A.Ş.
Hala sorunlarımız yok mu? Tabii ki var. Bizim eleman kakasıyla kavga ediyor resmen. "Cukur cukur emdi artık 3 saat uyanmaz" diyorum, 1 saat sonra bağıra çağıra uyanıyor. Ne o, sıçıyoz. Bi kıvranma bi ıkınma. Caaart sesini duyuncaya kadar huzur yok. Şanslıysak ve hakkaten iyi emdi ve uykusu varsa, uyumaya devam ediyor. Değilse tekrar emzirme, tekrar aynı şeyleri yaşama vs... Sanırım barsak hareketlerinin düzene girmesi 3. ayın sonunu bulacak. O vakte kadar herifin her kakasını yapışında biz de rahatlııcaz.
(Tam burda Tunişko'm viyakladı, 10 dk. emzirdim geri geldim:))
Bugün bir de doğum sonrası muayeneme gittim. Kadın doğumcu kesip, biçip, diktiği yerleri dışardan ve içerden muayene etti. Muayene odasında ultrasona bebeğimle gitmek çok acayip bi durumdu. Bugüne kadar hep o yatağa yatıp bebeğimin eciş bücüş iki dakkalık görüntülerini merakla beklerdim. İnsanoğlu kuş misali değil mi sevgili okur(peh peh köşe yazarı mübarek) pat orada pat burada :))
Neticede dışardaki dikişimiz neredeyse silinmiş durumda. İçersi de iyiymiş, doktor öyle söyledi.
Doktorumuz birkaç egzersiz verdi. Bir tanesi meşhur Kegel Egzersizi. Rahmim bir karpuz haline gelip geri küçülmeye çalıştığı için hayli gevşek durumdaymış. Doğumdan sonra her kadın için geçerli bu durum. Rahim kaslarını tıpkı kol, bacak kaslarımız gibi çalıştırarak eski haline döndürebilirmişiz. Bunun için en uygun zaman emzirmeymiş. Bebek emerken ben de çişim tutup bırakır gibi yaparak pelvis kaslarımı güçlendirmeliymişim. Deniyecez bakalım.
Bir de tabi doğum sonrası kilolar meselesi var. Emzirdiğim ve sütümün performansı hala stabil olmadığı için diyet yapmayı asla istemiyorum. Doktor tekrar tekrar "süt için gereken tek şey su ve protein" dese de ben buna inanmıyorum. İşler o kadar kolay değil. Kaldı ki ben süt olsun diye fazla fazla yemeye çalışmıyorum, zaten emzirdiğim için iştahım çok açık. Gece sabah kadar 2 defa uyanıp Tuna'yı emziriyorum. Sabah 5 gibi emzirdiysem bebeği yatağa atıp deli danalar gibi mutfağa koşuyorum, zira açlıktan resmen midem kazınıyo. Su içip yatayım mı yani? Oldu canım...
Şekil itibariyle tombul bi kuş gibiyim. Doğumdan sonra hiç kilo vermedim henüz. 40ımız çıktıktan sonra biraz yürüyüş, mekik ve biraz da yediklerimi kontrol ederek kilo verme sürecine girmeye niyetliyim.

Birkaç dip not: Doğum sonrası korse takmak sanılanın aksine karın kaslarını tembelleştirdiği için tavsiye edilmiyor. Karın kaslarının eski haline dönmesi içinse "deadline" 6 aymış. 6 ay içinde karın kaslarını eski haline döndüremezsek elveda dümdüz karın, elveda baklava göbek, merhaba minik bira göbeği..

25 Temmuz 2008 Cuma

Emzirme üzerine



UYARI: Aşağıda okuyacağınız yazının tıbbî, bilimsel en ufak yanı yok. Sadece Tuna'nın hareketleri üzerinden yazıyorum. Kaynak mı? Şu an üzerinde oturduğum organım: )
Çikolatalı Pasta iyi hatırlattı.
Özellikle anne adayları için, ne vakittir sütü arttıran gıdalar ve emzirme üzerine yazayım istiyordum. O gün bugünmüş.
Efendim henüz 20 günlük bir anneyim ama naçizane benim de emzirme üzerine ufak tefek tecrübelerim var. Başlıyorum...
Öncelikle heryerde yazan bol bol sıvı alımı hikayesini ciddiye alın. Sıvı namına gördüğünüz hemen herşeyi tüketin. Ben Humana stil-tee, rezene çayı, ev yapımı vişne suyu, bol bol komposto, nar suyu, bildiğiniz damacana suyu, açık çay, vitamalt vs..vs.. aklınıza gelen her türlü likit gıdayı bol bol tüketiyorum. İçlerinde sanırım en çok komposto ve vitamalt'ın faydasını gördüm. Vitamaltı eczaneden alabilirsiniz. Kompostonunsa evde anne tarafından yapılanı makbuldür :)Kural değişmiyor,, anneanne anneye; anne de bebeğine bakıyor işte.
Bir yanım yeme içme konusuna kafa yorsa da sanırım sütün kalitesini asıl artıran yegane etken UYKU.. Hem de tahmininizden de daha çok. Şöyle anlatayım. Bizim uyku düzenimiz hakkaten çok iyi sayılır. Tuna Paşa hazretleri eğer iyi emmişse 3 saat non-stop uyuyor. İyi emmenin koşulu da her iki memeyi de 10-15 dakika aralıksız emmesi. Zaten emerken bebeğinizin ne kadar emdiğini anlıyorsunuz. Haa emzirirken sakın ola Tv izlemek, başkalarıyla laflamak, cep telefonuyla konuşmak gibi işlerle meşgul olmayın. Tüm bu detayları kaçırırsınız. Gözünüz saatte ve bebeğinizde olsun.

Hah, devam edeyim. Bazen-ki genelde benim de yorgun düştüğüm akşam saatlerinde oluyor bu durum- 15+15 dakika emse bile uykuya dalamıyor. O zaman anlıyorum ki sütüm "yorulmuş". Tuna 30 dakika emse de uykusu tavşan uykusu gibi, saat başı uyanmalar, huzursuzluk vs. Ama gece emmelerimiz süper.. Formula 1 yarışlarındaki pit-stoplar gibiyiz. İnanılmaz bir hızla emiyor ve saliseler içinde uykuya geçiş yapıyor. Neden? Çünkü ben gece uyumuş oluyorum!! Sütüm daha doyurucu. Ya da bana öyle geliyor bilemyorum ama durum budur.

Emzirme işini yoluna koyduk sayılır. Benim şu an için iki sorunum var. Birincisi hala silikon meme ucuyla emziriyorum. Aslında bu benim değil de çocuk doktorumun sorunu. Israrla "sütünü azaltır,, amannn" diyip duruyor. Ben de bebeğimin buna hazır olmasını bekliyorum. Açalya, Nesli ve daha tonla annenin tecrübelerine dayanarak söylüyorum ki bebek hazır olduğunda zaten o plastik naneyi emmek istemiyor. Ve bu da genelde 2. aydan sonra kendiliğinden yaşanan bir süreç.
Diğer sorunumsa gündüz uyuyamak. Aslında üniversite yıllarım gece çalışıp gündüz uyumakla ya da okula gitmekle geçti. Sabah haberlerini hazırladığımız zamanlardı. Gece 10dan sabah 8e kadar o salak tv binalarında -af buyurun- it gibi çalışıyorduk. İlk haftalarda aynen şu anda olduğu gibi gündüz uyuyamıyordum. Sabah eve giderken otobüste, vapurda uyusam da eve gidince cin gibi oluyordum. Şimdi yine aynı şeyi yaşıyorum sayılır. Gece 3 saatte bir uyanıyorum, alt değiştirme+emzirme yaklaşık 50 dk sürüyor. Tekrar uykuya dalıyorum. Bu gece boyu max. 2 kere tekrarlanıyor ama bölük pörçük uyuyunca insanın vücut saati sapıtıyor. Gündüz de uyumaya başlarsam tam süper olacak..
Emzirme üzerine söyleyeceğim son söz: Bebekle annenin bu kadar yakınlaştığı başka bir an yok, her saniyesinin tadını çıkarın. Bir de konuşun onunla..

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Çetin Ceviz Tuna Paşa!!

Evveeettt, vallaha anlamadım nasıl geldik 15.güne.
Hele son bir hafta resmen ışık hızıyla geldi geçti. Bizim Tuna Paşa her gün yeni bi şey öğretiyor bize. Her gün huyları değişiyor. "Oh oh ne güzel uzun uzun uyuyor" derken hoop saatlerce bizi hazır asker yapıyor. "Ne güzel gazsız bebeğim" demeye kalmadan çekiyo ayakları karnına, basıyo yaygarayı.Sağlam bi kaka ya da pırt çıkmadan da susmuyor. 2.haftadan sonra bebeklerin miskinliği gidip huyları değiştiği için hala çok sakin bir oğlum var diyemiyorum. Bakalım önümüzdeki haftalarda daha ne haltlar yiyecek??

Breastfeeding thing
Yeri gelmişken burdan tüm hamile arkadaşlara sesleniyorum:
"Kızlaaarr, bebek şekeri,zıbın,tulum, lohusa geceliği, bebek arabası ...vs.... Hepsini unutun, kafa yormanız gereken tek şey emzirme işi olsun."
Biz aylardır evcilik oynar gibi alışverişler yaptık. Bebek arabasını hala kullanmadık bile, zira doktor 40ı çıkmadan gezdirmeyin dedi. Oto koltuğu hala arabanın arkasında Tuna'nın biraz daha büyümesini bekliyor. Giysileri hiç sormayın. Alayı büyük geliyo zaten.

Boyu ölçülürken kendinden geçercesine uyuyan Tuna kişisi

Bizim emzirme işimiz güç bela da olsa yoluna girdi sayılır. Mamasız, ek gıdasız 7 günde 330 gram aldırmışız Tuna'ya. Dün doktorumuz "süper" diyerek tebrik etti. Bi de şunu sordu "mama mı veriyosunuz?". Ben "mamanın m'sini bile vermiyorum" diyerek artiz artiz konuştum. Derken eve gittik, ve Ulu Manitu'nun sopası olmadığına bir kez daha hem de maaile şahit olduk. Gece hepimizi hazırola dikti sıpa. Marifetleri şöyle oldu: Saat 8den 2ye kadar saat başı guguklu saat gibi emmek için uyandı. Emmemiz de doktorun tavsiyesiyle şu şekilde ilerliyor. Her memeyi 15 dakika veriyorum. Tam uyumak üzereyken altını açıp uyandırıp diğer memede de 10-15 dk emziriyorum. Bu şekilde full doyması lazım. Lazım da benim süt kalitem dün akşam nedense berbattı. Her zaman tam yağlı montofon ineği gibi sütü gibi olan sütüm, dün akşam ayran gibiydi. Çocuk da haliyle doyamadan uyandı durdu. Biz de "acaba gazı mı var" diye sırtını sıvazladık durduk. Ve son çare olarak aklıma mama vermek geldi. Hastaneden verdikleri Pre-aptamili 30 cc suyla yaptım, bizimki bir nefeste dikti tüm biberonu. İkinciyi hazırladım, onu da dikti. Biberon vermemiz katiyen yasak ama insan çaresiz kalınca doktorlara küfrede küfrede bildiğini yapıyor. Neticede bizim velet şak diye uyudu. Haliyle ben de uyudum. Ama inanılmaz moralim bozuldu. "Ya sütüm artık hep böyle gelirse" diye diye endişe denizinde boğuluyorum şu aralar.Umarım korktuğum başıma gelmez.
Aaa bu arada Rahşan doğum yaptı. Enfes tatlı bir kızı oldu. Hafif İngiliz havası var Mina'nın. Bende cep telefonuyla çekilmiş bir fotografı var ama sanırım daha iyi fotolar için Rahşan'ın eve gelmesini bekleyeceğiz.
Hadi teyk keerr

16 Temmuz 2008 Çarşamba

Bir haftanın raporu

Selam yeniden
Birinci haftayı ana-oğul, duygusal ve fiziksel tonla değişiklikle,doldurduk. Önce en gereksiz bilgilerden başlayayım. 5 kg kadar vermişim. İlginçtir ilk önce sırtımdan başladım zayıflamaya.
Tuna da yavaş yavaş yağlanmaya başladı. 2620 doğan bebişim 2400e düşmüştü. %10luk su kaybıdan sonra dünkü ilk doktor kontrolümüzde doğum kilosuna bir haftada ulaştığımız ortaya çıktı. Hastanede ölçülen 50 cmlik boyun da yanlış olduğunu söyledim. Zira biz evde mezurayla ölçtük 48 çıktı. Doktorumuz da "doğumda zaten sadece kilo ölçülür boya bakılmaz. Zaten 2600lük bir bebeğin 50 cm olması imkansız" dedi. Aslında boyumuz48,5 cm'miş. Olsun o da iyi.
Gelelim en büyük sorunumuza: Emzirme. Tanrım ne meşakkatli bi işmiş. Hayvanlar aleminin doğar doğmaz başladığı bu aktivite, biz insanoğlu ve kızı için resmen akademik eğitim gibi. Bir haftadır nasıl emzirdiğimi anlatayım:
Malum meme ucumuz pek yok. Silikon başlıkla 20-25 dk emziriyorum tek memeden. Tam memede uyuyacak gibiyken annem-eşim biberonla 40-60 cc kadar daha süt veriyor. Bu süt bir önceki emmeden sonra artan ya da diğer memede kalan sütüm oluyor.
Fakat son 4 gündür şöyle bir sorunumuz var. Benim meme uçlarım kanıyor. Önceleri emzirirken ağlıyordum ama sandım ki benim canım tatlı. Hakkaten hala sezaryen dikişlerimden şikayet ediyorum. Oram buram ağrıyo diye mızırdanıyorum. Ama meğer meme ucumdaki durum daha vahimmiş. Cumartesi günü emerken Tuna'nın ağzı yüzü kan olunca resmen paniğe kapıldım. Sağ memeyi iptal ettik. Solla emzirip sağdan sağmaya başladım. Lansinoh, evicap, bephanthen, kendi sütüm.. vs.. aklınıza ne gelirse ilk günden beri sürüyorum. Ama işe yaramıyor. Zira bebek o silikon zımbırtılarla sadece ucunu kavrayabiliyor, memenin kahverengi kısmının tamamını değil. Bir de bizim sıpa-doktorumuzun da onayladığı gibi- kuvvetli bir bebek. Annemin deyimiyle "çetin ceviz"
Uzatmayayım, neticede abuk subuk bir emzirme rutinine döndük. Özetle sakat memeyi dinlendirip diğerini verdik, süt sağıp biberonla verdik.
Doktor kontrolünde bu rutinimiz anlattık. Yaptığımız herrrşeyin yanlış olduğunu söyledi. Bir de şunları;
1- Biberonu bırakın, sağdığınız sütü kaşıkla verin.
2- Silikon uçlar %20 süt azalmasına yol açar, bir an önce bırakın. (ben bu şekilde aylarca emziren anneler var dedğimide, "onlar istisna olabilir, kadının 1,5 kg sütü vardır 1 kg ile besliyodur çocuğu" dedi.)

Yani iki adet önemli ev ödevimiz var. Önce biberondan kaşığa geçilecek, sonra silikon uç bıraktırılacak.

Eve gider gitmez başaldık tabi antrenmana. Bizimki biberon beklerken kaşığı görünce bastı yaygarayı. Ama ne bağırmak, sanki adamı ateşe attık. Baya bi bağırdıktan sonra emzirerek susturdum. Tabi bu arada ben silikonu da atmaya çalıştım birkaç kez, gene bağırdı çağırdı sinirlendi. Sanırım biraz da doğası gereği asabi bi çocuk. Kaşları da hep çatık zaten farketmişsinizdir :))

Neticede herşeye sıfırdan başladık sayılır. İlk hafta amacımız sadece bebeğin doymasıydı.Sarılık olmasından çok korktum çünkü. Neyse ki atlatmışız.

Bu arada Rahşan, nasıl bu kadar çok internete girebildiğimi sormuş. Valla benim oğlan saat gibi. Eğe bir memeyi komple boşaltırsa, biraz da kaşıkla verirsek 3,5 saati buluyo uyanması. 4 saate sadece bir kez çıktı, onda da zorla uyandırıp besledik.
Benim süt savaşım böyle işte. El kadar bebeye teslim olmak yoookkk!! Patron beniiiimmm!!!O kaa...

10 Temmuz 2008 Perşembe

 
Posted by Picasa

Taze fotolar

 
Posted by Picasa

Help Wanted!!!

Arkadaşlar tecrübeli anneler, birkaç sorunum var. Yardım istiyorum acil.
Bir günümüz şöyle geçiyor;
Öncelikle sezaryen olduğum için ağrılarım sanki hiç geçmeyecek gibi neredeyse. Çok fazla ağrımıyo ama yataktan kalkarken ve gazım çok biriktiğinde canım yanıyo. Emme performansımızı etkilemiyo diyemiicem sanırım canım yandığı için bebeği de çok iyi kavrayamıyorum. Ben boşu boşuna normal doğum normal doğum diye kıvranmadım aylarca.
Emme işi çok zormuş yaaa.Bir tek insan yavrusu böyle zor öğreniyo emmeyi. Tam "hah kavradı artık sorun yok" derken, 2-3 saat uyuyup uyanıyor emmeyi unutmuş. hoop en baştan başlıyoruz.
Meme ucum az, bebeğimiz cılız. Tam kavrayamıyor. Silikon ucu icat edenden allah razı olsun. Eve ara sıra gelip gidenlerin "uçsuz denesene almaz sonra memeni" yorumlarına deli oluyorum. Sanki keyfimizden veriyoruz. Herkes ebe hemşire anasını satayım. 2. ve 3.gün ağladım bol bol zaten..Hele bugün topuk kanı alınırken katıldım kaldım resmen.Orda bebek ağlayınca "emzir" dediler ama ayakta hem de plastik uçla emmedi. Hele salak hemşirenin teki "sen mi emziremiyosun bebek mi emmiyo" diye sorunca resmen dikişlerim patlayıncaya kadar ağladım uluorta. Bir de hafif sararmış yüzümüz. Süt çok önemli yani artık.
Emme işini şöyle kotarmaya çalışıyorum. Biraz pompayla memeyi uyarıyorum. Zira plastik uçla bebek çok zor alıyo ağzına. Biraz sütü akıttıktan sonra ucu takıyorum, bu arada annem ya da eşim bir çay kaşığı sütü ağzına veriyor. Bu da gaza gelip ucu emmeye çalışıyor. Biraz emip benim meme ucumu, plastik ucun en ucuna getiriyor. Biraz nefeslenip devam ederse zaten canımı acıta acıta emiyor. Ama bazen bunu başaramıyoruz. Dün mesela yarım saat kadar her memeden 2şer defa uzun uzun emdi. Akşam bi daha aynı performansı gösteremedik. Misafir vardı, onlar da ısrarla emzirtmeye çalışınca bende film koptu. Herkes gittikten sonra annem, eşim, ben ve benim başarısızlık hissim başbaşa kaldık. Bu çocuk büyümeyecek diye bi alay ağladım. Biraz mama verdik sabah kadar uyudu.
Sabah biraz yine aynı yöntemle denedik. 20 dk. kadar emdi güzel güzel. 2-3 saat kadar sonra az az emdi uyudu, aralarda kandırmaca niyetine sağdığım sütten de kaşıkla verdik.
Akşama doğru 25 dakika süper emdi(aman maşşallah diyin noolur) Sonra bi daha da ememedi, ben de 10 cc kadar sağdığım sütten verdim. Annem, komşu teyzeler vs. bir sürü kişi "aman biberona alıştırma, aman damlalıkla verme, aman kaşıkla verme sonra memeyi bırakır" diye diye beni vicdan azabından çıldırttı. Sürekli memeyi almaz korkusu ve paranoyası yaşıyorum. Filanca kadın biberonla vermiş de sütü gitmiş de bıdıbıdıbıdı....
Bana noolur söyleyin. Şimdi bizim Tuna biraz ufak doğdu. Memeyi tam kavrayıncaya kadar damlalıkla,en ince biberonla ya da kaşıkla arasıra versem memeyi almaz mı sonra? Mama vermek istemiyorum sonuçta. Ama memeyi kavrayıncaya kadar o ağlıyo ben içimden ağlıyorum. Pes ediyorum bazen ama inanın Tuna benden daha dirayetli. Bıkmadan uğraşıyo..
Durum budur. Bana biraz tecrübelerinizi aktarın lütfen büyütelim şu sıpayı teyzeleri....

9 Temmuz 2008 Çarşamba

esniyoruz

 
Posted by Picasa
 
Posted by Picasa
 
Posted by Picasa
 
Posted by Picasa
 
Posted by Picasa
 
Posted by Picasa
 
Posted by Picasa
 
Posted by Picasa
 
Posted by Picasa

İlk 24 saat

Sanırım yarım saat sonra emzirmeye başladık. Önce sağ memeyi verdik, nasıl oldu bilmiyorum ama memeden süt geldi ve Tuna da emmeye başladı. Bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum ama adam sanki aylardır antreman yapmış gibi, ben de sanki 5. çocuğumu doğurmuşum gibi ustaydık. Tabi muhteşem bi yenidoğan hemşiremiz vardı, onun çabaları olmasa ben de bu kadar çabalayamazdım belki. Bir 10 dakika sarı ve koyu kıvamlı ağız sütünü verdim. Hemen uyudu.
Kasıklarıma konan kum torbasının acısı dışında şu vakte kadar çok dayanaılmaz bir acı çekmedim. Toplamda 24 saatte iki defa ağrı yüzünden epidural verdiler. İkisini de aldıktan sonra tuvalete kalkınca fena tansiyonum düştü. Ama akşam 17 gibi ben kordidorda turlamaya ve gaz çıkarmaya başmaıştım.
Gün devam ettikçe Tuna uyandıkça biz de bi gayret emzirmeye çalıştık. Başarılı ilk performastan sonra bir daha öyle güçlü ememedi. Bebek hemşiremiz meme ucumun yetersiz kaldığını, bebeğin çenesinin henüz o kadar kuvvetli olmadığını söyleyip silikon meme ucu almamızı söyledi. Silikon uçla önce cayır cayır emdi paşa hazretleri. Ama o da çok yordu çenesini. Yavrum normal memeden emmeye göre daha çok çabalıyordu ama gelen süt çok da fazla olmadığından yetmiyordu. Uyuyyup uyandıkça memeye yaklaştırdık, biraz emdi biraz uyudu. Az emdi az uyudu. Derken emmeye ve uyumamaya başlayınca ben de uykusuzluk ve yorgunluktan bıkkkın, helak ve perişen düştüm. Hemşire 10 cc kadar pre-aptamil verelim dedi. Önce direndim ama sonra teslim oldum. Gece saat 2ye çeyrek kala incecik enjektörle mamayı verdik, 2 de uyudu. Taaa sabah 6ya kadar o bir yandan ben öte yanda sızdık.
Sabah işler daha da kolay hale geldi. Tuna daha cingöz ve canlı bakmaya başladı. Ben sandalyeye oturur vaziyette ama yine silikon uçla emzirmeye çalıştım. Resmen kuvvet gelmişti çenesine ve daha güçlü emmeye başladı.
Hastaneden çıkana kadar toplam 3 sefer 10-15er dakika emdi.Kendi kendine birkaç defa ince ince, bir sefer de koca adam gibi "cırrrt" diye gaz çıkardı. Ana-oğul gazımızı rahat rahat çıkardık yani..
Bir gün önceki gibi memede yorulup uyuma da olmadı. İçi geçer gibi olunca çenesini mıncıkladım. Ayağının gıdıklandığını da keşfetmiş bulunuyoruz :) İkisi de işe yarıyor.
Eve gelme saatine yakın emme işinde uzmanlaştı bizimki. Eve gelir gelmez de bir yandan kucağımda emzirip öte yandan da fotografları bloga koyma telaşındayım. Şimdilik bir saat memede bıraksam uyuyup uyanıp hayatına orda devam edecek gibi.Emmese de yapışmayı seviyor. Biz de emziği deneyelim dedik.
En son gelişmemiz de bu. Şu an yanımda beşiğinde, ağzında yalancı memesiyle uyuyor kuzucuğum. Bi ara memesi düştü, mıkırdandı. Bloga yazı yazmayı kesip memeyi tıktım tekrar, uyumaya devam ediyor şimdi.

Sezaryen

Muhtemelen dilbilgisi yanlışlarıyla dolu ilk 24 saat maceramızı anlatıyorum.
Sabah 06.00da annem ve eşimle hastanedeydik. Odaya aldılar, üzerimi değiştirdim. Hemen ameliyathaneye indik sedyeyle. Ameliyathane kapısında eşim ve annemle vedalaştık. Ardından patlak gözlü bi anestezi uzmanı geldi. Oturduğum yerden epidurali takmaya çalıştı. Önce lokal anetseti iğnesi yaptı, tam epidurali yapacakken benim tansiyon düştü. Korktum.. Biraz kustum :)
Beş dakika sonra "tekrar deneyelim" dedi. Bu kez yan yattım, önceki lokal anestezinin etkisi geçtiği için tekrar yaptı. Anestezi teknikerinin de yardımıyla beni yan yatarken iyice tostoparlak yapıp iğneyi çaktılar. Ayaklarımdan itibaren karıncalanma ve elektriklenme girdi. Burnumdan da yavaşça oksijen vermeye başladılar, kafam güzelleşmeye başlamıştı :)
Artık doktorum Atilla Erler de geldi. Hatta ortağı Ömer Südekan da yanındaydı. Hemen sonra çocuk doktorum Hasan Özkan da yanıma geldi. Herkesle selamlaştık, start verildi.
Epidural, bilmeyenler için, tam olarak şöyle birşey. Dokunulduğunu hissediyorsun ama zerre acı duymuyorsun. Doktorlar karnımı uzun süre mıncırdı. Bizim bebiş de oksijeni yedikçe kıpır kıpır oynuyordu. Doktorlar karnımda birşeyler yapıyordu ama ben tam olarak ne yapıldığını anlamıyordum. Artık "birkaç dakika sonra bebek çıkar" diye düşünürken, hemen yanımdaki anestezi teknikeri genç "eveeet şimdi kesmeye başlıyoruz" dedi. "Nasıl yani daha başlamadı mı, kaç dakka sürer" dedim. Çok sürmezmiş. "İyi" dedim "fotograf çekmeyi unutma tamam mı".. Teknikere fotograf fotograf diye sanırım binbeşyüz kere hatırlatma yaptım. Çocuk ikinci doğumuma kadar uzman olursa benle bi daha doğuma girmek istemez sanırım.. O kadar çok carcar konuşunca ellerimi de bağladılar tam oldu..
Operasyon anını es geçiyorum. İçinden birşey kopup alınıyor resmen. Gerçi doktorun dediğine göre bizim Tuna Bey inadını orda da göstermiş. "Çok zor çektik" dedi doktor. Şansımıza yani..
Ben bebeğimi daha görmeden perdenin ardından sesini duydum. Önce kulaklarım beni yanıltıyor sanıdm ama bildiğin cayırtı işte. Akciğerindeki suları attı, biraz ıkırdandı. Ardından yan tarafa aldılar. Görüş alanıma girdiği anı sanırım hayat boyu unutamam. Titrek, pembe-beyaz minicik bi canlı doktorun elindeydi. Ben ağlamaktan herşeyi tam seçemedim. Mesela K vitaminini hemen oracıkta yapmışlar ama ben hatırlamıyorum. Daha kanlı kanlı olur sanıyordum ama çok beyaz görünüyordu.
Hemşire birkaç saniye sonra bebeğimi yanıma verdi ama ben ağlamaktan öpemedim bile. Sürekli "ama çok minik, çok zayıf dahaa" diye diye ağlıyordum.
Burdan sonraki 1 saat biraz flu gelişti. Odaya nasıl çıktığımı, yatağa nasıl yattığımı odada kimlerin olduğunu, kimlerle teelefonlaştığımı hayal meyal hatırlıyorum.
Bu arada Tuna doktorun son kontrolde söylediği ebatta geldi: 2620 gr ve 50 cm.

İlk fotolarımız

 
Posted by Picasa

7 Temmuz 2008 Pazartesi

Due date'imiz

Yarın sabah; yani 08/07/2008 sabahı 07.00 gibi doğum yapacağımız kesinleşmiş durumda. Dualarınız, iyi dilekleriniz yanımda olacak biliyorum. İnternet denen nane icat olduğundan bu yana benim için hiç bu kadar anlamlı olmamıştı. Hemen hemen hiçbirinizi tanımıyorum ama hepinize yakın hissediyorum kendimi. Bir dahaki postta görüşmek üzere :)))
Haa oğlumla mı, onunla da yarın sabah kendimce vedalaşacağım. Lost'taki Desmond'un meşhur repliğiyle; "see you in another life brother!"

6 Temmuz 2008 Pazar

Son hazırlıklarımız

Artık doğuma saatler kaldı. Bu yazıyı resmen iki ara bi derede yazıyorum. Ne çok şey varmış son dakikaya bıraktığımız.
Mesela aldığım tüm hastane setleri, tulumlar, çıt çıtlı bodyler büyükmüş. Rahşan'ın Tesco menşeeili bodyler hariç tüm bodyler bizim veledi dal-budak bırakacak kadar dev boyutlarda resmen. Sanki gürbüz bi velet doğurmama ihtimalim yokmuş gibi her şeyi 3-6 ay beden almışım. Cumartesi günü soluğu Mothercare'de aldık. Malum yerli firmaların modelleri biraz büyük ve bizim oğlan hala cılız.3 tane alttan çıtçıtlı yarım kollu body ve aşağıdaki "Tiny Baby" seti aldık. Allahtan hepsi indirimdeydi zira "Made In India" penyelere verilen dünya paraya çok üzülürdüm. (Uzakdoğu ve Uzak Asya'da üretilen tekstil ürünleriyle ilgili yazacak çok şeyim var ama o başka bir post'un ana teması olacaktır, unutursam hatırlatın pls)



Annem de artık yanımda. Son temizlikler, yemekler ve tabii ki kompostolarıyla desteğini esirgemiyor.

Pazardan aldığımız kayısılar biraz mayış mayış çıkınca komposto yapmaya karar verdik. Evde şekerlenmiş birkaç kaşık da vişne reçeli vardı. İkisini karıştırıp kaynatınca hem şeker eklemeye gerek kalmadı hem de kayısı&vişne kompostomuz hazır oldu.
Birazdan son kontrol ve Nst için doktora gideceğiz. Birazdan dediysem hakkaten 1 saate falan evden çıkıyoruz. Benim tahminim "yarın sabah gel alalım sezaryene" diyecek. Yarın olmazsa da zaten çarşamba ya da en geç perşembe günü bitecek bu iş. Her halukarda haftasonuna kadar eve muhteşem bir insan yavrusuyla döneceğim. Baklım bu yeni hayat bize ne güzellikler getirecek??

4 Temmuz 2008 Cuma

Plasentamı öpiim!!

Ay ne cins bi bünyem varmış benim yaa!! Resmen şu kem talihimi her hafta sayısala; yılbaşlarında piyango biletine adasaydım zengin olmuştum şerefsizim. Bebeğimiz tüm bebeklerin sadece %3ü gibi ters vee yeni bir bomba haber daha... Bende de plasenta yetersizliği varmış. Bebeğimizin kilosu bu yüzden biraz düşük.
37.haftayı bitirdiğim bugün kontrole gittim. Doktorumuz bebeği ölçtü biçti "minyatür bu adam annesi. artık dışarda büyütcen" dedi. Minyatür Tuna Paşa 2500 gr ve -neyse ki- yaklaşık 50 cm. Plasentam bebeği bu kadar büyütmeye izin veriyomuş. İçerde ne kadar uzun kalırsa kalsın büyümesi durmuş artık. Bu yüzden en yakın zamanda anne karnından çıkarılıp dış dünyaya teşrif etmesi sağlanacakmış. Dışarda daha iyi beslenirmiş. Bu yüzden muhtemelen 9-10-11 temmuz tarihlerinden birinde ameliyata alınacağım.

1 Temmuz 2008 Salı

Sakızlı Muhallebi

 
Posted by Picasa


Durdum durdum coştum desem yeridir. Bu aralar sürekli sütlü tatlı aşeriyorum. Favorim dondurma olsa da iyi bi kazandibi ya da sütlaca "hayır" demem. İzmir'de neredeyse her semtte bol miktarda Özsüt ve Bolulu Hasan Usta pastaneleri var. Envai çeşit de tatlı.. Ama hiçbiri evde yapılan sütlü tatlının yerini tutmuyor bence. Pastane işi kurabiyelerde, keklerde, tatlılarda sunî bir tad gelmiştir ağzıma hep. Damak tadım iyice hassaslaştığından ben de kendi tatlımı evde kendim yapayım bari dedim. Tarifini de yazayım da hizmetim tam olsun:
Malzemeler
- 750 ml(3,5 su brd) süt
- 1 poşet dr.oetker pirinç unu(35 gr)
- 3 silme tatlı kaşığı mısır nişastası
- 1,5 çay brd. şeker
- damla sakızı
- 1 kaşık margarin(ben kullanmadım, tamamen arzuya bağlı)
Üzerini süslemek için fındık, fıstık, badem, ceviz vs.
Hepsini hızlı hızlı karıştırın, hep karıştırın, topaklanmasın. Muhallebi kıvamına gelince ocaktan indirin. Tabaklara dökün. Üzerine kuruyemişi boca edin. Unutmayın, tencerenin dibini sıyırmazsanız tatlınız katiyen lezzetli olmaz:))