29 Nisan 2009 Çarşamba

Topla gel Tuna yazısı. Bir de annelik egoları üzerine


Bir bebeğin/;çocuğun gelişiminin önüne geçebilir misiniz? Dahası bunu yapmak ister misiniz? İnan olsun benim yapasım var. Çok da geçerli bir gerekçem var; uykusuzluk…
Ana-oğul öyle saçma sapan bir gerekçeyle uykusuz kalıyoruz ki anlatmaya çekiniyorum, gülersiniz diye-ki hakkaten komik.
Malum benim koca kaseli Tuna, aylardır benim tüm “emekletme” çabalarımı başarıyla savuşturup bir oturan boğa şeklinde yaşamını ikame ettirmekteydi. Öne arkaya hamle yapıyordu ve fakat o kutsal kase yerden birkaç santim havalanıp aynen yere geri değiyordu.
Ta ki 9.aya kadar.
Son 2 haftadır Tuna emeklemeye başladı. Yani emekliyor dediysem odadan odaya tıpır tıpır gezmiyor ama tosbağa hızıyla odanın içinde dört ayak şeklinde döneliyor. İstediği bi şeye bir pati, bir diz,bir pati bir diz….. hamlesiyle ulaşabildiğini keşfettiğinden beri pek mutlu. . Emeklemekten yorulunca döt üstü konuşlanıp iki soluklanıyor yola devam ediyor. Bu emekleme – oturma egzersizleri gün boyu süper de geceye sarkınca kabus oluyor.
Yatırma, uyutma, uykuya devam ettirme çabalarım resmen bu yeni “becerileri” yüzünden sabote oluyor. Gece yatağın başucuna bi kamera koysam da güreşle kick-box karışımı mücadelemizi bir görseniz.
Sözcükler kifayetsiz kalacak ama anlatmaya çalışayım.
Saat 20.00-20.30 arası yatak odasına geçiyoruz. 15-20 dk sonra Tuna uyudu diyerekten (Hep yüzükoyun uyuyor) ben odadan çıkıyorum. 15 dk sonra odadan bir ihihihi sesi(Adile Naşit sesiyle canlandırın) Girip bakıyorum odaya. Manzara şu: Tuna dört ayak olmuş emeklemeye ve oturmaya çalışıyor. Hatta uykusu hafiflemişse ayağa kalkmaya….
Pışpışlayıp uyutuyorum. Çıkıyorum. Bir süre sonra yine yine yine… Birkaç saat sonra artık takadi kalmayınca uyuyor ama gece boyu defalarca tekrarladığı oluyor-ki asıl kabus da bu zaten.
Uykusundan ve beni de uykumdan eden başka sorun da dönmesi.
Yüzükoyun yatarken sırtüstüne dönüp anında uyanıyor. Bir de sanki ben çevirmişim gibi bir çalım, bir afra-tafra, bir asabiyet ki anlatamam. Yataktan çıkarıp biraz pış pış, birkaç damla sur verip geri uyutuyorum.(niye emzirmediğimi az sonra anlatacağım)
Geçen haftamız bir gün iyi (tek uyanmalı), bir gün kabus (bol uyanmalı) geçti hep. Hiç şaşmadı desem yeri, bir gün iyi bir gün kötü…..
Gece uykuları böyle bölük pörçük olduğundan mıdır bilinmez ama gündüzler daha düzene girdi sanki. Gün içinde 1,5 saatten az olmayan bir uzun uyku oluyor artık Bu sayede emeklemek, ayağa kalkmak, debelenmek ve oynamak için daha fazla enerjisi oluyor.
Hem altını açması falan kolay oluyor hem de beli açılmıyor diye ben Tuna’ya neredeyse sadece tulum giydiriyorum. Ama bu tulumlarla emeklemek- hem de parkeye kadar inmişse- çok zormuş onu anladım. Bir de şunu anladım ki bütün alt çekmeceler tek tek elden geçirilip, tehlikeli maddelerden arındırılmalı.
Acilen…
video
Neyse efenim, ben de havanın sıcak olduğu saatlerde baldırı çıplak hale getirip salıyorum yere. Koltuk minderlerinin ikisini de basamak gibi yaparak antrenman sahası yaptım.(Salon oyuncaklar yüzünden allaha emanet haldeydi zaten. Koltuklar da yere indi, tam oldu)

Gelelim emzirme meselesine. Hep merak ederdim, annelerin“kendi kendine memeyi bıraktı” derken tam olarak neyi kastettiklerini. Tuna öğretti sağolsun. Gece çok sık uyandığı birkaç seferde biberonla su, rezene, gece çayı vs verdim diye uykuya geri dönme nesnesi olarak “suyu” benimsedi. Birkaç gece zorla emzirmeye çalıştım, almadı. O kadar çok sinirlendim ki gecenin bir vakti, kulaklarıma kadar kızardım sinirden. Yapacak bi şey yok, sabaha kadar su içiriyorum sabah emiyor ama ne kadar emdiği falan meçhul. Çok az emiyo olmalı ki, emdikten yarım saat sonra kahvaltıyı verince “hayır” demiyor. Sanırım bu bebek milletinin yemek yemeye düşkün olanı emmeyi erken bırakıyor ; emmeye düşkün olanı da memeye güvenip yemekleri pek sallamıyor. Çocuğum iştahlı diye sevineyim mi yoksa sadece 10 ay falan emzirmiş olacağım için üzüleyim mi bilemiyorum. Gönül ister ki uzun süre emsin ama emeklemesinde, uykusunda, iştahında, karakterinde vs,vs,vs.. söz sahibi olamadığımız gibi bu konuda da boyun eğmekten başka çaremiz yok.
Ne çok şey istiyoruz, bebelerimiz tosuncuk olsun, bizler sıfır beden olalım. Hem gece kesintisiz uyusunlar hem mamaları silip süpürsün üstüne de emsinler uzun uzun. Olmuyo işte.

Benim gibi “kontrol delisi” bir anne için çok törpüleyici oldu bu deneyimler. Zaten annelik bir yandan insanın egosunu törpüleyen bir yandan da kamçılayan bir süreç.
İnsanın içinde uyuyan canavarı ortaya çıkarıveriyor. İnsanların en kompleksli olduğu, en kendine kandırdığı süreç yine anneyken yaşanıyor sanırım. Birkaç ufak hatıram var bu konuda. 7.ay doktor kontrolü için sıra beklerken Tuna’dan biraz büyük bir kız çocuğu geldi. Morlu lilalı falan giydirmişlerdi. Annem “oğlan mı” diye sordu. Sormaz olaydı, “yok canım kız” dediler. Ardından bombardıman gecikmedi. “Sizinki kaç aylık? 5 mi?” Şimdi art niyet mi aramalıyım bilemiyorum ama buna benzer çok fazla salakça diyalog yaşadığım için artık annelerin bilinçaltında psikopat olduğuna eminim.
Çocuğuna “maşallah” demeden iltifat ettiğim,, benim cümlemin ardından okkalı bir “maşallah” çeken anneler, puseti çaktırmadan dikizleyenler, “Diş yok mu daha. Aaa bizimki 5 aylıkken çıkardı, ağzında 7 diş var, geç kalmış sizinki” diyenler…. Hayır dişi erken çıkanı sorgusuz sualsiz NASA’ya alıyorlar da benim mi haberim yok?

Ben de ara sıra bu “sayko anne” moduna girsem de sık sık kendimi cimcikliyorum. Eskiden anne-baba Türk ailelerin sırf çocukları İngilizce öğrensin diye evde İngilizce konuşmalarını kınardım. Şimdi “acaba evde arada İngilizce mi konuşsam” diyip sonra da derhal bu salak fikri savuşturuyorum.

En çok da Tuna’nın yapabildikleri ya da yapamadıkları konusunda kendimi kandırmamaya ve başka bebeklerle karşılaştırmamaya çalışıyorum. Ama her zaman başaramıyorum :(
“X bebek şunu yapıyor, Tuna neden daha beceremedi acaba, bi sorun mu var ki, ay herkes benim oğlumu yolda durdurup seviyor, orası şöyle güzel burası böyle şeker..”gibi pek dillendirmediğim tonla cümle zaman zaman kafamdan geçiyor, itiraf ediyorum.

Anneler pek meyillidir kuzgun evlatlarını şahin gibi görmeye. Özellikle de erkek annelerinin duyduğu tuhaf bir hayranlık ve aşk hali var ki -Oidipus kompleksi miydi neydi- evlere şenlik. Yarattığın "eser"de kendi suretini görme, narsizmle karışık, karmakarışık haller bunlar.

Bir arkadaşım 5 aylık bebeğini aşırı izole, sessiz, TV’siz, çok az uyaranlı büyüten arkadaşını ziyarete gidiyor. Bebekle bin yıllık ce-ee oyununu oynuyor ve bebekte tepki yok. Annenin açıklaması şu: “Benim oğlum bu oyunun çok salakça olduğunu bilecek kadar olgun.”
Beş aylık bir bebekten bahsediyoruz dikkatinizi çekerim.. Ne olgunluğu. Beş aylık ömrü boyunca ce-eee oynanmamışsa bu oyun bebek için anlamsız oluyor tabi.

Çocuğu yemek seçen annelerin savunması da genelde şudur: “Damak tadı çok gelişmiş olduğundan her yemeği yemiyor”

En çok sevdiğim kendini kandırma cümlesi de “bizim oğlan çok akıllı ama tembel işte çalışmıyor”. Bu ülkede “çocuğum dahi” diyerek psikolog&pedagog kapılarını aşındıran modern ebeveynler türedi. “Hayır çocuğunuzun zekası normal, sadece biraz yaramaz” sonucu bile paklamaz kimini. İlla ki özel çocukları olsun isterler.

Hemen hepimizin zaten cin gibi bebeleri var. Beslenmesiydi, aktivitesiydi, eğitimiydi derken onlarla 24 saat ilgilenen annelere sahip, çoğu tek çocuk olan, şanslı bebekler bizimkiler Bi tarafımızı da yırtsak kendi yollarında yürüyecekler nasılsa…. Biz gerekli altyapıyı sunalım da gerisini onlar halletsin, olmaz mı?

25 yorum:

  1. Hay ağzını öpim Hülya, süperrr anlatmışsın, süper dile getirmişsin.

    Hep derim, eğer bir gün o annelerden biri olursam beni vurun!!!

    YanıtlaSil
  2. Yaşarken bunaltıcı ama okuyunca uyusun diye bırakıp emeklemeye çalışırken bulman çok eğlenceli:))

    Bizimki çok zeki ama çalışmıyor, beni de deli eden bir cümledir. Diyelim ki çok zeki, bünyende barındırdıklarınla övünmek kadar dandik birşey var mı? Çabalayarak edindiklerindedir maharet. İlerde Umut Ege'ye böyle öğüt cümleleri kuracağım ya şimdiden çalışmalara başladım:))

    Ayrıca artık hiç yaramaz çocuk yok biliyorsun, hepsi hiperaktif;

    YanıtlaSil
  3. Annenin açıklaması şu: “Benim oğlum bu oyunun çok salakça olduğunu bilecek kadar olgun.”

    hahahahah cok guldum yaa :) Var mi baska boyle hikayeler, yaz da gulelim azicik :D

    YanıtlaSil
  4. 5 aylik bebe olgun, vay masallah analar neler doguruyormus be...
    ya o kiyaslara ben de kil oluyorum. ama insanoglu boyle iste... (kendim de oyle bir anne olursam lutfen uyar beni).
    optum her ikinizi de.

    YanıtlaSil
  5. Bir arkadasim evde surekli Ingilizce konustu ve kizi dort yaslarinda simdi , oturup Ingilizce konusabilirsiniz onunla.Bencede cok iyi bir fikir -neden olmasin ki?ogrenmeye en cok acik olduklari donemleri bu .Ben neden Fransiz dadi hayali kurdum saniyorsun :))

    Bazilarinin kafasi basmiyor malesef ;her bebek farklidir ama bu fark onlari farkli yapmaz !! :)
    Dis,emekleme , ilk adimlar vs zeka belirtisi degildir .
    Afacanlik belirtileri ise bizde fazlasiyla mevcut..Sana bunlari yazarken iki kutu vardi yerde postalanacak , itmis onlari sehpanin onune , ustune basip sehpaya cikmis.NASIL YANI diye sicradim bir metre ,zor kaptim oglani
    Mesela bunu yapabilen 9bucuk aylik bebe cok yoktur.Ama bu Ilyasi diger bebeklerden daha ustun yapmiyor benim gozumde.Ilyas boyle bir bebek iste , okadar.Baska aciklamasi yok.

    Insanlar cocuklarinin terbiyesiyle yada ne biliyim paylasimci ruhuyla gurur duysunlar.Akil allah vergisi , gerisi bizim elimizde.
    Kendi basarilariyla ovunsunler ona kimsenin lafi yok !!

    Sevgilerr

    YanıtlaSil
  6. benim kadın doktorum süper bi adamdı kendisi proftur zatii!bu bebeklerin akıllı olması konusunda çok süper bi tezi vardı(ki bende katılıyorum kendisine)'her ailenin çocuğu çok akıllıdır, çok zekidir ve de özeldir ama ak koyun, kara koyun ilkokulda meydana çıkar' gerçektende herkesin çocuğu kendine göre diğerlernden o veya bu özelliğiyle daha üstün gibi gelir insanlara
    hani p.opkekin reklamı varya bizim oğlan koşarak obua çalıyo onun gibi bişey işte!
    bi de geçen gün bi anne yazmış 'oğlum daha 3 aylık olmasına rağmen çok zeki ona oyunlar yapıorum hemen tepki veriyo' bu yazıya dötümle gülmüştüm!!

    YanıtlaSil
  7. ay bi de benim büyük oğlan hiçbişey yemiyo ya hani, çocuklarını yanımda inek gibi yediren arkadaşlarım var onlarda bana' ayy baksanaa!bizimkide hiç bişey yemiyoooo'demiyolar mı ona çok gıcık oluyorum işte gerçekten!!daha ne yicek lan beni mi yicek??

    YanıtlaSil
  8. yazı süper ellerine sağlık. Ben şu aralar "aa daha dönemiyor mu benimki bu aylıkken yuvarlanıyordu" anneleri ile uğraşıyorum.

    YanıtlaSil
  9. çok güldüm, yazıyı çok sevdim, harikasın...

    YanıtlaSil
  10. çokça katılıyorum ama,

    hem çok süper emsin hem de bolca mama yesin diyelerden biri de benim:))

    "En çok da Tuna’nın yapabildikleri ya da yapamadıkları konusunda kendimi kandırmamaya ve başka bebeklerle karşılaştırmamaya çalışıyorum. Ama her zaman başaramıyorum :("

    bu duygu inan bende de oluyor zaman zaman. ve o zaman montessori felsefesinden öğrendiğim birşeyi aklıma getiriyorum hemencecik. ve diyorum ki her çocuk kendi hızında büyür ve gelişir. zamanı gelince nasılsa yapacak, edecek.

    bir iki yazında daha gördüm sanırım. bir sorun mu var korkusu bende de oluyor ve hatta bu benim adıma uzun bir post konusu da olabilir. geçerli ve aklı başında bir tek nedenim de yok üstelik.

    YanıtlaSil
  11. Hülyacım cok guzel yazmıssın, ellerine saglik once.
    Aynen dedigin gibi sut konusunda da diger konularda da kendi istediklerini yapacaklarından bence gereksiz uzme kendini. 10 ay su an icin benim gozumde o kadar muhtesem bir rakam ki :)
    diger konularda cok haklisin, biz daha el kadar bebeye bile yapiyoruz bazen, aaa cok uyanık olacak bu triplerine girivermis buluyoruz kendimizi, sonra napiyoruz kendimize gelelim diyoruz. İnsan olmanin dogasi heralde bu.
    Ama bu turk toplumu hakkında ne yapilir dersen iste onun cevabi yok, hersey icin yorumlar hazir. Haa ne mi yapilir, kacilir mesela Kanadaya filan :)
    Cok operim ikinizi de.

    YanıtlaSil
  12. Ben direk beni kınayanlara içimden 'size 10 katı nasip olur 'diye dua ediyorum:) biraz delice bi düşünce ama o kadar canımı acıtıyor ki bazıları...:)

    YanıtlaSil
  13. Hülyacim agzina kalemine saglik yine döktürmüssün.
    Genlerimiz herhalde buna programli: cocugumuz bizim en üstün halimizi devam ettirsin gibi bilincalti durum var.:))
    Karsilastirma ise ister istemez oluyor, yapmamaya calissan da. Önemli olan bunu kompleks haline getirip de cocugu baski altina almamak herhalde.
    Evet hepsi kendi hizinda büyüyor, eninde sonunda 32 disleri oluyor, hepsi yürüyor, hepsi konusuyor. Biz ise gerceklestiremedigimiz hayallerimizi onlarin adinda yasamak icin cirpiniyoruz kimi zaman. Keske yapmasak.
    Emekleme konusunda kücük bir ipucu: kaymayi önleyen "stopper" dizlikler var. Bizimkinde ise yaramisti.
    Alti lastikli eski coraplardan birini de kullanabilirsin bu is icin.
    Sevgiler
    Özlem

    YanıtlaSil
  14. Merhaba Hülya,
    Bence bu duygu durumları yaşadığımız toplumdan kaynaklanıyor, genel olarak yetiştirilme tarzımızdan.Annelik bunun alt kümesi sadece.Hayatın her noktasında görebilirsin bunu,işi ileriye götürüp başkalarının mutsuzluğuyla,başarısızlığıyla,eksiğiyle mutlu olabilen insanlarla aynı ülkede yaşıyoruz!
    Bana, bana, bana, hep bana hep bana diyenlerin yansıması aslında hep bahsettiklerin...(Ben 0 beden olayım, çocuğum süper tombul süper güzel süper zeki süper düper olsun, en iyi,en büyük,en temiz en... ev benim olsun en iyi araba en ..en...bitmez ki insanoğlunun istekleri, hep tüketeyim, tükettikçe mutlu olayım!
    Değil mi?
    Erken yaşta yabancı dil konusu beni de bugünlerde çok düşündüren bir konu bu arada...O da çok dallı budaklı bir mevzu!
    Ve kişisel olarak 2,5 ayda çok anneyle yanyana gelmedim ama hamileliğimden beri biliyorum bu kıyaslamaları mesela 'Sen 32. haftadan sonra gecede 8 kere fln çişe kalkacaksın...' gibi...(Yok, kalkmadım tabii bu arada)
    Kıyaslamadan genellemeden rahat edemeyen insanlarız netekim
    Benim bu tarz taarruzlara tepkim hep aynı...Gülümsemek!
    Bir de yazmazsam olmaz Tuna'ya bayılıyorum,adamım benim, elinden hiç bir çekmece kurtulamaz O'nun!Nasıl da vazgeçmiyor!Isırırım o boğum boğum bileklerden!
    Uzun ve dağınık oldu, kusuruma bakma!

    YanıtlaSil
  15. raşo
    ben vururum. sen de beni vur bi zaamet
    sarı çizmeli
    okurken eğlenceli ama gerçekte asla ama asla gülmüyorum. hele derin uykudan uyanınca,, hiç...
    esra
    var var da.. okuyanlardan bir kısmı da o annelerden olunca ve kimliğim de kabak gibi afişe olunca yazamıyom :)
    ayşe
    seni de vururuz canım dont worry
    yeliz
    sen zaten bu aralar iğne ipliğe dönmelisin ilyas'ın hareketliliği yüzünden. sanırım yürümeye başladı artık. kolay gelsin
    paçoz
    güldürdün beni gene.

    YanıtlaSil
  16. ilknur
    aslında erkenden dönmeyi keşfetse de 9 aylıkken her dönmeye trip atmasa iyi olur ama yapacak bişey yok. dönmeyen çocuk dönmüyor.
    yelizcim
    görüşelim canım.
    zeynep
    keşke hem emse hem mamaları yutsa keşke keşke keşke. ama ı-ıh. imkansız
    kiraz
    ben senin kadarken :) 6 ay emzirebilsem keşke diyordum. şimdi hala süt var, emzirmek isteyen bir anne var ama oğlan tıss.. dur bak gene dellendim, oğlanı hırpalayasım geldi.

    YanıtlaSil
  17. edanik
    annenin bedduası tutarmış di mi ?:))
    tuğçe
    biz modern kadınlar her şeyi birden istiyoruz. olmayınca da deliriyoruz sanırım. hırslarımızdan arınmak için mükemmel bir fırsat aslında annelik
    özlem
    haa doğru yaaaa. emekleme dizliği diye bişey var hatırladım. deneyeceğim. deneteceğim :))

    YanıtlaSil
  18. süper bi yazı olmuş hülya,bu kadar geç okuyabildiğim ve yazacak yorum kalmadığı için kendimi kınıyorum...
    Ben normal bir anne olmak istiyorum diğer türlüsü her ikimiz için de zarar:)

    YanıtlaSil
  19. Hülyacım, çok güzel anlatmışsın, pek çok anneni duygularına tercüman olmuşssun. Malesef çok bilinçli olup bebeklerine çok zarar veren annelerle dolu etraf. ben yıllarca çocuklarla dolayısıyla velilerle çalıştım ki zaten çocuk sektörünün en zor tarafı verlilerdir. hele ki o okumuş anne babalar. Uffff dur dur kaç onlardan.
    Hani şu çok bilmiş, herşeyi ben bilirim, benim oğlum uzaydan geldi, diğerlerindne farklı diye geçinenlerden.
    Cahil ailelerin çocukları hep daha güzel gelişim göstermiştir.
    Bir kitap vardır aşırı koruyucu, aşırı bilinçli annelerin çocukların nasıl zarar verdiklerini anlatır da hatırlayamadım adını. çok doğru. etraf garip, kıskanç, sürekli kıyaslama içinde olan annelerle dolu.
    halbuki sağlıklı çocuklarımız olduğu için ne kadar şanslıyız ki hep çoğunu istiyoruz farkında değiliz.
    engelli çocuklarla çalıştığım için diyorum bunu.
    neyse bu arada çınar da böyle başlayı 1-2 hafta içnde jet hızıyla emeklemeye başmaıştı.
    kolay gelsin şimdi bütün çekmeceler boşalacak ve bu hiç bitmeyecek... :)

    YanıtlaSil
  20. emekleme konusunda ben de aynı sıkıntıları yaşamıştım.zaten kızım uykuyu sevmediği için yeni bir şey öğrendiğinde uykusunda denemeye devam ediyor hepten uyumuyordu.tam olarak öğrenip artık onun için rutin bir iş haline geldiğinde değişecek emeklemek uykusunu bölmeyecek emin ol!
    annelikle ilgili yazdıkların için ben de katılıyorum.her anne kendi bebeğini ennnnn akıllı zannediyor değil mi?bebeler zamanı geldiğinde doğal olarak yapması gerekenleri yapıyor ama biz onları en zeki ilan ediyoruz.

    YanıtlaSil
  21. Hülya sana o kadar katılıyorum ki bizim apartmandada 1 er ay arayla Zülal ve komşu doğurdu. Zülal prematüreydi ve çok huzursuzdu ancak diğer bebek çok rahattı.ve bu komşular tarafından kıyas haline getirildiğinde en sonunda herkesin içinde elma ile armut bir olmaz diyerek bağırmış ve 2 ay eve kimseyi sokmamıştım. İnsanımız çok garip herkesin çocuğu kendine farklı

    YanıtlaSil
  22. Yok anacım hepimizde azıcık var bu çocuğunu biraz beğenme..Yok diyene töbe inanmam ben..Allah insanın içine vermiş bi kere..Ya da ilk kez bir canlının büyümesine tanıklık ettiğimiz için her hareketi mucizevi geliyo ne biliyim..Farklı görüyosun işte kendi çocuğunun yaptığını..Tabi sınırı biraz aşıp aptal durumuna düşenler de var örneğindeki gibi..

    Her çocuk kendi karakteriyle,kendi yolunu çiziyor bi şekilde diye düşünür oldum som günlerde..Muhakkak etkiliyiz hayatlarında ama sınırları bizim düşündüğümüz kadar geniş değil bu etkinin heralde..

    Öperim emekleyen Tunişimi..SEvgiler..

    YanıtlaSil
  23. Olgun ve de dolgun bebelere bayilirim :)))
    Benim cokoprens hala ce-ee oyununun turevlerinde yerlere yatiyo gulmekten...pek civik, adam olmaz!

    Tuna birden emekledigini kesfetti, buyuk bir adim, ruyalarinda bile emekliyor o simdi, hayatinin kilometre taslasindan neredeyse ilkini yasiyor, emeklemesi hizlaninca, uykularindan uyanmalari azalacak, ama ne olacak biliyor musun? bu sefer yurumeye baslayacak...bu silsile seklinde surecek...igrencim...

    Hepimiz ayniyiz. Cocugunun herhangi birseyde (oturmada, emeklemede, yurumede, sosyal iliskilerde, yeme olayinda, zeka durumunda, okulda vs...) diger cocuklardan daha geride oldugunu kabullenmek her anne-baba icin zordur...babalar icin durum biraz daha kolay da, ben hicbir anne gormedim bu durumu kolayca kabullenen. Cok da dogal, engelli cocuklarin anneleri ornegin, cocuklarini diger annelerin cocuklarini gordugunden daha farkli gormezler. Boyle de olmasi gerek, cunku her cocuk, ozguvenini once anne-babanin (cogunlukla da anne) destegiyle ve kör sevgisiyle gelistiriyor. Burada keseyim uzar gider bu...

    Tuna`ya gelince,
    Yesil sogan ve kısır yiyen yigidin sirti/götü yere gelmez...goçum benim beah! 9. ayda emeklediyse, 11. ayda da yurur, belli mi olur :))

    YanıtlaSil
  24. Erken emekleme, diş,yrüme zeki yapmıyor tabi bebekleri benim sıpam 5 aylıkken emekledi ama yürümeye yaşındayız geçemedik napayım yani.Her çocuk eninde sonunda diş çıkarmayacak mı yürümiyecek mi? gel gelelim insan yaşıtlarıyla biraz karşılaştırma etmeden duramıyor hani.Annelik psikolojisi işte

    YanıtlaSil
  25. Bu sidik yarışı durumları gerçekten de kadın milletinin çocuğu yoksa evliliğinde, o yoksa evinde işinde hepsi var bir de üzerine çocuk ekleniyorsa bebesinde hadi o da olmadı kedisinde köpeğinde görülen yegane salak duygu demeti. Nasıl anlattım ama? En güzeli bol bol blog oku ama canlı bebe annesiyle yanyana gelme, nokta :)

    YanıtlaSil