8 Eylül 2009 Salı

Homini Gırtlak-1-

Yorumlarla falan olmuyor bu iş. Adam gibi oturup yazmam lazımdı. Ek gıdalara geçerken nelere dikkat etmeli, pütürlü yemeyi reddeden ya da komple yemeyi reddeden çocuklarla nasıl başa çıkılır, neler yedirilmeli, nelerden kaçınmalı vs vs
Şimdi baştan belirteyim, asla büyük bir iddiayla ya da uzman olduğumu iddia ederek yazmıyorum. Benimkiler naçizane deneyim, gözlem, başka annelerin öykülerini ve birkaç da uzman dinleyerek oluşturduğum tavsiyelerden öte bir şey değil. Fazla ciddiye de almayın, kulak arkası da yapmayın...
Durum 1: Bebekle ilgili hemen her konudaki anahtar sözcük olan empati burda da başrolde. Doktorlar bebekleri ek gıdalara 6.ay kontrolüne gidildiği gün verilen listeyle geçiriyor. 6 ay sadece sütle beslenen çocuk, 6 ay artı 1.gün kaşıkla ve farklı tatlarla tanışıyor. Ve genelde de anlamsız bir surat ifadesiyle tadıyor bu yeni gıdayı. Eğer bebek kaşığı, sofrayı, yemeği vs tanımıyorsa bu geçiş daha da zor oluyor.
Kendinizi bebeğin yerine bir koyun. Huzurlu, sıcak ve samimi bir ortamda anne memesindesiniz, yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızda. Karnınız tok sırtınız pek mutlu mesut yaşarken bir gün anne adlı kadın elindeki tuhaf cismi ağzınıza sokup çıkararak işkence yapmaktadır. O da nesidir? Ağzınıza gelen tat zehir gibi, çok korkuyorsunuz... Derhal çığlığı basıp tükürme zamanı...
Ardından da memelerde teselliyi arama zamanı..
Ebeveynlerin aylarca bebek uyurken yemek yediği, anne mutfakta yemek yaparken bebeğin salonda yerde debelendiği evlerdeki manzara üç aşağı beş yukarı böyle. Çocuk yemek yapma ve yeme kavramlarından uzaksa yeme konusunda da daha gönülsüz oluyor.
Tavsiye:
Bebeğiniz 4 aydan büyükse ana kucağıyla mutfağa taşıyın sık sık. Yemek yaparken anlatın, kucaklayıp tencereyi gösterin. Kokuyu duysun. Siz yemek yerken de muhakkak masada ona da yer açın. Sizin kaşığı çatalı nasıl ağzınıza götürdüğünüz görsün. Taklit ederek çüğnemeyei de yemeyi de öğrenecektir.
Durum 2: Bebeğim pütürlü gıdaları yemiyor. Neden?
Bu konuda 2 farklı uzman dinledim. Birisi "Genetik efendim bu durum. Hiiç kasmayın. Kimi yer kimi yemez" gibi saçmaladı. Aynı doktor "bebeklerin uykularını düzenleyemezsiniz, uykusu gelince uyur, 2 yıl sadece anne sütüyle beslenmek mümkün" gibi başka inciler de döktürünce direkt saçmalayan doktor sınıfına soktum kendisini.
Başka bir doktorun açıklaması ise şöyle.
Bebeğiniz pütürsüz,, pürüzsüz yutuyo mamalarını. Bir gün biraz pütürlü parça vermeye kalktınız. Bebe öğürdü, hatta boğazına takıldı boğulma tehlikesi geçirdi. Derhal panik olup pütürlü gıdaları hepten dışlarsanız yandınız. (istisnalar vardır elbet) Zira bebeklerin hepsinin küçük dili civarı hassastır ve o noktaya büyükçe bir parça gelirse kusma refleksi harekete geçer. Tam da kusmak için elinizi soktuğunuz ve parmak ucunuzu dokundurduğunuz noktadan söz ediyorum.
Sürekli o noktayı parmaklarsanız bir süre sonra hassasiyet kaybolur. Bebeklerde de durum böyle, pütürlü yedikçe artık hassasiyetleri kayboluyor. Ama siz her öğürmede bir tur daha blendırdan geçirirseniz, her pütürü kusan bir çocuğa merhaba dersiniz.
Bu işlerin normali yok. Kimisi 6.ayda hadi bismillah çatalla ezerek yediriyor, kimi 8.,9. aylarda. Biz sadece 6.ay süzgüden geçirdik. 7.ay araya biraz daha pütür serpiştirdim ve 8. ay sadece çatalla ezdim. Arşivimizde bulgur pilavı yediği 8 aylık bir fotoğraf buldum-ki babası benden daha cesaretliydi pütür kütür demeden yediriyordu. (Bkz aşağıdaki fotoğraf)

9.aydan sonra bizim yemeklerimizden daha çok tattırmaya başladık.
Tavsiye:
Eline ezerek, çiğneyerek yiyeceği bir şeyler verin. Sofrada sizinle birlikte yiyorsa zaten çiğnemeyi öğrenecektir. Blendırdan geçen gıdaları daha kolay yutuyor ve sizi fazla uğraştırmıyor olabilir-ki çoğu anne sırf bu yüzden yani beş dakkada yedirmek için blendır yapıyor- ama uzun vadeli düşünün.
Yemek yedirirken verdiğiniz tepkilere çok dikkat edin. Öğürürse ya da öksürürse paniğe kapılmayın. Öksürüyorsa parçayı atacak demektir. İlk vereceğiniz parçalar çok küçük ve damağıyla ezeceği kadar yumuşak olsun ki boğulma riski oratadan kalksın. Sebze çorbasında ufacık erimiş bir parça patates gibi mesela..
Yemek yedirirken siz de bir şeyler yemeye çalışın. İştahlı sesler çıkarın. Ne yediğini anlatın, bayılıyorlar yemek yedirirken konuşmaya.
Mutfakta oyalanırken eline kemirmesi için bir şeyler verin. Havuç, salatalık gibi.. (Soğuk salatalık dilimleri Tuna'nın bir ara favorisiydi ama bir keresinde ciddi boğulma tehlikesi atlattık. Eline verip odadan çıkmayın aman.. Gözetlemekte fayda var)
Tracy'nin kitabında "bebek sosisi" verin gibi öneriler olsa da bizde piyasada bulunan tek sosis türü bol nişastalı, katkı maddesi zengini, bizim için bile zararlı olan sosisler.
Bunlar da rastgele aklıma gelen tavsiyeler.
-Başlangıçta beklentilerini ufaltın: Tayland'a ilk kez gidip böcü-börtü yediğinizi ve buna alışmaya çalıştığınızı düşünün. Bebekler için de alışma süreci biraz uzun olabilir. Bir gün sevdiği gıdayı ertesi gün-bir sebepten- yemez. Kaldırın, birkaç gün sonra tekrar deneyin. (Kendime çuvaldız: Tuna'nın meyveyle arası hiç bir zaman iyi olmadı. Sadece milupa hazır kavanoz meyvelerini severek yedi. İkindi öğününün iki uyku arası kaynaması, akşam yemeğini erken yedirip erken uyutma telaşı, 6-7 saate 3 öğün sığdırmaya çalışmak vs gibi nedenlerden ben de çok üstüne düşmedim ve şu an hala meyve yemeyi reddediyor. Arada daha çok deneseydim diyorum)
- Yemekleri çok fazla çeşnilendirip damak tadını değiştirmeyin: Anne sütü gibi nötr bir tattan(tattım da ondan biliyorum), envai çeşit tada geçiş yapıyorsunuz. Özellikle sebzeler zaten çok belirgin bir tada sahip ve başlangıçta çok baskın tatlarla karıştırmayın.
-Başlangıçta hep aynı menüyü verin: Ben ilk bir hafta aynı sebze karışımını verdim ki, yemediği zaman "acaba damak tadına mı uymadı?" seçeneği direkt elensin. Dün yediğini bugün yemiyorsa, ya uykusunu alamadı ya dişi geliyor, ya da başka bir derdi-sıkıntısı var diye düşündüm.
- Yemeği reddetmeyi öğrenmesin: Diş çıkarma ve hastalık dönemleri anneler için sabır imtihanı gibi. Yemeğe "hayır" dediği zaman verdiğiniz tepki çok önemli. Yine kendimizden bir örnek. Tuna, 7.aydan beri yemeye doyamadığı balıktan vazgeçti gibi bir şey. Son bir ayda 3 kez balık yaptık. Birinde yanında ahtapot vardı ve bir sebepten balık yemek istemeyince ahtapot verdik; yedi. Sonrakinde balığın yanında karides vardı (İglo dondurulmuş karides süper bir ürünmüş, tavsiye ederiz). Yine balık yemedi, babası kıyamadı hemen tereyağlı karides sote yaptı ve 125 gr'ı lüpletti Tuna. O gün bugündür balık yemek istemiyor. Sanırım verdiğim mesaj şu: "Evet evladım balık yemek zorunda değilsin, hatta yemezsen daha eğlenceli yemekler seni bekliyor." Neticede bu cumartesi ilk kez balığı çorbaya karıştırıp yedirmek zorunda kaldım. Bir süre böyle takılacağız ama nasılsa bizimle yaşadığı sürece her hafta balık yiyecek.
- Kendi beslenme alışkanlığınızı gözden geçirin. Deniz ürünlerini sevmiyorsanız, boşuna çocuğa yedirmeye çalışmayın ya da önce siz sevmeye çalışın :)) Bir şeyi "ıyy" diyerek verirseniz, emin olun bunu anlayacaklar ve reddedeceklerdir.
- Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın. Kimi çocuk kıyma sevmez, kimisi süt. Kimi sebze, kimi meyve..
-Emziriyorsanız porsiyonları ufaltın, tabağı silip süpürmesini beklemeyin. Anne sütü çok besleyici ve doyurucu olduğundan ve tam olarak ne kadar "içtiğini " bilemediğimizden yediği kadarıyla yetinin.
- O son kaşığı da yemesin artık.. Hırs yapmayın, son kaşık tabakta kalsın, çöpe gitsin. Ya da anneliğin gereği siz yutuverin.
- En büyük hatalardan biri zırt pırt çocuğa yemek yedirmeye çalışmak. Kahvaltıyı 1-2 kaşık yedi bıraktı mı? Çöpe atın. Bir sonraki öğüne dek yedirmeyin. Sonraki öğünde de artanı kaldırın atın. 2 saatte bir birkaç kaşık yerse asla tam olarak acıkmaz ve siz boşuna çırpındığınızla kalırsınız. . Başlangıçta verdiklerinizi ölçün, böylece bebeğinizin kapasitesini de anlarsınız.
- Biraz oyunun hiçbir sakıncası yok. İlk aylarda Tuna mama sandalyesinde oturuken aşağıda bir şeyler gözü takılırdı. Parmak şaklatarak ya da bir şeyler sallayarak yukarı baktırırdım. Şimdilerde yemek yedirirken kaşığı bir şeylere sokup çıkarıp ince el becerilerini geliştiriyor; "saat nerde?" dediğimde saate bakıp "tik-kaa" diyor, kulağını öğreniyor, hışırtılı bir kitabı var, onun sayfalarını çeviriyor, muhakkak bir kaç kapak kapatıyor falan.. Demem o ki çocuğu hipnozla uyutup yedirmiyorsanız, yemek süreci bir eğitimi saatine dönüşebilir.
- Yemediğinde sinirlendiğinizi belli etmeyin. Bu Tonito, bir dönem mama sandalyesine ne koysam aşağı attı. Ben de birkaç kez fırçaladım "aaa yeter ama, hizmetçin miyim ben senin bee!!" minvalinde çemkirdim. Bilin bakalım ne oldu? Hergele bu sefer gözümün te içine bakarak salladı aşağı . Ben de eşek gibi aldım yerden oyuncakları, makarnaları, kaşıklar vs.. Sinirlenmeyi bırakıp "aaa aşağı atınca ne biçim ses çıktı" diye beraberce gülünce bıraktı. Aynı hesap, yemek yedirirken öfkenizi bastırın. İnatlaşmak damarlarına işlemiş bu haşerelerin..
- Kısa vadeli düşünmeyin. Bu ay kaç kg aldığından çok, genel anlamda beslenme alışkanlığı oturmaya çalışın. Daha önce söylediğim gibi tarhana çorbasına bol ekmek doğrayıp, meyvesini bebe bisküvisine boğunca zaten kilo alıyor bu çocuklar. Ama nişasta kilosu..
- Biraz esnek olun. Mama sandalyesinde bir süre sonra sıkılırsa yere bırakın. Gezinirken yemek isteyebilir. Peşinden kaşıkla koşmamak ve gelip kendisi yemesi koşuluyla yedirmekte sakınca yok bence.
Önlük takmak istemiyorsa takmasın. Kendi yemek istiyorsa önüne bir şeyler dökün. Biraz kirlensin mutfak, eski titiz günlerinizi unutun. Pusette bile üstü başı kirlenmesin diye eline bir şey verilmeyen çozuklar biliyorum. 4 yaşında hala kraker boğazına değince öğüren..
-Tüm bunlara rağmen yemiyorsa belki kapasitesi o kadardır, o kadar yemek istiyordur, o kadarı yetiyordur, minyon yapılıdır, bugün yemez 3 sene sonra yer.(Ben 25 yaşıma dek bamya yemedim mesela ama şimdi bayılıyorum) Tekrar söylüyorum kısa vadeli düşünmeyin. Azıcık rahatlayın. Yemezse açlıktan ölmez..
Benim aklıma gelen bunlar. Sizin ekleyecekleriniz varsa buyrun çekinmeyin, kendi blogunuz gibi yazın.
Serinin bir sonraki postu "Tuna neler yiyor?" olacak..
To be continued
ya da
beni bekleyin anacım,, baaayyy
Posted by Picasa

23 yorum:

  1. Süper yazı, eline sağlık! Bekliyoruz devamını...

    YanıtlaSil
  2. Çok beğendim yazını,hem de yararlı ve kendimi iyi hissettim tam da bu tip biriyim yemek yedirme konusunda:))

    YanıtlaSil
  3. Heyecanla bekliyoz anacım. Eline sağlık süper olmuş. Bazılarını evet evet ben de böyle yapıyodum afferim bana diyerek bazılarını da hıımm bunu düşünmemiştim bak diyerek okudum. Birlikte sofraya oturma ve eline birşeyler verme konusunda kesinlikle katılıyorum çooook faydasını gördüm.
    Ezgi de kavanoz açıp kapamaya, konuştuklarımı dinlemeye bayılır yemek yerken. Bir de ben de 27 yaşına kadar bamyayı ağzıma bile koymadım şimdi bayıla bayıla yiyorum çok ilginç.

    YanıtlaSil
  4. bende hemen hemen aynı şeyleri yaptım ve 1 yaşından sonra sorunumuzun çoğunu atlattık...
    ama şu varki her bebek bir olmuyor....aynı şeyleri hatta daha da özenlisini yapanlar oldu ama yiyen bebek pütürlü yiyen bebek olmadı...annenin maharetinden çok birazda bebeğin karakteri meselesi....

    YanıtlaSil
  5. Özellikle diş çıkarma devresi öncesinde kaşınan dişler için ne oldukları belli olmayan diş kaşıyıcılar yerine havuç, salatalık, biber hatta taze fasulye vermek hem çok yararlı hem de faydalı oluyor. Naçizane benim tavsiyem ekleyeyim dedim.

    YanıtlaSil
  6. Çok yararlı bir yazı olmuş Hülyacım .Tebrik ediyoruz seni yav niye 6 ay önce yazmazsın bu yazıları beni öyyyle süründürürsün.Bu arada Tayland'da börtü böcek yemek le ilgili örtüştürme yapmana bayıldım .

    YanıtlaSil
  7. Hulyacim ellerine saglik. cok guzel olmus yazi. Okudukca aaa bak bunlari bizde bolye yapiyorduk falan diye okudum. Masallah Ahmette beni yeme konusunda hic uzmedi ama benim tek felsefem vardi. Babasi yemek yemegi sever ve ayirmaz. Ben ayni sekilde. Herseyi yeriz e bu da bizim cocugumuz olduguna gore ve yeme aliskanliklarinin genetik degilse de aileselse bu cocuk ta yiyecek. Ailesinden cok cok zit yeme aliskanligi olani gormedim ben. Agiz tadi ailede kazaniliyor. Senin yemedigini o da yemez elbet. Hep boyle dusundum ve gercekten de dusundugum gibi oldu. Ben de 25 yasina kadar agzima mantar koymadim. Deniz urunleri yiyemedim yeni yeni baliga alismaya calisiyorum.

    YanıtlaSil
  8. Valla süper olmuş, doktora tezi olur bu 2 seri daha devam ederse :) Ama son cümle özetliyor herşeyi, ki benim düşüncem de bu;
    Israrcı olmayın, açlıktan ölmez.
    Düzenli bir beslenme prog. oturutunca tabağın dibini görmek mümkün. Önemli olan onun abur cuburla iştahının kesilmemesi. Gerçekten acıktığında, tıpkı bizler gibi, iştahla yer bu bebe milleti.
    Önemli olan burda da relax anneler..

    YanıtlaSil
  9. buyuk oglumun ek gidalara gectigi donemde evimiz sobali oldugu icin nerdeyse mutfaga hic sokmadim . ek gidalara gecisimiz eh iste fena degildi .

    2. oglumu birazda buyugun verecegi zararlardan korumak icin hep mutfakta benimle gezdirdim . yaklasik 8-9 aylik civari hep tencerenin icini gormek ve tencere tabakla oynamak istiyordu . 1 yas civarinda kucuk bir tencerenin icine biraz su ve pismemis makarna koyup kendince yemek yaipyordu :) hem kendi oyalaniyor hemde beni rahatsiz etmiyordu . kisacasi ikimizde mutlu mesut yemegimizi yapiyorduk :) ve ilk basladigim zamandan itibaren ek gidalara karsi hic yabancilik cekmedi . o gun bugundur ne bulsa lup lup yiyor :)))

    ben bu yaptigimi bilincli olarak yapmadim . ama gercekten cok faydali oldu :) yani kisacasi tesbitlerin cok dogru :)

    YanıtlaSil
  10. doğru tespitler, bebeği ek gıdaya geçmemiş anneler için :-)) oldukça faydalı bir yazı olmuş. bir çoğunu tecrübeyle bizzat yaşadığım için nerede hata yaptığını anlıyorsun zaten. az gözlem yapsan görüyorsun zaten.beril esasen yemek seven bir bebekken diş çıkarma dönemi hassasiyetinden ve benim o dönem olan ısrarlarımdan dolayı uzun süre çok az yiyerek beslendi. adım gibi eminim emzirme bitince düzelecek.

    şimdi okur senden ne bekler:-)
    ben kahvaltı önerileri istiyorum valla. birimiz mim gibi başlatsın şu işi. ben omletten, klasik kahvaltı yanında krep vermekten, arada ev yapımı börek vermekten sıkıldım. ne bileyim ne veriyor herkes merak ediyorum açıkçası?

    YanıtlaSil
  11. Hülya çok bilgilendirici ve güzel bir yazı olmuş... Özellikle ek gıdaya yeni geçenler için... Bir çok konuda sana katılıyorum... Niye bir çok knuda dedim bilmiyorum... Aslında yazdıklarının tamamına katılıyorum... Genel olarak ben de bunları uyguladım... Pütürlü verdiğimde iki saate yemiyor, boğazına takılıyor diye beni eleştirenler oldu ama çok kısa sürdü bu geçiş... Üstüne düşmemek en iyisi ve sanırım köfte konusunu bu şekilde bu şekilde aştım (yani sayılır)...Gezinirken yedirmek de benim ara ara kullandığım bir yöntem... Ama ben onun peşinden gitmiyorum, masada oturup onun gelmesini bekliyorum... Öpüyoruz Tuna beyi:)

    YanıtlaSil
  12. harika anlatmışsın sonuna kadar katılıyorum sana..

    YanıtlaSil
  13. Biliyor musun geçen gün bahçede elinde tabakla torununun peşinden koşan komşumu görünce dedim ki, yahu nasıl bir milletiz ki bebekken yemiyor diye paralarız kendimizi, yemiyor bu çocuk diye bağrınırız, büyünce de ah kilo versem diye ağlaşırız..Bence elinde tabakla çocuk peşinde koşmayanı anneden saymayan bir kesim var toplumumuzda..Bir de mesela ben Rüzgar' ın önüne mutlaka çatal, kaşık ve bardakta veriyorum. Genelde ellerini tercih etsede baya güzel çatal kullanmaya da başladı, bir taraftan ben yediriyorum. İstemediği anda duruyorum. Ortamda, aaa yetmez ki o yediği diyen annelere de kıl oluyorum, ya yeter yetmez, bu kadar yemek istiyor çocuk, neden ben istiyorum diye yemeye devam etsin ki..Bak post gibi yorum yazdım, vay be!!!!

    YanıtlaSil
  14. Döktürmüşsün yine,tam arşivlik olmuş...

    Yakında doktorlar bu blog yazılarını kullanırlarsa hiç şaşırmam.Hem tecrübe hem araştırma,süpersin.

    YanıtlaSil
  15. Bebeğim 4 aylık oldu, sadece anne sütü alıyor ve doktorumuzun tavsiyesine göre 6. ay gibi ek gıdalara başlayacağız. Benim için çok iyi bir rehber oldu yazınız, devamını bekliyorum, teşekkürler...

    YanıtlaSil
  16. Eline sağlık Hülya, mimde de belirttiğim gibi gözüme gözüme girmeden bir şeyler öğrenebildiğim, tecrübelerinden faydalanabildiğim bir blogsun. Şu an ek gıdalara bebeğini alıştırmaya çalışan ve zaman zaman acabalara düşen bizler için süper bir yazı dizisi başlatmışsın tebrik eder devamını bekleriz:)

    YanıtlaSil
  17. Maşallah ..nasıl da güzel bir bebek..şükür biz bu zamanları geçtik :) şimdi farklı telaşlar var bizde :)

    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  18. çok yararlı bilgiler bunlar yemek konusu hep problem olmuştu bizim için büyüdükçe düzeliyorlar ;)

    sevgiler

    YanıtlaSil
  19. Slm,benim kızım 1 yaşında ama ağzında sadece 2 diş var.üzülüyorum,pütürlü gıdaya malesef başlıyamadım.benim kızım gibilerde var,yediği hep püre hep püre...

    YanıtlaSil
  20. Çok güzel ve ayrıntılı olmuş, ellerinize sağlık:) Ben de çok kasılmıştım neden az yiyor, bu çocuk aç kalacak diye ama zamanla o da alışıyor, anne de rahatlıyor. Kilit nokta bence de rahat olmak, sakin olmak en önemlisi ilk olmadığımızı hatırda tutmak sevgiler...

    YanıtlaSil
  21. Cok guzel bi yazi olmus. Keske bloglardan Derin kucukken haberim olsaydi...Belki daha az panik olurdum:) Simdi benimki 2 yasinda ve cok secici...Tatli seyleri seviyor cogu minik gibi. Ben de artik oluruna birakmaya calisiyorum, nasilsa istahlanacak degil mi birgun?

    YanıtlaSil
  22. özge bence de illa ki büyüyecekler ve kendi damak tatlarını oluşturacaklar. evde genelde ne yiyorlarsa az da olsa alışacaklar
    sevgiler

    YanıtlaSil
  23. ellerine, diline sağlık, derdime derman oldun.

    YanıtlaSil