16 Eylül 2009 Çarşamba

Sayıklamalar



Öyle yaşayıp giderken bir sürü şey birikiyor kafada. Annelikle, memleketle, İzmir'le, geleceğimizle ilgili.
Toparlayıp yazmak zor oluyor, keşke beyin kayıt cihazı gibi bir şey olsa da anında kaydedebilsem. Yazamadıklarım, yazdıklarımın yanında çok özensiz ve basit kalıyor hakkaten.
Annelik hallerini sorgular oldum bu aralar.

Tuna beye kıymalı, domatesli kabak yemeği yaptım az önce. Oysa biz sevmeyiz sebze yemeğinde et ve türevlerini. Yiyoruz mecburen.

Sabah çok erken kalkmaktan da nefret ediyorum ama Tuna çok dakik. Saat 06:48 dedi mi ayakta. Sanki işe yetişecek. Sadece yarım saat daha fazla uyusak ne süfer olurdu.

Üst kesici dişlerden biri daha neredeyse yarıya kadar çıktı. Büyük bir gürültüyle geldi her zamanki gibi. Geceleri 15 dakkada bir jel sürüp emziği verip uyumasını dilemekle geçti birkaç gün. Jelin etkisi geçene dek uyudu uyudu. Yoksa hoop bir daha.. Ne çileydi geçen hafta. Şimdi onun yanındaki dişin de eli kulağında.

İşte bildik şikayetler vırvır dırdır..

Anne olmak çok zor iş, ama çocuk olmak çok mu kolay sanki? Haksızlık ediyoruz sanki onlara. Dün biri söyledi, "bu kadar dişi arka arkaya bir yetişkin çıkarsa acıya dayanamaz" gibi bir şeyler, tam hatırlamıyorum şimdi. Biz sadece uykusuz kalıyoruz ama onların eti yarılıyor, damağındaki kemik parçaları ilerleyip günyüzüne çıkmaya çalışıyor ve işin kötüsü ne olduğunu bilip anlama şansları da yok. Yazık...

Dün grip aşısı yaptırdık. Sadece iğne girip çıkarken bağırındı. Pantalonu giydirip yere bıraktığımda çoktan bi oyuncağa dalmıştı. Aşı yapılan ben olsaydım muhtemelen düşen tansiyonum yüzünden hala yatıyor olurdum. Çok da tatlı değil sanki çocukların canı.. Ya da yetişkinlerle aynı şeylerden korkmayı henüz öğrenememişler. Köpek görünce dibine kadar sokulmak istemesi de bundan olsa gerek. Korkar mı acaba büyünce köpeklerden?

Sokulmak demişken, sokulmanın dibine vurdu son bir haftadır. Yere uzanırsam göbeğimi açıp öpüyor, yere eğilip bir şey arıyorsam sırtımı açıp yalıyor, kafasını sürekli bacağıma dayayıp "ayyy" diyerek beni seviyor. Böyle bir tuhaf aşk halleri var. Alttaki fotoğrafı yorumsuz yayınlıyorum. Hikayeyi tahmin edersiniz; Tuna pusette durmadı aldım kucağıma. Öyle sindi kaldı kucağımda. Bir başka müşteri "aman da ne uslu çocuk" diyerekten sevdi bizimkini. Sonra nazar boncuğu takmıyorum diye inceden fırçalayıp çantasından boncuk çıkarıp taktı. İzmir böyle bir yer işte..


Uykusuzluk hafif asabiyet yaptı bana. Sabırsız ve tahammülsüz oldum bu aralar. Tuna çoğu kez kendi kendini oyalayamıyor, başka odaya bensiz geçmek istemiyor. Odadan çıktığımın 5.saniyesinde falan mızırdanarak peşime düşüyor. Çok yorucu oluyor bu durum. Ben oynamak istemedikçe daha da sırnaşıyor. Sabah uykusundayken azıcık ben de kestirdiysem tüm günümüz eğlenceli geçiyor ama uykusuzsam fena...

İyi annelikle ilgili bir şeyler okudum-muhtemelen Özgür Anne yazmıştır dimağ çatlatan enfes kalemiyle. Mükemmel annelik aslında çocuk için çok zararlıymış, siz hatalarınızla defolarınızla yaşayıp, çocuğa da o şekilde davranmak gerekiyormuş.
Ki ergenlik çağında sizi sorgulayıp, sizinle çatışıp kendini yeniden var edebilsin. Sürekli mükemmeli oynamak hem size zarar hem çocuğa yani..
Evimizin halleri pek beter a dostlar.. Patatesler havluların arasından; çoraplar kaşık çekmecesinden; donlar çorap çekmecesinden çıkıyor. Tencereler zaten hep ortada yerde. Lazım oldukça ordan alıyorum. Bir de tuhaf bir takıntısı var bizim küçük adamın. Bulaşık makinesine astığım havluya alerji geliştirdi sanırım ki önünden geçerken aşağı sıyırıyor. Mama sandalyesinin altına koyduğum örtüye de gıcık bu aralar, eline geçirirse affetmiyor. Buruşturup bırakıyor. Ben düzeltince gözünü gözüme dikip yeniden buruşturuyor. İnatlaşmamak lazım biliyorum ama bir yandan da düzen müzen öğrensin istiyorum yoksa başa çıkılacak gibi değil dağınıklığıyla. Allahtan pek geleni gideni olan bir aile değiliz.
Tatilde Antalya'dayız. Denizli'den geçerken ya da belki Antalya'da Kirazla ve Doruk'la buluşma ihtimalimiz var. İhtimali bile güzel, kendisini düşünemiyorum:))

18 yorum:

  1. aaa ihtimal olmasin, kesin olsun terslik cikmasin nolur nolur yaa.

    of anlatmayin su dis hikayelerini kardesim, tırsıyorum :(

    YanıtlaSil
  2. Çok içten çok dinamik yazıyorsun Hülya. Genelde bir solukta ve heyecanla:) O nedenle bu post içimi burktu benim. Çok durgun ve bezmiş hallerdesin anlaşılan. Antalya iyi olmuş, biraz dinlenmek iyi gelecek sana..

    YanıtlaSil
  3. HÜLYA SANKİ BENİ VE ERENİ ANLATMIŞSIN. HELE RESMİNİ GÖRÜNCE GÜLDÜM:) ÇÜNKÜ BİZDE KUAFÖRDE O HALDEYİZ AİLE BOYU KAŞ ALDIRIYORUZ.
    BU MİNİKLER GÖBEK VE BEL KISMINA AYRI Bİ DÜŞKÜNLÜKLERİ VAR. EĞİLMEYE BAŞLADIĞIMDA HAZİNE GÖRMÜŞ GİBİ KOŞUYOR.
    ARA SIRA BU YORGUNLUKLAR BIKMIŞ HALLER HEPİMİZDE VAR BOL BOL DİNLEN BOMBA GİBİ DÖN.

    YanıtlaSil
  4. Bunu yaşamayan anne yok bence..

    Geçen gün eşime dedim ki, pazar kahvaltısında gazete okumayı, "ay bugünde yapacak birşey bulamıyorum" demeyi, öylece "durmayı" öylesine özledim ki..Evet oğluma tapıyorum vs. ama kendimi de seviyorum be kardeşim ve özledim kendimi şımartabildiğim zamanları..

    Ben sokağa atıyorum ikimizi de Hülya, enerjisini tüketince dışarıda, evde rahatız..Ay ne bileyim, yazacak hem çok şey var hem hiçbirşey yok..

    Büyüyecekler işte, umarım en kısa zamanda :))

    Bir de şu mükemmellik mevzusu, boşversene, içimdeki deli sevgi herşeye yeter, ne mükemmeli!!!

    YanıtlaSil
  5. hülyacım, uykusuzluk pek fena. insanın bütün yaşam şevkini olumsuz yönde etkiliyor. ben normalde keyif aldığım şeylere bile bön bön bakarken buluyorum kendimi.

    tuniş'le aşkınızın tadını çıkart. göz açıp kapana kadar zaman geçecek ve bu ufaklıklar bize "amaaan anne", "öpme anneeee" falan gibi şeyler söylemeye başlayacaklar :(( bu ara bir arkadaşımın daha dün bebek olan kızı o durumda, ondan söylüyorum..

    öp kuzuyu kocaman benim için de...

    YanıtlaSil
  6. uykusuzluk zor gerçekten... inşallah geçecek bu günler. ama Antalya iyi gelecek göreceksin. döndüğünde bomba gibi olacaksın. Bi de şu nazar boncuğu olayına ben de gıcığım, her yolda gören aynı dertten mustarip.

    YanıtlaSil
  7. Disicin jeli biraktim ben ,ojellerin damlasi cikmis..Agzina damlativeriyon.Boylece iskalama sansin olmuyor ,bazende iki dis geliyormus meger diyoruz ya , farkedene kadartek dise jel suruluyor.Bi bak bakalim varmi oralarda.Ben Tunama postalarim istersen .Yerim o nun o tontik damaklarini bennn

    o inatlasmalar burdada basladi.Firindaki havlu kalkti , cunku asla orda durmasina izin vermiyor Birde mutfak kapisi kapaliolacak illa ki !!!!

    Hulya sen ne yapiyorsun o oyle seni yalayip , opup , isirinca
    Booole icin eriyip bir tuaf olup , allahim iyki dogurdum diyip mincikliyorsun dimi ? :))))

    optums canims

    YanıtlaSil
  8. mukemmel anneleri yirim...yok oyle birsey! millet mukemmel dedigi annenin evdeki hallerini gormuyor, ondan mukemmel diyor, disarida millet mukemmellikten kiriliyor...bir de evde, uykusuz, yorgun ve isleri yetistirmeye calisirken gorelim o mukemmelleri. Tabi aslinda temizlige kadin getiren, cocugunu bakiciya teslim edip ayaklarini uzatip kahvesini yudumlayan anneye mukemmel degil, olsa olsa artiz denir.

    Firina astigim havlu 28 ay boyunca yere indi...gecen hafta, aldim karsima, `bak oglum, bu annenin havlusu, bu burada durcak` dedim. `Bu anne baba havlusu` diye saglamasini yapti ve o gunden beri de elini surmedi. Sen daha 1 sene falan bekle boyle bir muhabbet icin...hadi bakalim, "göt bitini" de al ve derhal uykuya...

    YanıtlaSil
  9. bu aralar anne bloggerlerın genelinde bir yorgunluk,bitkinlik hali söz konusu.çoğu postta şu mükemmel annelik denilen şeyden bahsediliyor.
    ben de son derece gıcık oluyorum hafta sonu şuraya uçtuk ,gece verandada uyuyakalmışız,bütün gün aktivite yaptık,amanda zamanımız ne kadar 'kaliteli'geçti diye başlayan cümlelere.yok böyle bişey..hepsinin samimi olduğuna inanmıyorum.varsa bile bunlar bol parayla edinilen şeyler.bu kadar göze sokup bundan mükemmel annelik çıkarmanın bir anlamı yok(çok mu dağıttım konuyu?)
    aslında diyecektim ki seni doğallığın ,samimiyetin nedeniyle okuyorum.
    ve kuaför fotoğrafına kahkahalarla gülüyorum.
    sevgiler

    YanıtlaSil
  10. Bunlar sanki aynı fabrikadan çıkmış gibi aynı evrelerden geçip aynı hareketleri yapıyorlar.Bu aşk-meşk durumu aynen bizde de var.Gelip-gidip bacaklarıma sürünüp bulduğu yeri yalama kıvamında öpüyor.
    Duru'da sabah güneşi üstüne doğurmaz bu nedenle pek asabiyim ama onu sabah uykusuna yatırıp kendimde kıvrılınca öğleden sonramız daha neşeli geçiyor.
    Bizimkine de düzen batıyor.birşeyleri katlayıp koyduysam şöyle bir avuçluyor,darmadağınık bırakıyor.Ya da odasını toplayıp oyuncaklarını dizdiysem bir heves.Geliyor hepsini aşağı indirip gidiyor.Yada oyuncaklarıyla kule filan yaptıysam yada puzzle filan her nerede olursa olsun gelir dağıtır geri gider:)

    YanıtlaSil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. Arkadaslar
    her anne bir degil
    Kimisi daha ilgili
    kimisi daha titiz
    ben benden iyi olani kinamiyorum,ya da kinamaya yeraramiyorum
    benim yaptiklarimi yapmayanlarida elestirmiyorum

    Aktiviteler icinde bolparaya ihtiyaciniz yok.yeterki gonuller bir olsun

    Hepimizin cocuklari cok akilli
    hepsi farkli zamanlarda farkli seyler yapiyorlar

    bu kadarblog okuyorum ,hicbir cocugu digerlerinden ayiracak kadarustun seviyede gormedigim gibi ,hicbir anneyide digerlerinden daha iyi anne olarak gormedim..goremedim ...
    ben haric tabii
    (deeeeermisimmm)

    YanıtlaSil
  13. kiraz
    içimden bir ses diyor ki görüşmeyi başaracağız. diş meselesine gelince, sen çok kısa gündüz uykularından şikayetçiydin değil mi? çok kısa gece uykularıyla tanışmaya ne dersin? nihahahaha kötüyüm ben kötüyüm....
    OİP
    çok sağol. hakkaten tek seferde yazıp şöyle bir kontorl edip yolluyorum genelde. iyisiyle kötüsüyle ruh halim neyse o.. durgunluk hallerim uzun sürmüyor allahtan. dünkü modum böyleydi, şimdi dağıttım gitti efkarımı.
    cavidan
    evet yaa. erenle huyları benziyor çok. bu arada söylemiş miydim "tuna"dan önceki isim alternatifim "eren"di. ama babası fazla ulvî bulduğu için koymadık
    ıraz
    ben de "ay yat yat sıkıldım, kalk bir yerlere gidelim" cümlesini kurmayı özledim. büyüyecekler di mi? keşke hiç büyümeselerdi dedirtecekler hatta..
    senem
    günde 1500 kere falan öpüyorum sanırım.(bir o kadar da o beni öpüyor) biri senin için olsun.
    yeliz-izmir
    nazar boncuğu olayı çok gıcık hakkaten. ben "aaa"lardan bıktığımdan pusete takmıştım, onun da ağzı sen açıl tuna'nın göte batayaz.. hemen attım tüm çengelli iğne ve türevlerini..
    yeliz-abd
    evet yaaa. öpünce içimde yağ mağ kalmıyor. her gün diyorum "iyi ki doğurmuşum seni"diye. dur gaza geldim uyandırıp seveyim şunu :))
    haa iyi hatırlattın açık kapıları da sevmioruz, muhakkak kapanacak..

    YanıtlaSil
  14. açalya
    artiz anneler di mi mükemmel ayağı yapan.. laftan anlamaya başlayana dek havlu bin kere inecek yere desene.. face'teki yorumundan beri tuna'ya "göt biti" diyoruz evde.(gene taşı gediğe oturttuın ya helal olsun bu arada) konu komşu duysa ne rezillik yarebbim..
    ırmak bebek
    sonbahar geldi ya ondan bak bu eserek ruhlar.. bir de normalde aktif bir hayatı olan, inceleyen, okuyan, gezen, sosyalleşen insanların annelik hali daha zor oluyor. eski halini özlemekle, iyi çocuk yetiştirmek arasında kalıyor insan. anneliğin yanında sadece ev kadınıysa kadın, fazlaca zorlanmıyor.en güzeli de sorgulamıyor. "zaten görevim bu" diyerek yaşayıp gidiyor. bilmek lanetlenmekmiş ya o hesap. biz her haltı bildikçe daha da zorlanıyoruz. amaaan uzar gider bu mevzu...
    durunun annesi
    geçen gün parkta bir kadınla konuştum. tam da bu dönemde bir şeylerin üstündeki nesneleri yere atma dönemi oluyormuş hakkaten. sonrasında da zaten tırmanma evresine geçecekmişiz haberin ola.

    YanıtlaSil
  15. nazar boncuğunun iğnesinin batma ihtimali beni de çok korkutur.

    bunlar ne yaparsan taklit aylarındalar di mi, evde cımbızına mukayyet ol, çok cin bakışlar içinde tunişkom.

    YanıtlaSil
  16. çok korktum gece emmelerini bırakındca bu sefer beni, babasını, suyu veya herhangi başka bir şeyi emmenin yerine koyar diye.. Daha önce bununla ilgili postunu okumuştum. Ama çok şükür korktuğum gibi olmadı sabaha kadar deliksiz uyuyor darısı senin başına.. Olsun varsın öpsün her yanını bu erkek çocukları izin vermiyormuş büyüyünce sıpalar!! totolarını yıkamadan tut uykusuzluğa her hallerini çekiyoruz sonra işte karşılığını alıyoruz.. Sana bol uykulu günler diliyorum.

    YanıtlaSil
  17. Begümde köpeklerden hiç korkmaz, üstlerine üstlerine yürür, ben korkumdan gidip alama yanından :=))Bende korkmamasını istiyorum. Çocuklu bütün evler aynı durumda bence, bırak dağınık kalsın.

    YanıtlaSil
  18. O kadar uzun zaman yapisik kardesleri oynadik ki, hic bir sey yapamiyordum tek basima, simdi "NO KISS" deyip deyip iteliyor beni eger cok opersem. Henuz 2 yasinda, daha da buyudugunde ne olacak kimbilir. Gerci hala hafif yapisigiz da, O istediginde ancak.

    Acalya'nin dedigi gibi, bizim evde de o Daddy'nin, bu Mommy'nin diye anlatinca genelde birakiyor ellemeyi bir seyleri, "yapmalar" ise yaramiyor pek.

    YanıtlaSil