17 Kasım 2009 Salı

Sınırlar, inatlaşmalar, "hayır"lar

 




Bu aralar -15 aydan büyük bebeği olan- hemen her anne blogger benzer konuyu işliyor. Çocuklarımıza sınır koymak, "geliyorum" diyen teribıl tu sendromunu en az hasarla atlatmak..vs.. 15.aydan sonra bi haller oluyor çocuk milletine. Bir "ben de varım" halleri, bir "her şeyi yapabilirim, ben tanrıyım" durumları ki sormayın. Daha önce bahsetmiştim omnipotans evresinden geçiyorlarmış. Yani kendilerini kral, tanrı falan sanıyorlarmış (şapşallar sizi, götünüzde bezle ne kralı??) Hal böyle olunca, o küçük bebeğiniz, olur olmaz şeyleri isteyen, kızan, dışarda en olmadık zamanlarda olmadık taleplerde bulunan bir velet haline geliveriyor. Bizim Torik de artık 16 aylık ve bu durum sıklıkla kendini gösteriyor. "Didaktik anne blogger" yanım depreşti ve becerebildiklerimi, çaresiz kaldığım halleri, önlemlerimi ve durum örneklerini yazayım istedim.


- Bir kere dışarda muhakkak yürümek istiyor. Yürüyüp enerjisini atacağı en güvenli yer park. Eve çok yakın büyükçene bir parkımız var. Sabah ve akşam birer kere inip deşarj oluyoruz muhakkak. Yoksa evde mızmız da mızmız

- Çok fena yemek seçiyor. Güvendiği ve tadından emin olduğu yemekleri yiyor. Ben de öğün sayısını 3e indirdim. Sabah kahvaltı, öğleden sonra meyve+sütlaç ya da yoğurt ya da pilav. Akşam sebzeli, kıymalı çorba. Öğün araları bu kadar çok olunca it gibi acıkmış oluyor ve "hayır" diyemiyor.

- Her yükseltiye tırmanmak istiyor. İlk başta inemeyeceğinden endişe etmiştim ama kendileri mr.temkin olduğundan inmeyi dötü yemeden tırmanmadı zaten. Ama olur da kafası dalar düşerse diye koltukların sırt koyma minderlerini serdim aşağıya. - "Ver" komutunu seviyor. Oyun falan sanıyor. Elindekini vermeye bayılıyor. Ne zaman abidik gubidik bi şey istese eline veriyorum. Azıcık inceliyor. "Ver" diyince geri alıyorum.

- Dikkat dağıtma mı yoksa "hayır" da ısrar etmek mi? İşte en çok takıldığım nokta bu.. Şöyle ki; zırt pırt hayır diyince bir süre sonra sallamıyorlar. Sadece güvenliğiyle ilgili konularda "hayır" demek gerekiyormuş ama bu liste o kadar uzun ki eninde sonunda "hayır"lara boğuluyoruz.

hayır, çöpü elleme
hayır, balkon terliğini eve sokma
hayır, süpürge balkonda duracak
hayır, klozete diş fırçasını sokamazsın
hayır, kaldırımdan aşağı elimi tutmadan inemezsin
falan da filan Hani "hayır"ı idareli kullanacaktık? Doktorumuz der ki, 10 kere aynı konuda "hayır" derseniz öğrenir. Nah öğrenir.. Daha doğrusu öğreniyor ama bile bile aynı haltı yemeye devam ediyor.


- Geçenlerde çılgınca bir market alışverişi yaptık. Alışveriş arabasında durdurmadığımız Ton Balığı'nı saldık yere. Bir oyuncak puset buldu, nerden çıktıysa lanet şey. Oldum olası itme hastası olan Hz. Tuna it allah it, bayıldı. Kasada artık bu oyuncakla vedalaşma vakti geldiğinde bir kıyamet koptu, aldık mecburen. Evde sürekli üstüne çıkmaya çalıştı ve her seferinde düştü.
Hepsinde bi sinirle bağırındı.

"Ben kralım tamam mı sefil oyuncak, üstüne çıkmak istiyorum. Nasıl düşerim ben haa nasıl?"

Bir nev'i süperstar kaprisi. Şimdilik kaldırdım oyuncak puseti.(Bu arada pusetleri itenin hep anneler olduğundan yola çıkarak tüm oyuncak pusetleri pembe yapmışlar. Çocuklara verilen bilinçaltı mesajına bakar mısınız?)

- Sınırları olabildiğince geniş tutuyorum. Her tencereyi kırabilir, hemen her elektronik aleti karıştırabilir bizim evde. Yasaklı şeylerin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Amma ve lakiiinn
Başka evlerde çok büyük sorun oluyor. İlk birkaç saati o eve alışmakla geçirdikten sonra kendi evi gibi dalıyor beyefendi. Sürekli "kusura bakmayın yaa, off olm dur" demek zorunda kalıyorum.
Şimdi empati zamanı.
"Annem evde buna izin veriyor, burda neden kızıyor" anlamadım.
Yapacak bir şey yok, tekrarlaya tekrarlaya öğrenecek ev ve dışarı ayrımını.

- Aslına bakarsanız sınırları daha dar olan çocukların talepleri de daha az oluyor. Siz ne kadar özgürlük verirseniz, onlar daha çoğunu istiyor. 2 yaşına kadar doğru dürüst parka gitmemiş bir çocuk, parkın önünden geçerken ağlamayabilir, çünkü her ağlamasının cevaplanmayağını artık öğrenmiştir ve başka konularda da talepleri oldukça azalmıştır.(Tam tersi talepleri yerine getirilmediğinden aşırı hırçın da olabilir) Tuna 5 aylıktan beri hemen her gün parka gittiğinden artık resmen talep ediyor. Ben diğer tarafa giderken o alıp başını park yönüne ilerliyor.
- En üstteki kolaj cumartesi günü Hayat ve Yeliz'le yaptığımız Alaçatı turundan. Kızlar etraflıca yazmışlar zaten, pek keyif aldık. En geç 2 haftada bir buluşup bir yerlere gitmeye kararlıyız artık. Neyse efenim, kızlar bebeleri pusette yedirirken bizimki yerinde durmadı normal olarak ve kafenin dışındaki deterjanlı kovaya ve süpürgeye dadandı. Biraz oynamasına izin verdim ama işin -kelimenin gerçek anlamıyla- suyunu çıkardı. Baktım üst baş değişimine gidecek bu iş, aldım elinden oyuncağını. Yaygara koptu bir süre. 3 dakikada kumru nasıl yenir?'in cevabını verdikten sonra kalktık mecburen. Şimdi yanlış anlama olmasın, şikayet falan etmiyorum. Normal gelişim süreci bunlar. Zaten aksi yaşansa bir sorun mu var şüphesi yaşardım. Sadece birkaç örnek sunayım istedim.
video

19 yorum:

  1. Bu kadar mı aynı olur Hülya ya..Aynı durumlardan ben de bahsedeceğim,bu kadar kapsamlı olmasa da...Teribble two falan anlamam ben "HAYIR"sa hayır uleynn..Öğrenecek mecburen..:))))

    YanıtlaSil
  2. Ha bu arada pembe pusetiniz hayırlı olsun hehehe:)

    YanıtlaSil
  3. ah o pembe puset hepimizin kaderi sanırsam. biz bantladık kırılan yerlerini hala en birinci oyuncağımız:))

    YanıtlaSil
  4. Ben senin oglanın ismini Özgür Ruh taktım anacığım . Canı ne isterse o olur , Tuni o :)
    Yirim :)))

    YanıtlaSil
  5. hülya'cım şimdi ben sana desem ki "hülya sakın ayağıma bakma" ne hissedersin? bakmak için yoğun bir istek değil mi? aynı şey çocuklar için daha yoğun bir şekilde geçerli.yasağın cazibesi.
    bu yüzden yapmamasını istediğin birşeyi olumsuzluk ekini kullanmadan söyle.nasıl olsa masaya çıkılmayacağını, çekmecelerin açılmayacağını defalrca söyledin, biliyor yani. bu yüzden "masaya çıkma" yerine "masadan in" şeklinde söylersen daha yapılabilir bir forma dönüştürmüş olursun. yapmamasını istediğimiz şeyi değil yapmasını istediğin şeyi söyle.
    şu anda inat dönemind eolduğu için senin istemediğin herşeyi yapmak isteyecektir.
    bunun dışında onu anladığını hissettirmek çoğu zaman faydalı olabiliyor. "biliyorum müzik setiyle oynamak istiyorsun ama bu bizim müzik setimiz" değil gibi ifadelr ilk başta işe yaramasa da sonradan öğreniyorlar. mesela ben çınar'a "tehlikeli"yi öğrettim söyleye söyleye. şimdi "hayır oğlum o tehlikeli" diyince hemen bırakıyor.
    bol tekrar tekrar tekrar yani sabır :)))

    biz de geçen kipa'da aynen pembe puset krizine girdik. bir kere hayır dediğim için geri dönüp alamadım ama çok ağladı. zaten babamız da pembe o kız oyuncağı diye istemedi almak. çınar da itmeli oyuncak hastası old için şimdi çim biçme makinesi aldım. Allahım bayılıyor akşma kadar sürüyor

    YanıtlaSil
  6. Bu pembe puset vurgun süper olmuş!!!"Bizim kız nazlı" derler de "bizim oğlan nazlı" demezler, "erkekler ağlamaz aa çok ayıp" derler de "kızlar ağlamaz" demezler, liste uzar gider..ben kararlıyım oğlumu böyle yetiştirmeyeceğim, mesela aynı babası gibi hönküre hönküre ağlayabilir..
    Bunun dışında eksik yazmışım ben benim yazımı, doktoru Rüzgar' ın demiştiki, o kadar egosantrik ki şimdi, masaya çarpar döner masaya kızar "sen niye burdasın" diye..
    İşte böyle, çok keyifli ama değil mi..

    YanıtlaSil
  7. hülya ben sıf bu kuzuyu yemek için oraya gelebilirim ona göre :)

    çok tatlı olmuş ya

    YanıtlaSil
  8. videonun sonunda, arkadan yanasan kiz Tuna`nin elindekini kesin almistir...

    balkondaki terligi eve sokuversin canim, o kadar da degil...hayir yalamasi olmasin sonra...biliyorsun azar arsizligi da buna benzer birsey... *hayir yalamasi(ben uydurdum)

    Dante`nin de bir fotografi var (neyse ki sadece fotografi var, kendisi degil) bir kizin pembe pusetini iterken...ha burda her rengi var onlarin...

    Bu "hayır", "birey olma", "tehlikeyi öğretme", "istediği olmadığında..." durumlarında hiç yorum yazmayayım, bir post tutar...

    YanıtlaSil
  9. Sevsinler pusetinizi. Valla ben bu evet hayır konusunu 15. ay kontrolümüzde acı bi şekilde öğrenmiştim. (ergenlik çağı konusu ) Alıştım artık. Hayırı daha az kullanmaya gayret ediyorum. Tabi bazen sabrımı fazlasıyla zorluyor ve o zaman kocaman bi HAYIRRRRR demek geliyor içimden ama sakin ol sakin ol diye teskin ediyorum kendimi. Bu aralar eski işimden kalma NLP yöntemini uygulamaya gayret ediyorum.

    Onlar bizim küçük krallarımız bizde köle sebastiyanlar:)

    YanıtlaSil
  10. birben
    eyvallah gözüm :)) bu da bizim tortik
    cavidan
    yapma yaa? pek şaşırdım. ben de bizimki numune sandıydım. eren de pusetçi yani
    hayat
    özgür ruh di mi

    YanıtlaSil
  11. sermin
    bilmeden bazı şeyleri doğru yapmışım demek ki. yapmasını istemediğim durumlarda buna benze rtaktikler geliştirdim. mesela bul mak kapağını açık görüp atlıyor ya hemen "hadi kapat bakalım kapağını nasıl kapanıyormuş" diyorum mesela. hart diye hevesle kapatıyo. yoksa kapak da gidecek çöpe, üstüne bin in çık

    YanıtlaSil
  12. ıraz
    ben de çok kararlıyım maskulen bşr öküz olmayacak oğlum. zaten yemek, çamaşır bulaşı her işe sokuyorum o minik burnunu.
    ah o gururlu egoları, adamı öldürüyor. ama hakkaten çok keyifli karakterlerinin oluşmasını izlemek.
    elçin
    bekleriz, gel..

    YanıtlaSil
  13. açalya
    puseti asıl alan o kızdı. bizimki o kız bırakınca kaptı.
    hayır arsızı olmasın diye uğraşıyoruz zaten. şimdi had safhada merak ve keşif dürtüsü var. hayır'ı az kullanarak anlatsam da anlıyor ama işine gelmiyor. ben de çoğu kez yaramazlıklarına gülerek cevap veriyorum sanırım. eninde sonunda büyüyecekler. en az hasarla olması makbuldur
    yasemin
    takvimsel olarak tuna gazihandan hafta farkıyla da olsa büyük ama biz bu kişisel gelişimi sizin hemen ardınızdan takip ediyoruz. yazmaya devam et lütfen.
    ben de kendimi sık sık köle gibi hissediyorum:))

    YanıtlaSil
  14. bu arada sürekli önlük takmak zorunda olmamın sebebi nicedir çıkmaya çalışan azı dişlerin iyiden iyiye ortaya çıkmasıdır.
    videoyu tekrar izledim de komik göründü o önlük

    YanıtlaSil
  15. Welcome to the club, Hülya'cığım.

    Bu arada, oğlunun "yaptıkları, yapacaklarının yarısı bile değil". Kolaylık dolu günler dilerim :P

    YanıtlaSil
  16. elif
    geçenlerde eşimle aynen şu konuşmayı yaptık:
    "farkındasın değil mi bunlar iyi günlerimiz"
    "yes canım aynen"
    birkaç ay sonra bakıp okuyup gülmek ve ne küçük şeyleri dert etmişiz demek için yazdım zaten

    YanıtlaSil
  17. htp://belguzaranne.blogspot.com18 Kasım 2009 15:21

    selam çocukların yaramazlığı olmaa bu hayat çekılmezdı allah bağışlasın

    YanıtlaSil
  18. Ben de bu konuda postlar dolusu yazarım vaktim olsa..Evet kitaplar pek güzel diyo da anacım bizde de sinirler ve onların zıplaması diye bişiy var..Makine değiliz anneysek..Allah sabır vere her anneye öyle az değil ama bol kepçeden....

    YanıtlaSil
  19. Ah be Hülyam, büyüsün diye ölüyoruz ama büyümese mi yaw...?

    YanıtlaSil