21 Ocak 2010 Perşembe

Çantamda ne var?



Pek taze blogger Nihal mimlemiş. Atta çantamızın ve günlük çantamızın içindekileri dökme sırası bize geldi.

Günlük olarak, kolajdaki Tuna'nın büyük bir keyifle karıştırdığı siyah, deri, 5 yıllık bir çanta kullanıyorum. Çapraz takılıyor olması, gerçek deri olması, "küçücük fıçıcık, içi dolu turşucuk" misali heybetine nazaran geniş iç hacmi nedeniyle vazgeçemedim kendisinden.

İçine mevsimine göre değişmekle birlikte şunları başarıyla sığdırıyorum



- Anahtar (hem evin anahtarı hem de puseti kapı girişindeki demir çubuğa başlayan kilidin anahtarı)

- Bozuk para cüzdanı (Asıl cüzdanım çok büyük olduğundan kağıt paraları da buna tıkıştırıyorum)

- Bu aralar Osho'nun "Yeni çocuklara anne-baba olmak" kitabı. (Önceki postta kitabın adını yanlış yazmışım kimse de düzeltmemiş. Aşkolun e mi?)

- Birkaç ruj, dudak koruyucu, dudak kalemi, normal tükenmez kalem :)

- Tuna otomobilde uyuyakalırsa rahatça tırnaklarını keseyim diye tırnak makası. (Uyanıkken asla kestirmiyor)

- Kredi kartım, mağaza kartlarım, sağlık sigortası kartlarım, kimliğim, Tuna'nın kimliği, bolca kart, kart, kart....

- Flash disk (Neden koydum bilmiyorum)

- Parmaksız eldivenim, Tuna'ya şapka.

- Anti-bakteriyel jel ve ıslak mendil.

- Modern köleliğimiz, cep telefonum..

Gelelim bebek çantasına. Yıllar önce spor salonuna giderken aldığım çantayı bebek çantası olarak kullanıyorum. Eşyalarla aramda bir bağ mı var acaba, neden vazgeçemiyorum bazı eşyalarımdan? Neyse iç hesaplaşma değil, mim zamanı:


- Birkaç tane bez, ıslak mendil, alt açma. (Pişik kremini çok uzun zamandır hiç kullanmıyorum)

- Yedek kıyafet (Atlet niyetine çıtçıtlı body, bir uzun kollu sweat, bir pantolon, bir çift çorap)

- Evden aç çıktıysa tam bir öğün yemek. (Alternatifli taşıyorum ki onu istemezse bunu; bunu istemezse şunu sunayım. )

- Bazen kraker.

- Emzik kutusu ve bir tane emzik.

- Fotoğraf makinesi.

- Tuna'nın doktor muayene dosyası.

Ben de bu "elim sende" oyununa Arca'nın Yeliz'ini, Eloş'un annesi Hayat Hocam'ı, UE'nin validesi Sarı Çizmeli'yi, Rüzgar'ı üstüne esen Iraz Anne'yi, iki numara telaşındaki Blogcu Anne'yi mimleyerek devam edeyim. Link veren yerlerim ağrıyo, idare edin beni:)

2 yorum:

  1. Sırt çantası en iyisi evet. Ben de yarım günden fazla kalacaksak dışarıda, sırt çantasını dolduruyorum.
    "Link veren yerlerim ağrıyor"a çok güldüm :)))

    YanıtlaSil
  2. o kadar kişiye link vermek meşakkatli bi iş yahu :)

    YanıtlaSil