23 Şubat 2010 Salı

Aktivite İnsanları Olmuşuz da Haberimiz Yok

Aktivite nedir, ne işe yarar? noktasında takıldım kaldım nicedir.

Öncelikle şunu söyleyeyim, aktivite sözcüğü bana ters geliyor. Pazar günleri geç saatte yapılan bol kalorili kahvaltıların durduk yerde "brunch" olması gibi bir durum sanki. Çocuk için her şey oyundur bence ve olaya "aktivite" demek sanki ilim yapıyor hissi vermiyor mu sizce de?
Ne o? Aktivite yapıyoruz. Sanki uçak yapıyoruz..

Benim bu akitivite işlerinden köşe bucak kaçmamın, açıklayamadığım ama önsezisel başka bir sebebi vardı ama neydi neydi...?

Derken Annelerin Dünyası'nda Ayça'nın bu yazısında buldum aradığım cevabı.

Çocukları biraz daha kendi halinde bırakmak, o duyusu, bu yeteneği, filanca becerisi artsın diye aktiviteye boğmamak gerektiğini düşünüyorum-ki benden üst dönem anne olan Ayça'nın da vardığı nokta sanırım bu..

Hem Osho der ki; (Oshocu olduk çıktık hepimiz iyi mi?)

Çocuğu boğma, ne düşünüyorsun diye sorma, bırak kendi meşguliyetleriyle yaşasın, kendi keşfetsin dünyayı ama sana ihtiyacı varsa da yalnız bırakma. Çocuk senin dikkatini çekmek istiyorsa o lanet gazeteyi bırak elinden. Aynı haberler, aynı şeyler var. Kalk da çocukla ilgilen.

Sürekli anneyle babayla oyun oynayan ve nasıl oynayacağı konusunda yönlendirilen çocukların biraz daha büyüdükçe "ee şimdi ne oynayalım" sorusunu sıkça soracağını düşünüyorum. Kendi oyununu kendisini kurmasının çok daha makbul olduğunu düşündüğümü de ekleyeyim. Anne babanın bu noktada tek yapması gereken ev ortamında maksimum güvenlik, minimum engel yaratmak olmalı bence..

Ben şu ana kadar ne Montessori aktivitelerini okudum, araştırdım ne de bol aktiviteli bloglardan feyz aldım. Herkesin videolarını izledim; içimden "aferin"ledim yavruları.

Ama bir kere bile yere aktivite örtüsü serip "hadi evlat aktivasyona" demedim. (Bunu keyifle yapan ve mutlu olan ebeveyn ve çocuklara diyecek sözüm yok, ben sadece bana neden uymadığını anlatıyorum)

Hiçbir şeyi planlamadım, hazır olmadığını düşündüğüm bir şeyi öğretmeye çalışmadım.
Kaldı ki mesela kucağıma alıp kitap okuma "aktivitesi" bizde hep geri tepti. Kucağımdan atlayıp kitabı savurup başka oyuncaklara daldı hep. Şimdi şimdi kitaplardaki şekillere ilgi duyuyor ve parmağıyla nesneleri gösterip adını söylettiriyor. "Çocuğum kitap okumalısın, entellenmelisin" hırsıyla zorlamak abesle iştigal olmaz mı sizce de?

Aktivite kendiliğinden gelişmeli dedik ya.. . Bir de sınırlarını çocuk koymalı ve harici materyal gereksinimi minimumda olmalı.
Günlük yaşamda kullandığımız her şey, özellikle mutfak gerekçeleri mükemmel birer oyun aracı.

Tencere-tava aktiviteleri eşleştirme (doğru kapakla doğru tencere eşleşmesi), içiçe geçirme (kapları büyükten küçüğe dizme), ritm duygusu geliştirme (kaşıkla tencerenin sapına, tabanına vs vurarak), mutfak kültürü geliştirme(bildiğiniz yemek yapma) gibi aktivitelerin temelini oluşturuyor. Yani Montessori'nin aktivitelerinin ucuz ve tamamen çocuğun yaratıcılığına dayanan versiyonu diyelim.

Aktivite bence plansız programsızsa ve en önemlisi oyun talebi çocuktan geliyorsa güzeldir, diye konuyu bağlayıp bugünkü "makarna aktivitemiz"den görüntüler sunayım.

Olay şöyle gelişti.

Marketten geldik, ben aldıklarımı yerleştirirken makarna kutusu tıkırdadı. Ton Bey silkelendi ve "o tıkırdayan da ne?" bakışı attı, kutuyu istedi verdim.
Açamadıkça mozurdandı, delirdi.
Ben o arada azıcık su kaynattım, kutuyu açtım, bir avuç makarnayı kaynar suya attım, kalanını Tuni'ye takdim ettim. Kap kacak koydum önüne, kamerayı kaptım zira fena aktivite halindeydik:)
Biz aktivit aktivit takılırken makarna pişti, bir parça tereyağında çevirip döktüm tabağa.
video

Ve işte "makarna aktivitesi"nin sonu :)



Posted by Picasa

38 yorum:

  1. hülyacan,
    tezini doğruluyorum, lakin ben herbişeyleri okuyup okuyup henüz aktivite kısmına geçemeyenlerden ve de kıvrananlardanım, bana da biraz germece geliyor, düpedüz geriliyorum. ilkerse eline kitap almadı ama cüceyle rahat rahat oynuyor, çünkü doğal davranıyor, gerisi kendiliğinden geliyor. (akvtivite yapıyor:) ) Olması gereken okuyup kendince yorumlamak doğal akışında bebeyle geçirdiğin zamanın içine yaymak, bunu da öğreniciğim umarım. ama sakın okumuyorum deme (montessori okumadım demişsin ya) basbayağa biliyorsun olayı:) verdiğin linki okumadım, bi okuyayım önce.

    YanıtlaSil
  2. yelizcan:)
    aaa unutmuşum ben montessroi kitabın, doğru söylüyorsun. ama orda aktiviteden ziyade bakış açısı kazandırma durumu vardı ya. gruba üye olunca sürekli aktivite mailleri geliyor sanırım. ben onu kastetmiştim. babalar eğlence ve oyun konusunda bizden daha başarılı bence de. ben tuna'yı gıdıklıyorum iki kıkırdıyor sıkılıyor. ama babasıyla karılıncaya dek gülüyor. bkz. bir akitivite olarak gıdıklama:)

    YanıtlaSil
  3. Aktivit güzelleri sizi! Ters çevirleri de biliyor, tu tu tu! Bizde de aynı, çocuk kendi içinden geldiği gibi makarnaları dağıtıyor, topluyor ama anne elinde kamera, "aferin kızım, hadi şimdi de şunu yap, bunu yap" diyor, ortamda baba da varsa, "e yapıyor zaten çocuk, sen niye sürekli karışıyorsun" diyor. Ne bileyim belki de kimse kameraya çekmemiş bizi, illa sesimiz duyulsun, biz de meşhur olalım falan istiyoruz, ya da anneannelere dedelere torunlarının maharetlerini göstermek istiyoruz; bilemiyorum ama sanırım bu sadece anneliğe mahsus bir şey ;)

    Şaka bir yana, katılıyorum söylediklerine; Osho'yu fazla bireyci ve dağınık bulsam da (manifesto tarzı, tak tak tak yazanları, okuduğumda evet evet diye kafa sallarım ama sonradan aklımda pek bir şey kalmaz), senin alıntıladığın sözlerine katılıyorum. Çocuklar zaten içlerinden gelmedikleri zaman birşey yapmıyorlar, ama sanırım anneler aktivite diye dert edinince gereksiz yere kasılıyorlar.

    Tencere-tava aktiviteleri ile ilgili de çok güzel bir kılavuz hazırlamışsın, hemen patentini al derim ;)

    YanıtlaSil
  4. şimdi Hülya'cığım, bazı çocuklara dünyanın aktivitesini sunarsın birşey almaz, minimal bir gelişmeyle kalırsın, kendini tatmin etmekten, başkalarını hor görmekten öteye gidemezsin. Aslında aktivite, kendini tatminden öteye gitmez.

    Ama bazı çocuklar vardır, tencere tavayla oynasın, parka götür, eline makarna kutusu ve bir leğen ver, onlarla birsürü şey öğrenir vesaire vesaire...

    Sen oğlunun kapasitesini biliyorsun ya, sen ona bak ;o)

    YanıtlaSil
  5. tunacik o makarnadan azicik bana da verir misin?

    YanıtlaSil
  6. Oh dedim Hülya okurken oh yani!! Eline sağlık, resmen rahatladım.. Bu yazını iznin olursa bir ara kullanmak istiyorum (mesleki alanımda -ki kendisi pedagoji olur) :))

    YanıtlaSil
  7. Ne Montessori metodu ile ilgilendim ,ne Osho okudum ne de başka gelişim kitapları...Sadece Tracy okumuşluğum var ,çok mu cahilim sence!kitapların ebeveyn çocuk ilişkisinde pek işe yaramadığını düşünüyorum desem!Öyle olsa herkes Tracyde okuduğunu uygular tüm çocuklar mışıl mışıl uyurdu öyle değil mi?(hani sadece Tracy biliyorum ya o sebepten bu örnek)Aktivite kısmında aslında elim yakışır yapmaya ama hazırı satınalmak daha kolay ve çabuk geliyor bana ;çok mu tembelim?onlar ilgili anne de ben ilgisizmiyim ki ! Çocuğu yetiştirmede tek bir doğru yok annelikte olduğu gibi... sen çocuğundaki cevheri biliyorsundur ilgi alanlarını ve nasıl bir ebeveyn olmak istiyorsan onu nasıl yetiştirmek istiyorsan ona göre davranırsın ;ben kendi çocuğumu biliyorumdur ona göre davranırım.Davranışlarımız taban tabana zıt olabilir belki ,aldığımız tepkiyse tamamen aynıdır.Davranışlarımızın farklı olması ise ne seni iyi yapar ne beni .Öff çok derin oldu be .Bu arada bir gözüm de televizyonda ,Hülya yine yaptın yapacağını :)

    YanıtlaSil
  8. eline sağlık hülya.yüzde yüz katılıyorum.ben de bir türlü aktivite adı altında bişeyler yapamayanlardanım.çocuğu boğmak,sınırlamak gibi geliyor.hadi bakalım aktiviteye diye başlayan cümleleri de anne çocuk ilişkisinde fazla didaktik buluyorum.annenin öğreten bir yanı olmalı,tabiiki zekaya da yatırım yapıcaz ama anne öğretmen değildir ki yahu.
    artııııı bu vesileyle yazmış olayım ;her şeyin başına sonuna aktivite sözcüğü yerleştirenlerden de pek haz almıyorum.
    tuna'yı öperimm...

    YanıtlaSil
  9. Hulyacım merhaba yazınla içimi rahatlattın valla, anne çocuk bloglarında hep görüyorum aktivite yapanları vicdan azabı çekiyordum içten içe ama zaten oğlişi günde 2,5 saat görüyorum onda da kafamıza göre takılıyoruz, oh be yaşasın özgürlükk:)) Annem okusa bu yazıyı hemen siz aktiviteyle mi büyüdünüz kızım derdi... Sevgiler Şebnem

    YanıtlaSil
  10. Adı aktivite olmak zorunda değil ki..Oyun deyin siz ona..Beraber "odak" noktası seçilip "oyun" oynadığınız zamanın adı "aktivite" zamanı olsun hadi..
    Kabul edelim ki "odak" noktası varsa çocuk için de işler kolaylaşıyor. O kadar kısa ki bu zamanlarda dikkat süresi, "odak" olması hızlandırıyor onun için de işleri.
    Bu kadar erken "deneyimleyerek öğrenme" zincirine sokmayalım mı çocuğu, ben katılmıyorum size, ne kadar çok şey yapabiliyorsa çocuk o kadar özgüvenli oluyor, moda terim terrible two zamanları daha az krizli geçiyor çünkü biliyor yapabildiklerini..
    Bir de Montessori meselesi var..Materyalli Montessori aktivitelerinin Montessori okullarında yapılması önerilir zaten, onun haricinde yapılabilecek herşey evdeki materyallerle mümkündür. Verin çocuğa bir kaşık, döktüğü o makarnaları kaptan kaba aktarsın, 1 ay içinde tek başına çorba içebilen bir çocuk olsun,bu bir Montessori aktivitesidir mesela..
    Hülya Hanım,
    Kritize ettiğiniz bir grup anne var farkındayım, ama kritize etmek içinde neler barınıdırır neler..
    Ayça Hanım' ın yazısını okudum, oğlunun yalnız kalamamasının sebebi "aktivite" çocuğu olması değil, kendisinin de ifade ettiği gibi "ilgi" fazlasıdır. Çocuğu doğasından uzaklaştıran abartılı ilginin çocukla aktivite yapmakla bir alakası yoktur.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  11. Hülya,
    "Aktivite yapalım" bende de benzer hisler yaratınca noluyoruz diye düşünür olmuştum. Montesorri kitabını okudum. Genel olarak çocuğa saygı, birey olma, onun bakış açısına göre odayı ve çevreyi düzenleme, anlamaya çalışma vs güzel şeyler. Uygulamaya çalışıyoruz. Pratikte ise şu sürpriz sepeti denen şeye bayıldım ama aktivite olarak değil. Ne zaman aklıma yapacak bir şey gelmiyor, dolduruyorum aklıma geleni, Ela delire delire inceliyor, oynuyor. Ben de seviniyorum.

    Çocuğu bir plana, projeye dökme fikri sanırım bizi rahatsız eden. Biraz akmak lazım çocukla beraber. Ama akarken aklımın bir köşesinde yapılabilecekler listesi ne bileyim oyun seçenekleri olsun istiyorum. Hani top ayağıma gelirse şut atayım gibi. Yemek tarifi öğrenip bir gün malzeme denk gelince pişirivermek gibi.

    Çocukluğuma dönüp düşündüğümde şöyle bir şey anımsıyorum. Anaokulundayım. Öğretmen bize kırık pasteller vermiş. Kafamıza göre çiziyoruz, parçalıyoruz ve kağıdın içine koyuyoruz. Sonra öğretmen o kağıdı ikiye katlayıp ütülüyor ve inanılmaz güzellikte şekiller çıkıyor. Şu psikolojik testlerde kullanılan. Bugün bile o andaki sevinçli, mutlu, heyecanlı halimi ve nasıl anlatsam esrime halimi hatırlıyorum. Belki de bu tarz şeyleri işin erbabı anaokulu öğretmenlerine bırakmak lazım gerçekten de. Nerden nereye geldim. bu da böyle bir anımdı.

    iyi geceler...

    YanıtlaSil
  12. NURTURİA YA ÜYE OLDUM. BANA YARDIMCI OLUR MUSUN TEŞEKKÜRLER.

    YanıtlaSil
  13. evren
    ben yapmasını istediğim bi şeyi yaptıktan sonra mutlaka onun adını söyleyip aferin diyorum. bunu özellikle yapıyorum. yoksa mesela "toplama" kelimesinin anlamını öğrenemez ki? ama bizim baba da aynı soydan :)tencere-tavanın patenti bizde zaten de evde çizilmedik bir tane teflon kaldı. onu da pilav tenceresi olarak köşe bucak saklıyorum. gerisi artık tunaya oyuncak oldu.
    Ayşe teyze
    makarnamı isteme benden, buz gibi soğurum senden :)
    sadece anne
    aboovv pedagog muydun sen? vallaha haberim yoktu. kullan kullan. eti de senin kemiği de..
    sinem
    ilgili ya da ilgisiz anne değil benc emesele. çocuğun talepleridir aslolan. kimi çocuk çok ilgi ister kimi az. hepimiz iyi anneleriz sen dertlenme canım.
    ElfAna
    amanın. pedagoglar, anaokulu öğretmenleri bastı burayı:) ya o kucukkulup olmadı biliyo musun? 2 yaşından önce almıyorlarmış. mecburen evde aktiviteye devam :)
    burcu
    ben de aslında "aktivite" sözcüğünden pek haz etmiyorum. yoksa aktivitenin kendiyle derdim yok
    adsız-şebnemcim
    yaşasın özgür saatler!! aslına bakarsan biz aynen böyle aktiviteyle büyüdük bence. oyuncak yoktu ki.. her şeyden oyuncak üretirdik hatırlasana. tahtadan bebeklere elbise dikerdik, elmaya 4 çubuk sokup bir de ağız yapardık al sana eşek...vs.... gibi.. ama adı aktivite değildi

    YanıtlaSil
  14. adsız
    beklediğim eleştiri yorumu sizden geldi, teşekkür ederim. öncelikle
    iki yaş krizine çocukların pek çok beceriyi edinmiş halde girmesiyle ilgili ben de aynı sonuca varanlardanım. becerilerini farkına varan çocuğun özgüveni artar, sınırları evvelden çizilmiş bir yaşamda çocuğun kafası daha az karışır. ben oğlumun eline sürekli bir şeyler veriyorum, sürekli bir şeyler yapmasını istiyorum(çam. mak. durdu hadi çamaşırları serelim, bana soğan verir misin yemek yapacağım, bu tencerenin kapağını versene, pencereyi kapatalım hava soğudu gibi...)
    ben "bu haftanın aktivitesi su" durumundan hoşlanmıyorum. fazla kısıtlayıcı ve baskıcı değil mi sizce de? ben oğlum kendi talep etmeden eline bir bardak su ve kova verip aktivite yaptırmadım. son bir aydır elinde su bardağı damacana başında mızırdanıyor ki biraz su koyayım da her bulduğu yeri sulasın. şimdi nerelere su dökülür nerelere su dökülmez kısmını öğretmeye çalışıyorum ki bahsettiğiniz odak ve sınır da bu olsa gerek. ama zamanlamaya ben karar vermedim, talep karşıdan geldi.

    başka örnek vereyim, çamaşır sererken çorapların önce bir tekini, sepette arandıktan sonra da öteki tekini veriyor.(ve çok tatlı al diyor :)) alın size eşleştirme aktivitesi.
    hiçbir zaman "al evladım şu materyalleri de kule yap, senin kule zamanın gelmiş" demedim. kendi bulduğu kola kutularını kendiliğinden diziverdi.
    demem o ki ben zaten bütün o duyularını evde gündelik işlerle geliştirmeye çalışıyorum. ama bunun zamanlamasına karar veren kişi TUNA'nın kendisi. Varmak istediğim sonuç asla aktivite düşmanlığı değil. Sadece çocuklara (hatta 2 yaşında kadar bebekler bana göre) ders çalıştırılır gibi bir şeyler öğretmeye çalışma kısmı beni geriyor. Nedense Montessori'nin de benim gibi düşündüğüne inanıyorum.

    YanıtlaSil
  15. Özgürcan
    yukarda uzun uzun yazmışım, sen içinden kendine birkaç yanıt seç canımın içü... o anaokulu elişlerini ben de pek severdim. yeşil mercimekten ağaç, uzun makarnadan ağaç gövdesi yapmıştık tutkalla. o tutkallar da bembeyaz sakız gibi nasıl kokardı. neyse nerelere gittim?? geleyim geri.
    berra birsen
    ne iyi etmişsiniz üye olarak. damla size yardımcı olacaktır sanırım.
    sevgiler

    YanıtlaSil
  16. Açalya
    olayın bir de annenin kendini tatmin boyutu var değil mi? bak o hiç aklılma gelmemişti.

    YanıtlaSil
  17. Hülya'cım yazdığın her kelime ye imzamı atarım ,o kadar diyim sana ben :) Bu arada rahatladım,yani yorumları da okuyunca benim gibi düşünen anneler de var mış diye en çok.Hele bir de çalışan anneysen ,aktivite yazılarını,kitaplarını,yapan anneleri okudukça ,''ulen millet aya gidecek biz bişi de yapmıyoruz'' demiyor değildim.Şimdi düşünüyorum sahinden de mutfakta kap kacakla oynadığımız oyunlar,etrafın kirleneceğine aldırmadan önüne döktüğümüz makarnalar modern adıyla aktivite zaten .Öperim

    YanıtlaSil
  18. Çok güzel yazmışsın. çok güzel eline diline sağlık.
    Kitabı biz okuyoruzda bu adamla ilgilenen hiç kimse okumayınca boşa geçiyor.
    ben çocukluğumdan beri "aktivite" insanıydım. oyun dışında da çocukken hep "haydi bugünde sunu yapalım,yarında şunu yapalım, ..." derdim.
    Kuzey Tan doğmadanda yıllarca planlar yaptım. doğunca excellde aktiviteler planlar yaptım.

    Şimdi.....

    Kalkıp hiç bişi yapacak, ön hazırlık yapacak psikolojim, halim yok.Rutin akışta yapıyoruz ama okuduğum kitaplardan dolayı "şuanda şu gelişiminden dolayı şunu yaptırayım" hissi beni daha da yoruyor.

    YanıtlaSil
  19. sabah bi girip bakıyım dedim, sana konuyla ilgili gelen yorumları merak ettim:) Yorumlar ayrı bir blog konusu olmuş. özgürle aynı evredeyiz gibi gördüm kendimi, hülya evresine yol alıyoruz:) montessori eğitimi mail grubu konusunda haklısın, çok fazla kulplu - kulpsuz silindr, pembe kule (bu aktiviteyi mesela ikeadan aldığımız içiçe geçen plastik kapları üstüste dizmek suretiyle ilker-arca ikilisi yaptı, şok oldum, ilker montessoriyi çocuğa iş yaptırmak olarak biliyor:)kuleden haberi yok) , bu hafta şu etkinliği (bak bu etkinlik lafı da kullanılabilir) yapalım tarzı mailler var. ve şimdilik bana yabancı. ama gerek annelerin eğitim düzeyi bakımından gerekse tartışılan kitaplar, çocuk gelişimi vesaire bakımından faydalı bir grup. ben hiç aktivite etkinlik yapmıyorum, beni gruptan atarlar mı aceba:)))

    YanıtlaSil
  20. "aktivite" yapan anneleri de hor görmeyin ama:)) geçen adsızın biri beni sıkıyönetimle suçladı, bu mümkünmüş gibi. çocuğa istemediği bir şeyi adı ne olursa olsun yaptırmanın mümkün olmadığını bilmiyordu sanırım. insan başlarda birşeyler yapmalıyım diye kendini zorluyor evet, çocuk severse devam ediyor. katılmazsa bırakıyor, biz şu an rahat moddayız sanırım, defne ne isterse o yapılıyor. yorumlarda yazıldığı gibi hadi bugünkü aktivitemiz de bu gibi bir durum bana çok da olası görünmüyor, özellikle küçüklerde. ilgilenmedikleri birşeyin başına oturtmak imkansız oluyor zaten. ancak düzeneği hazırlayıp yem olarak ortaya bırakabiliriz, kendim seçtim sansın diye. karışık oldu biraz ama yazmadan geçemedim. sizin yaptıklarınız da gayet güzel aktivite işte:)

    YanıtlaSil
  21. Su "quality time" denilen sey var ya Hülya, hani zamanimiz az ya calisan anne olarak cocukla gecirecegimiz, o "kaliteli zaman" heba olmasin diye kendimizi parcaliyoruz. Ben aman aktivite yapalim diye niyet edip edip de bir türlü su isi kiviramayan, o yüzden vicdan muhasebesinde yenik düsen annelerdenim. Esranin blogunda gördügüm "idle parent"i okurken aklim basima geldi. Relaxxxx!!! Cocuklar ne kadar israr edersen et bir seyi yapmak istemiyorlarsa yapmiyorlar, yapmak istiyorlarsa da ne kadar engellersen engel yapiyorlar. Ama onlara uygun ortami yaratmak cok önemli tabii. Yani dogayi hafifce dogru yöne egip büküp sonra gelismesini beklemek. Gecen gün aylardir puzzle puzzle diye basina eksidigim kizim 24 parcalik puzzlei tek basina bir araya getirdi, ben yaninda kitap okurken. Gelmis yanima gösteriyor. anne bat ben yaptim diye. Kendi isteyince yapiyor, ben zorlayinca kaciyor.
    Yazin yine cok Hülyavari olmus. Eline saglik.

    YanıtlaSil
  22. Çok güzel yazmışsın Hülya, öncelikle tebrik ediyorum :))) Önemli olan çocuğu izleyip tanımak, insan kendi çocuğunu tanıyınca, ne zaman ne talepte bulunur, neyle oynar, neyle oynamaz hepsini çözmek mümkündür. Çocuklarımızı boğmak yerine rahat bırakalım ve izleyelim, bakalım bize ne söylüyorlar. Ben yapabiliyor muyum, yapmaya çalışıyorum diyelim :))

    YanıtlaSil
  23. Bir de eklemek istediğim birşey var Hülya Hanımcığımm, söylediklerinize katılmakla beraber, çocuklar ana-babayla aktivitede (oyunda) hep sıkılan taraf oluyor, sen elinde oyuncağınla kalırken bakıyorsun ki senin velet bir önceki gün vidaladığın sehpayı indirmiş uğraşıyor.Taklit had safhada yani aktivite yaşı henüz gelmedi bence.

    Zaten asıl söylemek istediğim de şu, bir çocuğun aktivite yapması ve bunu sevmesi için diğer çocuklarla bir araya gelmesi gerekir.Vesselam, anaokulları bunun için var.Ondan önce de al götür parka,oyun gruplarına nasıl istiyorlarsa öyle oynasınlar.

    Hani evde yemek yemeyen çocuk, kalabalık çocuk gruplanda aç kurta döner o misal...

    YanıtlaSil
  24. Seren, Kuzey Tan, Bahar
    teşekkür ederim yorumlar için. hemfikir olmak güzel
    Aktiviteci anne Füsun:)
    şöyle anlatmaya çalışayım. çocuğu tv başına ve eve hapsetmediğimiz sürece her çocuk zamanı geldiğinde suya, kuma, fasulyeye, makarna döküştürmeye, bir şeylerin yerini değiştirmeye ilgi duyacaktır. aman evim temiz olsun demeyip eline gerekli malzemeleri verirseniz çocuk zaten kendi keşif sürecinde yapacaktır her şeyi. okuduğum kadarıyla bu aktivitelerin kuralları da varmış her çocuk kendi aktivite bölgesi içinde olacak, aktivite minderinden dışarı çıkmayacak, anne fazla yönlendirmeyecek, az konuşacak, aktivite bitince ortalık toplanacak.. gibi. biz gayet dağınık yaşıyoruz bakalım sonumuz ne olacak?:)
    deme yaa? aktivite mi yapmış olduk şimdi gerçekten? tüh...

    YanıtlaSil
  25. Özlem
    olay budur. ela selin kendi sürecini oluşturmuş ve onu yaşıyor işte. ne güzel
    birben
    çok haklısın. çocuklar en çok başka çocuklarla oynamaktan zevk alıyor. tuna da öyle. sık sık görüştüğümüz bir ailenin 12 yaşında kızı var. tuna uykudan uyanır uyanmaz onu görürse çılgına dönüyor zevkten

    YanıtlaSil
  26. Hülya, Arda aynı makarna "aktivitesi" nde o ciğ kuru sert makarnaları katur kutur yiyerek tam bir aktivist olduğunu gösterdi, bir kez değil hemde, bir kaç kez..ben mi ne yaptim? tabii ki müdahele etmeyerek cocuğumun konsantrasyonunu dağıtmadım ve ona muhteşem bir hayat deneyimi sunmuş oldum..nasıl ama, tam bir aktivizm örnegi değil mi?? :))

    YanıtlaSil
  27. ben öyle kaliteli zamanmış, aktiviteymiş, faaliyetmiş anlamam bacım :)zaten yorgun argın, stres yüklenmiş ve de en erken 19.00 gibi dönüyorum eve. alırım çocuğumu kucağıma şöyle bir öper koklarım. yatağa atlarız, tepişiriz, alt alta üst üste yuvarlanırız. benim kaliteli zamandan anladığım budur.
    şaka bi yana, her anne-çocuk ikilisi için farklılık gösteriyor bu konu, saygımız sonsuz.
    biz efe ile genel anlamda birşeyin 'itina' ile yapılması olayına kıl kaptığımızdan mütevellit, 'itina' ile aktivite yapamıyoruz, yapanları tebrik ediyor ve yanaklarından öpüyoruz :)
    p.s. montessori'ye de saygımız ve hayranlığımız sonsuz bizim ailecek. ama materyal kullanımı bizim için ön planda değil ev içinde :P

    YanıtlaSil
  28. cocugun istemesi anahtar kelime bence de...
    yonlendiriyorum bazen ama baktim olmadi hopa zipla moda geciyoruz biz de
    afiyet olsun tunisime...

    YanıtlaSil
  29. yorumlar çok uzunmuş hepsini okuyamadım :=) facebooka yazdığımı buraya kopyalayıp eklemek istedim bir iki şey daha:

    Hülya katılıyorum bu yazına sonuna kadar ve doğru düşündün vardığım nokta bu. Hazır olmadan çocuğa bir şey vermeye çalışmak daha çok zarar veriyor. Bir gün bana biri şöyle bir şey sordu " ama sen tüm liste ... oyuncağını alıyor dikkatimi çekti sen almıyorsun var mı da almıyorsun yoksa sebebi ne ?? "
    Ben çok şaşırdım bu soruya. .. oyuncağını alıp da çocuğumu kalıplara sokmak istemediğim çin almıyorum çünkü o oyuncakla yapılan aktiviteyi evdeki başka şeylerle yapıyoruz biz ve adına da oyun diyoruz :=)) aktivite kelimesine takılmamak gerek galiba oyun diyelim buna biz :=) mesela adına oyun dediğimiz şeylerde ben asla oğluma nasıl yapması gerektini söylemedim hep ben yaptım o da beni görerek kendi şeklini çıkarttı ortaya bu da önemli. bu oyuncakla illa bunu yapmalısın çok yanlış bir yaklaşım gibi geliyor bana OSHO hazretlerinin dediği gibi :=) bırak dağınık kalsın :P ama ihtiyacı olduğunu gördüğünde yanında ol! yani yine aynı noktayageliyorum GÖZLEMLE!!:=)) çok yazdım di mi .. erin ilk doğduğunda illa bir şey yapıcam onunla kaygısından yiyip bitirmiştim kendimi neyse ki kısa sürede işin ucundan döndüm :=) ama montessori felsefesinin bir kısmını kullanarak çok olumlu sonuçlar elde ettiğimi söylemeliyim :=)

    yazımı geri gidip okudum ki ekleme yapmalıyım. ben bu yalnız kalamama kısmındaki hatamı fark ettiğim günden bu yana çok ilerledim. Adsız arkadaşın dediği gbiilgiyi biraz kestim ve artık tek başına daha fazla kalıyor :=)

    YanıtlaSil
  30. Bu hayat bu kadar zor mu zor olmak zorunda mi? Oglumu birakip işe gitmek zorunda kalacagim fikri, onumde daha 1 ay vaktim olmasina karsin beni cok uzuyor. Sabah 8 - aksam 6 calismak disinda yapabilecegim baska bir iş olmali diyorum -yine ayni geliri elde edebilecegim-. Prestij, kariyer su anda umrumda degil ama oglum buyudugunde yeniden umrumda olacagini biliyorum. Ne yapmaliyim. Uretmem lazim. Kocacigimin, oglum dogduktan sadece 2 hafta sonra issiz kalmasi, yasamak istemedigim sehre tikili kalmam, bunlar benim cikmazlarim olmak zorunda mi? Guzel evimin penceresinden her disari baktigimda 'burda olmamaliyiz' demememeliyim. Bir imdat, bir ciglik, bir care. Esimi cok seviyorum, oda beni. Bebegimiz cok tatli, ona tapiyoruz. Durumumuz iyi - ac degiliz acikta degiliz. Ama ben eksik hissediyorum. Kendimi tam ortaya koyamiyorum. Ozellikle de 1 ay sonra donmek zorunda oldugum 8 yildir devam ettigim , bilimum sebepten dolayi bugune kadar birakip ayrilamadigim işimden dolayi. Bu yazi burada ne alaka. Sadece sessiz cigliklar atiyorum ve sizler duyacakmissiniz gibi geldi bir an. Ozur dilerim.
    "K"

    YanıtlaSil
  31. Totiler
    tuna da önce 1-2 makarna katır kutur ısırdı. çoğunu çıkardı ama biraz yutmuş olabilir. aynı bunların mayası:)
    huysuz
    montessoriyle ilgili bilgim başkalarının uygulamalarını gözlemekten ibaret. çocuğa verdiği özgürlüklerin yanısıra fazlaca kuralcı olduğunu düşünüyorum. bir sürü fikre sıcak bakmıyorum. yer yatağı fikri bana pek acayip geliyor. döne döne dış kapıya çıkar ayol benimki :)
    ayça
    teşekkürler hem yorumun hem de bana bu yazıyı yazdırmaya esin kaynağı olduğun için
    adsız K
    hayat adil değil di mi? ama sana bir şey söyliyeyim, çocuğunla başbaşa kalmak her zaman en iyi çözüm olmayabilir. bak burda çalışan ve çocuğuyla çok iyi zaman geçiren bir sürü anne var. bence işe zorunda olmasan bile dönecek bir işin varsa dönmek en iyisi. tuna büyüyor ve ben gelecek sene ne yapacağımı bilemiyorum açıkçası. hep proje hep proje var kafamda ama önümü göremiyorum. eşinin işsiz kalması çok üzücü ama eminim çok güçlü bir annesindir ve altından kalkacaksın. daha sık çığlık atmaya beklerim
    sonsuz sevgiler

    YanıtlaSil
  32. Çocuk istemedikten sonra zerrece bir şey yaptıramazsın ki zaten. Benim kızım ben işten gelince hep n'apam? n'apam diye soruyor:=) Yani kendisi ısrarla ve bazen de beni zorlayarak aktivite istiyor. Az biraz biliyorsun benim her gün aktivite yapmama zaten imkan yok-bugün sabah 4'de uyudum- ama ısrarla isteyen çocuğun talebini görmemezlikten mi geleceksin? velhasıl her çocuk kendine özelse, eğer tanıyorsan ve biliyorsan zaten her konuda yol gösteriyorlar, ona göre davranırsın. tek bir doğru yok ki zaten.

    YanıtlaSil
  33. Hülyacım, ne kadar çok yorum alıyorsun her yazına, inanamıyorum :) Ama vallahi yine nefis bir yazı yazmışsın, içim ferahladı. Yönlendirmek, desteklemek çok önemli elbette ama bazen çok fazla kurcalıyoruz sanki herşeyi.

    YanıtlaSil
  34. Hülyacım Tuniş solak sanırım.kaşığı sol elle tutmuş tesadüfte olabilir tabii.benim kızda kalemi,çatalı sol elle tutuyor.sağ ele alıştırmak imkansız bunu biliyorum ama ahh şu büyükler.illa sağa alıştır vs..komik gelebilir ama bu konuda ne düşünüyorsun merak ettim.

    YanıtlaSil
  35. zeynep the activity mum :)
    biliyorum vaktin yok. yukardaki cevap yorumlarında söylediğim gibi ben bana neden uymadığını anlatıyorum ve her çocuk zamanı geldiğinde -eğer tv başına ya da eve hapsedilmemişse- suya, kuma, ota boka ilgi duyacaktır. mutfakta sizi izlemesine izin verirseniz gün gelip "yemek aktivitesi" yapacaktır. bazen zamanından önce bazı şeyler için zorluyoruz gibi geliyor.
    senem
    yorum meselesinde OİPnin son kutukafa serisine feyz olmama ramak kaldı :) fazla kurcalamam lazım. sen mi öğrettin neva'ya pantolonunu çıkarmasını falan? kendiliğinden merak etti ve deneyimledi değil mi?tam olarak bun anlatmaya çalışıyorum
    puki
    ben bu soruyu nurturia'da sordum. çok güzel cevaplar geldi. ben de solak olduğunu düşünüyordum ama tam olarak 3 yaşından önce belli olmuyormuş. kaşığı hep sol elle tutuyor, oyuncakları sağ elle.. ben solak olmasını isterim, solakların özel bir yeteneği varmış gibi gelir hep (babası da ben de sağ elimizi kullanıyoruz)

    YanıtlaSil
  36. :-) Aslinda sasirdim yazilanlara, daha cok da yorumlara... Cunku cok da onemli degil verdiginiz isim yapilanlara. Aktivite, oyun, paylasim, birlesim, zaman gecirme ya da sevgi... onemli olan cocugunuzla sevgiyi paylasmak. Hicbirsey de yapmayabilir insan. Ya da cok sey. Bu sadece bir secimdir. Kimsede kimseyi seciminden dolayi elestirmez, elestirmemelidir.

    Cocuklariyla yeterince zaman geciremedigi icin uzulen anneler var. Hayat sartlari bunu gerektiriyorsa, uzulmemek gerekir. Onemli olan icinizde duydugunuz sevgi ve bu sevginin cocuga yansimasidir.

    Montessori, cocuga sevgi vermeyi hedefler. Cocugun ozgurlugunu ve onun da bir fert oldugunun kabul edilmesini. Yoksa "aktivite", "materyal" vs. hepsi ikinci hatta 10. plandaki seyler... sanirim bazi annelerin eksik bilgileri ile one cikarilan "aktivite" fikri boyle bir "tiksinme" olusturmus bazi annelerde... cok uzucu...

    yoksa bu isi ortaya atan ilk ben olduguma gore, boyle bir amacim olmadigini da uzulerek belirtmeliyim. Amac, cocuklarimiza saygi, sevgi, esit hak ve onlara ayrilmis "zaman"dir. Baska birsey degil...

    sevgiler
    Esra

    YanıtlaSil
  37. Aslinda şaşırarak okudum Hülya, böyle düşündüğünü bilmiyordum :)Ve de takip ettiğim kadarıyla Tuna' ın da aktivite dolu bir hayatı var, sen ona oyun diyor olabilir misin?
    Sanırım bu Montessori annelerinden biri de benim, Montessori den ilham alarak hazırladığım aktivitelerle dolu oyun gruplarım var, Rüzgar' ın ve oyun grubu çocuklarımın bayılarak katıldığı onlarca aktivite demek bu :)
    Çocukları kendi haline bırakmak dediğin tam olarak Montessori aslında, karma yaş gruplarının olduğu minimum 80 metrekare sınıflar, herşey gayet kendi kendilerine ulaşabilecekleri ebatta ve gayet istedikleri zamanda istediklerine yönelmelerini destekleyen bir sistem..Bizim evde de Rüzgar' ın kendine ait ulaşamayacağı ebatta eşyası yoktur, gardrobu bile kendi giysilerine erişebileceği ebattadır mesela..Ev içinde ulaşamadığı yerlere basamağını taşır, ulaşır böylece..Kendi halinde yani :)
    Ama tabiki miyavlayarak yerlerde sürünen oğlumu gel aktivite yapacağız diye yerden kaldırmıyorum, gruplama aktivitesi için evdeki çatal bıçakları kullanıyorum ve bunu bulaşık makinasını boşaltırken yapıyorum, baktım kopamıyor makinayı boşaltmaktan, masasında devam ettiriyorum. İşte aktivite :)
    Ayça nın adına konuşmak istemem ama bildiğim kadarıyla Montessori grubunun moderatörlerinden biridir ve Montessori sisteminden "kendine uyan" herşeyi hayata geçiren bir annedir.
    Osho' nun dediği çocuğu boğmamak fikrine yüzde yüz katılır Montessori, sessizlik çok kıymetlidir mesela, çocuk birşeye odaklandıysa müdahele etmemek, duyarlılık dönemlerine saygılı olmak ve desteklemek..
    Hazır olmadığını düşündüğün birşey öğretmek de asla yoktur Montessori de, dedim ya, "istediği zaman istediği kadar" dır Montessori' nin felsefesi..
    Sınırlı alan çocuğu çok nrahatlatan bir kavramdır, hem soyut hem somut anlamıyla..Tezat görünse de çocuk sınırlarını bilmek ister..Toplama kısmına gelince, henüz bizimkiler çok küçük ama ben 5 yaşına gelmiş ve evin her köşesine bir oyuncak bırakan bir çocuk istemiyorum kendi adıma, düzen alışkanlığı olsun istiyorum..
    Özetle Montessori hakkında detaylı okursan hemfikir olduğunu göreceksin,net kurallar okullar için geçerli aslında, bizimkiler evde büyüyor, Montessori "okul" ları ile Montessori' den ilham alan annelerin "ev" leri aynı şey demek değil :)
    Öpüyorum.

    YanıtlaSil
  38. oww yorumlar uçmuş burada .
    Iraz tabiiki benim adıma yazabilirsin yazdıklarını:=)
    Evet ben de moderatörlerden biriyim doğrudur ve kendimce bize uyan kısımlarını hayatımıza entegre etmiş ve gerçekten çok olumlu sonuçlarını almışımdır almaya da devam ediyorum.
    Irazın dediği gibi montessori okuları ile bu felsefeden yararlanan annelerin evi farklıdır. Biraz dah detaylı incelemekte fayda var.
    Benim diyeceğim şu sınırlı alan meselesi ile ilgli.
    Kendinizi bir tren yolunun köprüsünde düşünün .. altınız uçurum ve iki yanınızda korumalar yok..uzaksınız yan tarafına rayların ama boşluk var..
    bir de şimdi aynrı köprünün ve rayların üzerindeyken aynı uzaklıkta korumalıkların olduğunu düşünün.. hangisinde dah güvende hissedersiniz ?
    Çocuklarında aynen bunun gibi güvenli hissedebileceği sınırlara ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Orda olduğunu bilmek ve güvende hissetmek hiç olmaması daha tehlikeli..

    YanıtlaSil