1 Mart 2010 Pazartesi

Son Söz

Her zamanki gibi tahminimden daha fazla gürültü koptu.
Aktivite ile ilgili her iki postuma da gelen yorumlar için burdan seslenme gereği duydum.
İfade özgürlüğünün, paylaşımın gereğine inanıyorum ve bu yüzden karşıt görüşlerin de fikirlerini açıklamasından memnun olduğumun altını çiziyorum. Tartışmak rencide edici değil, bilakis faydalı ve öğreticidir.
"Aferin, hislerimize tercüman olmuşsun" diyen de oldu, "yanlış anlamışsın" diyen de.

Öncelikle şunu belirteyim ki ben fark etmeden Montessori'ye uygun çocuk yetiştiriyormuşum. Yorumlardan anladığım kadarıyla yaptıklarım doğru. Ama ben ne mail grubuna üyeyim ne de üzerine adam akıllı kafa yordum. İçimden gelen sesler, önsezim ve en önemlisi sağduyumla çocuğumun bireyselleşmesini destekledim. Dışarda dakikalarca bir taşla oynamak istediğinde sürükleye sürükleye eve götürmedim, kendi kaşığınnı tutmak istediğinde elinden kapmadım.......

Tam da bu gerekçeyle Anti-Montessorici imajı çizmekten hoşnutsuzum. Kullandığım kelimelere çok dikkat ederim. İlk yazım hor görme ve alay değil, hiciv dolu ve aktivite diye kasan anneleri hafif ti'ye alan bir yazıydı. İkincisinde ise düpedüz Montessori'yi övdüğüm bir paragraf bile var.  Ama başka anneler o kadar doluymuş ki benim söylemediklerimi ya da bazen hemfikir olmadıklarımı yorum olarak yazmışlar ve hepsi benim fikrimmiş gibi bir imaj oluşmuş.
Benim her iki yazımda da "çocuğa zorla iş yaptırıyorlar, aktivite için kasıyorlar" ifadesi değil iması bile yok. Yorumların çoğu bu minvalde ama herkesin fikri kendine aittir.
Ben kendi geldiğim noktayı izah ediyorum.
Tuna 10 aylık falanken ve deli gibi halkalarla, küplerle, kaplarla vs vs oynarken ben de montessori mail grubuna üye olup daha etkili ve bilinçli oyunlar oynattırmak istedim ve grubun kurucusu Esra'ya mail atmıştım. Sonra üye olmadım, kaldı. Vazgeçtim.
Bu arada sürekli oyuncak araştırıyordum. Hangi oyuncağın nereyi ne şekilde beslediğini empatiyle anlamaya çalışıyordum falan.. Sonra yürümeye başlamasıyla tamamen bambaşka bir çocuk oldu ve kendi yolunu çizmeye başladı. Kendi istekleri olan ve istemediği bir şey asla yaptıramadığım bir çocuk haline geldi-ki büyüyoru ve normal olan da buydu.

Iraz demiş "böyle düşündüğünü bilmiyordum :)Ve de takip ettiğim kadarıyla Tuna' ın da aktivite dolu bir hayatı var, sen ona oyun diyor olabilir misin?"
Evet oyun diyorum, eğlence diyorum ama artık amacını sorgulamıyorum. Emin ol 2.bir blog açacak kadar çok ve eğlenceli oyunlu videomuz var. Ketçap kapağını şaklatma, boş bira kutusunun kapağını yolup içine atma, Konyaaltı plajının taşlarını tanıma, sandalye montajı, bulaşık makinesi boşaltma, çamaşır asma, koltuk altına kaçan oyuncağı bin türlü uğraşla çıkarma......
İki postun da amacı işte kendi annelik maceramda geldiğim noktayı anlatmaktı. Kimseyi hor görmek, aşağılamak amaçlanan bir şey değildi. Olsa olsa azıcık eleştiri vardır -ki ona da kapalı olduğunu zannetmiyorum, ne senin ne Ayça'nın..

Esra demiş çocuklar yarış atı değil ve "Montessori cocuga sevgi vermeyi hedefler. Cocugun ozgurlugunu ve onun da bir fert oldugunun kabul edilmesini. Yoksa "aktivite", "materyal" vs. hepsi ikinci hatta 10. plandaki seyler... sanirim bazi annelerin eksik bilgileri ile one cikarilan "aktivite" fikri boyle bir "tiksinme" olusturmus bazi annelerde... cok uzucu...yoksa bu isi ortaya atan ilk ben olduguma gore, boyle bir amacim olmadigini da uzulerek belirtmeliyim. Amac, cocuklarimiza saygi, sevgi, esit hak ve onlara ayrilmis "zaman"dir. Baska birsey degil... "

Niyet elbette ki çok güzel. Ama başka bebeklerin yaptığıyla kendi çocuğunun yapamadıklarını kıyaslayıp üzülen; falancanın aktivitesini evde kendi çocuğuna uygulamaya çalışıp başarısız olan ve kendini kötü hisseden en az 4-5 anne sayabilirim. Hani yarıştırmayacaktık çocukları??

Şöyle anlatmaya çalışayım, blogda kefir mayalama tarifi vermenin (bizzat ben kendim verdim) alt okumasında şu mesaj gizlidir: "Bakın ben çocuğumu nasıl faideli şeylerle besliyorum." Acı ama gerçek bu.. Çünkü çocuk yetiştirmek gurur duyulacak bir şeydir ve anneler hiçbir fırsatı kaçırmazlar. Özeleştiri yapacak kadar rahatım ve herkesten aynı dürüstlüğü bekliyorum.

Beslenme neyse de zihinsel gelişim konusundaki "duyurular" çok daha baskıcı olabiliyor. Özünde iyi niyetle kurulsa da -bunu söylemek istemezdim ama- o metod bu yöntem şu aktivite derken fazlaca hırslanan anneler çoğunlukta.

Tüm dinlerin özünde insan sevgisi ve Tanrıya ulaşma çabası vardır ama en ağır katliamlar hep din için yapılmıştır. Dini kötüleyebilir misiniz? Tüm kutsal kitaplar sevgi doludur ama gerçekte kan gövdeyi götürür.

Demem o ki, Montessroi de başka metodlar da çocuğun mutluluğunu hedeflese de uygulama bambaşka yerlere sapmış durumda.
Bunlar benim tezlerim.
Montessori gibi özgürlükçü bir öğretiyi savunan Esra'dan anti-tez üretmesini beklerdim, blogunu kapatmasını değil.
Doğru bildiğin ve kurucusu olduğun bir oluşumu sadece birkaç kişi karşı çıkıyor diye kapatmak... Bilemiyorum, ben olsam nerde yanlış yapıldığını düşünür, annelerin neden bu kadar hırslandığını araştırır ve doğruluğuna inandığım yoldan sapmazdım.
İşbu post yoruma kapalı olup konuya ilişkin benim söylecek son sözlerimdir.