13 Mayıs 2010 Perşembe

Büyüme Emareleri

Nicedir çok yemek seçen ama hala iştahlı bir çocuk Tuna. İkisi birarada nasıl oluyor demeyin. Sevdiği yemeği bir yetişkin porsiyonuyla tüketiyor, sevmediklerini tadına bakmaya bile layık görmüyor.
15.aydan sonra başlayan bu dönemin nedenlerini araştırınca zaten tahmin ettiğim sonuçlara ulaştım. Her çocuk için geçerli olmasa da çevremde gördüğüm kadarıyla durum genelde böyle.

- Yeni tatların kötü olacağına dait bir içgüdüleri varmış. Tanıdık, bildik yemekleri tercih etmeleri çok normalmiş. Tuna buna ilaveten yediği şeyin adını muhakkak bilmek istiyor. Yemeği sevdiyse mutlaka eliyle "mmm çok güzel olmuş" hareketi yapıyor. Valla yapıyor :)
Sevdiklerini kendi yemek istiyor, sevmediklerini bana yedirtiyor ama o sırada muhakka bir şeylerle oyalanmak istiyor.

- Bu dönemde kıç üstüne uzun süre oturtmak zorlaşıyor. Öğünler çok kısa sürüyor. 10 dk mama sandalyesinde zaptetmek için bin tane öykü anlatıyorum bazen. Yemekten en fazla 1-2 dk sonra tepinmeye başlıyor. Bu yaşta artık mama sandalyesini kullanmayız sanıyordum ama bizim sandalyelerde zapt-ı rapt altına almak hepten zor olacağından sıkış tepiş de olsa mama sandalyesine devam.

- Damak tatlarının iyice olgunlaştığı bir döneme giriyorlar. Dahası "ben bir bireyim tamam mı, benim de kendime ait zevklerim var, sen istiyorsun diye yemiyorum, ben istediğim için yiyorum" halleri var ki en önemlisi de bu zaten. Kanıtı da aşağıdaki videodur.
Tuna balığı 11.ay civarı tanıştığı bezelyeyi pek severek yerdi. Sonra işte bu pre-ergen döneminde vazgeçti. Makarnalı fasulyeli akitivetelerde farkettim ki taneli her şeyi oyun sırasında ağzına götürüyor. Ben de "geeeaal evlat geeaall, bezelye ayıklama aktivasyoununa geaall!" çağrısı yaptım. Geldi :)
Tabi evvelden bir avuç bezelyeyi ayıklayıp haşlamıştım. Bizimki biraz ondan yuttu, biraz ayıklamama yardım (!) etti.
Baktım bir ara yeni ayıklanmışlara dadanır gibi oldu. Çaktırmadan haşlanmışları kabuğun içine tıkıştırıp "al bakalım" diyerekten "ka-ka-la-dım"
Erkekliğin %90'ı kaçmaksa anneliğin %90'ı kakalamaktır.
       
video

Haluk Yavuzer'in bi kitabında okumuştum. 18-36 ay arası yemek seçme davranışı çok yaygınmış. Benim de denediğim birkaç pratik çözüm var ama açıkçası doğru yapıp yapmadığımdan emin değilim. Mesela sadece sevdiği şeyleri verip sevmediklerini ya hiç teklif dahi etmiyorum ya da sevdiklerinin içine karıştırıyorum. Israrla köfte yiyeceksin, yoksa aç yatarsın mı demek daha mantıklı yoksa benim yaptığım mı bilmiyorum.
Dün mercimek çorbasının içine haşlanmış ve mikronlarına ayrılmış kuzu eti karıştırdım misal.

Kahvaltı tahılını fındığa ve cevize boğuyorum. Bir tatlı kaşığı kadar tereyağı da ekliyorum, kalorisi daha da yüksek bir hale getiriyorum.

Aralarda atıştırması için kendi kendine zevkle yediği ve içtiği kutu süt, ayran, kuru dut ve kuru üzüm veriyorum. Çikolata, şeker hatta dondurma hala hayatımızda yok. Ama birkaç kere patates kızartması yedi. Ve zevkten bayıldı. Dışardaysak ve yemek yedirmek işkence halindeyse garsondan rica ediyorum. Az bir porsiyon yapıyorlar. O da ayda biri geçmiyor.

İnatlaşma halleri sadece yemek konusunda değil elbet. Hayatının kendine göre bir gidişatı ve kendi rutini var. Evden çıkarken asla pusete binmiyor. Temkinlilik kralı olduğundan merdivenden yardımsız inmek de istemiyor. Dün "Tuna'cım, tek başına indin indin. Hem seni hem puseti taşıyamam, kusura bakma!" dedim. Bir-iki uzattı elini. Sonra "hımını hımını" diye diye indi kendisi.
Apartman kapısının otomatına muhakkak kendisi basacak, parka kadar kafasında çizdiği güzergâhta ilerleyecek -ki aslında daha kısa yol var ama "O" öyle istiyor-, çiçeklerin dibini eşeleyecek, kovası o dakka poşetten çıkarılacak, parkta önce salıncağa binecek, salıncaklar doluysa mutlaka arıza çıkarılacak, mutlaka aynı kaydıraktan kaymaya başlanacak, fırının önünden geçerken muhakkak içeri girilecek, ekmek alınacak, tok da olsa ekmekten bir dilim kemirilecek.... diye uzayan bir düzen listesi var.

Bu kadar kendi kurallarına düşkün yaşayınca ufak tefek sapmalar rahatsızlık veriyor ve direkt arıza moduna geçiyor. Dün kovasını küreğini almamışım yanıma. Toprağı eşeleyemedi. Biraz mızırdandı. Hoş, uykusu da gelmişti ama kova-kürek yanımzıda olsaydı huzura erecekti sanki.

Maria Montessori'nin Annelik Sanatı kitabında da benzer örnekler vardı. Rutin ve düzen bu yaş çocukları için huzur vericiymiş.

Tüm temkinliliğine rağmen gözü karalığı da tavan yapmış durumda. 2 yaşından sonra tehlike ve korku kavramının başlamasını bekliyorum. Ama şu sıralar kral o, nereye isterse çıkar, tırmanır.

Aşağıdaki videoyu "bak babası, Tuna n'aptı?" kategorisinden kaydetmiştim ve bloga koymayacaktım ama sözünü ettiğim şeyi çok iyi örnekliyor.
Mekan: Fuar Kültürpark'ın bol çingeneli çocuk parkı.
Kişiler: ElfAna, Alpi, Tuna, Hülya
Alet: Benim bile çıkmaya cesaret edemediğim merdiven. Hani akla hizmet böyle tehlikeli bir basamak yaptıkları ise muamma.
Olay: O merdivenden çıkmakta çok direten bir Tuna. Bir-iki kez poposundan ve göğsünden tutarak çıkmasına yardım ettim. Kendi kendine yapması için el verdim yani :)

video
Birkaç denemeden sonra baktım kendisi çıkabiliyor. Her seferinde yüreğim elimde baktım ama fazla da müdahale etmedim. Zor da olsa içimdeki "aman düşecek!" diyen haminneyi susturdum.
Bu aralar böyleyiz. Cücenin biri "büyüyorum" diye bas bas bağırıyor da acaba anlayabiliyor muyum? Ya da kabullenebiliyor muyum?

17 yorum:

  1. Ne biçim tırmandı o öyle ya:))Ben bile yapamam:)

    Sabah tahılı ne veriyorsunuz efemm?
    Eskiden öyle dopingli kahvaltılar hazırlardım ben de:((...Neyse duygusala bağlamayayım.

    YanıtlaSil
  2. milupa sütlü armutlu ya da sütlü prtakallı. o da sadece bir kaşık. sorma yaa, eskiden patatesli yumurtaları, omletleri tüm tüm yutardı evladım.böhüüü

    YanıtlaSil
  3. Benzer durumlar bizim evde ve bizim parkta da yaşanmakta:) Ya kahvaltı için değişik formül ve tarifler istiyorum ben de...

    YanıtlaSil
  4. Aaaaaaa, o sondaki videoyu izlerken kalbim güp güp attı resmen!!! Müdahele etmeyince çocuklar neler başarıyor di mi???
    Maşallah ona.

    Bu arada bir nolur şu kahvaltı işini açıklasın. Bizimki her sabah bir yumurta yiyordu, hepsi o. Son zamanlarda onu da yemez oldu. Napıcam ya?

    YanıtlaSil
  5. Hain, koymayacagim demistin bi de:P Super tirmanis ote yandan da.

    YanıtlaSil
  6. özlem yulaf denesene
    nurturia'da sormuşları da yazmıştım. aynen copy-paste edeyim akşamdan 1 bardak süte koy. sabaha kadar sütü içine çekecektir. sabah 4-5 dk sürekli karıştırarak kaynat. ılıyınca içine bir çimdik tarçın+1 tatlı kaşığı pekmez (ben 1 yaşından sonra yapmaya başladığım için bal koydum, tuna pekmezliye öğürdü) koyup afiyetle yedirebilirsiniz.


    http://www.nurturia.com.tr/questions/6bbd9621-025d-4c5e-a001-9d4e0167d085/1/yulaf-pisirmek

    YanıtlaSil
  7. ElfAna
    valla mevzuya cuk oturdu, kızma :P

    YanıtlaSil
  8. ben işten video seyredemiyorum... bir tek vimeo'ya izin var :(

    şu "kakalama" işine atfen: bizim aile dostumuz bir çocuk doktoru var, KTÜ'de prof., Yusuf Amca. Yusuf Amca hep der ki, bir çocuğun zihin gelişimini beslenmeyle desteklemek için ilk 5 yıl mümkün olduğunca iyi beslemelisiniz. Ondan sonrası için geçmiş olsun! Yani, neyi neyle nasıl kakalarsan kakala, yeter ki yesin mantığındayım ben de! Ondan snra seçerse seçsin, ben yapacağım katkıyı yapayım da :)

    YanıtlaSil
  9. postu yazdıktan sonra seninkini gördüm işte bizimkinden bir tane daha var dedim. Ama o mikronlama işi bizde sökmüyor bir şek,lde bulup çıkarıyor ya da tükürüyor:))
    Adaşın gözü çok kara benim tosun cesaret edemez valla:)

    YanıtlaSil
  10. Maşallahhhhh :) yemek yememe meselesi bizde de var maalesef ben aç bırakanlardanım şekerşm çünkü benim oğlan ''kakalamaları '' yutmuyor maalesef,p mikronları bulup çıkarıyor..birde bu ara sabah akşam öylen varsın tost yesin..

    YanıtlaSil
  11. Hülya merdivenler bubi tuzağı gibi..maşallah onu yapan belediyeye ve maşallah Tuna' ya, becerikli çocuk!

    Ben yulafı annem usulü yapıyorum, bize çok yapardı eskiden hatta abim okula da götürürdü de adı "at" a çıkmıştı lisede :)

    Geceden bekletmiyorum, sabah süte ekleyip süt fıkırdayana kadar çeviriyorum, ilk kabartılarla altını kapatıyorum, çekilmiş ceviz veya fındık, elma rendesi ve bal ekliyorum, çanağa koyup üstünü kapatıyorum, demlenip iyice şişiyo ve soğumuş oluyo bu arada..Elma rendelemeye üşenirsem ev yapımı reçel. Çok değişik bir tarif vermedim ama hani reçel, meyva rendesi, ceviz-fındık yakışıyo demek istedim..sütle pekmez berbat bir ikili bu arada!! Annem kuru kayısı filanda koyardı parça parça ama tabii şimdi suları bulandırmanın anlamı yok..Amann ne yazasım varmış bu ylaf hususunda!! :)

    Son olarak Angarada bezelyenin kilosu 9-10 tl imiş, acık düşsün bende yapıcam bu kakalama aktivitini :)

    Mektubumu bitirirken selam eder, tontişi öperim..

    YanıtlaSil
  12. senem
    bir seferinde neva sabaha karşı uyanınca süt ısıtıp verdiğini yazmıştın ya. sütü verme bakalım kahvaltıyı daha iyi yapacak mı?
    kaymaçina
    aç bırakmak işe yarıyor mu? gerçek soruyom..
    başak
    ben de 0-3 yaş diye biliyorum. 5 yaş çok beee..
    ömer tuna
    hem gözü kara hem temkinli. nasıl iştir anlamadım valla

    ıtır totisi :)
    ben daha yumuşak olsun diye akşamdan ıslatıyorum. 9-10 tl ne bezelyesi ayol? burda kralı 1,50-2 tl... zeynep'e bir koli enginar kargoladım sana da bezelye göndereyim bari

    YanıtlaSil
  13. Ana! İsterim valla..hemide enginar da isterim!!
    İmza: yüzsüz :)

    YanıtlaSil
  14. ıtır
    bu gidişle hal komisyoncusu olacağım :) enginarlar bitmek üzere ama c.tesi bakayım bir hele. bezelye var ama ondan eminim. emailime adresini neyin atsana.

    YanıtlaSil
  15. Merhaba,

    Bu gün Zeynep'e oğlum yemiyor diye soylenirken al 'Al Hulya'nın Tunası' tam senlik bu gün oku, tanışın' dedi :) Benim de bu gün konum 'yemek yememek'ti. Bu sıpaların bacak kadar boyu var türlü türlü huyu var ama dertler de heeeep bi yerlerde benzeşiyor :)

    Bu arada bende de sizinkinden kral olmasın bir temkinlilik kralı var :)

    YanıtlaSil
  16. evrim
    selam, hoşgeldin. hepsi ayrı cins ama özünde hepsi aynı sanırım
    sevgiler

    YanıtlaSil