7 Mayıs 2010 Cuma

Herkes Kendi Evinin Önünü Süpürse...


Tee hamileykenden bu yana kafa yorduğum mevzuyu Kaymaçina şahane bir anlatımla dile getirmiş.
Mesele şu: Hani çocuklarımıza aşılamaya çalıştığımız davranışlar var ya? Teşekkür etmeyi, çöpünü uygun yere atmayı, başkalarının yaşam alanlarına izinsiz girmemeyi, taciz etmemeyi, zarar vermemeyi, incitmemeyi.... öğretiyoruz ya çaktırmadan.

Çaktırmadan diyorum, zira bunlar tamamen aile içindeki davranışları taklit ederek öğrenilen davranışlardır. Evde karısına sürekli hayt-huyt yapan, hatta döven bir baba varsa; o anne ister pedagog olsun siter aktivist :) o çocuktan hayır gelmez. Eninde sonunda şiddeti öğrenecek ve en kısa zamanda uygulamaya geçecektir.

Konunun dışına çıkmadan devam edeyim.
Bizim o kadar hassas davrandığımız konular varken başka anne-babaların umursamaması gün gelip bizim çocuklara zarar vermeyecek mi?

Daha dün gördüğüm bir olay. Migros'ta kasadayım. Önümde iki çocuklu (yaşları 4-6 gibi) bir anne, bir anneanne (ya da babaanne) var. 3-5 parça alışverişleri var ama tüm yolu kapatmışlar, benim aldıklarım kasadan çoktan geçmiş ama hiç istiflerini bozmuyorlar. Anne olan aldığı oyuncak silahı (silahtan oyuncağın çocuklara ne faydası var, o da ayrı bir post konusu) paketinden çıkarıyor, silahları çocuklara veriyor ve oyuncağın kutusunu yandaki boş kasaya bırakıp gidiyor.
Arkalarından duyacakları şekilde "çöpünüzü almayı unuttunuz" diye sesleniyorum. Kadın "eveeet" diyor.
O Eveeet'in anlamı şu: Unutmadık şıllık, bilerek bıraktık. Ben burdan alışveriş yapıyorum, çöpümü de bırakırım, içine de sıçarım, sen de karışamazsın.

"Kimler anne olmuş yarabbim" diye söylenerek hayretler içinde kalıyorum. Bu kadının çocukları gün gelip uyanıp kendine gelmezse, anne-babasını, içinde yaşadığı toplumu sorgulamazsa bu aymazlık nesilden nesile genetik miras gibi aktarılacak. Benim çocuğum oynadıktan sonra alanını temiz tutmayı öğrenecek, onların çocuklarını da dağınıklığını toplayan "enayi" olacak.

Eski işyerimde yaşadığım bir olay aklıma geldi.
Patronumla Almanya/Düsseldorf'ta fuardayız. Otelin banyosunda asılı uyarı yazısını anlatıyorum.
"Havlunuz kirliyse lütfen yere atın, tekrar kullanacaksanız askıya asın. Böylece gereksiz yere havluları yıkayıp deterjan tüketmek zorunda kalmayız ve çevreye daha az zarar vermiş oluruz"

"Bu Almanlar ne kadar duyarlılar di mi D.Bey" dedim.
Cevap:
"Ya sana ne kızım, verdik parasını bir kere sil, at havluyu yere"

Al işte, bu zihniyet değil mi dünyanın içine eden? Böyle düşünenler yüzünden boka batmadı mı dünya?

Daha dün yaşadığımız başka olay (Hep de beni bulur ya)
ElfAna ile oğlanları Fuar'daki parka götürdük. Tuna kaydıraktan kaydı, daha yere inmeden o son metrede durdu, bekliyor. Yukardan gelen çocuğa (yaşı nerden baksan 7-8) "bekle bi saniye" diyip Tuna'yı alacaktım ki çocuk bodoslama gelip Tuna'nın beline vurdu.

Çocuğuna zarar verilen her annenin vahşi bir kaplana dönmesi saliselik bir olaydır ve aynen öyle oldu.
Çocuğa "sana bekle dedim!" diye bağırdım ama bir yandan da anası danası bir yerden çıkacak diye tırstım. Hıdrellez pikniği dolayısıyla her yer Çingene'ydi ve bir Çingene'yle ağız dalaşı kadar feci bir şey yoktur. Oysaki çocuğun anası çoktan koca kıçını parkın en gölge bankına dayamış ve mevlam kayırsın diye salmış çayıra .

Ama işte bu kadar kayırıyor!!

Bizim parkta da yine 4-5 yaşlarında bir çocuk Tuna'yı ittiridi diye "oğlum napıyorsun, niye ittin çocuğuu durduk yerde?" dedim.
Orda oğlunun hayvanlığını izleyen adam babasıymış meğer. "Anlamaz o daha çocuk" dedi. "Gerçekten anlatırsanız, anlarlar" dedim sertçe.
3-5 dakika sonra aynı babanın oğluna şöyle seslendiğin duydum "Oğlum sana biri vurursa sen de ona vur". Birbirinizi vurarak geberin inşallah dersem çok mu ağır olur?

Anne olmadan önce bu kadar nefret dolu değildim, şimdi nefret ediyorum insanlardan... İnsanların çoğunun bu kadar gerizekalı, art niyetli, fesat ve pislik olduklarını yeni yeni farkediyorum.

Televizyon çocuğu alık bir nesil yetişiyor. Üstüne değerleri kaybolmuş, paraya endekslenmiş anne babaların hayatları, bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışı, apolitizelikten geçtim kömüre-bulgura satılan hayatlar ve o insanların çocukları... Bizim yaşamlarımızla ve değerlerimizle uzaktan yakından ilgisi olmayan insanlar... "Biri sağ yanağına vurursa sol yanağını uzat der" benim atalarım. Ya da "incinsen de incitme"

Çocuğumu adam gibi bir okula gönderme şansım yok, mahalle mektebinde okuyacak. Parkta sürekli onu itip kakan hayvanoğlu hayvanlarla aynı sıralarda, aynı kantinde, aynı bahçede vakit geçirecek. Ben ona dayak nedir öğretmezken öküzün tekinin büyüttüğü çocukla hırlaşacaklar mı?
Ne yapmalı? Nasıl yapmalı?
Bilmiyorum....
p.s. Annelerin Dünyası'nda bu hafta iki çocuklu bir annenin yüreğinden dökülenleri alıntıladım. Okumak için TIK.

24 yorum:

  1. ne kadar güzel yazmışsın ellerine sağlık.merak etme,bi öğretmen olarak söylüyorum ki,iyi aile çocukları nerede olsa kendini gösteriyor,kendi gibi güzel çocuklarla arkadaşlık kuruyor.

    YanıtlaSil
  2. Hah işte! Ben de anne-babalığı bırak, insanlıktan nasibini almamış anne-babaların tavırlarından duyduğum rahatsızlığı blogumda çiziktirmeye çalışmıştım... aynı duygular içindeyiz -yine!

    Böyle insanların yetiştireceği çocukların, bizim çocuklarımızın dünyasına neler yapacağını ben de kara kara düşünmekle birlikte, senin benim gibi ailelerin sayısının hiç da az olmadığını da görüyorum artık! O yüzden, bir ihtimal, belki biz baskın çıkarız!

    Bir tek şu konuda içim rahat... çocuk çevresinden de çok etkilenir, ama onunla adam gibi iletişim kurabilen bir ailesi varsa, en çok onların davranışlarından etkilenir. Bunu kardeşimde gördüm ben. Çocukluğu Dikmen'de geçti (Ankara'nın Dikmeni... şeklinde devam eden tekerlemenin ithaf edildiği güzide semtimiz. Biz yine nispeten iyi bir bölgesinde oturuyorduk ama yine de bir Çankaya, Çayyolu falan değildi tabii). Ortaokul-liseyi okuduğu okul Anadolu Lisesi olmasına rağmen acayip kötü bir semtteydi. Üniversiteyi Bilkent'te okudu. Bu üç çevre de, çok baskın karakterlerin yer aldığı çevrelerdi ama kardeşimin davranışlarında en ufak bir değişiklik olmadı, hep kendine uygun insanları buldu arkadaş olarak; hatta, girdiği çevreyi de az biraz da olsa değiştirdi diyebilirim.

    Demem o ki, karamsarlığa kapılmaya gerek yok. Bizim çocuklarımız da, az biraz da olsa, girecekleri çevreyi değiştirecekler. Yeter ki biz onlarla düzgün iletişim kurabilmeyi, diğer tarafta ne olursa olsun, onlara iyi insan olabilmeyi, düzgün, duyarlı davranabilmeyi öğretebilelim!

    Tuna'ya öpücükler!

    YanıtlaSil
  3. Hülyacım,ne güzle demişsin
    '' Ben ona dayak nedir öğretmezken öküzün tekinin büyüttüğü çocukla hırlaşacaklar mı? ''
    evet sanırım hırlaşacaklar biz nasıl hala mücadelemizi veriyorsak onlarda bizim ki mücadele verecek, yorulacak,didinecek,böyle bizler gibi çıldırıp kaçmak isteyecek ama her nedense kaçamayacak burada bu öküzlerle yaşamaya devam edecek.Umudumu yitirmek istemiyorum gidişatı hiç iyi görmüyorum.Belki böyle hırlaşa hırlaşa birilerini düzeltmeyi başarabiliriz.

    YanıtlaSil
  4. Çocuklar aileleri böyleyken neden silkinip kendilerine gelsinler ki... Kolay olan yol o yani bir de, çöpü bırakıvermek. Karamsarım.

    YanıtlaSil
  5. hayvan gibi yorum yazmistim, doruk geldi, biyerlere basti, sayfa atladi bisiler bisiler...
    of neyse
    bugunlerde benimde bazi sebeplerden dolayi kafami coook karistiran bi konu bu, okul ve cevre konusu.
    hani mahalle mektebine gidecek demissin ya, ozel okullarda da, bu farkli ailelerin farkli versiyonlarinin cocuklar var sonucta, sorun bitmeyecek.
    ozu iyi olursa kendini kurtarir diye umuyoruz ama, gorucez...

    YanıtlaSil
  6. merhaba,negüzel yazmışsınız
    geçensene yaz tatilimizde de böyle benzer bir olay yaşamıştık bizde :(

    özellikle böyle duyarsız anneler ile karşılaştığım zaman sinirimden neyapacağımı şaşırıyorum, ama çokoprenses'in de dediği gibi bizim çocuklarımız nerde olursa olsun kendilerini belli ediceklerdir.

    YanıtlaSil
  7. yazcak çok şey var da gücüm yok. imza füs diyorum sadece

    YanıtlaSil
  8. olay şöyle oldu. Sabahın köründe umutla ufacık bir bakkala gittik süt almaya. 4-5 yaşlarında bir erkek çocuğu ve annesi de var. Annesi bakkalla konuşuyor. Umut çocuğu görünce yanına gitti;

    umut: günaydın
    çocuk:...
    umut: nasılsın
    çocuk:...
    umut: iyi uyudun mu

    çocuk mal mal bakmaya devam edince umut bana dönüp benle konuşmuyor anne dedi üzgün üzgün. yanıma çağırdım, belki yabancılarla konuşmuyordur annecim dedim. Umut çocuğun burnunun dibine girip ben yabancı diilim umut barışım dedi. Çocuktan cevap: gerizekalı. Umut korkup arkama saklandı, bana ne dedi anne diye sordu. terbiye yoksunu, boşver umutcum dedim. O zamana kadar sesini çıkarmayan annesi sen benim çocuğuma terbiyesiz diyemezsin diye kükredi. Umutun yüzüne baktım o anda, nasıl korktuğunu anlatamam. İşte çingeneye bağladığım andır o an.
    Gidip kadının kulağına neleeer neler söyleyip çıktım bakkaldan ki amacım umutu eve bırakıp kadını dövmek üzere geri dönmekti. Hatta kendisine de söyledim bekle burda ağzını burnunu dağıtıcam diye:)) neyse ki eve gidince sakinleşip geri inmedim. valla billa böyle bir insan değilim aslında:)) kimseyi dövmüşlüğüm yok ama insanı o raddeye getiriyorlar hakkaten.

    YanıtlaSil
  9. aynı durumdan bizde muzdaribiz malasef,heleki birde erkek annesiyiz ya ,hem pısırık olmasın diye uğraşıyoruz,hemde terbiyeli ,kimseye staşmayan ,etrafına zarar vermeyen bir çocuk yetiştirmeye çalışıyoruz,oğlum 3,5 yaşında ,hep kimseye vurma oğlum,ısırma oğlum diye diye,şimdi kendini savunamayan bir çocuk var karşımda ,işte kilit nokta bu ,kendini savunmasını öğrenmesi lazım ,ama nasıl yapacağız ???.......
    çokoprensesin dediği gibi ,kardeşimde çocukluğunda hep kimseyi dövme ,etme ,diye diye büyüdü ,ama allaha şükür okul hayatında ,kimseden dayakta yemedi ,kavga da etmedi sorunsuz bir okul hayatı oldu,inşallah evlatlarımızda sorunsuz bir yaşam geçirir.

    YanıtlaSil
  10. Hulya benim bu konuda hic endisem yok desem. Varsin itilsin bir kac defa. Hirpalansin. Benim tanidigim bir aile cocuklarini tekvando kursuna yazdirdi inanabiliyormusun dayak yiyiyormus diye. Zihniyete bak. Dayak yememek icin dayak at.

    Varsin insanlar pisirik desin cocuguma. Varsin hirpalanan o olsun. Hirpalayan olacagina. Dunyanin butun kotuluklerinden cocugu koruma sansimiz sifir. Ben koruma taraftari da degilim zaten. Kotuyu de gorsun yalnis oldugunu idrak etsin, iyiligi secmek icin bir sebebi olsun.

    Aile icinde gormuyorsa cocuk kotuye yonlenmez diye dusunuyorum. Burada kriter anne babanin yonlerdirmesi ve ilgisi. Cok mu iyimserim bilmiyorum. Sen cocugunu koyun misali saldim cayira demezsen. Ki koyunun basina bile bir coban bir kopek koyarlar ki o bile cayira basibos salinmaz.

    Cocugun pesini birakmadigin surece disarida gordugu seyin pesine takilmaz. Cocugun ozellikle illk yaslarda yaklasimi anne-babasinin takdirini ve sevgisini kazanmaktir. Anne-baba cocugu iyilige tesvik ederse, dunyaya gelisinde de cocuk bunu getiriyorsa armut dibine dusuyor. Ha iyi anne-babalardan kotu yetismis cocuklar kotu anne-babalardan iyi yetismis cocuklar cikmiyor mu cikiyor ama cok az. Genel olarak cocugun kisiligini belirleyen ailesi.

    Sen de zamaninda bazi okuzlerin yetistirdigi cocuklarla ayni okullarda okumadin mi ayni ortamlarda bulunmadin mi? Seni etkileyebildiler mi? Belki kisa bir sure ama ozunde ne varsa osun. Inan mahalle mektebine gitmesi daha bile hayirli olabilir. Ozel okullarda da o okuzlerden az mi var saniyorsun. Cocuk yetistirmek parayla pulla olaydi. Bu ulkenin yuzde 90nin kotu yetistirilmis bireyler oldugunu kabul etmek gerekirdi.

    YanıtlaSil
  11. şu an yazını okuyamıyorum, geri dönüp okuyacağım, ama söylemeden geçemeyeceğim, BU NE TATLILIK :)

    YanıtlaSil
  12. Çok şey yazasım var benim de bu konuda ve ne zamandır içimde tutuyorum. Ben de çok doluyum.

    Yorumculardan Hilal'in tavrı için de bir şey yazmak istiyorum. Yanlış anlaşılmasın, amacım asla polemik yaratmak değil ki beni biraz tanırsın.

    Bir insana ağzını burnunu dağıtacam demek altı ay hapis cezasını gerektirir. Hakaret etmenin cezasını söylemiyorum bile. Çocuk bu. Ben hayatımda küfürü bırak küfür yerine geçcek kelimleri bile kullanan biri değilim kızım da kuvvetle ihtimal böyle kelimeler bilmeyecek ama olur da Beril birine bu lafı ediverir. Bu bir yetişkine kızıma ve bana hakaret hakkı vermez. Bu tahrik sebebi bile sayılmaz. Bu çocuk kavgasından o kadar vahim şeyler çıkıyor ki anlatamam. Karşıdaki adam gerçek bir ruh hastası çıkabilir mesela.

    Ve evet, tüm saflığıyla ve masumiyetiyle bir çocuğun yanına gidip böyle bir şeyle karşılaşmak hiç hoş değil. Ama tavır bu mu olmamalı? Gönül ister ki annesi ne ayıp şey söyledin çocuğum, özür dile desin ama maalesef herkes sağlıklı düşünebilecek ruhsal durumda değil bizim ülkemizde. Beril birine bu lafı etse ben utanırım kızımın yerine ama herkes aynı düşüncede değil.

    Muhtemelen de böyle bir insan değildir ama insanlar da çoğunlukla çok sinirlendiklerinde ve birdenbire suç işliyorlar.

    YanıtlaSil
  13. Şimdi tabi bekara karı boşamak kolaydır demek zorundayım bu konuda. Tuzumuz kuru ya. Orda olsam kesin hergün eve ya dövmüş ya dövülmüş olarak dönerdim. Burda insanı strese sokacak çok şey olmuyor, nadiren olduğunda da insanın kalp atışlarını hızlandırıp kan dolaşımına faydalı olması bakımından iyi oluyor. Mide ülseri yapacak kadar değil yani.

    Aklı selim düşünmek lazım bu konularda. Çocuğunun önünde çemkiren annenin çocuğu da çemkirengillerden oluyor. İki iki dört eder. Ama gönül ister ki karıların/heriflerin oracıkta boylarının ölçüsünü alalım.

    Ancak çocuğu da hijyen yetiştirmek büyük bir marifet değil, hatta böyle bir toplumda büyük salaklık olur. İki ucu boklu değnek.

    Ben eğer Türkiye'de yaşasaydık, Dante'nin öyle bir toplumda, her önüne gelenin onun üstüne basıp geçmesine izin vermesini istemezdim. Ama aynı zamanda harika bir evlat da yetiştirmek isterdim. Ay çok fena be!

    Bak burda küfür bile ederken dikkatli olmak zorundayım, yoksa toplum öyle bir toplum ki, sap gibi yalnız kalırsın böyle ağzı pis, vuran kıran bir çocuk yetiştirirsen. Burdaki çocukları bir görseniz, please, thank you, excuse me, I'm sorry...2 yaşındaki çocukların dilinde pelesenk!

    YanıtlaSil
  14. Ben o kadar sinirlenmiyorum sanırım. Duyarsız mıyım neyim. Sanırım kızıma biri sana vurursa sen de ona vur diyeceğim. Burada da yaşasam başka yerde de yaşasam. Öbür yanağını çevirmesin ama başkasına da vurmasın. Annemler beni böyle yetiştirdiler.

    Ayrıca bizim evde ve yakın çevremizde hiç küfür yoktu. Odtüye gidince şok geçirmiştim bu insanlar hangi dili konuşuyor diye. Ve onların dilini öğreniyorsun bir şekilde. O kadar da kötü değilmiş.

    Açalya bu arada ben de ABDde yaşadım, siz hangi yörede yaşıyorsunuz kuzum, valla direk gelelim. Ben dcde takıldım harlemde gezdim, pek göremedim o kibar çocuklardan. İyisi de kötüsü de vardı çevrede ki pek elit, nezihti ortam. Tuzumuz kuru demişsin de o memleket değil mi white trash yavruların büyükbabalarının silahını alıp okulda takıldığı. Kanada'daysan bişi diyemiyeceğim tabi saygım büyük.

    Neyse ben de böylece çıkıntılığımı yapıp Fringeimin başına geçerim. İyi geceler...

    YanıtlaSil
  15. Ben Güney Kalifornia'dayım özgüranne, Virginia'da zenci ve alt gelir düzeyindeki toplumu da biliyorum, orada da yaşadım. Harlem'i bilemem, pek uç bir örnek vermişsin, geneli öyle değil. Benim yaşadığım (ve gördüğüm, tanık olduğum başka yerlerinde de diyelim) bu çocuklar böyle anlattığım gibi. Tabi, bekarken bulunduğun ortamlarla, bir çocuğun varkenki bulunduğun ortamlar da değişir, ama burada ortamda bir çocuk varsa, serseriler bile kendilerine çekidüzen veriyorlar.
    Silahla okul basan veletleri veriyor herkes örnek nedense, Amerika'nın öyle yerleri var ki, silah bulundurmak neredeyse cebinde cüzdan taşımakla aynı doğallıkta. Türkiye'de daha çok korkardım, sokakta bir tinerci tarafından bıçaklanman işten bile değil...

    YanıtlaSil
  16. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  17. Hülyacım sorma bu günlerde parka gitmek bizede işgence haline gelmeye başladı. Özellikle bana. Güle oynaya gidip, sinir harbi içinde eve dönüyorum.
    Beni en çok rahatsız eden (şu okul öncesi çocukları geçtim o ayrı bir mevzu ve sonuna kadar katılıyorum) okulu kırıp parka gelmiş ergenlik çağındaki yeni yetme çocuklar çileden çıkarıyor. Herbirinde birer sigara, hiç duymadığım küfürler, yanlarında sevgililer, sevişmekten beter haldeler ve oyun parkında bankta oturuyorlar. Gençtir falan diye sakinleştiriyorum kendimi ama ağızlarından çıkan o iğrenç ötesi küfürleri duyunca soluğu yanlarında alıp başlıyorum, bizimklerin nasıl masum çocuk olduğunu anlatmaya, kötü örnek olduklarını, anne babalarının onları okulda sandığına vs....... Sonuç SANA NE!! Senin Çocuğunu da Göreceğiz!!!
    İşte o an omuzlarım düşüp kafamda 1500 soruyla Gazihanı kaptığım gibi eve geliyorum. Ne olacak sonumuz diye endişeye kapılıyorum. Dediğin gibi bizler iyi yetiştirmeye çalışıyoruz ve bunu başardık diyelim ya ileride edineceği arkadaşlar oyun parkındaki çocuklar gibiyse????
    :(

    YanıtlaSil
  18. Hülya selam,
    çok güzel bir yazı olmuş . ben de eskiden de cadıydım ama oğlan doğalı daha fena oldum. benim çocuğum ne iter ne döver. birisi saldırdı mı ben de saldırıyorum. birisi ile top havuzunun yanında ağız dalaşına girdim. cevap vermezsin sanıyorlar. kendi hakkımı da çocuğun hakkını da korurum diyorum.
    eline sağlık!
    sevgiler
    gorki

    YanıtlaSil
  19. Tuna nasıl güzelleşmiş, serpilmiş öyle?:o
    41 kere maşallah :))

    YanıtlaSil
  20. Evet, maalesef böyle..
    Oğlunu akıllı, duyarlı, kendisine ve çevresine saygılı yetiştirmeye çalışırsın, 5 sene sonra süt çocuğu muamelesi görür. Kızın terbiyeli, becerikli, okur-yazar olsun istersin, enayi denir. Çünkü önemli olan en az 3'tür, nasıl yetiştirildiği değil.

    YanıtlaSil
  21. bu aralar yoğunluktan yorumlara tek tek cevap veremiyorum, affola
    ama her satırı didik didik okunuyor haberiniz olsun.
    genel anlamda aynı fikirdeyiz sanıyorum.
    sevgiler herkese

    YanıtlaSil
  22. zeynep rahat ol lütfen. polemik olacak bir durum yok. yaptığım şeyi savunacak değilim. eşşeklik ettiysem ettim derim yani ki ettim. çocuğun oğluma ettiği laf değildi beni çileden çıkaran, kadının oğlumu korkutacak kadar yüksek sesle bağırmasıydı. bağırarak karşılık vermedim ama sadece onun duyabileceği şekilde her türlü hakareti ettim, o tehdit en hafifiydi söylediklerimin. mahkemeye verse kazanır, haklısın. gene olsa sinirlerime hakim olmaya çalışırım. kısaca haklısın yani.

    YanıtlaSil
  23. Kesinlikle katılıyorum. "Kimler anne olmuş yarabbim" diye söylenerek ben de hayretler içinde kalıyorum.

    YanıtlaSil
  24. Yorumunuzu begendim,hemde basindan sonuna kadar.Gelgelelim,insanlardan nefret ettiginizi yazarken,bazilarini öküze benzetip ,bazilarinada "hayvanogluhayvan "diye hitap ediyorsunuz.Iste ben bu kelimelere karsiyim ve dizi ve filimlerdede it,köpek kelimelerinin kullanilmasindan nefret ediyorum.Neden?O it insanlarin bu yaptiklarina karsi en sadik hayvandir,öküz?kitir,kitir girtlagini kesip,etinden derisinden faydalanilmiyormu?Süt,peynir,yogurt,et salam ,sosis.......nerden geliyor acaba.HAYVANLARDAN

    YanıtlaSil