8 Kasım 2010 Pazartesi

Çocuk Demek Oyuncak; Blog Demek Sobe Demek

Biliyorum çok ihmalkâr bir bilogır oldum. Sobelenmesem hiç yazacağım yok. Öyle güzel konular dolaşıyor ki bloglarda hangisine dalsam bilemeyip hepsinin kıyından geçiyorum.
Ege'nin Annesi sobelemiş en son. (Amanın şimdi farkettim, meğer Tuna'nın dilinden yazacakmışım, piyuuvvvv ben hepten kopmuşum) Sondan başa sobelere el atayım.
Tuna bir oyuncak delisi. Güncel bir tartışmaya atıfta bulunayım :)
Genelde tekerleği olan şeyleri daha çok seviyor. Hemen her erkek çocuğu ve bazı kızlar gibi.

İlk arabası 12 aylıkken olan ve o zamana dek dizmeceli şeylerle ilgilenen bir çocuk olmasına rağmen iş makineleri, kamyonlar, şu sıralar trenler ve ambulanslar favorisi.


Tren çağı başlasın! from hulya cinscicekci on Vimeo.

Bu tren setine tek kelimeyle ba-yı-lı-yor. Dante'nin FB fotolarında gördükten birkaç gün sonra Kipa'daki sete rastlayınca çakıldı kaldı. İki versiyondan bu ufak paketi seçti. (Büyük seti Arca kapmış. Çocuk işini biliyor anacım) Koltuğunun altına kutuyu sıkıştırdı.


Tıslaya tıslaya koca kutuyu kasaya sürükledi. Eve kadar sabretti, evde aç bilaç bir saat trenle oynadı.




Sanırım 23.aydan sonra kendi oyuncağını ve kitabını kendi alır oldu. Kitapçıya ya da oyuncakçıya giriyoruz. Reyonda gezinirken bir şeye karar veriyor, bazen alacak bir şey bulamıyor elimiz boş çıkıyoruz. (Neyse ki :P) Ne istediğine karar verince daha fazla dolanmıyor, kasaya geçiyor. Evde aynı oyuncak varsa başka bir rengi için tutturmuyor. (Bir kere çok feci uykusuzken girdiğimiz Joker mağazasında evdeki otobüsün aynısı için çıkan cıngarı saymazsak)
Bir seferde sadece tek bir şey alıyor. Bunu nasıl başardık bilmiyorum ama 2. oyuncağı ya da kitabı kesinlikel aldıramıyoruz. Elimden alıp rafa geri koyuyor. Sanırım birkaç kez ona seçenek sundum. Ya bunu al ya bunu dedim ve aynı anda sadece tek şey alınacağını düşündü. Biz de çaktırmıyoruz. Hala tek seferde tek oyuncak ya da kitap talep ediyor.



Tamamen uydurmasyon birkaç parça oyuncağımız var. Misal aşağıdaki boncukları silindirden atıp cam kavanozu çınlatmaca oyuncağı. Bloglarda benzerlerini gördüm, Kemeraltı'ndan boncuk aldım, evde bir silindir buldum. Hepsi o.



Ege'nin Annesi'nin doğumgünümüzde getirdiği bu otoyol setini paketinde tutuyorum. Arada nereye saldıracağını bilemediğinde sürpriz niyetine çıkarıyorum. Azıcık oynayıp kaldırıyor sonra. Aynı şekilde sakladığım bir de ahşap tamir setimiz var. (O da bir başka blog dostumuz Sinem'in hediyesi) Kutuyu bulup oynamayaı "hakederse" amenna.



Topla arası yok hiç. Kısa bir süre heveslenip 1-2 top aldırdı ama hiç oynamıyor topla. Biz karı-koca futboldan nefret ederiz. Sanırım bizim ilgisizliğimiz Tuna'ya sirayet etmiş.
Envai çeşit ev elektroniği, pazar malı en uyduruğundan kaynana zırıltısı (alt kolaj, alt orta) ahşap bloklar ve inşaat seti PC'de hazır yüklü fotolardan birkaçı. Burdakilerin sanırım 2 katı kadar oyuncağı var. Bir süre oynamadıklarını kaldırıyorum. Giderek daha da azalttım ortadaki oyuncak miktarını. Kendi bulup çıkarırsa çok seviniyor. Eşeğini önce kaybettirip sonra bulduruyorum anlayacağınız.

Legoları çok çok geç aldım. Kuzeni Ege'de görüp gökdelenler inşa edince Kemeraltı'ndan 15 TL'ye çakmasını edindim.



Dizmeceli işlere özel bir ilgisi var Ton'un. Yani hep vardı. Puzzle düşmanıdır ama blok, lego... üst üste konacak ne varsa sonsuz kuleler yapar. Diğer oyuncaklarda olduğu gibi bu konuda da benim katkım ya da etkim olmadı. Olamaz ki zaten.


Little architect (bayram sabahı davulcusu da eşlik ediyor) from hulya cinscicekci on Vimeo.

Oyuncakları kendi seçtiğinden mi yoksa artık büyüdüğünden mi bilmem, odasında tek başına oynama süresi gittikçe uzadı. Bugün aralıklarla da olsa 1 saat kendi başına takıldı ki bu inanılmaz bir şey benim için. Normalde her ne yapıyorsa "del, del" diye bana pençe atan Tuna, tek başına oynuyor!! Bulaşmamak için kapıdan bile bakmadım, o yüzden içerde ne yaptığı konusunda hiçbir fikrim yok.

Çocuğumun mokunda boncuk var yazısı gibi oldu ama bu aralar böyle hakkaten. Ayrıca hep şikayet hep şikayet nereye kadar di mi?

Gelelim kitap sobesine. Sobeleyen kimdi, çıksın ortaya. Dedim ya bende ipin ucu kaçtı.

Tuna tastamam 18 aylıkken Ya-pa kitaplarıyla başladı kitapları sevmeye. Ya-pa'nın "Bu" ve "fil fil" serisinin çizimlerini ben hiç beğenmesem de Tuna çok sevdi. Belki tam da kitap sevme dönemine denk geldi ve onları birlikte aldık diye sevdi, bilinmiyor.
Sonra Ceee-ee serisi, taşıtlı kitaplar, kedili kitaplar derken derken Tubitak kitaplarıyla tanıştık. Daha bilog aleminin favorisi değilken "Rüzgârlı Bir Gün"ü alıp bi köşeye koymuştum. Sonra "Yağmurlu Bir Gün"ü ve "Çiftlikte"yi aldım. "Gölde" de Özgecon'umdan hediye geldi. Diğerlerini henüz algılayacağını ya da seveceğini zannetmediğimden almadım.

Gaza gelip alıp pişman olduğum bir seri Cemile serisidir. Bir kere çeviri olduğu gün gibi aşikâr, dili çok kötü, alttan alta verilen mesajlar Grimm Masalları'nı aratmayacak kadar berbat.
Seride "Cemile Çinli Ve Zenci Arkadaşlarını Çok Seviyor" adında bir kitap var. Hadi yaaa, lütfetmişsin... Faşist Cemile...
Anladığım kadarıyla Fransız bebelerinin azınlık çocuklarını hor görmemesi için okutulan bir kitap bu. Jemily mi neymiş zaten orijinali. Annesinin sürekli ev işi yapması, doktorun şeker vermesi (ben kuru üzüm vermiş diye anlatıyorum Tuna'ya), daha zilyon tane olumsuz tema var kitaplarda.

Cemile serisinin devamı Atakanlar'ı biraz daha sevdi Tuni. Onun da sadece inşaat alanını keşfe gittiği ve bir de okula başladığı öykülerini.

Bebek Koala serisine de yeni başladık.

İçinde aşina olduğumuz hayvanlar, kavramlar ve olaylar olduğu için daha kolay anlıyor sanki. Ne bileyim, hiç kar görmeyen bir çocuğa "Karlı Bir Gün" kitabı almak istemiyorum. Ay'a yolculuk edilmesi henüz hiçbir şey ifade etmediğinden uzaylı muzaylı bir şeylere elim gitmiyor. Kitap alırken yaştan ziyade buna dikkat ediyorum. Mesela daha dün 7-8 yaşa uygun bir "Çöpler ve Geri Dönüşüm" kitabını kendi seçip attı sepete. Çizimler ve fotoğraflar çok ilgisini çekti. Ben de çöplerin akıbetini bu sayede öğrenmiş oldum. Çöpten gübre bile yapılıyormuş haberiniz var mı?

Bir de pek hor görülen kepçeli, taşıtlı kitaplarımız da var bolcana. Herbiri Tuna tarafından özenle, dakikalarca incelenerek seçilen.



Ben hepsini kepçe sanıyordum, meğer genel adı ekskavatörmüş onların. Ucundaki aparata göre kepçe ya da dozer deniyormuş. Ya bunu biliyor muydunuz?
Son olarak Sadece Anne'nin 10 bin TL sobesine el atayım. Fazladan 10 bin tl'niz olsa ne yapardınız? demiş. Şimdi bir şey ifade etmez ama mesela 7-8 yaşına kadar parayı saklar ve ailecek gideceğimiz bir Türkiye turuna harcardım o parayı. Coğrafya dersinde Nemrut Dağı'nın göreceğine bizzat kendisini görsün isterim. Daha da fazla harcama hakkım olursa da ver elini Avropa.

Özgür'ün bilimsel Sobesini de buraya tıkarsam blog kendini imha eder. O da başka posta artık.
Yatayım ben en yisi.

7 yorum:

  1. camille benim bildigim Cemile nin orjinalinin adi, neyse nufus kaydi cikarcak degiliz :)
    bi de bu anneye surekli cemkirme, arkadan is cevirme, telefonun hep de o anda calmasi filan, evet ben de sevmedim o kitabi.

    operim kamyon guzelini

    YanıtlaSil
  2. Cemile veya Camille; her ne halt ise, ben de hic tutmadim o cadiyi! Beek Koala serisi pekseker gelir. Hala da okutr Alpi. Cizimlere ben hastayim:)

    YanıtlaSil
  3. maşallah... Tuna yı seyrettik eşimle kızımla aynı yaştalar ve şuna karar verdim hem tüm çocuklar aynı hemde hepsi birbirinden farklı :)

    YanıtlaSil
  4. kar konusunda öyle düşünmüyorum ben hülyacım. henüz okumadığıız bir kitap vardı (büyük masal kitabı gibi) onu bi şekilde indirip kardan adamlı sayfada kendini kaybedince karlı bir günü aldık arcaya. çok güzel bir kitap. evet anlatması zor ama hayalgücü gelişiyor gibi bir tezim var:) bak naparız hülya sabuncubeli var ya hani bornovadan sonra. bi kar yağdığında kaparız bebeleri oraya kar topu oynamaya gideriz:) biz küçükken annemler götürürdü bizi, kardanadamı arabanın üzerine yapardık, tabii izmire gelince erirdi ama olsun be, kar görürler:)
    ayrıcana ambulansı görünce aklıma geldi, bim in sadece eski kampanyalardan arta kalan oyuncakların toplandığı bir şubesi varmış balçovada. daha ilkeri gönderemedim, varsa kırılan dökülen ya da almamış olduğunuz bişeyler aldırırız:)

    YanıtlaSil
  5. Özlemişiz be Hülya...

    Ben de Tüpitak serisinden vazgeçmem.Rüzgarlı bir gün şimdilerde favorimiz, ama resimlerde başka bir hikaye anlatıyorum.Elemanların biri mutlaka Asım Alp olacak yoksa ilgisini çekmiyor bizim narsistin.

    YanıtlaSil
  6. Kadınlık gururun yok mu senin, Cemile! Cemileleri karıştırdım di mi:P

    Yelizin bahsettiği sabuncubeli muhimdir bak yaz kenara. Balıkesir yolculuklarını anlatanlardan duymuştum ben de. Bi de Selçuk vardı, Balıkesir'e dönerken et yenen.

    Amanin ne saçma bilgiler mi didin bakim, eksobilmemneden daha işimize yarıycak:))

    Ambulans dimeyin ayrıca mis gibi Cankurtaran'ınımız dururken. Dıt! Sizi sizi:)

    YanıtlaSil
  7. Tuna ne kadar güzel kuleler onlar öyle, koltuktakine ayrıca bayıldım:))
    Kitap konusunda Cemile (asıl adını bilemedim)Atakan vb. böyle mesajı insanın kafasına taş gibi atan kitapları ben hiç sevemedim, bu sebepten almadım da. Ama şu tekerlekli kitabı Ege görse kesin alırız(aldırır:) gibi geldi.
    Öpüyorum çok çok

    YanıtlaSil