30 Temmuz 2010 Cuma

Terrible Tu(na)*

*Yaratıcı başlık için Hayat Hocam'a saygılar sunarım.

Harvey Karp’ın deyimiyle bir mağara adamından hallice yaşlarda çocuğu olan her anne-baba gibi bizim de gündemimizde 2 yaş hey heylenmeleri var. Yani 2 yaş ergenliği; nam’ı diğer terrible two.

Genelde uykusu başına vurmadığı ya da açlıktan kudurmadığı anlar dışında çok uyumsuz değildir Tuna. Ama bu aralar yeni yeni huylar edinmesi işleri azıcık değiştirdi.

Son günlerde tam dışarı çıkacakken bir oyuncağını alıyor yanına. Genelde ufak bir araba, çöp kamyonu, miniğinden bir top derken 2 gündür oyuncakların boyutu giderek büyümeye başladı. Sabah baktım yeni kepçeyi “tartıyor”. Bir an aklından geçirdiyse de ağır gelmiş olacak ki vazgeçip daha ufak bir kamyon seçti.

Öğlen uykusu sonrası biraz keyifsizdi. “Oğlum geçenlerde Serap’la gittiğimiz havuzlu parka gideceğiz birazdan” diyince çöp kamyonunu bırakıp en olmayacak oyuncağı seçti.

 
Olmaz dedikçe sapıttı. Buyrun sapıtma ve çekişme anını izleyin.


Kapı önü restleşmesi from hulya cinscicekci on Vimeo.

Kavganın kazananı kim mi oldu?
 
......................
...............
.............
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
..
..
.........................
.......................
 
 
 
Homurdana homurdana aldı koca arabayı. Bir an olsun bırakmadı. Arada “ver oğlum pusete takayım” dedikçe çemkirdi. Aman iyi taşı işte deli mi ne!!!


Havuzlu parkta pusetten indi, arabasıyla fıyy o yana fıyy bu yana koşturmaya başladı. O deli oğlan gitti yerine başkası geldi sanki. Meğer çocuğun bir bildiği varmış. Havuzlu parkın neresi olduğunu artık anlar olmuş, kafasında parkta yapacaklarını kurmaya başlamış. Sadece deli deli ısrar etmezmiş yani.

Sonra park bu deli oğlana dar geldi, kaldırıma çıktı. An geldi sıkıştı bir yerde, “geçemezsin” dedim. Hem geçti, hem de “bak nasıl geçtim” dercesine pis pis baktı. Günün skoru: Tuna 2- Anne 0


Bir anlamda nostalji from hulya cinscicekci on Vimeo.


Hal böyle olunca durumu 3-0 yapmamak için markette makarna kutusunun önüne tüneyip tutturduğu anda attım sepete. Akşama fiyonk makarna istermiş efendi hazretleri, uşak Sebastian da evde hemencecik pişirdi.

2 yaş dönemi olaylara farklı bir açıdan bakmayı gerektiriyor. Artık o minik bedenin bir iradesi, istekleri, tercihleri ve kendine ait bir dünyası var. Sözel ve bedensel yetenekleri akılarından çok çok geride olduğundan ve en fenası bunun da farkında olduklarından sapıtıyorlar çoğunlukla.



Bir de küçük not: Tuna hafta başından itibaren okullu oluyor. Eve yakın, bahçeli, 2-2,5 yaş arası sadece 3-4 çocuk olan ve en güzeli hemen yanında çok güzel bahçeli bir kafe olan temiz bir kreş buldum. Ortalama bir yer ama başlangıç için çok da fazla beklentim yok zaten. Haftada 3 gün, 10:00-12:00 arası BENSİZ eğlenecek Tuna. Daha çok oyun grubu gibi bi şey olacak. Kreşte yemek yemeyecek ve uyumayacak.

Çok ağlarsa ve bensiz durmazsa diye içim içimi yiyor. Ben ilk haftalarda yandaki kafede bilmemkaçıncı kahvemle gazeteleri hatmediyor olacağım bir süre. Alışırsa da ver elini spor salonu ver elini kardiyo, efenime söyliyim pilates neyin
video
video

29 Temmuz 2010 Perşembe

Emzik Dit-ti

Google’da “emzik bıraktırma” yazıp arayanların karşısına çıkınca belki bir ışık çaktırırım diye ve bir sürü ebeveynin “nasıl yapsak da bıraktırsak” diye kafa yorduğunu bildiğimden emzikle nasıl vedalaştığımızı yazıyorum.

Tuna’yı emziğe alıştırmak bıraktırmaktan daha zor oldu desem yeridir. Hastaneden döner dönmez daha 2.günden vermeye başladım. İlk birkaç gün sorunsuz alsa da sonradan su koyverdi. Kucağımda uyuyakaldığında yavaşça ağzına yerleştirerek, park yatağını ince ince sallayıp elimi emziğin üstünden çekmeyerek vs vs… alıştırdım. Zira kendisi son derece gazlı ve kolikli bir bebekti ve gerçekten buna ihtiyacım vardı. Emzik alması çok da işime yaradı. Mesela 2 aylıkken fıtık ameliyatı olduğunda 5-6 saat aç kalması gerekiyordu. Emzirmem kesinlikle yasaktı. Ameliyat saatini beklerken kucaktan hiç indirmeden emzikle sakinleştirebilmiştik.

Emzik uykuya dalmasını kolaylaştırdığından gece uyku vaktine fazla direnç göstermeden hep makul bir saatte yattı.

2 sene boyunca uyku öncesi, hastalık, huysuzluk ve diş çıkarma dışında kendi talep etmedikçe HİÇ teklif etmedim. Zaten istiyorsa muhakkak bir rahatsızlığı ve huzursuzluğu vardı ki istiyor diye düşündüm ama emziği alıp kraker vermeye çalıştım. Hep bir şansımı denedim. Ki sanırım bu kadar kolay bırakmamızın en önemli sebebi de budur.




Daha önce yazdığım gibi tam 23 aylık olduğunda bir akşamüstü Migros’a gittik. Oyuncak reyonunda mola verdik, önüne 3 tane oyuncak koydum. Tuna diğer ikisini bırakıp sarı çöp kamyonunu aldı. Diğerlerini yerine bıraktı, kendiliğinden kasa kuyruğuna girdi. O akşam uyku vaktine dek oynadı. Uyku zamanı geldi diyerek iki emzik verdim, ikisini de fırlatıp attı. Tekrar verdim, tekrar attı. “Kamyonla uyumak ister misin?” diyince cumburlop atladı yatağa ve o gece çöp kamyonuyla daldı rüyalar alemine. Gece 1 kez uyandığında emzik verdim. Zira emziksiz uykuya geri dönme konusunda bir tecrübesi yoktu.

Demek ki emzik olmazsa olmaz bir şey değilmiş diye düşünüp ertesi gece de kamyonuyla yatırdım. Gece uyandığında yine emzik verdim. 3.gece kamyon numarası sökmedi. Sonraki geceler hep önce bir şansımı denedim, uyursa uyudu; uyuyamadıysa emziği verdim. Gündüz uykuları da bir öyle bir böyle devam etti.

Sonra Antalya tatili çıktı ortaya. Anneanne-dede evinde yer yatağında yatırdım. Yani yatağa bırakıp kendi kendine uyumasını beklemem mümkün olmadığından %80 emzik verdim. Ama orda da mesela oto koltuğuna bağlıyken huzursuzlaşıp emzik istemesini engelledim. Gezmeleri ikindiye denk getirip kuru dut, kuru kayısı ve cevizle oyaladım. Otomobil= emzik bağlantısını da sildik böylece.

Evimize döndükten hemen sonra emziğe toptan veda etmeye karar verdim.

Gece uyandıkça biberonla su, bitki çayı ya da gündüz az beslenmişse süt verdim. Birkaç gece geri uyumakta zorlandı. Ama ısrarla vermedim. Uyuyamadıkça döndü durdu yatakta. Elimi sırtına koydum, şşşşşşşşş’ladım, konuştum. Bu arada Tuna da emziksizlikten yeni bir uyku prob’u edindi. Uyurken saçının ön tutamlarını oynuyor. Eninde sonunda bulacaktı böyle bir yol zaten.

Son bir haftada 2-3 kere emzik verdim. Birisi doğum günü kutlamasının gecesinde feryat figan uyandığında-ki rüyasında hediye gelen iş makinelerinin çalındığını gördüğünü sanıyoruz :P

Bir diğeri de dün gündüz uykusunun son çeyreğinde durduk yerde mızıklayıp geri uyumaya çalışıp başaramadığında emziği verdim. Böylece 15 dk daha uyuyup daha keyifli kalktı yataktan.

Emzik gitti başımız göğe mi erdi?

Geceleri kesinlikle daha iyi uyuyor. Bir kez muhakkak uyanıyor. Dün sabaha karşı bacakları buz gibiydi. (Klima açık yatıyoruz) İncecik bi pantolon giydirdim 7:45e dek uyudu.

Bazen tam tersi çok sıcaklamış oluyor ve bir biberon dolusu usu içiyor ve anında geri dalıyor. Bazen bezi çok dolmuş oluyor, altını değiştiriyorum perçemini mıncıra mıncıra hemen geri dalıyor.

Fakaaattt

Uyku öncesi artık mutlaka sakinleştirmek gerekiyor. Fazla stimule olursa fazla kudurduysa misafir varsa ve çok keyifliyse ya da bir şey istedi de vermediysem ve o an huysuzsa yatağa götürüp uyutmak artık imkansız. Eskiden ağlak halde bile emziği verip sakinleşmesini beklemek mümkündü.

Bir seferinde gündüz uyumayı kesinlikle reddetti. Pusette belki uyur diye akşam serinliği çıktık ve saniyeler içinde uyudu. Ama gündüz uykusundan ziyade akşam kestirmesi gibi oldu. Uyku saatleri artık biraz belirsizleşti yani.

Başka evde ya da dışarda emziksiz hiç uyutmadım. Nasıl uyur hiçbir fikrim yok.

Tatildeyken plajda şezlong üzerinde bile emzikle uyuttum ama şimdi olsa ı-ıhhh. Hayatta uyumaz.

- En önemlisi uyku dışında emzik vermemek. Siz neyi sakinleştirici olarak verirseniz çocuk da onu talep eder hale geliyor.

Mızırdandı… Emzirdiniz…. Memeler=Sakinleştirici

Mızırdandı…. Emzik verdiniz…. Emzik=Sakinleştirici

Mızırdandı….. Şarkı söylediniz…… Şarkı= Sakinleştirici

…diye uzar bu liste.

O yüzden çocuğu nasıl sakinleştirdiğiniz önemli. Mümkün mertebe “aa bak uçak geçiyor, bakalım mı balkondan?” durumu işe yaradı bizde.

- Yerine bir şey koymadan emziği bıraktırmak bana çok kanlı bir yöntem gibi geliyor. Bir gece ansızın emziğini almak çok acımasızca sanki. Çocuğa değiş-tokuş önerilebilir. Bizim şansımız Tuna’nın son 1-2 aydır kendi oyuncaklarına karar verir hale gelmesi oldu. Kendi seçimi olanlarla seçmedikleri arasında ciddi ayrım yapıyor. Benim aldıklarıma ya da hediye gelenlere 2.sınıf eşya muamelesi yapıyor. Bir gece ansızın emziği bırakmak kendi tercihi idi. Ben sadece sonraki geceler için müdahil oldum.

- 2 yaşa kadar çocukların oral dönemi sürüyor. 2 yaş öncesi emzik bıraktırma çabası çoğu kez işe yaramıyor. En azından 18 ay sonrası denemek daha kesin sonuçlar veriyor gibi.

- Arada deneme yapmak gerekiyor. Birkaç kez emziksiz başka yollarla uyutmayı en azından bir kez deneyip belki de şaşırmak mümkün




Hafta başında 2 yaş doktor kontrolü vardı ve emziğe veda hikayemizi anlattım.


“Çok güzel” dedi doktor.

“Tuvalet eğitiminin de aynen böyle olacağını hissediyorum” dedim doktora. “Kesinlikle haklısın” dedi.

Onun oğlu da 3,5 yaşına dek bezliymiş. Adaptöre ve lazımlığa oturmayı tamamen reddetmiş. 3,5 yaşında bir gün hem kakasını hem çişini tuvalete bırakmaya karar vermiş ve bir kez bile kaçak, sızıntı vs olmadan bitirmişler işi.

Çocukların kendine ait bir dünyası var. Yeter ki bir şeyi yapmaya (ya da yapmamaya) karar versinler…..


27 Temmuz 2010 Salı

Doğumgünü Partisinden Kısa Kısa



Efenim bu Tuna böceğine doğumgünü partisi yaptık. Sevenlerimize "buyrun gelin, birlikte olalım" dedik.
Geldiler sağolsunlar.
Süsleme fukarası bendenize Serap'ım el attı. Balık ve kepçe temalı süsler o marifetli ellerden çıktı.
Üstüne bi tencere de yaprak sardık ki dadından yinmez :)


Havuçlu toplar ve fırın mücver tamamen şahsım tarafından yapılmış olup havuçlu top fikrini veren caanım arkadaşlara binlerce teşekkür. Zira çocuklar bayıldı hakkaten.
Doğumgünü pastası yine süzme yoğurtlu ve meyveliydi.
Ve yine kayınvaldem sayesinde pek leziz oldu. Bir de mercimek köftesi kondurdu yanına ki hastası çoktur o köftenin.
Ayşecan limonlu çizkek getirmiş, buz gibiydi.
ElfAna meşhur poğaçasıyla; Nil de çıtır kurabiyeleriyle ortama aktı.
Günün sürprizi de bir süreliğine İzmir'de olan Gamze'nin bizim evi şak diye bulmasıydı. Yön bulma yeteneği olağanüstü hakkaten :)


Tuna sabahtan babası ve Ergun amcasıyla Kemeraltı'nda oyuncakçı turuna çıkıp kocaman bir kepçeyle dönmekten ve evdeki kalabalığı görmekten mütevellit pek şaşkaloz ve yapışkandı başlarda. Sonradan açıldı.
ElfAna, Nil, Elif ve Yeliz çete kurup Tuna'ya kocaman bi inşaat vinci almışlar. Paketi açarken ben pek eğlendim, Tuna'nınsa nefesi kesildi neredeyse. Aaaa diye diye bi hal oldu.
Gamze ve Ege'nin hediyesi yarış pistli arabalarsa muhtemelen rüyasına falan girdi ki gece 1-2 kez çığlık çığlığa ağladı. (Babasının yorumu şu oldu: "Rüyasında arabaları vinci minci almışlar" : P)

Hiç tanışmadığım ama kelimelerin gücüyle kendime çok yakın bulduğum arkadaşlar edindim Nurturia'dan. Özge de onlardan biri. Nil "Bu da Özge ve Aylin'den Tuna'ya kitap" diyince oturup ağlayasım geldi.



Sinem ve İlkay da Tuna'yı pek mesut eden oyuncaklar yollamışlar yedi tepeli güzel kentten. Her paketi sevinçle ve duygulanarak açtık.

Malum ben pek seviyorum öncesi-sonrası kolajlarını. Geçen yıl aynı noktada verdiğimiz benzer 2 pozla da bitsin bu post.

edit: "Annelik tarzınız hayat tarzınızdır" gibi enfes bi sloganla yola çıkan Alternatif Anne'de ara sıra yazacağım. İlk ve ikinci yazımı yazdım ve yayınlandı bile.
büdüt: Mei tai slingde bir Ton balığı nasıl taşınır gördünüz mü? Görmediyseniz tıklayın.

8 Temmuz 2010 Perşembe

2



2 yıl önce bu saatlerde tanışmıştık seninle.
Nasıl bir bebek olacaktın? Huyun suyun nedir bilemezken verdiler kucağıma.



Her devrin ayrı güzel ama bir o kadar da zordu.



Meraklı bir yaramaz olup çıktın. Büyüdükçe sendeki "ben"leri - "baban"ları görüp şaşırdım. Çok sıkıldığında bile olmadık şeylere gülebilmen, muzipliğin, kesmeye kıyamadığımız lüle lüle saçların, dokunma tutkun, damak tadın, hafif uykun hep bizden parçalarmış meğer.


Küçük kara balığım... Uzakları merak ediyorsun biliyorum...
Elbet bir gün sen de bohçanı alıp gideceksin. Ama henüz sen bir "2"sin :)

Bugün 2 yaşında oldu Tuna.
Daha dün doğan bebeğim 2 oldu...
İyi ki doğurdum :)

6 Temmuz 2010 Salı

Uzaktan Gelen, Cuk Oturan


Kaliteli kıyafetlerin kuzenler ve kardeşler arasında dönüp durduğu paylaşımcı yılları aratmayan bir olay yaşadık.
Hatırlamıyorum ne zamandı, Açalya'yla msn'de rastlaşıp "yazın nasıl bi' mayo alsam, boydan mı alsam, Dante memnun muydu vs vs" temalı bir sohbete dalmıştık.
ABD'deki fiyatlarına da bir bakayım falan derken Açalya "Dante hepi topu 3-5 kere giydi yepisyeni duruyor kızım, ben göndereyim" dedi. Komşusu Türkiye'ye geleceğinden geçen yılki kargo rezaletini yaşamayacağımız da kesinleşti ve kargomuz geçen hafta elime ulaştı.

Sadece mayo beklerken Açalya teyzesi tarafından şımartılmanın dayanılmaz hafifliğini yaşadı Ton:)
Seneye giymek üzere plaj ayakkabısı ve yine bu sene için (Amerikanyalılar'ın 2T dediği beden)
plaj şortu ve üstüyle enfes bir "kombin" :) yaptık...

Tuna'yı giydirip Dante'nin pozunu da yakaladık, tam oldu :)))



Rahatsız mı olur acaba diye düşünüyordum ama giyerken de çıkarırken de sahildeyken de rahatsızlık duyduğunu hissetmedim. Polyester bir kumaş için gerçekten çok havadar ve rahat.



Biz bu yaz tepe tepe kullandıktan sonra muhtemelen başka birine vereceğiz. Onun da benzer fotoğrafını yukardaki kolaja eklemek ne güzel olur. Daha az tüksetsek, daha az atık karışsa dünyaya...
Gandhi'nin dediği gibi: "Basit yaşa ki başkaları da varolabilsin!"

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Yazamıyorum, çünkü....

Tuna uyanık olduğu hemen her dakikayı koşarak, zıplayarak geçiriyor.
Uzun uzun neler yaptığını anlatamayacak kadar sıcak ve uykusuzluk etkisindeyim. Kolaya kaçıp video yükleyesim, kısa kısa anlatasım var. Yüklüyorum.....

video

Çevre esnafın kuytuda sıkıştırıp dövmesine ramak kaldı. Kova-kürekle efendi gibi oynamayıp elalemin dükkanının önüne toprak-taş yığıyor. Adamlar söylene söylene süpürürken bizimki süpürgenin işi biter bitmez kapıp kendi süpürmeye devam ediyor.

Yukardaki zıplama atraksiyonu tesisatçının depo kapağı üzerinde gerçekleşmekte. Gün içinde ara ara bezini çıkarıp külot giydiriyorum ki güya rahatsız olacak da tuvalet eğitimine hazırlanacak da kakasını söyleyecek de... Ölme eşşeğim ölme. Tam yaparken kakasını da çişini de söyleyip (eliyle bezini ya da pipisini göstererek) işini görüp oyuna devam ediyor. Zaten bu hengamede tuvalet eğitimi olmayacağını biliyorum. Maksat biraz ferahlasın, rahatlasın.



Çöp kamyonu, çöp atma, çöp kutusu... Çöple ilgili her şeyle takıntı derecesinde ilgili. İlk kez gördüğü pedallı kovayı açmayı becerdi ama nasıl kapanacağını anlamadığından kapağı dayak delisi yaptı.

Biri şampuansız biri şampuanlı olacak şekilde günde 2 kez yıkıyorum. Yine de ayaklar, bacaklar kollar dakikalar içinde leş gibi oluyor. Saçları kestirmeye kıyamadığımızdan çok çabuk kirleniyor. Bağlasam tokayı durdurur mu ola?

video

Yapacak iş bulamazsa dedesinin arabasına dalıp kornayı köklüyor. Pencereden bakan bakana dememe gerek var mı?

video

Yasemin'le ve Gazihan'la buluştuk. Bir türlü gelmeyen yaz, Akdeniz suyunu ısıtamadığından oğlanlar suya girmek istemedi. Denize taş attılar bir süre. Sonra gölgeliklere attık kendimizi.
Oğlanlar olgunluk gösterip birbirini hırpalamadı ama oyuncak paylaşımı her zamanki gibi sorun oldu. Tuna Gazihan'ın neyi var neyi yoksa sahiplendi. Ağlattı, ağlatırken de gözüne baka baka Gazihan'ın kamyon-vinç setini oynadı.



Azıcık kıçının üstüne oturmasını ve sakinleşmesini sağlayan tek şey kitaplar. Ya-Pa'nın 2-3 yaş serisini zaten çok seviyordu. Bizde olmayan kitapları da burdan aldık. Bir de kepçeli, dozerli, helikopterli bir kitap bulduk. Severek bakınıyoruz onlara. Defalarca anlattırıyor her resmin öyküsünü.



Bu hareketlilik gece boyu da devam ediyor maalesef. Yer yatağından kanepeye yanıma ordan geri aşağıya, sonra gene yukarı derken her gece en az 1,5 saat uyumak için debeleniyor. Sonuç; uykusuz anne, uykusuz olması gereken ama enerjik ve mutlu Ton...

Yemek yedirmek daha doğrusu bir yere sabitlemek imkansız. Sadece akşam yemeği vakti pili bittiğinden mama sandalyesine oturup bir şeyler yedirebiliyorum.

video

Deniz hala soğuk. Belki biz gidene dek birkaç kere daha gidebiliriz. İlginçtir bu sene sudan pek hazetmiyor. Geçen sene su kuşu olmuştu, şimdilerde çöpçüler kralı olmaya aday.