30 Ağustos 2010 Pazartesi

Çocuklara Dışarda Yemek Yedirmek



O ne büyük eziyettir yarabbim!
Mama sandalyesi yoktur. Artık gözü açılmış bebe sandalyede durmaz. Ya baba çocuğu kucakta tutar ya anneanne-babaanne.
Bizim zamanımızda yoktu bunlardan.
Neyse ki artık varlar ve Tükkan'ın yeni ürünü olarak alıcılarıyla buluşmayı bekliyor.




Posted by Picasa

26 Ağustos 2010 Perşembe

El Tunitos Şebekyus


Tuna 2 gündür gündüz uyumayı reddediyor. Hiç uykusuz gibi değil, hatta her zamankinden daha uyumlu, iştahlı ve keyfi yerinde gibi. Dün "nasıl istersen evlat!" diyip uyutmadım, akşam 19:45te uyudu. Hem de saniyeler içinde.

Bugün canıma tak dedi, pusette uyutup eve zor attım kendimi ve onu. Pusetten alıp yatağa koyarken bile horluyordu.

Uyumayı reddediyormuş, pehhhhh... Arkadaşım, o horultular ne o zaman????

Oysa bu aralar ne şebeklikler yaptığını yazmak niyetindeydim nicedir.



Misal geçenlerde pilav tenceresine nasıl işediğini yazasım var. Olay şöyle gelişti:

Bizimki daha yeni kakasını yaptığından altını aklayıp paklayıp dal budak saldım meydana.

Peşim sıra tıs tıs gezerken ben blendırı çalıştırdım. Fişe takma, blendırı yerleştirme gibi süreçleri yerden 90 cm yüksekte nefesini tutarak izledi. İlk bıızzzzztt sesiyle elindeki pipiden (çıplakken çekiştirmeye bayılıyo da) ilk şarıltı aktı. An itibariyle tencereye girmiş olduğundan çişlerin ilk mola yeri tencere oldu. Çişe pek şaşırdı ama blendırı dikizlemekten vazgeçmedi.

Tuna'nın 7-8 aydır bir uyku arkadaşı var. Kendisi bir peluş davşan. Bir kendi yiyor bir davşana yediriyor. Kendi uyumadan önce onu uyutuyor. Tuna 20 günlükten beri hep yüzükoyun uyur. Geçen gün baktım davşanını da yüzükoyun yatırmış sırtını pışpışlıyor. Yok ki harddiskte başka uyku pozisyonu...

Bu aralar koltuktan atlamaya verdi kendini. Salonda yerde kocaman bir minder var artık. Bıkmadan usanmadan daha yüksekten atlıyor da atlıyor.




Bulaşık makinesi boşaltırken yardım etmeyi çok seviyor. Eskiden rastgele verirdi, şimdi kaseleri ve kaşıkları elinde biriktirip vermeye başladı. Evlatceğizim kendi kendine gruplama aktiviti yapıyor!!!

Ben bu gazla "hadi evlat şimdi git sınırlı boyama yap ama sakın sınırını ve haddini aşma. Sonra koş pespembe kuleler yap. Aman fuşya olmasın" dedim ama o sırada yoldan geçen çöp kamyonuyla gene nosnormal bir çocuk oluverdi.



Evvelsi gün ElfAna'yla buluşup Yelizler'e gittik. Arca'yı pek özlemişim. Pek büyümüş, erkeksileşmiş. Boyuna posuna bakmadan Alpi'yle didişir olmuş.

Alpi zavallım da sürekli bu yaş civarı bebeklerle(!) birarada olmaktan, onlara abilik yapmaktan sıkılmış. Yine de o metrekarede olabilcek en uysal öğleden sonrayı yaşattılar bize.


Tuna dışarı çıkarken yanına oyuncak almayı adet edindi. (işin suyunu nasıl çıkardığını en üst kolajda görebilirsiniz)

Arca'ya giderken çöp kamyonunu almıştı. Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür hesabı Arca bizimkinin çöp kamyonuna göz dikti; Tuna da Arca'nın otobüsüne. Ama ne otobüs! Hem körüklü hem 3 kapısı da açılıp kapanabiliyor hem de şoförü de var, güzel mi güzel.


Veda vakti geldiğinde Tuna otobüsü çaktırmadan yanına almaya yeltendi. (Oğlum bir hırsız!!!!)

Derhal pazarlığa giriştim:

- Çöp kamyonunu Arca'ya verirsen alabilirsin. (Arca'ya sormak yok yalnız :P)

Ben mızırtı beklerken baktım bu kabul etti. Ama bu sefer Arca mızıkladı. Tuna da baktı iş ciddi, kuzu kuzu verdi otobüsü geri.

Ve bugün gelen bir paketle Tuna bızzttlayan blendır görmüş kadar heyecanlandı. Yelizcan aynı otobüsten Tuni'ye de almış. Tuni paketi açıp otobüsü görünce hızlı hızlı burnunda nefes alıp vermeye başladı-ki bu sevinçten ne yapacağımı bilemiyorum hareketidir.

Pusette durdurmak ne mümkün artık, indi indi sürdü.

Ben de otobüsün hatrına güzel bir çay içtim. Yeliiiiz "vi lav yuuuuuuu!"




En şebeğini sona sakladım. Malum bizim Ton konuşma tembeli. Kendince bir beden dili geliştirdi, bizimle öyle anlaşıyor. Eskiden hayır anlamında kafayı sağa sola sallardı. 1-2 aydır bir soruya hayır cevbını verecekse kulak üstü saçlarını eliyle savuruyor. Şöyle anlatayım; ben karı isterem hareketi yapıyor ve biz buna fiti fiti hareketi diyoruz. Bizim çok güldüğümüzü anladığı için de işin suyunu çıkarıp her halta fiti fiti yapıyor.

- Şunu yer misin?

- ...fiti fiti

- Uykun geldi mi?

- fiti fiti...

Videoda üzerinde klasik yazlık kıyafeti Prima 5 numara ile fiti fitinin detaylı açıklamasını yapıyor...
Salondaki ütü masası ve ütü dağınıklığı için kusura bakmayın :)) Neredeyse hep salonda durduklarından asıl yerlerini unuttum!!!


Fiti fiti from hulya cinscicekci on Vimeo.


Serin kalın...

19 Ağustos 2010 Perşembe

Tuna'nın Sevdiği Çıtırlar



Kayınvalidemin bir tarif defteri vardır. Günlerde orda burda yediği ve beğendiği tarfileri yazar. Tabi "hanım bilmemnesi tatlısı" olan asıl tarif adları fena halde mutasyona uğruyor.
Tarifler genelde şu kıvama geliyor: "Şeniz'in şekerparesi", "Gülen'in sevdiği kurabiye", "Ergül'ün boyozu".....

Az sonra vereceğim tarifi de tamamen kendim uydurduğumdan afili bir adı yok.....
Ben de kayınannemden esinlenerek Tuna'nın sevdiği çıtırlar olarak sunuyorum kendilerini.
Başlığın öyküsü böyleyken böyle.



Gelelim tarifin öyküsüne. Ankara'dan gelen karı-koca arkadaşlarım için pizza yaptım. Bir avuç pizza hamuru ve bir avuç da peynir (eski kaşar) arttı. Eski kaşarı artan hamura gömdüm, çubuk kraker gibi incecik kesip 2-3 dk fırına verdim. Bizim bile çok sevdiğimiz bir şey çıktı ortaya. Buna benzer çıtırlardan BonJour'da yemişti Tuna ve biz de müdavimi olmuştuk. Ne zaman Bonjour'un önünden geçsek peynirli çıtır alıyoruz desem yalan olmaz.

Haliyle bu aslında pizza hamuru tarifi. Bence başka şeylere dönüştürmeye çok müsait bir tarif.
Malzemeler

- 1 su bardağı ılık su
- 2 + 1/4 tatlı kaşığı aktif kuru maya
- 1 tatlı kaşığı şeker
- 3 + 1/2 su bardağı un
- 1 + 1/2 tatlı kaşığı tuz
- 1/4 su bardağı zeytinyağı + 2 yemek kaşığı daha
- 1 büyük yumurtanın sarısı (ben yumurta yemeyen sıpam için bir yumurta sarısı da üstüne gezdirdiğimden toplamda 2 yumurta sarısı kullandım)



Malzemeleri bir sıra gözetmeksizin ekmek makinesine koyup dough ayarında çalıştırdım. Kendisi çırptı, karıştırdı, mayaladı, ısıttı, soğuttu, bipledi.
Önce ton balıklı pizza, ardından da bu uyduruk çıtırları yaptım.
Tuna çok sevince akşam yarım ölçüyle yeniden ve bu kez de rendelenmiş parmesan peyniriyle denedim. 80 gr parmesan koydum ama hamur aslında daha fazlasını kaldırabilirmiş. Bi dahakini peynir gölü yapacağımdır. Bir de parmesandansa eski kaşarla daha güzel oldu sanki...

Uyarı: Çok ince, üstü yumurtalı ve içi peynirli olduğundan saniyeler içinde pişiyorlar. Yakmak an meselesi. Ben "aa pişmiş" deyip eldiveni takana dek arka grup hafif karardı bile. Gözünüzü kırpmadan başında bekleyin.
Bebelere afiyet olsun, yesinler enerji dolsunlar.


10 Ağustos 2010 Salı

Altı Kaval Üstü Şişhane



Tuna azıları ve köpek dişlerini çıkarırken eline ne geçirse hatır hutur kemiriyordu. Tam da o dönemde art arda biberon emzikleri telef ettik. Zaten o dönem genelde sıvı beslendiğinden biberon çok kullandım.

Biberon Avent olduğundan ucunu da hep Avent aldım. Ama Tuna arkadaşımız bir haftada 2 ucu paramparça ettikçe ocağa incir ağacı dikileyazdı.
Derken bir gün YKM mağazasındaki görevli çok "özel" bir bilgi paylaştı. Ben kauçuk uç ararken Chicco'nun 3 numaralı kauçuk emziğinin Avent'e cuk oturduğunu söyledi. Üstelik fiyatı Avent'in yarısı kadardı. En azından denemiş olurum diye aldım kaynattım taktım biberona. Renk farkından dolayı Tuna kesinlikle o biberonla süt içmek istemedi. Uykusunda verdim, akışı ve ağızdaki şekli de neredeyse aynı olduğundan hiç farketmedi ve içti.
2-3 gün sonra uyanıkken de almaya başladı ve 6 aydır hiç parçalanmayan (uğraştı ama başaramadı) ucuz Chicco ucu kullanıyorum.
Firmalar bu konuda çok hassas. Avent pompaya Dr.Brown biberon uymaz. Lansinoh pompaya Medela süt saklama poşetleri uymaz......
Bu sefer nasıl olduysa uymuş haberiniz olsun dedim.

edit: Nurturia'da kızların söylediği birkaç "uydu" haberi daha var hemen sıralayayım
- Dr.Brown biberon Medela pompaya uyuyormuş
- Chicco biberona Dr.Brown uç uyuyormuş
- Chicco uç Timy Toppee'ye uyuyormuş
- Avent biberona Dr.Brown uç uyduğu iddia edilse de bizde sızıntı yaptı, sütlerim boşa aktı falan. Daha da denemedim, belki ben iyi sıkıştıramamışımdır

6 Ağustos 2010 Cuma

Bu kadar sık dr. kontrolü şart mı?



Geçen hafta başında Tuna'yı 2 yaş dr kontrolüne götürmüştüm. Soracak çok sorum olduğundan değil de işte kayıtlara geçsin birşeyler diye. Bir de Hepatit A'nın 2.dozu var sandıydım meğer yokmuş.
2 yaşında bir çocuğu "ay yerinde durmuyor, yediremiyorum, uyutamıyorum" diye doktora şikayet etmek abesle iştigal olacağından "iyilik sağlık, sizden ne haber" şeklinde geldi geçti muayene.

Zaten ne söylesem "normal".
- Konuşuyor mu?
- Yok konuşmuyor pek. Hatta eskiden daha çok kelime söylerdi, şimdi hepten kesti
- E normal normal

Böyle böyle giden muayenede Tuna pek göğsümü kabartan bi' şey yaptı :)
En son 3 ay önce yine dr muayenesinde yediği susamlı çubuk krakerlerden "gıagge" diyerek istedi. "Eki eki.. Doktor kontrolü eşittir kraker diye bellemiş. 21.ayda yuttuydu ya krakerleri" dedim. "Oooo 3 ay önceyi mi hatırlıyor, çok güzel" dedi dı daktır. Anında pişmiş kelle oldum.

Zar zor boy-kilo ölçümleri alındı. Normalde boy 50-75 persentildedir Tuna'nın. Bu kez 75-90a terfi etmiş. (91 cm) Kilo da 2 aydır değişmese de hala 75-90larda. (13,900 gr)
"Bu değerler ne ifade ediyor ?"dedim.
Yani ilerde uzun boylu olması garanti mi? Değilmiş. Ergenlik çağına dek iyi beslenip spor yapmazsa kısa olabilirmiş. E ne işimize yarıyor bu bilgi?

2 yaş inatlaşmaları da bittabiki normal.



Neyse işte zaten -hepimiz gibi- internet kurdu bi anne olduğumdan çok da wooaaw diyecek bi bilgi edinmeden çıktım her zamanki gibi.

Kontrolden tastamam 72 saat sonra (hastalıkların ideal kuluçka süresi) Tuna öksürmeye başladı. Başka semptom yok, sadece kuru öksürük. Ertesi gün işte geçen postun konusu Trabıl Tuna hallerine girdi. Meğer evaldım hastalanacakmış, yoksa o bir kuzudur kuzu :P

Daha ertesi gün de ateşlendi ve ateşi 39 dereceyi zorlamaya başladı.
Cumartesi kendi doktorumuz çalışmadığından Kent Hastanesi'ne gittik, nöbetçi hekim muayene etti. Laaarenjit (aynen böyle bol a'lı telaffuz etti) olmuş. Bir tür gırtlak enfeksiyonu. Hafif ateş ve öksürükten başka pek semptomu yok.
"Ateş için hemen enejksiyon yapalım isterseniz, gece rahat edersiniz!!!" dedi dr. .
Doktorların ifadesi çok önemli. "isterseniz" ne demek?
"Ne enjeksiyonu, Novalgin mi?" dedim.
Öyleymiş. "Siz yazın Novalgin damlayı reçeteye, ben gerekirse evde veririm" dedim. Çıktık hastaneden.
Ateşi 39u görmemiş havale tehlikesi olmayan bi çocuğa Novalgin.. Hem de iğne......

Yolda kendi doktorumuzu aradım, durumu anlattım. Ateşini sordu 38,9 yani 39 gibi dedim. Meğer 39,8 anlamış. "İstersen hemen antibiyotik başlayalım Hülyacım, bir de soğuk buhar ve bol bol ballı ıhlamur içir" dedi.
Haydaaaa, gene tatmin olmadım cevaptan. Ne demek "istersen"
Pazar günü sürekli durum değerlendirmesi yaptık telefonda. Antibiyotik vermediğimi durumun da iyiye gittiğini söyledim. Tuna delisi o sırada evin altını üstüne getirmekle, arada da mızırdanmakla meşguldü zaten. Ateş mateş kalmamıştı. Zaten hastalık süresince hepi topu 1 kez fitil yapmışım.
Pazartesi günü hastalığı kaptığımızı sandığım dr muayenehanesine gittik tekrar. Doktorumuz "atlatmışsınız" diye yüreğimize su serpti.
Bu olay üzerine artık 3 yaşa dek aşılar dışında dr kontrolüne gitmemeye karar verdim. Zira bu sağlam gidip hastalandığı 2. vak'a.
Üstelik bekleme odasında hasta çocukların ayrıldığı 2.bir oda olmasına rağmen bu durum değişmiyor. Anne, çocuğunun hasta olduğunu bilemeyebiliyor. Ya da ayaklanan bebeyi o arka odada ne kadar tutmak mümkün ki?
Zaten ilk 6 ay her 30 günde bir kontrol de son derece gereksiz bence. Eve alın bir bebek tartısı her ay kendiniz yapın ölçümünü. Boyunu de bilmeyiverelim. Bodyler küçülüyorsa tırnakları uzuyorsa boyu da uzuyordur ayol.
(Tüm bunları 2 yılın verdiği rahatlıkla söylüyorum tabi ki. Yoksa ilk 6 ay anne sütüyle beslendiğinden çok çok önemliydi gelişimi)



Hemen her konuda abarttığımız gibi zırt pırt doktora giderek de eşeğin kulağına su kaçırdığımızı düşünür oldum. Haksız mıyım?