30 Eylül 2010 Perşembe

Aklın Yolu

Kahve+One a Day Maximum+Burn'u birer saat arayla çaktım da öyle başladım bugüne.
Zor olan çocukların günlük bakımı değil aslında.
Onların bembeyaz bir levha gibi doğmaları ve bu yaş tibariyle sürekli neleri yapıp neleri yapamayacaklarına dair sürekli bizi sınamaları. Çelik gibi sağlam sinir, kararlılık ve acil pratik çözümler gerekiyor.

Legoları üst üste koyma işini abartınca o kulenin devrileceğini bile bile her yıkımdan sonra hayatı mahvolmuş gibi mızıklamasına sakince cevap vermek gerek belki.
O kamyon çalışmıyor çünkü pili bitmiş, bozulmuş vs diye her seferinde hatırlatmak.

"Dün de sordun, anlattım, anlasaymışsın kardeşim" diyorum içimden, çünkü cidden çok yorucu tekrar tekrar anlatmak. Biz yetişkinlere çok basit gelen şeyler bu veletler için çok yorucu birer deneyim. Ve onların sürekli bu sınama hallerinde olmasıdır asıl bizi bunaltan. Yoksa "altı üstü çocuk bakıyoruz" değil mi :P

Tuna'nın bu aralar en büyük imtihanı "taş nereye atılınca eğlenceli olur ama annem izin vermez" konusuyla ilgili.  Geçenlerde oyuncağını alan çocuğa ufacık bi taş atmıştı. Bugün de parkta 3 yaşında dünya güzeli bir çocuk yanaştı yanına. Ben tabi tetikteyim.
Bizimki tamamen görmezden geliyor ötekini. İlk yakınlaşma girişimleri buydu. Çocuk yanaştıkça bizimki nazlı gelin gibi kaçtı durdu. Asosyal şebek!!

video


video
Yani tek olaydan yola çıkarak "biz bu işi başardık, süperiz ana-oğul" demiyorum ama sanki "hayııır!! atmak yok, vurmak yok!!!" demektense hedefe farklı bir eylemde bulunmasını sağlamak daha etkili oluyor gibi.

(tükkan'a yeni bir ürün gelmiştir, duyanlar duymalanlara söylesin.)

29 Eylül 2010 Çarşamba

Taş Atan Çocuk: Tuna



Her şey masum bir oyun şeklinde başlamıştı, aylar önce. Her gördüğü su birikintisine çıp çıp efekti eşliğinde taş atıyordu. Verdiği tek zarar üstünün kirlenmesiydi ki o da dert değildi. Derken geçen hafta çok tuhaf şeyler oldu. Geçen pazar maaile Antalya'ya doğru yol aldık. Denizli'de bahçeli mahçeli bi yerde mola verdik. Biz yemek yerken Tuna da masaların arasında fink atan kediyle oynamaya başladı. Merdivenlerden uzak dursun diye "hadi kediye de mama verelim" dedim.
Yoğurda bandırdığım ekmeği verdim kedi yedi. Derken Tuna da ekmek vermeye başladı. Yaklaşmaya çekindiğinden ekmeği kediye fıydırıyordu.
Sonra ekmek yerine taş atmaya başladı. E kedi de haliyle "maaooovvv" diyerek kaçtı.
Amanın Tuna'daki o ne zevk!!!
Taş attım kedi kaçtı diye kıkırdaya kıkırdaya koştu. Gözü yemek falan görmedi.

O gün bugündür nerde kedi, tavşan hatta köpek (deli yaaa, köpeğe taş mı atılır?) görse taş aranıyor ve ben çok utanıyorum.
Daha da fenası bi arkadaşımın Tuna'yla akran oğlu Efe geldiğinde yaşandı.
Tuna Efe'ye kürekle kum ve taş attı!!!
İlk defa böyle bir şey yaptığından hepimiz çok sert tepki gösterdik.
Bu sefer de "çocuğa taş attım daha çok ses çıktı" diye mi düşündü nedir, hiç umursamadı bizi.

Parkta elinde oyuncak varsa büyük çocuklar gelip hemen elinden kaparlar Tuna'nın. O da öööle gidenin ardından bakakalır. Öyle saf bir insandır normalde.
İlk defa dün çocuğun birine okkalı bi taş attı. Öylece düşünmeden refleksi bi hareket gibi gelişti herşey. Sanki 40 yıldır kavga ediyor gibiydi. Çok kızdım...

"Taş atmak yok, yoksa eve gideriz!" diye net ve sertçe söylendim. Yaptığının yanlış olduğunun farkında ama maalesef bunun bir güç gösterisi olduğunu da keşfetmiş durumda. Görmezden gelincek bir durum olmadığından babası da ben de çok sertiz bu konuda. Taş attığı ya da atmaya yeltendiği anda bir şeylerden mahrum bırakarak cezalandırmaya başladık. (Eve götürmekle tehdit etmek ya da istediği bir şeyi vermemek gibi)

Birileri oğluma bu ülkede taş atan çocukların başına neler geldiğini anlatabilir mi acaba? Ben kızsam da bi işe yaramıyor, belki Türk hukuk sitemi gözünü korkutur.


Untitled from hulya cinscicekci on Vimeo.


Video taş atma sevdasının boyutunu göstermesi açısından önemli. Belediye binasının havuzu son taş atma mekanımız. Kayıttan çıktıktan sonra bir parça da köpek mokunu taş niyetine elledi de "duuurrrr Tuna, hayıırrr, bıraaakkk, at onu at" haykırışlarımı duymak zorunda kalmadınız :))

bi de not: wrap slingde tek renge özel kampanya yaptım. buyrun burdan yakın.

20 Eylül 2010 Pazartesi

Slingler ve Sıkça Sorulan Sorular

Tam Türkçe karşılığı olmasını tercih ederdim ama yok maalesef. Bu yüzden bu pek kullanışlı ürünlerden "sling" diye sözedeceğim.

Tükkan'ımın gözbebeği slinglerle ilgili çok sayıda soru geliyor. Hem bunlara toptan yanıt vereyim hem de bebeği sıkı sıkı kucaklamanın önemini hatırlatayım istedim. Zira yaklaşmakta olan  6-12 ekim tarihleri dünya bebek taşıma haftası. Evet, bunun haftası bile var. Zira bebekleri kucaklamak, sarıp sarmalamak çok önemli. Babycenter slingin faydaları ve hangi slingin uygun olduğuna dair kısa bir video hazırlamış. Buyrun ondan başlayın.

- Slingin faydaları nelerdir?

Yeni doğan bebeğin 0-3 aylık döneminin aslında gebeliğin 4.trimester'ı olduğuna inanılır. Bebek aslında dışarı çıkmaya tam hazır değildir. Hele hele sezaryen gibi bebek için travmatik bir müdahaleyle dünyaya gelen bebekler daha da hassas yapıda olabiliyor. Can çekişir gibi ağlamaların çoğuna "kolik" deyip geçiyoruz. Tıbbi bir açıklaması olmayan kolik saatlerde bebek daha çok kucaklanmak, kendini daha çok güvende hissetmek ister.
Azıcık köy hayatını bilen herkes köylü kadınların bebeklerini sırtlarına sarıp tarlada çalıştığını duymuştur ya da görmüştür. Ve "kolik",  köylü annelerin yakınından bile geçmez. Bunun sebebi bebeklerin hep sırtta, kucakta sımsıkı bağlanmış olması ve annenin günlük işlerinin yaparken bebeğin de anne karnındaki ritmde hareket etmesidir.
Yani sling eşittir daha az ağlayan bebek; o da eşittir daha mutlu bebek ve anne.

Biraz da empati zamanı...
Düşünün bir bebeksiniz. Dünyada yenisiniz ve keşfedecek tonla şey varken oyun halısında oyuncak patilemeyi mi tercih edersiniz yoksa anne-baba kadar yükseğe çıkıp dünyaya yukardan bakmayı mı?
Peki hangisi daha öğreticidir, hayata hazırlayıcıdır?
Olayın tıbbi boyutunu da burdan okuyabilirsiniz.

- Bana ve bebeğime en uygun sling hangisi?

Temelde hepsinin işlevi aynı olsa da ufak tefek farklılılar var. Her birinin artılarını-eksilerini yazmak boynumun borcu.

4,55 mt boyunda ve 60 cm eninde yumuşak kumaştan yapılmıştır. Bebeğin tenine çok fazla temas ettiğinden kumaş ve boya kalitesi çok önemli. Kumaşçıdan herhangi bir esnek kumaş alıp kendiniz de yapabilirsiniz. Yeter ki azo-boyarlardan arınmış bir kumaş olsun.

Artıları
- İnce dokulu, doğal bir kumaştan yapıldığından bebeğin özellikle ilk ayları için idealdir. Bebek kendini yumuşakça saran wrap sayesinde kendini anne karnında gibi güvende hisseder.

- 13-14 kg'ya dek rahatlıkla taşıyabilirsiniz

- Dışardaysanız wrap'i çıkarıp emzirme örtüsü gibi kullanabilirsiniz. Ya da kuşaklarını gevşetip bebeğinizi hiç çıkarmadan da emzirmek mümkün.

- Daha sonra bu kumaştan faydalanmak mümkün. Pike ya da kundak gibi hatta hamak gibi kullanabilirsiniz.

- Bebeğinizi ilk aylarda önde; ilerleyen aylarda sırtta taşımaya olanak sağlar.

Eksileri

- Bağlamak biraz zahmetli. Daha doğrusu biraz pratik yapmak gerekiyor. Youtube'da bağlama örneklerini içeren çok güzel videolar var. Wrap'i kuşanıp tüm gün onunla dolananlar da var-ki bu da bir çözüm. Hele hele bebekle genelde evde geçen ilk aylar için çok da mantıklı bir çözüm.

- Sırtta taşımak için biraz destek almak gerekebiliyor. Bebeğiniz slingin tadına vardıysa ve emekliyor ya da ayakta durabiliyorsa pıtır pıtır gelip sırtınıza yaklaşacaktır.



Mei Tai (Slingo Hug)

Asyalı kadınların bebek taşıma yöntemi olarak da biliniyor. 4 adet kuşağı var. İkisini belinize doluyorsunuz. Diğer ikisi de bebeğin gövdesine denk gelen kısmın altına ve üstüne. Yine bebekle çok fazla ten ve nefes teması olduğundan organik kumaştan üretilmiş olmalıdır. Teknik olarak bebeğinizi doğumdan itibaren taşımak mümkünse de yenidoğanlar fazla eciş bücüş olduğundan ben çok kullanışlı bulmuyorum... 4.aydan itibaren kullanmak daha uygun. Hele hele bebeğin destekle oturmaya başladığı 6.ay civarı sırtta taşınması olayı bambaşka bir boyuta taşıyor. Zira bebekler sırtta taşınmaya ba-yı-lı-yor.

Artıları
-Takıp çıkarması çok kolay.
- Sade tasarımı ve biraz daha maskulen görünümü sayesinde babalar da "light" damgası yemeden kullanabiliyor.
- Ağırlığı bel ve iki omza eşit dağıttığından taşıdığınız bebeğin ağırlığını pek hissetmiyorsunuz. Bkz ben ve Ton
-  15 kg civarını rahatlıkla taşır. Daha doğrusu tasarım olarak daha fazlasını da taşır ama bir insanın daha fazla ağırlığı uzun süreli taşıması çok sağlıklı olmaz.
- Orta gövdesinde elyaf dolgu vardır ve bu sayede bebeğinizi sıcak tutar.
- Bebeğinizi hem sırtta hem göğüste hem de kalça üstünde taşıyabilirsiniz.
- Yine kuşaklarını gevşetip dışarda rahatça emzirme örtüsü gibi kullanabilirsiniz


Eksileri
- Fazla yer kaplıyor.
- Eğer sıcak bir mevsimde kullanacaksanız orta kısımdaki elyaf dolgu bebeği çok terletebiliyor.

                                        
Ara soru: Slingo Hug ile Mei Tai arasındaki farklar nelerdir?
Tasarımları neredeyse aynı. İkisi de neredeyse yanı kumaştan yapılmıştır. İkisinin de belinde guvenlik klipsi vardır. Fiyat farkının temel sebebi farklı markalara ait olmasıdır. Slingo, urunun değil markanın adıdır ve slingo hug bir mei tai slingdir.

Halka Sling

2 adet çelik halka geçirilmiş yaklaşık 4 mt organik kumaştan yapılır. Tasarımı basittir.

Artıları
- Çok az yer kaplıyor. Bu yüzden uçakla sık seyahat edenler için özellikle çok tavsiye ediyorum.
- Yenidoğandan yaklaşık 3 yaşa dek kullanmak mümkün.
- Takıp çıkarması ve bebeği yerleştirmesi en kolay sling modelidir

Eksileri
- Bence tek dezavantajı ağırlığı tek omza yüklemesi. Biraz besili bir bebeğiniz varsa çok uzun süreli kullanmak fazlasıyla yorucu olabiliyor. 

Neden kanguru yerine sling?

Klasik kangurular bebeğin anatomisine tamamen aykırıdır. Aşağıdaki ilüstrasyonda kanguruda ve slingde taşınan bebeklerin aldığı pozisyonların farklılığını görebilirsiniz.. Slinglerde bebek anne kucağında oturur gibi ya da anne göğsünde uyur gibi sarıp sarmalanır. Bebeğin kendini anne karnında ya da kucağında gibi hissetmesi esastır. Kanguruda ise anneyle bebek arasında kanguruya ait bir parça kemer, kumaş vs vardır ve bebek annesiyle araya giren bu parçadan nefret eder :)




Bebeğim slingi sevecek mi?

Tüm bebekler kucakta taşınmayı sever. Eğer yürümeye başlamışsa sık sık inip yürümek-koşmak isteyebilir. Slingi ilk kez deneyecekseniz bebeğinizin keyifli olduğu saatleri kullanın. Siz tedirginliğinizi aşmaya çalışın, etraftan gelen "bu bez parçasında mı taşıyacaksın?" itirazlarını duymazdan gelin. Bebeğiniz ilk seferde ağlayarak tepki gösterebilir, ona biraz zaman verin. Dışarda genelde etrafı izlemeyi sevdiklerinden slingi takıp dışarı çıkmanızı öneriyorum.

Kucağa alıştırmış olur muyum?

Bazı bebekler doğuştan kendi kendini oyalayabilir. Yataklarında uyur uyanır etrafı izler.
Ancak çoğu bebeğin kucaklanmaya ihtiyacı vardır. Pedagoglar bebek istiyorsa kucaklamayı salık veriyor. Dokunmanın bebeği ne kadar güvende hissettirdiği malum.


Sizinki kendi halinde bir bebekse muhakkak slinginizi kuşanın demiyorum.

Slingin temel amacı bebeğinizi kucağınızdan indirmeden ve onu güvende hissettirek günlük işlerinizi yapabilmenizi sağlamaktır. Bebeğiniz kucak bebesiyse zaten buna ihtiyacı var demektir. Kaldı ki bir süre sonra kucaklamak için yalvarır hale geliyorsunuz. Henüz bebeklikten çıkmadan doyasıya kucaklamak, sarmak, sevmek en güzeli.

5 Eylül 2010 Pazar

..........................

Hayat bizim için devam edecek. Uyumadı, yemedi, terrible oldu, horrible oldu diye şımarıkça şikayet etmeye devam edeceğiz.
Güzeller güzeli Nehir'in ailesi içinse durdu hayat, durdu zaman.
Çok umutluyduk be Nehir. Bir kez başardın gene yaparsın diyorduk.
Ahhh, yüreğimize korlar düşürdün.
Küçücük bedenin çok büyük acılar gördü.
Huzur içinde yat.

3 Eylül 2010 Cuma

Tuna v2.2


-alo alo merkez

2 yaşını geçince neler olacak diye merakla beklerken hiç çalışmadığımız yerlerden vurulduk, gafil avlandık.
Malum bu modellerin hardiskine 3 aylık periyodlar halinde yeni bilgiler yükleniyor.

Tuna v 2.0 daha tam ayıkmamıştı olaya.
2.doğumgününü biraz geçince böyle bi gündüz uykusuna direnmeye, gece uyku saatini 22 civarına kaydırmaya başladı. Normalde gece "uykun geldi mi oğlum?" sorusuna fiti fiti yaparak cevap verirse hakkaten daha uykusu gelmemiştir. Babayı öpüp davşanını kucaklıyorsa işi bitmiştir. Direnmez, keyifle uyur.
Şimdilerde gözünden neredeyse kan damlarken bile hep fiti fitiliyor.

Geçen ay Ankara'dan gelen arkadaşlarım bizdeyken bu direniş had safhaya çıktı. Zira Tuna Özlem ve Murat'a ba-yıl-dı. Eğlenceyi bırakıp uyumak kabul edilemezdi. Yatağa yatırdığımda hep arı sokmuş gibi zıpladı durdu. Ben de uykusuz ve ne arıza çıkaracağını şaşırmış bi çocuğun estirdiği terörden tırsıp pusette 10 dk gezdirip eve getirmeye başladım.




Pusette sızan Ton

Neredeyse son bir aydır HİÇ kendi yatağında gündüz uykusu yapmadı. Hep pusette, otomobilde, orda burda uyuyor.Daha doğrusu uyuyakalıyor.

Hemen uyku danışmanı arkadaşım Aysun'u aradım. Tam tahmin ettiğim gibi 2 yaşını azıcık gece çocukların bilişsel düzeyi bi gıdım daha artıyor ve onlar uyurken hayatın devam ettiğine dair daha güçlü bilgileri oluyormuş. Ne yapmalı? Aynen rutinden şaşmadan bi şekilde uyutmaya devam.

Gündüz uykusundan çok fena ağlayarak uyanıyor. Sanki "Lan! Gene uyumuşum hacıııı!!!" der gibi. Maalesef gece de 2-3 kere ağlayarak uyanmaya başladı. Tüm gün leyla gibi geziyorum. Dışarda uyut, eve getir, günlük işler derken çok çok az olan gündüz uyksuna ben de eşlik edemiyorum. Gece zaten delik deşik birkaç haftadır.

Belli ki 2 yaşını 2 ay geçe o topaç kafada birşeyler upload, download falan ediliyor. Yeni sürümler ve yeni yazılım versiyonları kaydediliyor.

Windows bile sürekli yama yapıyorken bizim veletlerden kusursuz işler beklemek gerçek dışı olmaz mı biraz?



Yine de misal Tuna v2.3 ve sonraki sürümlerden daha iyi bir uyku performansı bekliyorum. Sen korkma çocuğum, uyanınca katılırız eğlenceye. Hadi uyu evladım.
Pışşşşşş, pışşşşşşş......


edit: slingomom'ın enfes slingoları artık tükkan'da. tıklayınız

büdüt: "yazlık sling yok mu hanııımm?" diye soranlara mayo kumaşından sling yaptırdım. tıklayınız