30 Aralık 2010 Perşembe

İşte Gerçek "Keyif"



Her haltın başına "keyifli" tanımını getiren ve paso reklamcı ağzıyla konuşan bir güruh var. "Çok keyifli bir omlet yedik" gibi cümleler kuran; ıslak meşe odunuyla eşşek sudan gelene dek dövülesi şahsiyetler.
Onlardan biri olma riskini göze alarak "ben bu işten çok keyif aldım arkadaş!" diye haykırmak istiyorum.
Sizlerin inanılmaz yoğun desteğiyle başlayan kampanyamızda ilk montlar yerine ulaştı. Yukardaki yavrulara harika birer yılbaşı hediyesi verdiniz.
Onlar kimler mi?
Şu ve şu yazıda bahsettiğim Mukaddes öğretmenin ve Cafer öğretmenin öğrencileri. Bu da montları kendi elleriyle çuvallara doldurup ambara veren Sevcan'a yolladıkları mesaj:


"Merhabalar Sevcan Hanım,
Ben Sarıgöl İlköğretim Okulu Müdür Yetkili Öğretmeniyim.
Yardımlarınıza teşekkürler. Çocukların sevincine katkıda bulunmanız hem bizi sevindirdi hem de köydeki velilerimizi. Şimdilik Okulun önündeki bir fotoğrafı gönderiyorum isterseniz daha da gönderebilirim. Çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim. İyi Günler.

Cafer KARA - Sarıgöl İlköğretim Okulu Müdür Yetkili ÖğretmeniSarıgöl Köyü Yakakent/SAMSUN - 0505 904 10 33"


Ve siz bağış yapan, blogunda-Nurturia'da, Facebook'ta, iş yerinde duyuran maddi-manevi destek verenler... Harika bi iş çıkardınız.

Ve bir hatırlatma.
Ay sonu ve dahi yılsonu itibariyle herkes maaşını ucu ucuna denklemişken kampanyayı bitirmek olmaz. 5 Ocak'a dek bağışlarınızı bekliyorum.
Havale için hesap bilgilerini de hatırlatayım:

AKBANK - MERCAN ŞUBESİ(Şb. kodu 213)
HESAP NO 9455
IBAN: TR71 0004 6002 1388 8000 0094 55
ALICI KORKUSUZ GİYİM
Tel no: O212 511 95 31

Ve son bir not.
Yardımlaşmak, bağışlar vs iyi güzel ama bu gelir adaletsizliğinin sebeplerini sorgulamayı bırakmayalım lütfen. "Neden bu çocuklar bu şartlarda yaşamak zorunda?" kısmını es geçmeyelim. Bir mont parası verdik, ya da kampanya düzenledik, suya bir damla attık diye rehavete kapılmayalım. Sıcacık evlerinizde oturuken dışarda acı acı esen bir yoksulluğun olduğunu bilelim.
Ben pek burayı toparlayamadım. Banu toparlamış. Lütfen okuyun. Bağış yaparak huzura eren ruhunuzu delik deşik edeyim.

24 Aralık 2010 Cuma

Dünyayı Kurtaramasak da Okyanusa Bir Damla Daha Döktük


Kampanya adeta çığ gibi büyüdü.
K.İ.S.D., Evrim ve Pino da kendi kampanyalarını düzenledi.

Güneş benim 4 hediyeme "çanta ve cüzdan da benden" diyerek destek oldu.

Sayısız blogger sayfasında kampanyaya dair postlar girdi.

Mail kutuma hergün "biz ne yapabiliriz?" diye soran blogger mesajları düşüyor.

Samimiyet elle tutulmayan, görülmeyen ama bu kabloları aşan bir şeymiş, bunu gördük.
"Bi'şey yapmalı ama ne?" diyen bu kadar çok blogger olunca umutlanıyor insan.
Şubat başı gibi daha geniş çaplı bir kermes duzenlesek nasıl olur sizce? Herkes kampanyaya nasıl bir destek vereceğini belirler hem bu arada.

Neyse siz düşünedurun, ilk parti montlar yola çıktı bile.
Sevcan Alanyurt Eminöne gidip montları teker teker çuvala koydu ve ambara verdi.
Pazartesi itibariyle alırız güzel haberleri.

Aysonu ve yılsonu olduğundan hemen herkesin nakit sıkıntısı varken bile sadece bana 45 mont alacak dekont geldi. Aybaşında maaşını alanın gözünün yaşına bakmam ona göre :)
Bu arada kampanya 5 Ocak'a uzadı. Hediyeler gıcır gıcır sahiplerini bekliyor.

Veren veremeyen hepinizin yüreğine sağlık, kesesine bereket.

Hepiniz çok güzel insanlarsınız.

Sağolun varolun.

19 Aralık 2010 Pazar

Dünyayı Güzellik Kurtaracak, Bir Çocuğa Yardım Etmekle Başlayacak Her Şey

HESAP BİLGİLERİ DÜZELTİLMİŞTİR

Hiç tanımadığınız bir çocuğa yeni yıl hediyesi vermek istemez misiniz?



Hadi sizi biraz daha motive edeyim.

Facebook'ta Sevcan Alanyurt'un kurdugu "Minik Kardeşlerimize Hep Destek Tam Destek" adlı bir grup var. Varlığından Açalya sayesinde haberdar olduğum grup, tüm Türkiye'den gelen yardım çağrılarını ellerinden geldiğince duyurmaya çalışıyorlar. İstanbul Eminönü-Mercan'da bir giyim firmasıyla anlaşmışlar. Mağazanın sahibi, 30 YTL'lik montları, grubun kampanyası için 13 TL'ye veriyor.

Grup da bu montları ihtiyaç sahiplerine dağıtıyor.

Çorbada 13 TL tuzu olan ve yardım dekontunu mailto:h.cinscicekci@gmail.com   adresine yollayanlar arasında çekiliş yapıp 4 kişiye Tükkan'dan şu ürünlerden dilediğini hediye edeceğim.

- Chicco bornoz (2 yaş)

- Uyku tulumu (9-24 ay)

- Portatif mama sandalyesi

- Uyku arkadaşı

- Wrap sling

- Mei tai sling

Bunlardan birini kazanmak için tek yapmanız gereken 20 Aralık - 5 Ocak tarihleri arasında aşağıdaki hesap numarasına 13 TL havale yapmak ve dekontu bana yollamak. Montların alımından dağıtımına dek her şey fotoğraflanıp Facebook sayfasından yayınlanıyor.

AKBANK 213(MERCAN ŞUBESİ)


HESAP NO 9455
IBAN: TR71 0004 6002 1388 8000 0094 55


ALICI KORKUSUZ GİYİM

Tel no: O212 511 95 31



17 Aralık 2010 Cuma

Kılık Değiştirmiş Yemekler



Anne dediğin kakalar.
Kakalamak son derece meşakkatli bir annelik sporudur. Bense bu dalda bir rekortmen olmak üzereyim. Tarif uydurmaktan kimyager oldum desem yeridir.

Efendim ilk tarifimiz "çakma lokum" adlı güzide bir eser. Daha fırından yeni çıktı.
Tuna balığı kuru meyveye çok düşkündü bir ara. Bilen bilir kuruyemişin en iyi adresi Tuğba Kuruyemiş'tir. Haftanın 2-3 gunu 100er gramlık kuru dut ve kuru üzüm alışverişimizi burdan yaparız. Gel zaman git zaman burda ikram edilen minicik lokumlarla tanıştı Ton. Eliyle "mmmm, nam nam" işaretleri yaparken adını öğrendi. Lokum deyince akan sular duruyor artık.

Lokum memleketin sembollerinden ama içinde su, şeker, sitrik asit, aroma ve bolcana nişasta var. İçinde kuruyemiş falanyoksa çocuk için son derece sağlıksız ve boş bir gıda yani. Ben de zamanla kuruyemişli, cezerye tipi ve incirli olanlardan almaya başladım. Dün Tuğba'dan yarım kg kuru incir lokumuyla çıkarken kafamda bir ampul yandı: "Lannnnn, bunu evde yaparım ki ben!" dedim.

Doğumgününde yaptığımız havuçlu toplar tam da bu kakalama yemeği için biçilmiş kaftandı.
Biskuvisini ve ezilmiş kuruyemişini fazla koyunca daha sert bir kıvamı oldu. Böylece top top yapmak yerine kare kare kesebildim, hindistan cevizine banıp Tuğba Kuruyemiş kutusuna doldurdum. Ve evet,lokum niyetine kakalamayı başardım:))


Diğer kakalama yemeği de yumurta yemeyen çocuklara özel: "Çakma keşkül"
Aslında gerçek keşkül de yumurtayla yapılır ama bu kadar çok yumurtayla değil:)
Tarife geçiyorum:
- 1 su brd süt
- 1 yemek kaşıgı şeker
- 2 yumurta sarısı
- 1 tatlı kaşığı mısır nişastası
- 1 çimdik vanilya

Süt ve şekeri bi kaba koyup şeker eriyene dek pişirin. Başka bi kapta birazcık süt, yumurta sarıları ve nişastayı çırpıp karıştırın. Bu karışıma azıcık sıcak stten karıştırın ki yumurtalar hemen pişmesin. Sonra iki karışımı ocakta birleşitirin ve hzılı hızlı çırpın. Burada çırpmayı bırakırsanız keşkül kesiliyor, lor peyniri gibi oluyor. Hızlıca çırpıp pürüzsüz bir kıvam elde etmeniz gerek. Bu şekilde 2 porsiyon çıkıyor.

Ben ilk zamanlar Bolulu Hasa Usta'dan aldığım kaplara koyuyordum ki ordan aldık sansın. Böyle böyle alıştı. Şimdi gunde 1 tane yiyor. Eskisi kadar pilav makarnaya düşkünlüğü kalmadığından, dondurma, çikolata, kuru meyve vs neredeyse hiç yemediğinden günlük aldığı yarım tatlı kaşığı nişasta ve yarım kaşık şekeri görmezden geliyorum.

Sizin var mı orijinal kakalama yemekleriniz?
Güçlerimizi birleştirip kitap mı çıkarsak ne :P

Kuzulara afiyet şeker ve bol enerji olsun.

Haa enerji demişken, bu kadar kalori bombası gıdayı tüketen Ton ne yapar sizce? Ahan da bunu yapar.

video video

10 Aralık 2010 Cuma

2011 Hatırası




Yeniyıl yaklaşırken bebeğinize ya da yakınlarınızın bebeğine 2011 yılbaşını hatırlatacak bir armağan vermek ister misiniz?
Tükkan'a çok özel ürünler koydum.
Bu isme özel ürünlerde kapıda kredi kartıyla ödeme yapmak da mümkün.
Son sipariş tarihi 28 aralık 2010.



Kışın kendini iyiden iyiye hissettirdiği bugünlerde "Ay içi elyaf olmayan uyku tulumu yok mu yahu? Yavrucağımın teni nefes alsın" diyene "Var ayol var, hemi de organik" diyorum. Buyrunuz.

6 Aralık 2010 Pazartesi

En Geçerli Tüketim Bahanesi: Çocuk



İtiraf edin, çocuğunuz için bir şeyler alırken ipin ucu birazcık kaçıyor değil mi?
Hamilelikten itibaren içinize bir alışveriş canavarı kaçmış gibi oldunuz. "Ayyy babası bak bu ayakkabı kızımıza ne çok yakışacak" diye 3 aylık bebeğinize sadece bayramda giyeceği kurdelalı ayakkabıyı alıverdiniz.
Ya da yeni emekleyen oğlunuza sırf "erkeğe" benzesin diye "trendy" bir hip hop pantolonu aldınız.
Bütçeye açtığınız delik bir yana, bebeğinizin bunların içinde gerçekten rahat hissedip hissetmediği bir yana.

Çocuk için alışveriş yaparken beynimizi evde mi bırakıyoruz acaba? Ya da neden çocuklara alınan her şeye "mübah" gözüyle bakıyoruz?...........

Yazımın devamı için sizi Alternatif Anne'ye alayım. Tık tık.


2 Aralık 2010 Perşembe

"Yapamıyorum, ağlıyorum"



Ana-oğul bizi bilen bilir. Planlı programlı aktivitelerle pek işimiz olmaz. Aktivite halısını şööyle bir dalgalandırıp "hadi evlat" diye çığırınmam. Tuna da zaten burnunun dikine giden bir insan evladı olduğundan çığırınsam da muhtemelen işe yaramaz.

Bizde işler genelde benim engellememe rağmen aktivite şeklinde olur. Su doldururken bardağı kapar elimden, dolaptan da bir kap çıkarıp su aktarma aktivitesi yapar misal.

Babasının alet edevatlarının arasından bi tornavida bulur, oyuncaklarının pilini çıkarmaya çalışır, kendiliğinden ince el becerisini artırır yavrucak.

Bu bana rağmen yaptığı işlere biz "yaramazlık" deyip geçsek de aslında çok faydasını gördüğü kesin. Zira elleri pek marifetli. Dokunmatik ekranlı telefonda görüntüleri fıtır fıtır kaydıracak kadar da hassas.

Neyse şimdi oğlumun maharetlerini anlatıp içinizi baymayayım.

Hani aktivitenin faydalarından biri de "çocuğun el becerisinin artması ve 2 yaş dellenmelerini hafif atlatması" ya.
Neden?
Çünkü 2 yaşındaki bir çocuk başarısızlık hissiyle mücadele etmekte zorlanır. Yapabilitesi ne kadar çok artarsa o kadar az girer bu ruhsal çöküntüye. Yani bol aktivite=daha becerekli bir çocuk ve daha az başarısızlık hissi.

Teorik olarak bu Tuna balığının da şahane el işleri yapması ve bu başaramıyorum hissini daha az yaşaması gerek değil mi?
Ama bu yaratıklar hep daha fazlasını istiyor. Daha iyisini, daha uzununu, daha yükseğini....
Bizim lego canavarı boyunu aşan kuleler dikiyor.
Oh ne ala.
Sonra dur ben bunu şu traktör romörkunda deneyeyim diyor.



E haliyle yıkılıyor. Sonuç bu.....


Evladım bu ne hırs, bu ne sinir?
- "Yıkılsın oğlum yaaa, gene yaparız!"
- Uvvvaaaaaaaa