5 Şubat 2011 Cumartesi

No Pain No Gain


İnsan kendini beğenmese çatlarmış.
Bu lafı anne miletine uyarlarsak pekala "anne kendi anneliğini/yavrusunu beğenmese çatlarmış" diyebiliriz.
Gerçekten de insan evladı olup bitenleri kendine yontmaya çok meyillidir. Savunma mekanizmaları şahane çalışır. Zaten aksi olsa, herkes kendi yaşamına en tepeden ve en objektif şekilde baksa akıl sağlığı falan kalmaz.
Örneklendireyim...
Çocuk şahane iştahlıdır, yemek falan seçmeden ver Şaban'a, gitmez yabana misali mamaları siler süpürür. Anne denen çok hücreli yaşam formu hemen övünür:
- Aaaa ben onu öyle yetiştirdim/alıştırdım..

Ya da çocuk bezi/emziği/ayakta sallanmayı/emmeyi.... kendiliğinden bırakır. Anne hemen şişinir.
- Ben yaptırdım ona. Zor oldu ama yaptım işte. Alkışşş

Ya da tam tersi..

Çocuk asosyaldir, konuşmaz, başka çocuklarla iletişmez. Annenin savunan yerleri hemen devreye girer
- E bunun babası da böyle
- Daha çok küçük
- Diğer çocuk çok huysuz bizimki de anlaşamıyor onunla
- Çok bağırarak konuşuyorsun, ondan seni sevmiyor bizimki
- Yeni uyandı/gece iyi uyumadı da
- Diş çıkarıyor
- Karnı aç


Kreş çocuğu sosyal Toprak ve göz teması bile kurmaktan imtina eden Tuna balığım

Ben de her normal anne gibi övünmeye bayılırken kötü özellikler söz konusu olduğunda bi silkeleniyorum...
Bakın oğlum diye demiyorum (yerseniz :P) Tuna kendi kendine odasında oynayan, oyun kuran, sıkılmadan uzun süreler takılan, eğlenceli bi çocuktur. Tüm ev işlerimi yapabiliyorum sayılır. Bir şekilde tepemden izleyerek, eşlik ederek günlük işlerimizi halletmede çok güzel bir uyum yakaladığımızı düşünüyorum. Market alışverişinden yıkanmaya; yemek yapmaktan yerleri silmeye kadar hemen her işimde bana yardım ve eşlik ediyor.
Odasında kendi kendine uyuyor (biz öyle alıştırdık :PPP)
Sevdiği yemek oldu mu çalakaşık silip süpürüyor.
Çok enerjik, çok neşeli.
İki kişi öyle mutluyuz ve maalesef genelde iki kişiyiz ki ortam kalabalıklaşınca arıza moduna giriyor.
En sevmediği de çocuklu ortamlar.

Tüm çocuklar hoplayıp zıplarken anasının kucağından inmeyen çocuk: Tuna
Oyuncağı elinde  alınınca yere yatıp mızırdayan çocuk: Tuna

Şaka gibi ama evdeki ve arkadaş toplantılarında iki farklı çocuk var. Biri Dr.Jykell, diğeri Mr.Hyde sanki.
Son dönemde büyüyüp bağımsızlaştıkça azalacağı yerde daha da çok mızmızlanmaya başladı.
Ben de zaten bizim kızlarla laflamaya doyamadığımdan öyle günlerde hangi davranışına ne tepki verdiğime dikkat etmeden paldır küldür yaşayıp gidiyordum. Azıcık Tuna'yı avut, biraz Yelizle lafla, Hayat'tan suşi tarifi al, Elfana'ya iki soru sor, Elif'le kıkırda, Nil'le geyik yap derken o günden bi halt anlamadan ayrışıyorduk.


azıcık da olsa iletişebildiği ve arkasından "çok güzel" işareti yaptığı Defne Nil. Çoxuk anlıyor güzelden :)

Geçen hafta eşimin işi için İstanbul'daydık. 2 gece bir psikolog arkadaşım Aysun'un Taksim'deki evinde kaldık. Ben bir gece Tuna'yı babasına bırakıp yaklaşık 10 kadar kadınla ruhumu şaraba satmaya kaçtım. Nasıl iyi geldi bilseniz. Vakit olmuş geceyarısı. Tuğçe ve ben kalmışız bir tek, herkes dağılmış. Kıçımız donuyor, çakırkeyfiz, kol kola hayat muhasebesi yaparak ve kıkırdayarak tramvay hattında ilerliyoruz. Ne güzel geceydi bee...
Neyse olay o değil.
Bir uzmandan randevu alıp "efenim biz çocuğumuzu bıdı bıdı ekolü ve hötzötgöt akımına göre yetiştiriyoruz" diye senin anlatman başka; bir uzmanın senin 48 saat boyuncaki anneliğini görmek bambaşka...
Neyse Aysun benim çok eski dostum olduğundan son derece açıkça anneliğimi eleştirdi.
Tuna daha bir gün önce ortak arkadaşımız Aysel'in 21 aylık oğlu Barlas'la da iletişememiş, kendi yaptıgı legosu Barlas tarafından yıkılınca bolcana mozurdanmıştı. İşte notlar:

- Tuna mızırdanınca çok ama çok kısa sürede olaya müdahale ediyorum. Amaç "amann ev dışında arızaya bağlamasın da iki dakka keyif çatayım"... Oysa benim anında müdahalem oğlumun kendi çözüm yolunu bulmasını engelliyor. Benim atıldığımı gören öteki anne de genelde "aa al Tuna sen yap/oyna" diye olaya dahil olduğundan çocuğun kolunu kanadını kendimiz kırıyoruz. Tıpkı her ağladığında bu yaştaki çocuğu memeye tutmak gibiymiş yaptığım... Bu yaştaki bir çocuk artık 6 aylık bebek gibi teselli edilemez dedi.

- Tıpkı çocukların azıcık ağlayarak kendi kendine uyumayı öğrenmeleri gibi mızırtıları görmezden gelip kendi iletişim yolunu kurmasını sağlamak gerekiyor. Gerçekten de 9,5 aylıkken hiç emeklemeyecek dediğimiz Tuna "alın lan beni yerden" ağlamalarına tepki vermediğimiz 2-3 gün içinde emekleyerek mutfağa gelmeye başlamıştı. Yani tam anlamıyla no pain, no gain (acı yoksa kazanç da yok)

- Tam da bu durumun ışığında Tuna'nın hayatının tam ortasına beni koyup beni referans aldığını, sürekli onun adına kararlar verip (tavşanı düştü ister şimdi, aman Barlas tavşanı teklemesin arıza çıkar yoksa, evde gündüz uyumaz Tuna, acıkmıştır o şimdi, bla bla bla) uygulamaya geçtiğimi ve bunun da çocuğumda ciddi anlamda konuşma geriliğine yolaçtığını söyledi. Bu tespit çok feci koydu işte... Böğrümden vur, içimi deş, at lağıma daha iyi.. O derece sarsıldım...


legoları Barlas tarafından "işgal" edilen Tuna asabiyet yaparken

Şimdi net hatırlamadığım başka tespitleri de oldu ama biz kısmı tatildeki ayarsızlık, uykusuzluk, sınırsızlık ve sürekli mekan değiştirmekten kaynaklı olduğundan o kısımlarda gerekli açıklamayı yaptım.
Genel anlamda ortamda çocuk yokken çok sakin ve kendi halinde bir çocuk olduğundan içim rahat ama bu tespitler beynimin içinde dönüp duruyor. Doğruluk paylarını düşünmekten, kendime kızmaktan, şartlarıma öfkelenmekten, self-psikanaliz yapmaktan helak oldum. Çok feci kal geldi :)

Yukardaki son fotoğraf çekilmeden önce ve çekildikten sonra ben feci cool davrandım. Tuna mızırdandı durdu önce. Sonra Barlas'a yanaştı ve önndeki puzzle'ı alıp 31 ayık ömrü hayatının ilk puzzle'ının 12 parçasını birden, sanki yıllardır yapıyormuş gibi ustalıkla taktı yerlerine. Ben de tam "Tuna puzzle sevmez" derken hem de... Bir kez daha, hep birlikte, büyük harflerle NO PAIN, NO GAIN..

Biz okumuş modern anneler, hele benim gibi ev annesiyse çocuk yetiştirmeye ve dahası çocuğu mutlu etmeye fazla odaklıyız sanıyorum. Çocuğum ağlarsa, beni sevmezse, benden nefret ederse, benim annem benimle hiç ilgilenmedi, ben daha karnımdayken söz verdim onunla ilgilenmeye, sürekli aktivit maktivit yapıtracam gibi ideallerle kuşatılmış durumdayız. Çocukları fazlasıyla boğuyoruz. Geçen seneki o anti-aktivist çıkışımın asıl çıkış noktası da buydu zaten ama tabi ki çok yanlış anlaşıldı.

Babies belgeselini izlediniz mi? Ordaki Afrikalı bebekerin nasıl birer surviver olduklarını farkettiniz mi? Annelerinin o kadar çok işi var ki çocuklarla ilgilenmeleri falan szökonusu bile değil. Tıpkı bizim çocukluğumuzdaki gibi. Bizim zamanımızda pedagoji vs yoktu ama annelerin, çocukların kendi başının çaresine bakmasını zorunlu kılacak kadar çok işi vardı. Bugün kendi ayaklarımız üstünde durabiliyorsak, özgüvenimiz az çok yerindeyse bunun yegane sebebi annemizin bizimle uğrşamayacak kadar meşgul olmasıdır.

Neticede birkaç ev ödevimiz var. Tuna'nın fazla gözünün yaşına bakılmayacak, anne-çocuk dahil olunan bir oyun grubuna gidilecek ama kaotik olmayan bir yer seçilecek, çocuklarla oyunlarında asla ve asla müdahale edilmeyecek, kan çıkana dek kenardan izlenecek..
Ve son kez hepbirlikte.

NO PAIN, NO GAIN


20 yorum:

  1. Arkadnayım arkadaşım doğrunda yanlışında senindir...ve sen halledersin.Sana uyarlayalım No Pain No Gain olmuş;sonuç sen kazanıçlı çıkarsın bu oyundan ben onu diyeyim sana :)

    YanıtlaSil
  2. Hadi bakalım kolay gele. Kendi akıbetimi görür gibiyim. Gene siz dışarı çıkıyorsunuz market filan biz ana oğul kımıl kımıl evden ayağımız çıkacak diye korkumuzdan ölüyoruz.

    Baharda uygulamak şartıyla benimde kendime verdiğim ödevler var.

    YanıtlaSil
  3. Ne kadar şanslı olduğunu düşün,ya İstanbula gitmeyip o arkadaşınla böyle bir sohbet ortamın olmasaydı...Kendine çok yüklenme,silkelen sadece:))

    YanıtlaSil
  4. Kesinlikle çok doğru tespitler. çok güzel yazmıssın. umarım bizde uygularız bunları. sana ve bize başarılar. :)

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Hülya,
    Yazını iki kez okudum, uzun uzun düşündüm üzerinde...
    Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Biz büyükler nasıl birbirimizden farklıysak, çocuklar da farklı farklı. Hatta aynı ana babanın çocuklarının kişiliklerinin örtüşmeyen pek çok yönü var, sen de bilirsin. Bu nedenle kendini suçlama sakın. Ancak özeleştiri yapmak gerekiyor, sen de bunu yapmışsın yüreklice kutlarım seni. Yalnız çocukları başka çocuklarla kıyaslamadan yapmak gerekiyor bu eleştiriyi sanırım.

    Hepimiz iyi niyetle yanlışlar yaptık. En yaygın olanı da çocuklarımıza kıyamadığımızdan her şeye onlardan önce atılmamız, fırsat vermememiz galiba... Zamanla eksiklerimizi tamamlıyoruz...
    Tuna harika bir çocuk, erkek çocuklar biraz daha geç konuşuyor merak etme sen.
    Arkadaşının önerileriyle kısa sürede her şey istediğin gibi olacak derim ben.
    Biraz uzattım mı?
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  6. Tuni, isin artik zor dostum. Not: Alpi :D

    YanıtlaSil
  7. hulya,
    postu okurken icimden yorumda yazayim diye geciriyordum ki, sen son paragrafta yazmissin zaten.
    *baslamadan once not; doruk 5-6 ay oncesinde, cocuklarla cok iyi anlasir ve paylasimci davranirken, tanimadigi insan ve ortamlara karsi temkinliydi.

    biliyorsun doruk ekimden beri anneli oyun grubuna gidiyor, once play dersine gidiyordu, orada da kaotik bi ortam yoktu bence, ama doruk bana gore sakin bi insan, haliyle muzik hopla zipla derken ona cok uymadigini farkedip, art sinifina kaydik, cok ta iyi ettik, doruk art sinifini cok sevdi, ablayla birlikte tum aktivitelere gayet duzgun katilim gosteriyor.
    ayrica, ayni mekana, haftada 3 serbest oyun saatine gidiyoruz.

    belirtmek isteedigim sey su; donemsel birseymiydi, zaten boyle mi olacakti, yoksa oyun gurubu etkisimi bilmiyorum ama, doruk oyun grubuna baslamadan once,

    'daha once gormedigi insanlara alismak icin biraz vakte ihtiyaci olan'

    bi cocuktu,ama simdi, daha bugun, 9 aydir gormedigimiz bir arkadasimiza gittik, gider gitmez montunu olnlarin cikarmasina vs izin verdi, optu, opturdu, hemen top bulup arkadasimi kaleye gecirdi :)).

    yani elestiren insan cok, saygi da duyarim ama ben doruk icin cok faydasini gordum. iyi gelecektir oyun grubu.

    YanıtlaSil
  8. Aysema Hocama katılıyorum. Bunun dışında bir de şöyle bir gerçek var ki kendi kendine oyun kurma yetisine sahip, tek başına oyun oynamayı seven, kendi kendini oyalayan ocuklar genelde biraz daha içe kapanık yapıda çocuklar oluyor. Herkes sosyal olacak diye bir şey var mı? Benim arkadaşlarım var karı koca pek konuşkan tipler, çocukları ise konuşmayı sevmez, az ve öz arkadaşı vardır ama çok başarılı çocuktur.
    Arkadaşının iki çocuk bir aradayken, oyuncak paylaşamazken,v.s. eğer eşit güçteki çocuklarsa onlara müdahale edilmemesi gerektiğ fikrine ben de katılıyorum ve uygulamaya da çalışıyorum. Ama bu da yetmiyor ki. Örneğin ben müdahale etmezken karşı tarafın annesi müdahale ediyor hemen "aa kardeş o çocuğum ver çocuğum ya da du yapma çocuğum, alma çocuğum" o zaman ben de ayıp olmasın diye bir kaç söz söylemek zorunda kalıyorum. Çünkü farkettim ki ne zaman " bırakın bırakın müdahale etmeyin, onlar hallader" desem biraz garip bakıyorlar:))
    Her çocuk kendi içinde farklı gerçekten kimseninkine bakıp bir şeye karar vermemek gerekiyor. Bir de yine yurdum insanına özgü bir anlayış var ki bir çocuğu bir kere görüp onun hakkında fikir yürütmeyi sevmeleri. ( Bunu genel anne babalar için yazıyorum arkadaşın için değil sonuçta 48 saat sizinleymiş ve uzman olduğu konuda çocuğa yönelik değil sana yönelik eleşritiri getirmiş dolayısıyla onu tenzih ederim. ) Mesela ben geçen gün bir arakadaşımın çocuğunu gördüm son derece durgun, mülayimdi yanımda onu ilk defa gören arkadaşım " ay bu çocuk niye bu kadar sessiz ki" dedi. Oysa ben çocuğun daha önce çok atılgan, yerinde duramayan hallerine şahit olmuştum. Ne bileyim belki o gün hastaydı, yorgundu, üzgündü ve öyle kendi gibi değildi. Bunu niye yazdım bilmiyorum ama oluyor böyle de işte:)) Ay gece gece çenem açıldı. Bir de evde çocuğuna bakan eğitimli anneler, çocukları leb demeden leblebiyi anladığı için,aralarında ki iletişim de iyiyse onun konuşmasına da farketmeden fırsat vermiyor. Çocuk ta ihtiyaç duymuyor bu sayede. Belki nasılsa annem ne dediğimi anlıyor rahatlığı bu biraz da.

    YanıtlaSil
  9. Hülya bu örneklerle bana da acaip ışık tuttun, yani arkadaşın tuttu. Çünkü ben de Arda mızırdanınca höt diye susturmaya çalışıyorum babası da. Dolayısıyla her istediğini mızırdanarak yaptırma gibi akıllıca bir yol buldu bizim bücür de haklı olarak. Teşekkürler yazı ve paylaşım için. Artık acımak yok!! :)

    YanıtlaSil
  10. hülyacım çok şanslısın, insanın böyle bir arkadaşı olması çok önemli. zaman zaman senin de beni silkelediğin oluyor, iyi oluyor, insanın ihtiyacı oluyor silkelenmeye. üzerinde çokçe düşündüğünü biliyorum, çok güzel yazmışsın, kendine saklamamış paylaşmışsın. Tuna ile aynı hamurdan olan Arca da mıçtı bundan sonra, fazla mızıldanamayacak. o da oyuncağı elinden alındı mı hemen ağlıyor, kendini yerlere atması yakındır:)

    YanıtlaSil
  11. aa bugün birbirimizi yakalayamadık. arcaın ateş 40.2 yi gördü, doktora gittik, dönüşte aramanı gördüm döndüm ama ben de sana duyuramadım:(

    YanıtlaSil
  12. yaptığımız yanlışları farketmemiz,-ki bizde de ben genelde kendimi mükemmel eşimi hatalı bulurum-ve düzeltmeye girişmemiz gerek.sen ne güzel eyleme geçmişsin.darısı bizlere.

    YanıtlaSil
  13. Ben her çocuğun belli bir fıtratla dünyaya geldiğini ve annenin çocuğun gelişim basamaklarındaki etkisinin sınırlı olduğunu düşünüyorum...Kimi çocük çok hareketli,kimisi daha sakin,kimi iştahlı kimi iştahsız,kimi daha sosyal kimi çakingen..Bunları belirleyen yüzde yetmiş karakter bence..

    Evet anne belli tutumlarıyla davranış değiştirebilir,muhakkak çocuğun belli gelişim basamaklarını iyi ya da kötü yönde etkiliyebilir ama çook uç hatalar (çocuğun bir travma yaşamasına sebep olacak derecede)yapmadıkça çocuğunun geç konuşmasına sebep olmaz bence.

    Ece geç yürüdü,ben biraz zorlasaydım,her korktuğunda elini tutmasaydım belki bir ay daha erken yürürdü ama Ece asla hareketli bir çocuk olmazdı,yapısı sakin....Hiç öyle gözükara olmadı mesela,4 aylık yoktu uzattığım bir nesneyi önce bi yoklar test eder öyle tutardı,hep garanticiydi hala öyle..Bunun öğrenilmiş olduğunu düşünmüyorum ben..

    Erken sayılabilecek bir dönemde konuştu..Dil gelişimi yaşıtlarına göre iyiydi..ama ben onunla öyle bebekliğinden beri uzun uzun sohbet etmezdim..Yapanlara özenirdim,ama ben konuşmayı çok çok sevmezdim,sarılmak öpmek mıncırmaktan ibaretti diyaloğumuz:)Diğerlerinde kendimi suçlamadığım gibi bundan du kendime çok pay çıkarmadım ben:)

    Birtek Tuniş gibi:) iletişimsiz olmasını taktım bir ara..niye bu kadar asosyal dedim..Niye parkta milletin çocuğu beş dakkada kaynaşırken benimki öyle seyre dalmayı tercih ediyo diye pek kafa yordum:P Sonra sonra gördüm ki Ece kendinden 3-5 yaş büyük çocuklarla pek mutlu...Onların oyunlarına katılmak deli gibi mutlu ediyor onu..Bu dönemsel bir tercih belki de..Kreşe başlayınca aşılacak bir durum olduğunu söyledi çoğu tecrübeli anne..Bıraktım dert etmeyi şimdi,yaşayıp göreceğiz:)

    YanıtlaSil
  14. Aman ne ukala yazmışım gece gece:P Savunma mekanizmam fazlaca gelişmiş galiba benim;)yok insan bir gelişim evresini beklerken (mesela yürümesini) çok endişelenip kendini suçlayabiliyor tabi hepimiz yaşadık ama o dömem atlatılınca saçmalamış olduğunu anlıyorsun işte..Her çocuğun gelişimi çok farklı ve çok kendine özgü aslında...Her çocuk için belli gelişim basamağının belli bir zamanı var...Olgunlaşma tamamlandığında sen o dönemi yaşaması için engel olamıyorsun zaten..Acelecelik biz büyüklerin kapıldığı bir rüzgar,onlar emin adımlarlı ilerlemeyi tercih ediyorlar:))
    öperim Tunişimi:))

    YanıtlaSil
  15. Akıma bayıldım:)))

    Çok güzel yazmışsın Hülya; insan bazen farkında olarak ya da olmayarak o kadar anlık gelişen durumların içinde buluyor ki kendini aslında davranışı uygularken karar veriyor hızlı gelişiyor.örn: iki çocuğun oyunu sırasındaki bir tartışma. Biz müdahale etmesek karşı tarafın annesi müdahale edebiliyor. Sonrasında düşündüğümüzde şöyle mi böyle mi denebiliyor. Geçtiğimiz hafta sonu kuzenimin bu durumlara yorumu(pedagog-O da beni gözlemledi, böhüüü)bu durumlarda sınırlara göre ruhumuzada beynimizede elastikiyet kazandırmalı ve olası durumlara karşı(park market vb. ortamlardaki benzer krizlere karşı) a b c planlarımız olmalı ve tutarlı olmalıymışız.
    Çok öpüyorum seni ve Tunacığımı:)

    YanıtlaSil
  16. anne bloglarında çiçek, kelebek görmekten bıkmıştım.

    YanıtlaSil
  17. Övünmek yada kulp bulmak konusunu bilemiyorum..Onunla alakalı mı onu da bilmiyorum ama bizim bir konuda Arda' ya olan müdahalemiz beni de rahatsız ediyor..Kuzeni (15 gün araları) ile oynarlarken yaptığımız müdahalaler..Eskiden kardeş kardeş oynarlarken büyüdükçe paylaşım kavgalarının getirdiği hırçınlıklar ve hırpalamalar başladı..gayet normal..olması gereken..ama yumuşak taraf olan arda hep itilip kakılmaya başlandıkça, paylaşıp karşıdakinin paylaşmadığını görünce hayal kırıklığı yaşadıkça müdahalelerimiz arttı..her iki tarafın ebeveynleri de müdahil oldu..doruk paylaşmadığı için laf işitti, arda alamayınca cart diye zırladığı için..belkide biz her seferinde müdahil olduğumuz için arda her olayda bize bakıp ağlamaya başlar oldu..bir medet umma durumu..gel kurtar vaziyeti..doruk da muhtemelen keyif aldı bu durumdan, daha çok dikkat çekebildiği için..
    fakat ben paylaşan tarafın annesi olduğum için paylaşmayan çocuğa, yumuşak tarafın annesi olduğum için de kaşla göz arası tekmeleyen, iten çocuğa kılım..feci kılım..napıcaz şimdi? Hahaha ne nevrotik durum! İlerde pısırık çocuğunu döven "it" bebeleri pataklamaya giden veli olur muyum acep?? :)

    Not:İlk foto pek tatlı.

    YanıtlaSil
  18. okudum, çok beğendim
    en önemlisi de kendimi sorguladım
    teşekkürler Hülya

    YanıtlaSil
  19. Bahsettiğinden beri bu yazıyı bekliyorum. 5 gün sonra okumuş olmam tamamen kendi uyuzluğum :)

    Çok sevdim ve de, eline sağlık. Ben de durup düşündüm, ne kadar müdahale ediyorum, diye. Muhtemelen, Çınar yuvaya gitmiyor olsaydı, Tuna'yla benzer tepkileri veriyor olurdu bu durumda. Benim oğlanı benim elimden kreş kurtarmış yani :)

    Ya yalnız, kendi kendine yalanabilen çocuklar genelde içe kapanık çocuklar olur, demiş Anneyazar sanırım. Çınar istisna olabilir :) Ya da yine, kreş-kişilik sentezi olabilir :)

    Şu "izin verin yolunu bulsun" bzim Hilal Hanım'ın da çok kullandığı bir cümle. Öyle yapmaya çalışsam da, çoğu zaman başaramıyorum. Ama denemeye devam!

    Neyse, ben zaten analiz vs için değil, yazıyı övmek için gelmiştim. Eline sağlık yeniden. Sevgiler :)

    YanıtlaSil
  20. sosyal bir çocuk olsa da toprak bana da ışık tuttu yazdıkların Hülya.Özellikle her isteğini hemen gerçekleştirme,yardımına koşma konularında.Yalnız Tuna bende çoklu zeka kuramından içsel zekayı çağrıştırdı.bunu da söylemeden edemedim.Çok okuduğumdan bildiğimden değil.bir yerlerde okumuştum,etkilenmiş aklımda kalmıştı.
    sevgiler

    YanıtlaSil