23 Haziran 2011 Perşembe

Araf



Geçtiğimiz hafta başı tamamen Tuna'nın gaza gelmesi sonucu -kısmen- bezsiz gunlere merhaba dedik.
Başlangıçta her şey bir gaz ve toz bulutuydu. Oyun oynuyor gibiydi daha çok. Oysa evladım hazırmış, ben farketmemişim sanki.

En baştan başlayayım. Bundan 14 ay önce İKEA'dan uyduruk bi lazımlık alıp tavşanı oturtarak başladık. Ne yapması gerektiğini bildiğinden emin olmak için benim lazımlığı kullanmışlığım bile var :)
Evet bizzat ben yaptım gosterdim.
Hiç umurunda olmadı geçen yaz ki 24-25-26-27. aylardaydı. Çoğu erkek çocuk o aylarda başlıyor aslında bezi atmaya.
Neyse efendim kış geldi, bizim lazımlık nasılsa işe yaramıyor diye ortadan kalktı. Çişli kakalı bi ton kitap eve yığıldı, baba işten gelip tuvalelete girerken Tuna da meraklı gozlerle onu izledi. Babası bu arada bezi atınca akulu araba alacağı sözünü de vermiş bulundu :)


Mayıstan sonra o kırmızı lazımlık gene çıktı meydana. Tuna'nın en keyifli saatleri tam uyku oncesi üçümüzün odaya girip oyun oynadığımız dakikalardır. Tam da o arada bezi çıkarmışken lazımlığı getirdim. Oturmak istedi, poposu plastiğe değer değmez kalktı. İnsanlık için küçük; ama bugune dek çıplakken bir kere bile oturmayı denememiş bir çocuk için büyük bir adımdı. Ama hala oturmayı reddediyordu.Saniyeler içinde trinnkkk sesi eşliğinden bir jeton düştü:
- Havlu koyarsak oturur musun? dedim.
Bu fikri Nurturia'dan bir anne vermişti. (İşte bu yuzden Nurturia'yı çok seviyorum. Herhangi bir çocuk doktorunun değil ancak tecrube sahibi bir annenin verebileceği bir akıl bu)




Ki çok mantıklı.
İlk alafranga tuvalete oturdugumda çocuktum ve çok rahatsız olmuştum. Kocaman çocuk olarak ben bile böylesi bir yenilikten huzursuz oluyorsam daha 3 yaşına gelmeyen bir çocuğun hassasiyetine saygı duymak gerek bence.
Nitekim sadece sporda kullandıgım ince, dandik bir havluyu getirdim. Tuna keyfince serdi ve işedi!!! Karı - koca alkış yağmuruna tuttuk Tuna'yı. Mutlu mutlu uyudu o gece.
Ben akşamki ilk çişin gazıyla ertesi sabah işe koyuldum. Tuna da zaten sabah bez taktırmak istemedi. Takmadık. Arada gidip gelip lazımlığa oturdu, kalktı. Havlu koyalım ısrarı bitti. Poposunun cevresi kızarana dek oturdu kimi zaman. Lazımlığa oturmayı ve işlemeyi çok sevdiğinden eline de telefonu verip biraz video izlemesine izin verdim. O sessizlik saatleri bana da çok iyi geldi doğrusu.

Yerler, balkonlar sulandı. Kakalar çokça tutulup karın ağrıları ortaya çıktı. Hiç ısrar etmeden ve en önemlisi gündemimize fazla almadan kâh bez taktık ki kakayı bıraksın; kâh halıları ıslattık kıkırdayarak.
Bu süreçte dışarı çıkarken ve uyurken hep bezli olduğumuzun da altını çizeyim.
Derken 1.haftanın sonunda Tuna çişi geldiğinin farkına varıp kendiliğinden lazımlığa koşup işeyip boşaltmaya başladı ki sanıyorum bu işin mihenk taşı da budur. Yani başlangıçta hep annenin hatırlatmasından sonraki aşama: Çocuğun farkındalığının oluşması.

Bazı günler benim gereksiz lazımlığa oturtma ısrarım yuzunden rüşvet vermek zorunda kaldım :)
Çıkartmalı iş makineleri kitabı aldım. Her çişe bir çıkartma vererek çişi onore ettik.

Kaka işi biraz daha çetrefilli olacak gibi. İlk günlerde kıvrım kıvrım kıvranırken bile oturmadı lazımlığa. "Bez takayım mı?" dedim. Normalde köşe bucak kaçarken bu kez itiraz etmedi. Yine de 3. gun sonunda hala kakasını yapamayıp çok acı çekince gliserinli fitillle azıcık durtup rahatlattım.
Bir kere de halıya dokulmeye başlayan kakaların kalanını lazımlığa yaptırmayı başardım. Lazımlıkta kakasını goren Tuna çok şaşırdı. Ben olanca coşkumla en buyuk kepçe çıkartmasını verince çok mutlu oldu. Kakayı birlikte tuvalete döküp bay bay yaptık. Kakayı şimdilerde kâh beze, kâh halıya yapıyor ama olsun. Kaka meselesi biraz hassas konu oldugundan "yapsın da nereye yaparsa yapsın" diyorum.

Çiş-kaka mevzuunda durumlar böyleyken böyle.

Tuvalet alışkanlığının zamanla kazanıldığını düşünüyorum. Zaten Tuna değişikliklere kolayca uyum sağlayan bir çocuk değil. Birdenbire hem kaka hem çiş, hem gece hem gunduz, hem ev hem dışarısı bezsiz olamazdık biz.
Başlamak işin en zor kısmıydı. Daha "dışarda çiş-kaka nasıl yapılır?", "gece bez bağlanmalı mı?", "gece çişe kaldırmalı mı, bırakalım uyusun mu?" konulu çalışmalarımız ve ödevlerimiz olacak.
Olsun...
Başladık ya, gerisi kolay... Şimdilik bir süre daha boyle arafta kalmanın hiiiç bir sakıncası yok.

8 yorum:

  1. Maşallah size... Biz dışarıda çiş-kaka olayını da aştık, şu sıralar bezsiz geceleri kuru geçirme derdindeyiz.. Evde istisnasız hergün çişli bir-iki çarşaf ve alez yıkanır oldu... Bekliyoruz alışmasını..

    YanıtlaSil
  2. Ooohhh hayırlı uğurlu olsun bezsiz günlere adımınız.. Elbette 2-3 günde tüm bu dediğin şeyleri yapması mümkün değil, korkutmadan, ısrar etmeden, inatlaşmadan yaptırmak en iyisi.. İleride en çok da markette bez reyonlarını pas geçerken sevineceksin.. :)

    YanıtlaSil
  3. hadi kolay gelsin. Tibet neredeyse bir sene oldu bırakalı ama hala kaka konusunda sıkıntı yaşadığımız zamanlar oluyor. bazen 3-4 gün tutup, yapmıyor. bazen de her gün düzenli gidiyor. zor bu kaka işi :)))

    YanıtlaSil
  4. tebrikler, bence olmuş bile bu iş :)

    YanıtlaSil
  5. Kaka meselesi bizde de sorun maalesef, 3-4 günde bir yapıyor. Resmen vücudundan öyle birşey çıkarmak tuhafına geliyor, bence bilinçli tutuyor. Bir de yediklerine bu ara dikkat etmek lazım, bol sebze iyi olabilir. Bir de annem bazı sabahlar bir kaşık zeytinyağı veriyor, akşamına yapmış oluyor kakasını, aklınızda olsun.

    YanıtlaSil
  6. işin zor kısmı halolmuşa benziyor,devamıda gelir artık:)

    YanıtlaSil
  7. bana mail adresinizi atabilir misiniz lutfen? izciorkide@gmail.com

    YanıtlaSil