18 Ekim 2011 Salı

İstanbul-Ankara-Antalya-İzmir Kazan Oldu, Biz Kepçe


Eylül ayı boyunca İstanbul-Ankara ve Antalya arasında seyahatteydik. İstanbul'da önce çok sevdiğim muhabir arkadaşım Arzu'yu evlendirdik. Sonra Sedat'ı, en son da hep sözünü ettiğim psikologve uyku danışmanı arkadaşım Aysun'un düğünlerine katıldık. Düğünlerin arasında birer hafta ara olunca tekrar git-gel yapmamak için İstanbul'da abimlerin evinde konuşlandık. Yabancı evde hem de baba desteği vs olmadan 3 hafta geçirmek zorunda kaldım.
Tuna artık 3+ yaş çocuğu olduğunu bu sefer iyice hissettirdi. Minimum sorunla atlattık bu seyyahlığı. Gündüz eğer evdeysek güzel ve uzun uykular uyudu. Ben de eğer bir önceki akşam sohbeti alkolle mayalayıp geç yattıysam, gündüz uykularına eşlik ettim. Oğlumla koyun koyuna uyudum.

Bizi bu seyahatlerde yoran iki şey oldu:
Birincisi Tuna'nın hala tamamlanmayan tuvalet eğitimi.
İkincisi de sürekli hava değişimine maruz kalmaktan mütevellit sürekli akan burnu ve genzi.

İkinci durumu tedavi için bol bol ıhlamur vermek zorunda kalınca kendiliğinden bıraktığı biberona -zorla-başlattım. Zira ıhlamuru fincanla içirmenin mümkünatı yoktu. Sıvı alımı had safhada olunca gece birkaç kez altına kaçırdı. Gündüz çiş kontrolü de zorlaştığından misafir oldugumuz evin muhtelif yerlerini üre ve ürik asitle tanııştırdık.

Bunlar dışında Tuna inanılmaz uyumluydu. Her gün yepyeni yerler keşfetmelere, Üsküdar-Beşiktaş takasına binmeye, İstiklâl'in efsane tramvayının geçişini izlemeye, fünikülerde son sürat Karaköy'e giderken "aşşaaaaa" diye kıkırdamaya, evin önünde kazı yapan kepçelere karşı ayran içmelere, kedi kankası Fitnaz'ı korkutmalara falan doyamadı.

 

İstanbul'da evlendirilecek kimse kalmayınca otobüsle Ankara'ya, Meltem'i evlendirmeye yollandık. Önceden derin bir araştırma yaptığımdan ve Kamil Koç'un rahat hatlarında her koltukta emniyet kemeri olduğunu öğrendiğimden içim rahattı. Muavinlerin ve diğer yolcuların şaşkın bakışları eşliğinde oto koltuğumuzu otobüse monte ettik. 5,5 saat boyunca ben kulaklığımı takıp film izledim; Tuna kâh etrafı izledi, kâh uyudu-uyandı. Uçakla seyahatten milyon kat daha konforlu bir yolculuktu. İncir Reçeli filmini ve bir de Roman Polanski ile ilgili bir belgeselin ilk 1 saatini izleyebildim. 

Ankara dönüşü arabayla Antalya'ya; ordan da uçakla İzmir'e döndük. 3 yaş sonrası gerçekten çok çok farklıymış. Artık her gittiğimiz yerde rahatlıkla uykuya dalan, düğünlerden eve geç dönüp geç yatınca geç kalkan, eskisi gibi sabahın köründe hortlamayan, ne dediğimi gayet net anlayan ve genelde kurallara uyan, kendi valizini taşıyan, bana yardım eden bir çocuk oldu Tuna. Çok değil geçen kış yaptığımız İstanbul gezisinin kabus gibi olduğunu hatırlayınca bu geldiğimiz nokta bir mucize. 0-3 yaş gerçekten bir başka devirmiş, 3 yaş sonrası bambaşka.

8 yorum:

  1. Oh be nihayet:)

    Hani düğündeki pozunuz????Onu anlat bence:)

    Tuna burnumda tütüyor,telefonda bana Nil deyip Berk'i sorduğundan beri aşkım daha da kabarmış durumda.Ne güzel konuşuyor bunu da anlat:)

    Koltuk çok başarılı bir çalışma olmuş:)Boyu uzamış oğlumun.

    YanıtlaSil
  2. vicdansız hani eylül kuzusunun doğum gününden bahsetmemişsin:) öperim şimdiden özledim bilesin! inşallah ben geleceğimdir birgün..nil duymasında:P

    YanıtlaSil
  3. Gene gelin, gene gelin:))

    YanıtlaSil
  4. Büyümek güzel :)
    Bu arada bizimkiler pipeti keşfettiler yeni heves herşeyi onunla içiyorlar, tavsiye..

    YanıtlaSil
  5. Üç yaş gerçekten güzelmiş.(tükürdüğümüzü yalatmaz inşallah bu cüceler bize)

    Sanki arkadaş oldular bize dimi :)

    YanıtlaSil
  6. hülya çok şükür canım çok şükür ben de aynı hisleri paylaşıyorum seninle :) 3 yaş sonrası kesinlikle nefes aldırıyorlar bizlere :)

    YanıtlaSil
  7. Ne güzel bi seyahat olmuş, oğlum da 3 yaşını bitirdiğinde birden melek gibi bişey olmuştu. Demek ki 3 yılmış bir çocuğun zoru demiştim, çok erken karar vermişim, 4 de tekrar çıldırıyorlar nedense :)

    YanıtlaSil
  8. Ay çok özendim...Bizim daha 28 ayımız var bu rahatlığa..Gel tezkere!

    YanıtlaSil