20 Kasım 2011 Pazar

Okan Bayülgen Baba Olursa

Üniversite 2. ya da 3. sınıftaydım. O seneki ajans stajından yırtmak için sağlam bir ödev vermem gerekiyordu. "Okan Bayülgen'le röportaj yapsam olur mu?" dedim, "olur" dediler.

Aynı binada çalıştığımızdan kendisine ulaşmak kolay olur sanmıştım, yanılmışım. O Radyo D'de akşamüstü program yapıyordu. Programdan bir süre sonra o binadan çıkıyordu, ben ondan saatler sonra işe geliyordum. Değil röp. yapmak, teklif edecek kadar bile yakınlaşamamıştık.

O ara Aysun ve Elvan'la aynı evdeyiz. Kızlar da haberdar benim ödev durumundan.

Bir cumartesi Kemancı'ya gitmiştik, sabaha karşı artık saat 2 mi 3 mü kaç bilmiyorum. Tam çıkıyorduk ki kapıda Okan ve ekipten oyuncu bir başka arkadaşı ayaküstü koyu bir sohbette. Çakmak çaksan havaya uçacaklar. Biz de öyleyiz tabi.

Elvan kolumu çekiştirip "Aaa Hülya bak, Okan Okan" diyip hemen yanaştı bunlara. İçinde ödev, röportaj, arkadaşım, size ulaşmaya çalışıyordu..... kelimelerinin geçtiği şeyler söyledi sanıyorum. Okan boş gözlerle bize bakarken yanındaki adam (Muya reklamında da birlikte oynadığı adamdı, adını unuttum) "eeee yeter bi gidin yaaa" diye şarladı bize. Sabaha karşı damarlarda yüksek doz alkollüyken yapılan o hareket şimdi anlaşılır gelse de o an feci döt olmuştuk. Biz tam kuyruğumuzu kısıp gidiyorduk ki Okan koştu peşimizden. O da içinde kusura bakmayın, öyle demek istemedi, çok özür dilerim gibi sözcükler geçen cümleler kurdu.

O kafayla ve o saatte hem da Gece Kuşu yayını sonrası yorgunluğuna, hem de onca şöhretine rağmen arkamızdan koşup arkadaşı adına özür dileyen bu zeki adamı o günden beri hayranlıkla izliyorum.

Baba olacağını duyunca çok şaşırmıştım ama harika bir baba olacağından da emindim.
Babalığının altını çizmeden, abartmadan, buldumcuk olmadan yaşadığı için ayrıca takdir ediyorum. Pek kızından sözetmese de ben denk gelince izliyorum. Aşağıdaki videoda İclal Aydın'ın programında kızı İstanbul'u fazla öpmediğini, Türk usûlü hoplatıp zıplatmayıp mıncırmadığını, kızının da bu sayede mesafeli ve tabir-i caizse cool olduğunu söylüyor.

Bak bu konuda ayran içtik ayrı düştük ama Okan Bey'ciğim. Aynı lafları tekrar tekrar yazmak istemiyorum. Burada yazmıştım. Yurdum anne-babalarının belki de en iyi yaptığı şey çocukları çılgınca sevmek.

Muhtemelen gün içinde ilişkilerin vıcık vıcık, yapış yapış olduğu yerlerde çalışmaktan bıktığı için ebeveynliğine bu şekilde yansıttı. Ya da biz evde maymun yetiştiriyoruz, emin değilim :)




Okan muhtemelen artık çizgi filmlerle de artık fazlaca haşır neşir oluyor ki geçenlerde Pepee'yle dalga geçti. Hem gülmekten, hem de fikren katıldım. Ay o ne dramatik bir şarkıydı be Pepee? Altı üstü düştün yahu. Videoyu yükleyemedim. İzlemek için tıklayın, buna değecek : )

Bu arada tam da tahmin ettiğim gibi çocuk gelişimi üzerine baya bi okumalar yapmış Okan. Çocuğun  düştüğü yere "al sana, al sana" yapılmaz, sonra hep suçu başkalrında arar temalı pedagojik bilgiden de gayet haberdar kendisi. Eferim!

Haa unutmadan röportaj öyküsünü de tamamlayayım. Ben bir şekilde asistanına ulaştım. Randevulaştık ve yaptık röportajı.  Kanal D'nin Mecidiyeköy'deki eski binasının terasında röportajdan çok sohbet ettik. Asistanı hazırladığımız sorulara çok şaşırdı, çok beğendi.  Bölümde acayip havam oldu.Ve bittabi ki 100 aldım o ödevden.

1 yorum:

  1. Ben bunu canlı dinledim:)) fidyo yoktu ama:P akşama izleyeceğim,malum buralarda yassah!

    YanıtlaSil