19 Aralık 2011 Pazartesi

Tuna v3,5 (Okul Mode-on)

"Zamanı geldi mi, bensiz durur mu, faydası olur mu, peki hangisi?" diye sora sora az gidip uz gidip okullu yaptık Tuna balığını. Yazın birkaç deneme dersine gittiğimiz, çok içimize sinen, sürekli pedagog bulunduran okulu, çok uzak olduğu gerekçesiyle, istemeye istemeye eledim. Janset'in önerisiyle evimize çok yakın başka okul bulduk.

 İlk görüşmeye gittiğimizde kocaman bahçesindeki tavşan kafeslerine görür görmez çarpıldık. Tuna'yı bahçede bir görevliyle bırakıp içeride uzun uzun sohbet ettik yönetici Sevinç Hanım'la.
Haftada 1-2 gun oyun terapisti-pedagog ziyarete geliyor, nutella-ekmek verilmiyor, yıl sonu gösterisine katılım zorunlu değil, sabah 9 öğlen 13 arası gidebiliyor, servisimiz var, fiyatı da çok uçuk değil.. E daha ne diyerek prensipte anlaştık. Sağlık raporu, vesikalık fotoğraflar (anne-baba olarak bizimkileri de istediler, ne yapacaklarsa artık), uzuuun bir kırtasiye listesi vs vererek yolladılar bizi. Vesikalığı çektirmesi kolay oldu da sağlık raporu tam bir işkenceydi. Boğaz kültürü ve gaita testi istemişler. Bugün sağlıklı çıkan çocuğun yarına hastalanmaması imkansız. Boğaz kültürü sonucu öyle KPSS sonucu gibi aylarca geçerliliğini koruyan bir şey değil ki. Kaldı ki bizimki akşamları mıçan bir model. Gaitanın dışarı çıktıktan en fazla yarım saat içinde laboratuvara gitmesi gerek. Kayıt yaptıracağız ama gaita veremediğimiz için okula başlayamadık.0-6 aylık bebek gibi b.k yolu gözlüyoruz. Ben tam kendiminkini saklama kabına koyup laboratuvar yolunu tutacakken bir mucize oldu ve Tuna bey pek kıymetli gaitasını BİR SABAH tahliye etmeyi başardı. Malzeme derhal paketlendi hastaneye gidildi. Öğlen arasında olduğu için poliklinik kapalıydı, ben de elimde bir tabak b.kla herkese durumu izah edip tahlil istemini almadan laboratuvara geçip kutsal emaneti görevliye teslim ettim. Özel sigorta görevlisi hanım kızımız yemekte olduğundan öğlen arasını hastane kantininde püskevit ve ayran tüketerek geçirdik.

Sonradan pür-i pak çıktığını öğrendiğimiz gaita tahlili maratonu, tam 2 gün sonra hafif nezle ve bir günlük ishal şeklinde geri döndü bize. Zaten okula başladığı için mi yoksa hastaneden mi kaptığını tam anlamasak da okul devri böyle başladı işte.



İlk gün Tuna'yı okula bıraktım, bana el salladı ve gittim, 2 saat sonra almaya geldim. Bizimki katiyen eve gelmek istemiyor. "Ben eve gitti hiç iştiyom" (evet böyle acayip bir gramer geliştirdi) diyerek kollarını da Pepee gibi kavuşturup "hıh" pozisyonu aldı. Tabir-i caizse sürükleyerek eve götürdüm. O hafta ishalin de etkisiyle biraz halsiz düşünce kısa saatler boyunca bıraktım hep. Bir gün eve gelmek istemedi, bir gün okula gidiş yolunda "ben ohula ditti hiç iştiyom" şeklinde tripler atarak zorla soktum okula. Veda sahnelerini hiç uzatmadım. Bir de ayrılınca hemen sustuğunu duyacak bir yerlerde kaldım birkaç dakika. Ben gözden kaybolduğum anda sustuğu ve her okul dönüşü keyifli olduğu için sabah mızıırtılarını daha kolay görmezden gelebildim.

2.hafta hemen servise verdim çünkü okula gitmek istese bile o 15 dk boyunca sürekli tribal enfeksiyon modunda gidiyorduk okula. Bana da okula dek gelenler geliyor, "acaba yanlış mı yapıyoruz, daha hazır değil mi?" hissiyle bunalıyordum. Birimizi tribal Pepee, ötekimizi de Bunalgül olmaktan servis kurtardı. Sabah evin önünden alıyorlar, öğlen aynı yere bırakıyorlar. Bu şekilde 1-2 sabah "anneaaaa sen de gel" gibi bir şeyler söyleyecekken dolduruşa getirip dolmuşa bindirdim. Biniş o biniş.


Şimdi her sabah "ben okula gitcem" diye 9da başlıyor hazırlanmaya. Konuşması hemen farketti ki okulun pedagogu konuşma geriliği yüzünden endişelenmişti. Okula başladığından beri öğlen eve geldiğinde itiraz etmeden uyuyor. Uyurken yatak odasının camını açıyorum, o temiz havayla 2 saat fosur fosur uyuyor. Kendi kendine sıkılmadan daha uzun süre takılabiliyor. Bizimle iletişimi daha çok kuvvetlendi. Daha çok şey anlatmaya çabalıyor.

Birkaç sorunumuz hala var yalnız. Tuna çişini söylemeyen bir çocuk. Yazın hep basit altlar giydirdiğimden ya da dalbudak gezdiğinden çişini hep kendi gidip yapmaya alıştı. Kış gelip altlar kalınlaşınca farkettik ki bizimki hep yardımsız halletmeye çalışıyor ve ıkına sıkına o altları çıkarmak içni debeleniyor, bu arada da çişini altına kaçırıyor. Ben de 1-2 saatte bir tuvalete götürüyordum Tuna'yı. Bir de oyuna dalıp çişinin geldiğini farkedene dek zaten ıslatmış oluyor. Gece boyu kuru kalsa da gündüz ıslatma olayımız vardı.

Okulda öğretmenine söyledim bunu. "Arada götürün tuvalete, çünkü kendi söylemez " dedim. Bazen pantolonlar değişmiş oluyor, bazen aynısıyla geri geliyor.
Okula başladığından beri poposunda pişikimsi kızarıklıklar vardı. Dedektif gibi iz sürüp sebebini soruşturduk karı koca. Poposunu ıslak mendille sildiklerini düşündüm. Tuna'ya "poponu neyle siliyorlar oğlum" diye sordum. "Havuuu" dedi. "Nasıl havlu?" dedim."Kaaaat havuu" dedi. Öğretmene not yazdım. Hakkaten de kağıt havluyla siliyorlarmış. Silmeyin, birkaç saniye açık bırakın, yeni kulot giydirin diye rica ettim.

Okula tok gidiyor. Aç gönderip orda kahvaltı yapmasını henüz beklemiyorum zaten ama öğlen yemeğinde bari 2 kaşık pilav yese keşke. Asla bir lokma bile yememiş öğlen. Sadece bir gün yerli malı haftası etkinliğinde "kuğuu üjüm (kuru üzüm)" yemiş. Ondan da emin değilim, zira istihbarat kaynağım Tuna. Başkasından yemek yemeye ne zaman alışacak ve yabancı tatları denemeye ne zaman başlayacak merak ediyorum. İyice aç bıraksak yerm'ola?

Okulun gayet güzel bir bahçesi var ama çocukları dışarı çıkarmıyorlar. Odaların kaç derece ısıda ve nemde olduğunu sordum, eğitmenlerin de yöneticilerin de en ufak bir fikri yok. Okuldan kendim aldığım günlerde Tuna'nın yüzü hep çok sıcaktı. Belli ki kaloriferler "çocuklar hasta olmasın" diye kökleniyor. Oysa çocuklar hep hasta. Tuna da hemen nezle oldu ilk haftadan. Nezle çabucak orta kulak iltihabına dönüştü ve bir akşamüstü "anne kulaaam çok çok ama çok aciyooo" nidaları ve sicim gibi gözyaşları eşliğinde doktora koştuk. Kreşin bonusu antibıdıya başladık.

                                                        "Bree van de Kamp"

Okul, oğlumu hasta etti diye sinir yaparken ama tüm Bree Van de Kamp asaletimle Sevinç Hanım'a "çocukları  her gun 1 saat bahçeye çıkarsanız bıdbıdbıdı" dedim. "Ama bazı hasta çocuklar var, onlar daha çok hasta olmasınlar bıkbıkbık" dedi. Daha önceki yazımdaki bilgileri ayaküstü anlattım. E ama her çocuk soğuğa alışık olmuyormuş da falan filan gibilerinden saçmaladı yönetici. Bi bizim memeketin çocuğu mu soğuktan zarar gören anlamıyorum ki arkadaş!
MEB denetliyor ya bu okulları. Her öğrenciye 12 vesikalık isteyeceklerine her daim yarı açık pencere şartı getirseler de o hasta nefes dolu sıcak havayı solumasa yavrucaklar. Kaldı ki bizimkilerin bahçesinde çok güzel hayvanlar, arabalar falan var. Sımsıkı giydirin çıkarın işte.

Neticede ufak tefek pürüzlere rağmen okul süreci korktuğum gibi başlamadı. İlerde elbette sıkılıp cıvıtacak, ona da hazırlıklıyız alimallah. Yeter ki onursuz olmasssınn aşk diye saçmalayarak bitirme özgürlüğümü kullanıyorum. Zaten çok uzun yazdım, buraya dek okuduysan sende de dimağ çürümesi olmuştur.


13 yorum:

  1. Maşallah diyor , güzel haberlerin devamını bekliyoruz. Özledik Tuniki de

    YanıtlaSil
  2. Azmettim, yazının sonuna kadar geldim :) Kışın soğuk olur, aman efendim çocuklar üşütür de sonra bizden veliler hesap sorar saçmalıklarıyla doldurulduğum bir yuvada oğlum hastalıkların tümüne yakalanırken şimdi bir alman okulundayız. Hergün sıcak soğuk demeden sadece yağmurlu havalar hariç, yarım saate yakın dışarıdalar. Farkettim ki bu sene AllaH'a ve alman disiplinine binlerce şükür çok az hastalanıyoruz. Hastalansak da daha çabuk atlatıyoruz. Bir laf vardır ya hani: soğuk hava yoktur,yanlış kıyafet seçimi vardır diye. Türk eğitimcilerin bunu kabul etmesi gerek artık

    YanıtlaSil
  3. vallaha okudum sonuna kadar :) dimag curumesi kismi dogru ancak sebebi bu yazinin uzunlugu degildir turkiye'deki kaliplasmis inanislardir. biz yurtdisindayiz ve soguk sicak yagmur kar hergun disari cikariliyor cocuklar. evet hasta da oluyorlar ama ben hic rahatsiz degilim. eger kucucuk sicak bir odaya tikarlarsa o zaman uzulurum cunku kendim bile hasta oldugumda icerde olmak basar. turkiye'de dogruyu bilmek yetmiyor nedense insanlara. hala balik yedikten sonra ayran yogurt tuketirken icim titriyor nasil bir toplumsal baskiysa...
    neyse nerden nereye gelmisim. sonuna kadar okudum cunku benim oglum da tunis ile benzer ozellikler gosteriyor. zira aralarinda yanilmiyorsam 1 ay kadar bir fark var. merak ediyorum onun ne sekilde ilerledigini bu sebeple. arti ben de eski bir gazeteci olarak hosuma gidiyor sizin yazilari okumak. kendimden seyler buluyorum. 3 yildir tek paragraf yazmasam da sizin yazdiklariniza icsel cevaplar yazarak tatmin duygusu yasiyorum ;)
    sevcan

    YanıtlaSil
  4. hayatcan
    biz de özledik
    burcu hanım
    hoşgeldiniz ve guzel bir 2.gebelik diliyorum
    sevcan hanım
    yeminle bu blogun hala hayatta olma sebebisiniz. daha coks es verin lutfen

    YanıtlaSil
  5. Çok yumuşak bir geçiş olmuş super.

    Şu dışarı çıkarmama işini de hiç anlamıyorum. Rahatlıkla bizi örnek verebilirsin. Buz yağsa da bir saat dışarıdalar burada çocuklar. Hatta bütün bahçe çim ve dolayısı ile yağmurda çamur çökelek oluyor diye yağmur çizmesi istediler. Yani çıkmamak diye bir seçenek yok zihinlerinde...

    YanıtlaSil
  6. evrim
    senin tee ne zaman dediğin bir lafın bana inanılmaz faydası oldu biliyor musun? unutmuşsundur hatırlatayım: "ben ne zaman çocuğu cami avlusuna bırakıyor hissini terkettim demir de alıştı okula"
    aynen ben de onu tekrarlayarak gittim geldim okula. çok çok sağol

    YanıtlaSil
  7. bir de o dediğini ben soyleyince "bu çocuklar soğuğa alışık değil sizinki gibi" diyorlar. ayn semtin çocukları bunlar ayol. kutup tilkisi değil ya benimki :P

    YanıtlaSil
  8. Umarım her gün okula giderken ilk günkü heyecanla gider ve arıza çıkmaz.
    Aferim Tuna'ma..

    YanıtlaSil
  9. Maşallah çok tatlı geçmiş olsun canım . inş tenefüs saatlerini ayarlarlar kapalı ortam yüzünden çocuklar sıkıntı yaşamaya devam eder yoksa.

    YanıtlaSil
  10. Puhaaaaaaaa "tribal enfeksiyon" "kendiminkini saklama kabına koyacaktım" "tribal pepee" "Bunalgül"

    koptuuuum. Aha işte bildiğim, özlediğim Hülya postu...

    Tuna'ma gelince, ben bunları biliyordum zati :P kuğu üjüm ve yeni gramer hayırlı olsun, tabiyki o vesikalık bana da verilecek bak valla kötü olur.

    YanıtlaSil
  11. hadi hayırlı olsun :)) o gaitayı bizden de istemişlerdi :))) umarım adaptasyon döneminizde kolay olur :)

    YanıtlaSil
  12. Benim Kızım Adana da bir okula gidiyor ve daha okulu tanıtırlarken bahçemiz her gün amacı için kullanılıyor fırtına çıkmadıktan yağmur yağmadıktan sonra çocuklar mutlaka 1 kezde olsa dışarı çıkarılırlar demişlerdi hakikatten bunun öneminin farkındalar ve gördüğüm üzere camları da sık sık açık durumda sınıfların gönlüm rahat. Ayrıca hep söyledikleri bağışıklıkları güçlensin diye aşırı hasta olmadığı sürece mutlaka okula gönderilmesi yönünde buna da katılıyorum. Sık sık burnu akmasına karşın okula başladığından beri ateşten yatmadı gitmiyor ken ateşlenebiliyordu. Kızımda okula ilk başladığı hafta boğaz enfeksiyonu olmuştu okula başlayan çocukların ilk karşılaştıkları hastalıklardan bir tanesi maalesef. Okulunuz hayırlı olsun.

    YanıtlaSil
  13. adsız
    ben de hastayken de hep yolladım okula. burnu hep ıslak, köpek burnu gibi :) ama hiç ateşlenmedi ve halsiz de değil. haliyle hadi evlat tıpış tıpış diyoruz okula yolluyoruz biz de

    YanıtlaSil