17 Eylül 2012 Pazartesi

"Korkuyorum Anne!"

34 yaşına girmeye ramak kalan bir yetişkin olarak korktuğum şeylerin uzun bir listesini yapabilirim.
Uçak iniş-kalkışlarında korkudan nefesimi tutarım ki binlerce kilometre uçmuş olduğum halde.
TV'de bile olsa yılana bakamam. Hayvanat bahçesinde kafamı kaldırmadan önlerinden uçarak geçerim. Yeraltında kapalı kalma ya da su altında kalma fikrinden korkarım. Metroya binince sıkıntı basar.
Fobim yok ama korkularım çoktur. Eminim sizlerin de çoktur.

Kazık kadar insanlar olarak korkuyla yaşamaya bu denli alıştıysak, hala zaman zaman başa çıkamıyorsak çocuklar ne yapsın?
Onların minik dunyası daha da karmaşık.

Tuna'nın 4 yaşa dek belli bir objeden korktuguna tanık olmadık hiç. Daha birkaç ay once karanlık odaya girmeye çekinmeye başladı. Çok çok karanlıksa "anne ışığı aç"  diye seslenmesinden başka bir korku emaresi gormedim desem yeridir. Fakat bu yaz mecburen uzayan yaz tatili yuzunden normal sınırını aşan TV izleme saatlerine maruz kaldı. Sadece Pepee ve birkaç masum dizi daha izlemesine izin verilen çocuk, Keloğlanla tanıştı. Ne olduysa da ondan sonra oldu.

Bir gece uykusunda ağlamayla başladı her şey. Gözü kapalı ağlıyordu. Hemen sakinleştirip geri yatırdım.
Sonraki gece olanca gücüyle "anneeee" diye çığlık attı. Sonraki geceler duzenli olarak yanıma gelmeye başladı. "Anne korkuyorum"  dedi bir gece. Olayı sabaha bırakıp ustunu ortmek istemedim, hemen oracıkta sorguya aldım.
- Neyden korktum oğlum
- Canavardan
- Ne canavarı
- !!!!! Ses yok, sokulup uyumak var :)

Derken ertesi gunlerde biraz daha sorgulayınca timsaha benzeyen bir canavardan korktuğunu anladık ama nerde gördü de korktu bilemedim. Sonra bir gün adı batasıca Keloğlan'ı izlerken "anne gel gel canavar çıktı" diyince anladık olayı. Orda ejderha gibi bircanavarmış bizimkinin uykularını piç eden. "Aman korkuyorsun zaten" diyip derhal kapattım TV'yi. Bir daha o şapşal programı izletmemeye de ant içtim.

Derken bir haftasonu Pepee bitip Keloğlan çıktı. Hemen mudahale edemeyince bizimki izlemeye başlamış ben mutfaktayken. "Baba baba bak canavar" sesine koştum geldim TV'yi kapatmaya. Eşim "Dur yahu napıyorsun? Oğlum baksana bu gerçek değil, çizgi film bu. Çok komik olm bu" diyip Tuna'yı şoka soktu :)

Aaaa neden benim aklıma gelmemişti ki bu? Salak mıydım neydim sayın okuyucu? Annelik dediğin bir çeşit akıl tutulması.

Neticede benim korku objesini uzaklaştırma fikrimin aksime babası korkusunun yersizliğine çalışmış ve başarmış oldu. Sonraki gunlerde birkaç kez uyku vakti gelip ışık kapanınca, beni tekrar odaya çağırıp "anne yatakta canavar var, sen de yanımda yat" falan dedi. Işığı açıp yatakta canavar olmadıgını gosterip, hatta canavar diye bir şey olmadıgını, sadece kitaplarda, TVde oldugunu falan anlatıp odadan çıktım. Gece teroru bitmişti ama hala yatırırken milyon kere odaya çağırıyordu. Her seferinde uzun uzun anlatıyordum işte canavar diye bir şey yok falan filan.
Sonra bir gece Tuna beni odaya çağırdı. "Anne" dedi; "canavar arabaya bindi gitti". Yavrum korkusuyla başa çıkmıştı. Canavarı arabaya bindirip gönderdi. "Evet annecim, canavar artık gitti" diyip opup uyuttum. Bir daha da canavar gelmedi yatağına.

Derken bir kitap keşfettim ve üstünkörü şekilde de olsa okudum: Seni Korkularınla Seviyorum - Maria Luisa Ferreros



Tam da üstünde çalıştığımız şeyleri anlatıyordu.

Kitapta korkuyu nasıl yok edeceğimizden çok, korkunun sebebini ve çocukları anlama üzerine örnekler var. Zira korkunun aslında belli bir çözümü yok. Keşke olsa.
Yine de "korkularıyla başa çıkması için çocuğa nasıl yardımcı oluruz" konusundan birkaç başlık yazayım:

*Herseyden once korkuyu kabul ederek "evet korku diye bir şey var ve sen onunla arkadaş olabilirsin" diyerek (Benim aklıma gelmeyen ama eşimin başardığı tam da buymuş)

*Kendi korkularınızı kabul ederek ve onlarla başa çıktığınızı çocugunuza gostererek (Bir keresinde Tuna'yla yalnız uçuyorduk ve aşrı fırtına vardı. Ben hiii dedikçe Tuna güldü bana. Geçenlerde uçaklarıyla oynarken "anne bak kalkıyoruz, korkucak bişiii yok tamam mı?" diyerek dumur etti beni. Ama annesinin de korkularını biliyor ve bunu da normalleştirmiş demek ki )

*İlgisiz kalmaktan kaçınarak

Tam da kitabın etkisindeyken Tuna'nın yeni okula uyum süreci geldi çattı. Bir sabah okula giderken "anne ben okuldan korkuyom" diye ağlamaya başladı. Muhtemelen geçen seneki olayların etkisinden.
Servisin gelmesine en fazla 5 dk vardı ve çabucak bir çözüm bulmam gerekiyordu. Önce sımsıkı sarıldım. Ağzımdan "korkacak bir şey yok" gibi salakça bir cümle çıkacaktı ki yuttum. Tam hatırlamamakla birlikte şuna benzer şeyler soyledim:

"Yeni arkadaşların oldugu için korkuyor olabilirsin ama onlar da aynı senin gibi çocuklar. Korkarsan Sevgi öğretmene neyden korktugunu soyleyebilir ve ona sarılabilirsin.İstersen evden bir oyuncağını al yanına, korkarsan ona sarılırsın. Hani sen korkunca anne sana sarılıyor ya" 
Bunu duyunca ağlaması geçti. Kedisini cebine koyup aşağı inmeyi kabul etti. Arada kediye bakıp sonra da "üşümesin" diye üstünü cep kapağıyla örtüp güzel güzel servise bindi ve gitti.

Cesaret kedisini dikizlerken


Çocuk bir şeyden korkuyor diye ondan uzaklaştırmak tam tersi çocugun korkusunu onaylamak anlamına geliyor. Korkuyla başa çıkmasına yardımcı olmaksa özgüvenini tazeliyor. Okuldan alıp tüm gün evde "güvenli güvenli" yaşamasını sağlayabiliriz. Ya da kendi yatağında canavardan korkuyor diye 8 yaşına dek birlikte uyuyabiliriz Ama bunun çocuğa yarardan çok zararları oldugu da gün gibi aşikar.


17 yorum:

  1. Ay harika bir yazı... Ufuk açtın resmen bana da. Ellerine sağlık. Sevgiyle kal.

    YanıtlaSil
  2. biz bir ara bokunu çıkarmıştık. Gerçi Arca çok küçüktü ve karanlıkta uçan geyikler olduğunu söylüyordu. bu anlama işinin o kadar boku çıktı ki sonunda kendimi hayali geyiklere yem su verirken buldum:))) ama korkularını anlamak işe yarıyor, böylece korkularından kaçmaması gerektiğini onlarla yaşaması gerektiğini öğreniyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahaha hatırlıyorum ama arca cok ufaktı. o kadar ufak cocugun hayalgucunun bu denli gelişmiş olması muazzam birşey aslına bakarsan. iyi yonunden bakmak lazım di mi? evet korkulan seylerin hepsini tarumar etmek imkansız. başa çıkmasını ogretmek şart efeem

      Sil
  3. bu kadar olur, aynı konu beynimi sorguluyor şu sıralar, Asım Alp bazen abartıp ağlamaya başlıyor korkudan...Keloğlanı öpüp başıma koyayım, kreşteki arkadaşı ben 10 seyrediyomuş diye bir gün benden habersiz izlediğini farkettim, o gün bugün hayaletler var bizim evde, karanlıkta geliyorlar.
    Benim ilk tepkim şu olmuştu yalnız, hataydı sanırım."Oğlum hayalet diye birşey olsaydı ben korkardım önce:P"...Dediğin gibi yokmuş gibi davranmamak lazım.

    YanıtlaSil
  4. Harika anlatmışsın, bizdeki de Dinozordan korkuyor, neden dedim dişlerini sevmedim ağzı kocaman dedi. Ben de onlar maket, uzun zaman önce dinozorlar öldü yaşamıyor artık dedim Hııı dedi, farkettim ki sırada ölüm diye bir dersim daha var ! anacım hiç bitmiyo hiiiçççççç !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ölüm sozcugunu ben de hiç kullanmamıştım ama kreşte, orda burda ogrenmiş ve yerli yerinde kullanıyor :( "dinozorlar artık yaşamıyor, eskiden yaşıyordu" dedim ben de.

      Sil
  5. Çok güzel yazmışsın arkadaşım, ellerine sağlık.

    YanıtlaSil
  6. Çok güzel, çok faydalı olmuş eline sağlık. 3 ila 6 yaşta bu tip canavar korkularının arttığını okumuştum ben de geçen gün

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. e o zaman geç kalmış bile bizimki :) dövüne dövüne ağlarmışım

      Sil
  7. Ne kadar basit ama önemli. Bizim de bir sürü korkularımız yok mu kocaman halimizle. Çok teşekkürler aklıma yazdım şimdiden :)

    YanıtlaSil
  8. Emeğine, yüreğine sağlık...
    Korkular her dönemde hortluyor.
    Çok enteresan 2-3-4 yaşlarında karanlıktan korkmayan İro, son zamanlarda karanlık korkusunu bir kalkan olarak kullanıyor.
    Korkuların üstüne gidip karanlığa yürüyoruz birlikte :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. biraz da bizi kullanıyorlar gibi geliyor. dikkat cekiyorlar ya. hoş gerçekten korkunca da aynı sekilde cok uzatmamaya çalılyıroum olayı ama...

      Sil
  9. Merhaba ben 41 yaşındayım evet benim de bir takım korkularım ortaya çıktı,eskiden hiç yoktu oysa ki:)Demek ki herkes de oluyormuş korkular ben de acaba tuhaflık bende mi diye düşünürdüm hep,sevgiler...

    YanıtlaSil