25 Ocak 2012 Çarşamba

Adı Batasıca Adeno Virüs

Naber, nasılsınız?
Biz tarumarız.
Son postu girdikten sonra annem geldi Antalya'dan. Hem Tuna'yı görmek hem de hastalandığım için bana destek olmaktı maksat. Derken ben iyileştim. Annem de İstanbul'a abimlere gitmeye karar vermişti ki H tv'de Sibel Arna'yla çalışan arkadaşım Nilgün aradı ve "slingini kap gel canlı yayına çıkıyorsun" dedi. Biz de annem-Tuna-ben şeklinde ilk uçakta inci gibi dizilip yedi tepeli kente doğru yollandık. Zaten birkaç firmayla da görüşme yapmam gerekiyordu. İyi oldu zamanlama.




                  uçakta uyuyakalıp inişi kaçırdığı için "bi daaa bincem" diye tutturmadan hemen öncesi
                                           


Tam da uçuştan 24 saat önce Tuna'da ateş ve burun akıntısı başladı. Hemen doktora götürdüm, tahlil, muayene yaptırdık. İnfluenza ve beta salgınından şüphelenildiğinden mukoza ve boğaz kültürü verdik, uçağa bindik. Tahlil sonuçlarına göre ne domuz gribi vardı ne de beta. Arada yükselen ateş ve hafif geniz akıntısı dışında ağır değildi durumu. Ateş çıktıkça calpol-ibufen dönüşümlü, odada surekli soguk buhar, bal-zencefil kürü şeklinde 1 haftada iyileşti Tuna. Neyse canlı yayın işini bitirip evli evine köylü köyüne dönmeye meyletmiştik ki hane halkını ve anneanneyi de hasta ettik. Benim de yeni geçen hastalığım nüksetti. Yayın videosunu yukleyince göreceksiniz ki canlı yayın konk konk öksürük seslerimle inledi.

Bu arada Tuna ilk kez kar gördü. Lapa lapa yağmasına ayrı hayran kaldı, sabah her yerin bembeyaz olmasına ayrı. Dışarı çıktığımızda el değmemiş kar topaklarını çizmeleriyle pata küte ezmesi, çizmenin altında gıcırdayarak sıkışan karlara kıkırdaması unutulmazdı. Bir de abimlerin kedisiyle scrable oynaması(!) unutulmaz sahneler arasında yerini aldı.

İzmir'e döner dönmez okula başladı Tuna.
3.günün sabahı hafif ateşli uyandı. Kahvaltıdan sonra yarım ölçü calpol verip okula yolladım. Döndüğünde yemek yedirip uyuttum.Ateşler içinde uyandı ve sonraki 5 gün boyunca ateşi 38,5-39,8 arasında gitti geldi. Murphy yasası gereği haftasonu hastalanmaktan mütevellit elimiz kolumuz bağlandı, ateş düşürücü vermekten başka birşey yapamadan oturduk. Tam bir kabustu. Çok uykum geldi diye inleyen çocuk uyuyor, 15 dk sonra ağlayarak ve inleyerek uyanıyor. Gece boyu da 15 dk uyku 1 saat yatakta dönüp durma, sürekli karın ağrısı gibi semptomlarla boğuştu durdu. 10 dakkada bir de kalkıp "burnumu çeekk" diye höykürmesi de cabası. Otri bebe aspiratör ağzımda emzik gibi oldu. Gece karanlığından o minicik burun deliklerine okyanus suyu sıkıp aspire etmek nasıl bir cambazlık gerektiriyor bir bilseniz.

Yine doktora gittik. İki muayene arası 15 günü aşmadığından sigorta provizyon vermedi. Kontrole gider gibi muayene olduk ama bundan dolayı asla mutlu değildik.
Yine aynı tahliller yapıldı. Beta sabıkamız oldugundan ve ateşi 40a dayandığından peşin peşin antibıdı başlattı. Boğaza bakınca da "betaya benziyor" dedi. Ama temel olarak doktor 3 şeyden şüphelendi. "Umarım beta ya da domuz gribidir de ilacını veririrz geçer" diye de ekledi.:

1- İnflueanza (Domuz gribi): Burundan mukoza alıp analiz yapılıyor. 15 dk'da çıkıyor sonuçlar. Negatif çıktı.
2- Beta: Bir tür bakteri. Boğazda beyaz beyaz lekeler ve ateş temel semptomları. İyi tedavi edilemezse ilerleyen yaşlarda eklem romatizmasına kadar varan kalıcı hasarlar bırakabiliyor. Boğaz kültürüyle anlaşılıyor. Kültür sonucu 24 saat sonra çıkıyor. Bizde bu da negatif çıktı ama artık antibiyotik başladığımız için 5 gune tamamlamak zorundayız.
3- Adeno virüs: Duyunca "o ne lan nerden çıktı?" dedim hepimiz gibi. Meğer kreş çağı çocuklarında
çok görülürmüş. Detaylı bilgi burda. Tüm semptomları bizde aynen görülüyor.

3 olasılık içinde en naleti adeno. Zira ilacı yok!!! Bakteri olsaydı antibiyotikle geçerdi ama bu bir virüs. Hani "antibiyotiğe rağmen ateş düşmedi" derler ya, işte o sınıftan bir hastalık.

Ateş çıktıkça müdahale edip  beklemekten başka yapacak birşey yok. Sıklıkla betayla karıştırıldığından doktor da peşinen antibiyotik verdiğinden ve ben de hıyar gibi panik yapıp ilaca başladıgım için kızdım kendime.
Bu arada dip not, benimki gibi gereksiz yere antibiyotiğe başladıysanız bile yarım bırakmayın. Neden? Çünkü tedavi tam tamamlanmadığından bir sonraki hastalık daha ağır geçiyor. Zira yarım bırakılan tedavi sonucu bakteri  daha da güçlenip bir dahaki sefere daha da güçlenip saldırıyor.

Bugün 5.günümüz. Default beden sıcaklığı 39lardan 38lere indi. 39u geçmeden zinhar ilaç vermiyorum. Artık 38lerde seyreden ateşe dua ediyorum. En geç cuma günü gibi iyileşip sütten başka gıdaların da olduğunun ayırdına varmasını umut ediyorum.

Bu arada bir de ekonomik çözüm keşfettim. Pazar günü evdeki aspiratör uçları bitti. Tuna'yı giydir, taksiye atla, nöbetçi eczane bul. O ne? Otri bebe yok. Eve dön kalan son 2 ucu her kullanımdan sonra yıka (süngerleri hafif kanırtınca çıkıyor), peteğin üstüne koy, 5 dakikada kurusun, tekrar tekrar kullan... İnsan çaresiz kalınca neler neler yapabiliyormuş. Bundan kelli bu 10 yedek uçla kışı atlatmazsam bana da Hülya demesinler.

Herkese sağlıklı günler diliyorum

İmza: Bitik ana


8 Ocak 2012 Pazar

Ev Yapımı Nutella

Nutella sevmeyen var mı?


Ben severim ama tutkunu değilim. Eve sadece 1 kere aldım. Onda da Tuna 3-4 aylıktı ve ben hem uykusuzdum hem de emzirmekten dolayı inanılmaz iştahlıydım. O en ufak kavanozu (350 gr'lıktı sanıyorum) 2 günde iç etmiştim. Eşim çoğu gıda mühensidiyle yarışacak kadar çok okur gıdalar hakkında. Bana o yediğim "şey"in kakaolu bir margarin olduğunu ve içinde eser miktarda fındık yeraldığını söylediğinde acayip hayal kırıklığına uğradım. O da zaten evdeki son Nutella macerası oldu. Cafelerde yediğim waflle ve misafir gittiğimiz evlerdeki kahvaltı sofraları dışında pek Nutella yemedim. (Nutella hk daha fazla bilgi için Ayça'nın şu yazısına bir göz gezdirin derim.) 

Derken bu tadı bağımlılık yapan zamazingonun evde de pekala yapılabileceğini öğrendim. Ayça sağolsun bir gün twitter'da ev yapımı Nutella tarifi verdi. Ben de başka sitelerde başka başka tarifler buldum. Malzemeleri en basit ve sağlıklı olanı denemeye karar verdim. Tarifi hem kendimce değiştirdim ve basitleştirdim; hem de daha sağlıklı hale getirdim.

Malzemeler:

2 su brd kavrulmamış fındık
1 çay brd süt
vanilya
2 çorba kaşığı kakao



Fındığı tavada kısık ateşte kavurun. Orijinal tarifte fırınlayın diyor ama tavada kavurmak daha kolay. Arada çevirerek fındıkların yağı dışına çıkana dek kavurun. Islak ıslak ve hafif yanık görünmeli fındıklar. (bkz en üst foto)
Ardından fındıkları sıcak sıcak blendıra atın ve yaklaşık 5 dk boyunca hızını kâh artırıp kâh azaltıp öğütün. Arada makineyi durdurup yukarı sıvananları aşağı itin ki karışım homojen olsun. Bir nokta geliyor bu katı karışım krema kıvamına geliyor. (bkz yukardaki foto) Hafif sıvılaşan bu karışıma pudra şekeri koyup karıştırmaya devam edin. Hazır pudra şekerinin de ne yazık ki sağlıksız gıdalardan olduğunu Devletşah söyledi. En güzeli onu da evde yapmak diyip blendırda 3-4 dk toz şekeri geçirdim ve pürüzsüz bir pudra şekerim oldu. Kremalaşmış fındığımı yarım ölçü pudra şekeri ve 2-3 kaşık balla tatlandırdım. Biraz vanilya ve kakao da ekledim. En son da biraz daha sıvılaştırmak için süt ekledim. Tarifteki süt miktarı bana fazla gedliğinden azar azar ekleyip kıvamını kontrol ettim. Ekmeğe sürülebilir kıvama geldiğini anlayınca süt eklemeyi bıraktım. Sanıyorum onu da yarım ölçü kadar koydum.


Ve sonuç. 


Tuna sıcacık ekmeğe sürdüğüm "çakma" Nutella'ya bayıldı. Yukardaki kavanoz dolusu 2 günde bitiyor. Tabi benim de katkılarımla :)

İçinde süt olduğu için çabucak bozulabilir. Az miktarda yapmanızı ve dolapta saklamanızı öneriyorum. Yemeden birkaç dakika önce çıkarırsanız "eppeğee" sürme kıvamına gelecektir. 

5 Ocak 2012 Perşembe

Girişimcilik Notlarım -1

Yaklaşık 1 yıldır e-ticaret sektöründeyim. İşimi kurarken en az maliyetli e-ticaret paketini almak istedim zira iş hacmimin ne olacağından emin değildim. Fakat bu “en ucuz” yazılım firmasının zamanla ihtiyaçlarımı karşılayamadığını fark ettim. Neden mi?


Devamını okumak için tıklayın.