27 Aralık 2012 Perşembe

Lazımlıktan Tuvalete Geçiş

Bebekler ve çocuklar için rutin kavamı, hayati önemdedir. Aynı şeyleri aynı saatte yapmak, aynı objelerle karşılaşmak, aynı eylemleri aynı kişilerle yapmak... çocuğa "bunların hepsi tanıdık, güvendeyim" mesajı verir.Lakin bazen bu kendini güvende hissetme içgüdüsü o kadar baskın çıkar ki gün gelir alışkanlığa, hatta takıntıya dönüşür. 4 - 5 yaşında hala bırakılamayan biberon, emzik, uyku battaniyesi ve bilumum alışkanlıklar zamanında yeri başka bir güven nesnesiyle doldurulamayan alışkanlıklardan sadece birkaçı.









Gelelim bunun tuvalet eğitimiyle ilgili kısmına. 
Bize nasıl öğretildi? "Çocuklar tuvaletten korkabilir, bu yuzden önce lazımlıkla başlayın"
Tamam başladık.
Tuvalet eğitimine lazımlıkla başladık ve birkaç ayda bitirdik. Ama yaş 4 oldu hala tuvalete geçemedik. Daha ne kadar lazımlık yıkayacağız? (Hoş ben kakasını yapmadan hemen once lazımlığa kağıt havlu serip minimum b.k teması sağlıyordum ama olsun) Bu geçişi nasıl kansız halde gerçekleştireceğiz? Bunu niye kimse bize anlatmıyor?

Biz bu süreçten daha birkaç ay önce geçtik, hemen anlatayım:

Artık çişini kakasını lazımlığa yapan bir çocuk neden wcye geçiş yapamaz?
a - Alışkanlıktan
b - Tuvalete düşeceğinden korkar
c - Ayakları havada kaldığından ıkınamaz
d - Hepsi

Tabi ki d şıkkı. Peki ne yapmalı? 
Bunu da tabi aşama aşama yaptık. (Sanırsın uzaya adam yolluyoruz)

Beyin yıkama: Minik yavrunuz muhtemelen merkep gibi inatçıdır. Nuh der peygamber demez. Tecrübeyle sabittir ki en savunmasız ve sözcüklere konsantre oldukları saatler, yatmadan hemen onceki yatakta mıyıl mıyıl konuşma anlarıdır. En azından bizim öyle. Tüm anlaşmaları ışıklar kapalı, yatakta muhabbet halindeyken yaptırıyorum. Bu yeni sürece geçişin ilk adımlarını da o dakikalarda attıydım. Uyku öncesi anlattım. İşte sen artık abi oldun, bu lazımlığı Deniz bebeğe (Yeni doğan kuzeni) verelim. Sana yeni merdivenli oturak alalım falan filan. Uykudan hemen önce "tamam" sözün aldım.

Ürünle tanıştırma: İnternet sağolsun, artık "aldım da beğenmedi" derdimiz kalmadı. Kitaptan kıyafete her şeyi önce Tuna'ya gösteriyorum ki "ben bunu istemediaaaammm kiii" diye bir itirazla karşılaşmayayım. Bu yeni "abi tuvaletini" gösterdim. Dedim "burdan çıkıyon, buraya mıçıyon, biz de seni alkışlıyoruz"  Kabul etti.

Kargo kabul: Şimdi bu zımbırtı yassı paketle demonte halde geliyor. Baba-oğul hevesle monte ettiğinden guzel de bir "kaliteli zaman geçirme materyali" oluyor. (Materyale geelll!) Neticede yavrunuz muhtemelen yapımında emeği geçen objeleri daha sıkı sahiplenecek ve en azından oturmayı deneyecektir.

Denk getirme: Çişte pek sorun çıkmıyor ama kaka işi biraz daha çetrefilli. Bir kez tutarsa ve kakayı yapmayı reddederse ertesi gün kaka daha da katılaşacağından daha çok acı çekecek ve "başlarım adaptorunuze de size de, lazımlığımı verin bana" diyecektir. O yuzden denemeye başlarken birkaç gün kuru kayısı, üzüm, yağlı gıdalar, hatta belki laksatif bir ilaç vermenizi oneririm. Tuna kuru kayısı ve badem çok tukettiği halde ilk gün zorlandı kaka yaparken ve reddetti. 2. gün kendini tahin pekmeze verdi ve tuvalete zor yetiştik. 

Ver coşkuyu: Tıpkı tuvalet eğitiminin ilk günleri gibi her kakadan sonra çalsın sazlar oynasın kızlar moduna geçin. "Aman da aman nasıl güzel abi/abla olmuş benim kuzummm" diye verin coşkuyu. Tuna o ara hem bu gazlardan hindi gibi kabarmakta ama arada lazımlığını da istemekteydi. "Oğlum eşşek kadar herif oldun, ne lazımlığı?" diyerek gayet pedagojik bir yaklaşımla bu talebi bertaraf ettim.  

Neticede çok hayati olmasa da çocuk gelişimden böyle de bir süreç var. Ömrü billah lazımlığa yapmayacak sonuçta, çok da dert etmeye gerek yok ama geçişi nasıl sağlarım diyenler için umarım faydalı bir yazı olmuştur. Eğer hala tuvalete oturmak konusunda sıkıntıları varsa çocuğunuza zaman verin. Bizler için bile alışkanlıklarımızdan vazgeçmek ne kadar zor bir düşünsenize.

Bu merdivenli tuvalet adaptörün o kadar beğendim ki imalatçısını bulup siteye koydum. Tamamen Türkiye'de üretilen zımbırtı  6 yaşa dek kullanılıyor. Ben basamağında tek ayak üstnde birkaç saniye kalıp yaylandım, taşıyor :) Satın almak isterseniz buyrun link. http://www.tuniko.com/Moonstar-Merdivenli-Tuvalet-Adaptoru,PR-122802.html



21 Aralık 2012 Cuma

Mükemmel Ekmeğin Sırrını Açıklıyorum



Mutfağa alınıp hiç kullanılmayan eşyalar top 10'de ekmek makineleri, kahve makinesi ve katı meyve presleriyle yarışır. Tam randımanlı kullanan pek görmedim. Yazının devamı için tıklayın.  




19 Aralık 2012 Çarşamba

Tuna'nın Tatlı Sözlük'ü -2

Serinin ilk postu burda.

Bu aralar şöyle bir hınzırlık durumu mevcut. Mesela babasıyla bilgisayar başında bir şeyler izliyorlarsa anında beni satıyor, babasıyla eküri moduna geçiyor. Babası çok yorgunsa ve ilgilenmiyorsa da zinhar babasına yanaşmıyor. O zaman "annem de annem" diyor.


Geçenlerde babası bir bilgisayar oyunu öğretiyor bizimkine. Ellerinde de birer tane süt dilimi. Mutfağa gittim geldim,boş ambalajlar halıya fırlatılmış. Bu arada bana sırıtarak bakmaktadır Tuna. 

Aynı şekilde sırıtarak;
H: Çöpünü yere atma oğlum, hayvanlık etme 
T: Ben atmadım anne, babam attı.
H: Olabilir oğlum, baban hayvanlık yapabilir. Sen hayvan olma evladım.
T: Bis babamla hayvan olmayı şeviyos anne. Meşelaaa, ben didodorum (dinozor). Baba sen hangi hayvansın? Buldum buldum ben tiyekşim (T-rex). Babam da uzun boyunlu didodor olsun.
H: agfhgjhgkjhkkkk (Kahkaha ve yarılma efekti)



Bu aralar takıntılı olduğu 3 konu var: Dinozorlar, su altı (balıklar, denizaltılar, deniz canlıları vs) ve uzay.
Geçtiğimiz haftalarda okulda uzay konusu işlendiğinden iyice coştu bizimki. Tam da o gunlerdeki diyalog şoyle:

T: Anne ben büyüynce pilot olcam, sonra astronota dönüşcem.
H: Hımm öyle mi ne yapacaksın astronot olunca?
T: Uzaya çıkcam
H: (Sırıtarak) Uzay çok uzak oğlum yollamam seni
T: (Aklına harika bir fikir gelmiş gibi gözleri parlayarak ve yüzümü avucunun içine alarak) Şen de gelirsin anneecimmm

Bu gidişle uzaya çıkan ilk Türk annesi olacağım :) "Aman oğlum mars çok sıcak bak terlersen atletini değiştir" falan da derim :P


Bu 4,5luk dilli düdük bir başka ilki daha yaşıyor.
H: Tuna baba kime aşık?
T: (Sırıtarak) Sanaaa
H: Aşk ne demek oğlum?
T: Birbirini çok sevmek demek
H: Güzel bir şey mi yoksa üzülür müyüz aşık olunca
T: Çok güzel bir şey (garibimin daha dünyadan haberi yok)
H:Sen kime aşıksın?
T: (Gözlerini kaçırarak) Ece'ye.... 


Böyle :)

Edit: Üstteki görsel İzmir'in ilk çocuk kitapçısı Hayal Kurdum'dan. Geçen hafta açıldı. Açılışa da gittim ve çocukluğumun yazarı Muzaffer İzgü'yle tanışıp bir güzel de duygulanıp ağladım. "Sizi okuyarak büyüdüm" dedim. Eskiden bu kadar çok kitap çeşidi yoktu. Ökkeş serisini zibilyon kere okuımaktan mütevellit ezberlemiştim.Bunları anlattım.

Özetle Hayal Kurdum Kitabevi, çocukla haftasonları vakit geçirmek için muazzam bir yer. Yeri çok kolay, Reyhan’dan Lozan’a doğru giderken solda Lotus çiçekçi dükkanının sokağında (Zuhal Yorgancıoğlu sokak). İzmirli anneler lütfen bol bol gidin, yavrularınıza burda kitap alın, böyle mekanlar yaşasın. AVMlerdeki zincir mağazalar, böylesi mekanları yutmasın.






11 Aralık 2012 Salı

İBS - İstanbul Baby Show'a Davetlisiniz

 

İBS Anne Bebek Çocuk Fuarı, 14-16 Aralık 2012 tarihleri arasında Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşecek.


Türkiye’nin doğrudan aileye hitap eden en büyük fuarını gerçekleştirmek üzere yola çıkan Boyut Group tarafından düzenlenen “İBS Anne Bebek Çocuk Fuarı”nda, ebeveynler ve markalar aynı platformda buluşacak.

Gönül ister ki ben de Neko olarak standdaki yerimi alayım ama daha geçen ay Tuna'yla bir İstanbul seyahati yaptık ve bu bünyenin her ay bir seyahati kaldıracak ne enerjisi var ne de sabrı. Kaldı ki her seyahat sonrası 2-3 gün, "okula gitmek istemiyooom"larla uğraşıyoruz. Yani gelmem imkansız gibi bir şey.

Neyse ki imdadıma İrem yetişti. Neko marka slinglerimi denemek, ellemek, koklamak isteyenler İrem ve Sena'nın Fikirdenk standına gidebilir. Kızlara benden de selam soyleyin :) Bi' çaylarını için.

Fuarda pek çok markanın urunlerine indirimli sahip olma şansınız var, bence ozellikle hamileler bu fırsatı kaçırmasın.

Şahsen katılamasam da isterim ki 5 okurum fuarı gezsin, alışverişini yapsın. Bu posta yorum yorum bırakanlardan 5 kişiye 2 kişilik fuar davetiyesi vermek istiyorum. 

Evet kimler fuara katılmak ister bakalım?



4 Aralık 2012 Salı

Evyapımı Burun Spreyi

İki elma konuşurken yoldan bir elma şekeri geçiyormuş. Elmalardan biri, ötekini dürtmüş. "Bak" demiş, "bu Beymen'den giyiniyor" Öteki sormuş: "Aaa nerden bildin?" 
"Baksana" demiş beriki.  "Kıçındaki kazıktan belli"



İmalat işine ucundan kıyısından bulaştığımdan beri yıllardır kimlerin bize elma şekeri muamelesi yaptığı acı şekilde farkettim. Büyük moda devlerinin son derece vasat kıyafetleri 1 birime maledip, 10 birim reklam ve tanıtım masrafı yapıp allayıp pullayıp şişik fiyatlarla pazarladığını gayet yakından gördüm. Bu, benim tercih etmediğim bir yöntem. 

"Eee ben elma şekeri olmak istemiyorum" derseniz tekstilde alternatifiniz çok ama söz konusu sağlık, hele hele yavrularımızın sağlığı olunca fazlaca sorgulamadan doktorlara güveniveriyoruz.

Çok şükür fazlaca ilaç masrafımız yok Ama her kreş çocuğu gibi Tuna da hemen hemen tüm kışı hapşurarark, burnu akarak geçiriyor. Hasta değil ama o burun hep ıslak köpek burnu gibi. Burnunu açık tutup gece boyu soguk buhar makinesi çalıştırmaktan başka yapacak birşey yok. Gün içinde de sık sık sakız çiğnetiyorum ki otit tehlikesini bertaraf edelim. 
Sakız dediğin şey ucuz ama burun spreyleri manasızca pahalı. Bir ufak şişe sinomarin sanıyorum 20 TL'ye yakın. Sık hastalandığı donemde ortalama ayda iki kere almak gerekebiliyor. Bu zımbırtı son zamanalarda  Bruno reklamı sayesinde yeniden meşhur oldu. Bunun üzerine Ahmet Rasim Küçükusta ilaç firmalarını kulağına kar suyu kaçıran şu zehir zemberek yazıyı yazdı. 

Hoca zaten bu pahalı zımbırtıların alternatfini yazmış: 

"1 litresi 2-3 lira olan ve üstelik de damara zerk edilebilecek kadar ‘steril’ olan serumlardan yazıyorum; bütün aile aylarca kullanıyor bitiremiyor."

Ancak benim sıkıntım içerikten ziyade uygulamada. Koca serum şişesini saklamak bir dert, içinden enjektorle almak ve bunu yavruya uygulamak başka dert. Bir de enjektoru fazlaca sıkıp çocuğu nazal yıkamadan soğutmak tehlikesi de cabası. Ben de kendimce alternatif geliştirip uygulamaya başaldım. İki doktorun da görüşünü aldım. İşlem tamam:

- Eczaneden 17.50 TL'ye bir paket Sinus Rinse Kit (Pediatric) alıyorsunuz. Aslında çocuğunuz bu kiti uygulatırsa en başarılı burun açıcı Sinus Rinse Kit ama ben kendim uygularken bile nefret ettim. Tuna da zinhar yaptırmadı. Bu kitte tuzlu su aşırı tazzikli şekilde genze kaçıyor. Ne var ne yok temizliyor ama uygulatmak zor.
- Kitin içinden tek kullanımlık 25 adet poşet tuz çözeltisi çıkıyor. Bir poşetteki çözeltiyi 60 ml suda eritin.
- Enjektorle bu tuzlu su karışımını çekip herhangi bir uygulama şişesine doldurun. 

Bir poşetle,  60 ml yani iki adet sinomarin mini şişesi ağzına dek doluyor. Bu hesapla bir paket sinus rinse kit ile 50 şişe burun spreyi hazırlamak mümkün. Tek hatam 2,5luk enjektör kullanmaktı. Bir dahakine 10luk enjektör alıp 2,5luğun ucunu takacağım.

Enjektörle açılan delikten dolayı sterillik bozuluyor mu? diye soruyorsanız Ahmet Rasim hocayı dinleyin:

"Sterilliğe gelince: Buruna damlatılan bir sıvının damara zerk edilen bir ilaç gibi steril olması icap etmez."

İşte bu kadar basit.