29 Mart 2013 Cuma

İyi fikirler, güzel girişimler (Çekilişli post)


İyi fikirler, güzel girişimler serisinin bu bölümünde iki e-ticaret sitesine yer veriyorum.
İlki alternatif beslenme üzerine bir site: vegandukkan.com 



Vejeteryan beslenmek zor ama imkansız değil. Balıkların çoğunun kafeste; tavukların hemen hepsinin insanlık dışı koşullarda karanlık kümeslerde beslendiği; büyük ve küçük baş hayvanların doğurduğu yavruyu bile emziremediği hayvancılık endüstrisinde kimileri için vejateryan beslenme, sağlıklı bir alternatif haline geliyor. Vegan beslenmede alternatifleri bilmek,  kaçınılan hayvansal gıdaların muadili vegan ürünleri bilmekse sağlık açısından elzem.



Misal kırmızı et yemiyorsanız yeşil mercimek; balık tüketmiyorsanız semizotu ve ceviz yemeniz gerek ki vücudunuz alarm vermesin.
 
İşte vegandukkan.com tam da bu ihtiyaçtan doğan bir girişim. Sitede kategoriler zaten "et alternatifleri"  , "süt alternatifleri" şeklinde sıralanmış ki tuketici en dogru  seçimleri yapabilsin. 



Vegan beslenmeyi tercih etmeyen ama konvansiyonel gıdadan kaçınanlar içinde sağlıklı alternatifler mevcut. Agave şurubu, akçaağaç şurubu gibi şekere alternatif tatlandırıcılar; vegan mantı, çocuklar için tahıllı organik barlar;  organik bitter çikolatalar; maş fasulyesi ve bilumum bakliyatlar benim ilk gözüme çarpanlar. 
Vegandükkan.com'un Cihangir'de reel bir mağazası da var. 
Ürünlerin çoğu stoklarda mevcut ve aynı gün ya da ertesi gün kargo yapılıyor. Stokta olmayan ürünün tedarik edilmesi birkaç günü bulsa da , firma hızlı gönderi yapmaya onem veriyor.
Vegandukkan yeni bir girişim ve açılışa özel 2 küçük hediye vermek istiyorlar: 

Bir adet maş fasulyesi ya da vegan bitter çikolata. Bunun için bu posta yorum bırakmanız ve vegandukkan.com'un Facebook sayfasını beğenmeniz yeterli. Çekiliş 2 Nisan salı 12:00da random.org aracığıyla yapılacak



Bir diğer e-ticaret girişimimiz ise rakunsell.com 
Site kurucusu Nesteren şahane bir sözcük oyunu yapmış. Zira blogunun adı http://osurtkanrakun.blogspot.com/ (Anlamayan ama sormaya da utananlara açıklama: rakun sell :)))


Ben daha bu e-ticaret, satış, blog vs işlerinde  tazeyken ve sadece tanıdıklara satış ve siftah yapabildiğim donemde, hiç tanımadıgım birinden gelen ilk siparişin de sahibidir. Gerçek anlamdaki ilk müşterim de diyebiliriz kendisine. Yani, hani arkadaşınız dükkan açar, siz de siftah olsun diye birşeyler alırsınız ya, oyle değil.  "Şu iki hamile bantını su arkadaşa kargolar mısınız?Hedaye etçem de" diyerek mail atıp "laynnn ben kıvıracağım galba bu işi" dedirtmiş ilk insandır. 



Sitedeki ürünler, Nesteren'in kendisi kadar orijinal. Retro işleri, pop-art objeleri, çizgi romanları, 80leri, pacmanlari, Star Wars'ı kurukafaları seviyorsanız sitede çok ilginç şeyler bulabilirsiniz. Canvas tablolar, bardak altlıkları, dekoratif tbakalr, ahşap kutular... Eminön işi değil, hepsi özel yapım, başka yerde bulamayacağınız ürünler.  Bildiğim kadarıyla Nesteren özel sipariş de alıyor. Yani sizin özellikle istediğiniz bir figuru canvas tablo haline falan getiriyor. Değil mi Nes? 



Posted by Picasa

28 Mart 2013 Perşembe

Bir haftada 5 kg nasıl verilir?

Hanımlarrr, yapmayın! Kulağa hoş gelse de bu imkansız. Gerçekçi olalım. Bir haftada 5 kg verirseniz hemen ertesinde 7-8 kg alırsınız. Sansasyonel başlık sayesinde bu sayfaya geldiyseniz ayrılmayın, diyeceklerim var.



Her yaz başı incelen Sibel Can'ın aksine ben yazın kilo alangillerdenim. Bkz yukarıdaki foto. Tabi ki bunun sebebi yazın yemekten çok "içmeye" odaklanmam. 
"Ooo annemler geldi, rakı balık yapmazsak olmaz", 
"kızlaaar Kordon'da bira pattiz yapalım" 
"aşkım gelirken şaarap-peynir alayım mı?"
İşte yazın pikinimle göğsümüm gere gere dolanmamın önündeki bariyer cümleler.
Bünye itibariyle limitim en fazla 2 kadeh rakı, en fazla 4-5 kadeh şarap ya da en fazla 3 şişe biradır. Ama bir dirhem bile içsem tutuyor vucudum, çabucak şişiriyor beni alkol.



Hamur işine düşkün değilim, hemen her öğün salata yerim, Ege mutfağının hastasıyız, balık dahil hemen her şeyi ızgarada az yağlı yemeyi severim, kızartma neredeyse ağzıma sürmem,  kola içmem, paketli hazır gıda, şarküteri ürünlerini falan toplasan yılda 3-4 kez yerim, ama iş bu keyifçi yaz akşamları beni bitirdi arkadaş.




Netice itibariyle yaz bitince diyet yapmaya karar verdim. Diyetisyene başladım. İşte klasik 1400 kcal'lik bir menü verdi diyetisyenim. 


Diyet işi istikrar istiyor. Benim bünyemin ufacık bir kaçamağa bile toleransı sıfır. Haftada 1 kadehçik şarapla bile 3-4 gun geriye gidiyorum. Haliyle hiç kaçamak yapmamam lazımdı. Araya giren yılbaşı, İstanbul gezileri falan derken her kaçamaktan sonra "amaaan zaten diyet miyet kalmadı" diyip hepten koverdim.


Baktım gidip gidiş değil yılbaşından sonra "2013te 36 beden olacağım huleaaynn" diye karar verip tekrar diyetisyenimin kapısını çaldım. Silbaştan başladık. 


Diyete uygun beslenmek zor değil de asıl tüm gün oturarak çalışmaktan dolayı metabolizmam biraz yavaşlamış durumdaydı. Onu hızlandırmak için de Yeliz ve Tuğçe'nin de gazıyla evde spor yapmaya  başladım. Evden çıkıp spor salonuna gidip, spor yapıp, eve dönmek, yıkanmak falan artık o kadar gözümde büyüyor ki zaten evde spor yapmayı tercih ediyorum.  
 
Kahramanımızın adı: Jillian Michaels. 
Takma adı Gestapo. Bir Nazi subayının reenkarnasyon sonucu dünyaya yeniden gelmiş bir temsilcisi de olabilir pekala.
Sistemin adı: 30 day shred.... 

Yıllardır pek çok sporu denmiş biri olarak rahatlıkla şunu soyleyebilirim: Ben böyle işkence görmedim arkadaş! Isınma, egzersiz ve soğuma dahil toplam 25 dakikacık ama sonlara doğru yeri yalayacak hale geliyorsunuz. Hiç kilo vermeseniz bile vücudu öyle güzel ve hızlı şekillendiriyor. İlk bir haftada bile vücut değişiyor. 
30 day shred, 3 aşamadan oluşuyor: Level 1,2 ve 3.

Youtube'dan Jillian Michaels 30 Day Shred Level 1
 Jillian Michaels 30 Day Shred Level 2
 Jillian Michaels 30 Day Shred Level 3
diye arayıp sırayla yapabilrisiniz. Yarımşar kg'luk bir çift dambıl ve spor ayakkabı yeterli. 
Deneyin, bana dua edeceksiniz :)


Anneysen, zayıflamaya çalışırken artanları yemeden durmak, mutfakta yemek hazırlarken ağzına birşeyler atıvermek gibi diyet baltalayıcı hareketlerden kaçınmak çok zor. O yavrudan artan ve bir solukta kafana diktiğin portakal suyu var ya, en az 70-80 kcal. Ya da çorbanın tadına bakıyorum ayağına içtiğin yarım kepçe çorba en az 50 kcal.... Diyetisyenler işte bu kaçakları önlemek için "yediğin her şeyi yaz" diyerek elinize kocaman kocaman kağıtları verip yollarlar seni. Sürekli yazmak ve hesap vermek zorunda olunca insan gırtlağından geçen her lokmayı sayıyor gerçekten ama o kağıtlardan ben şahsen nefret ediyorum. 

Kağıtları kaybetme, bit kadar yere bi ton şey yaz çiz... Sıkıntı...

Tam da "bunun kolay bir yolu olsa keşke" derken bir site buldum: fittingo.com 
"Adamlar yapmış ağbiii yeaaa" diyeceğiniz türden, diyet yapan herkesin işine yarayacak bir site.

Sistem çok basit: Üye oluyorsunuz, boyunuzu-kilonuzu giriyorsunuz, günlük maksimum alabileceğiniz kalori miktarı belirleniyor, binlerce yemek alternatifinin arasından yediğinizi, miktarını her öğün giriyorsunuz. Sınırı aşarsanız uyarı geliyor. Gün içinde sınıra ne kadar yaklaştığınızı da görüyor ve sonraki öğünü ona göre planlayabiliyorsunuz. Hatta FBook gibi arkadaş çevresi oluşturup, arkadaşlarınızın ne yediğini görebiliyorsunuz. 



Gelelim neticeye. Fittingo, Jillian, irade sayesinde 4-5 kg vermeyi başardım. Ne kadar bu kiloda kalabilirim meçhul ama yine de 6 sene onceki kot pantolonuma sığabilmek, paha biçilemez. 



25 Mart 2013 Pazartesi

Babywearing Etkinliğine Davetlisiniz


6 Nisan Cumartesi günü gerçekleşecek etkinliğimiz ücretsiz olacak ama katılım için randevu şart. info@internetanneleri.com a mail atarak anne/anne adayı oldugunuz bilgisini, adını soyadınızı yazın.


17 Mart 2013 Pazar

Hulya-tung 2030 yılından bildiriyor

BHA(Blog Haber Acansı) Istanbul - 15.3.2030

Son yıllarda psikiyatri kliniklerinde tedavi gören ergen sayısındaki artış, yetkilileri harekete geçirdi.
Uzmanlar özellikle 2000 yılı ve sonrasında doğan çocukların akın akın neden terapiye geldiklerini araştırıyor. Biz Hulya-tung haber servisi olarak bu konunun izini sürdük. Klinikteki hastaların çok gizli raporlarına ulaştık. .

Bartucan Zöbek (2008 doğumlu) - Aşırı steril yaşam sendromu

Çocukluğunu çok net hatırlıyor. Anne ve baba çok ilgili insanlar. Ozellikle anne tam bir aktivite kurdu. Hastamız annesinin her akşam bir aktivite bulduğunu şu sözlerle rapor etmiş. "Bir ortumuz vardı. Annem her gun onu havalandırarak "hadi bakalım başlıyoruz aktiviteyeee" diye seslenip beni çağırırdı."
Anne okuya okuya pedagog olmuş ama çocuğunu okumada başarısız. Hatta okuduklarını abartmış.
Hasta şöyle anlatıyor:
"Babam evde sesini kazara yukseltecek olsa annem hemen müdahale eder, "ama Öküzcan, çocugumuzun yanında boyle konuşamayız" der, babamı sustururdu.Evde TV hiç açılmazdı. Kazara babam haber izlerken benim de gözüm dalarsa annem, psikolojim şiddet sahneleri yuzunden bozulmasın, diye hemen televizyonu kapattırırdı. Bu yuzden pek bir steril yaşadım. Ömrümde ilk kez bağıran insanları staj yaparken gördüm ve ödüm koptu."

Tedavi önerisi: Pazarda satıcılık yaptırılacak.


Çiçekgül Bödek (2011 doğumlu) - Aşırı tütü sendromu

Koşmayı beceremiyor.
Saçsız doğmuş. Etraftan sürekli "erkek mi bu?" sorusuna maruz kalan anne, sürekli "kız gibi" giydirmek için elinden geleni yapmış. Hastanın cümleleriyle;

"Annem sürekli kafama toka takmış, kocaman güllü şapkalar ve tülden tütüler giydirmiş. Ne zaman koşmak istesem tütülere takıldıgımı, popoma sürekli sert tüllerin battığını hatırlıyorum. Ben de parkta arkadaşlarım gibi kaymak, atlamak isterdim ama yapamazdım. Koşsam kaysam da üstüm kirlenince hemen eve donerdik zaten"

Tedavi önerisi: Yanına ıslak mendil ve sabun verilmeden dağcılık yaptırılacak.


Antin Kuntinoğlu (2009 doğumlu) - "Aferin"sizlik sendromu

Ömrü kendini ebeveynlerine beğendirmeye çalışmakla geçmiş. Annesi zamanında internet annesi imiş ve bir yerlerde "çocuğunuza aferin demeyin" diye okumuş. Cümlenin gerisini okumadığından (ya da anlamadığından) o gun bu gun çocuğu "aferin"siz yetiştirmiş. A.K. ömrünü annesine beğendirmeye çalışmakla geçirmiş.

Tedavi önerisi: Çocuk değil, anne terapiye çağrılıcak. Her okuduğunu uygulamasının önüne geçilecek, gerekirse ozet çıkarması istenecek.



Gudikcan Ebelekoğlu (2010 doğumlu) - Aşırı suçluluk sendromu

Bu gencimiz her sehpaya çarptığında annesi tarafından suçlanmış. Annemiz yine çokbilmiş ve okumuş bir internet annesi. Çocuk sehpaya çaprparsa aman sehpaya "al sana al sana diye vurmayın" diye okumuş (okumaz olaymış). Sadece sehpaya vurmayınca çocuktaki muhtelif sorunların onune geçeceğini sanınca diğer konulara hiç çalışmamış. Otur sıfır.

Tedavi onerisi: Yine terapilik bir anne. Bu 2000li yıllarda ne çok okuduğunu  anlamayan anne çıktı arkadaş! Hep bu ezberci sistemin kabahati bunlar.



Hulya-tung olarak, donemin ünlü pedagogları Pınar Terter ve Kansu Tozkoy ile de görüştük.
İki uzman da Şunları soyledi:

"Valla biz elimizden geleni yaptık. Seminerse seminer, eğitimse eğitim. Anneler neyi nasıl anlamış da kotu yola düşmüş bilemeyeceğiz. Keşke anlamadıkları yerleri sorsalarmış"


5 Mart 2013 Salı

İyi Fikirler, Güzel Girişimler

Sadece annelikle ilgili yazılar yazmayı da okumayı da çok sevmiyorum. Bu blogun okurları arasında kendi işini kurmayı hedefleyen çok sayıda kişi olduğunu da bildiğimden, bundan böyle iş fikirleri, e-ticaret ve girişimcilikle ilgili de naçizane deneyimlerimi aktarmak istiyorum.
Serinin ilk yazısı iki ilginç e-ticaret sitesi olsun. İlki portakalbahcem.com



İzmir'de yaşasam ve çoğu kişi tarafından İzmirli sanılsam da aslen Antalyalı'yım. Çocukluğum Demre'de portakal bahçelerinde geçti. Okuldan eve gelene dek her portakal bahçesine girer, tırnağımızla güzelim Washington portakallarını soyar, suyunu dirseğimize kadar akıta akıta yerdik. Bir başkadır bizim bölgenin narenciyesi. 2 Washington portakaldan bir koca bardak su çıkar. Tadı da kokusu da harikadır.

Portakalbahcem.com sitesinin kurucuları da bu lezzeti herkes tatsın isteyip boyle bir siteyle güzel bir girişmcilik örneği sergilemişler. Kaş-Finike-Demre-Kumluca dolaylarında yüzlerce dönüm portakal bahçesi vardır ama çoğu üretici "portakal para etmiyo yeaa" der durur yıllarca. İşte bu site, bize bir kez daha gösteriyor ki, önemli olan üretmek değil satmak. portakalbahcem.com normal sayılabilecek fiyatlarla narenciyeyi tüm Türkiye'ye yolluyor. Üstelik sipariş üzerine toplandığından mumlama işlemine de tabi tutulmadan müşteriye ulaşıyor. Bu da extra fayda zira dalından kopan narenciye, 24 saat sonra içeriğindeki C vitaminin %20sini kaybediyor. 

Sitenin tasarımı da basit ve şık. Görseller gayet başarılı. Buram buram narenciye kokusu yayılıyor ekrandan.   Ürünlerin çoğu makul fiyatlarda. Sıkmalık değil yemelik istiyorsanız kargo dahil 15 TL'ye 4 kg Washington almanızı oneririm. 



Diğer girişim haberim bir anneye Nihal Özel'e ait. handykids.com.tr
Nihal bazıl markaların ve ürünlerin Turkiye distributorlüğünü almış. Ürünleri İngiltere'den ithal ediyor. Piyasadaki oyuncaklara alternatif şeyler var. Çoğu da yavruların yaratıcılığını geliştirmeye yönelik aktivite setleri şeklinde. Fiyatları da gayet makul.
Her iki siteye de bol şatışlar diliyorum.
Siz de girişiminizle bu sayfada yer almak isterseniz hulya@tuniko.com mail adresine yazabilirsiniz