20 Eylül 2013 Cuma

Yeni Annelere Mucize Çözümler(Kitap Hediyeli Post)

Hamileliğimin son haftalarını sürekli okuyarak geçiriyorum. Okumalarım genelde doğal doğumla ilgili ama araya bu şahane kitabı Yeni Annelere Mucize Çözümler'i de sıkıştırmayı başardım. Hayır dostum hayır, kapağında gebe pozum var diye şahane demiyorum. Gerçekten çok basit ve işe yarar ipuçları var kitapta.

Adından da anlaşılacağı gibi kitap kafası karışık yeni anneler için bir rehber niteliğinde. Kafada şimşek çaktıran tonla konu başlığı var ama ben kendi adıma en çok işime yarayanları özetleyeyim istedim:

Tracy bu kez bir yenidoğanın dilinden anlamanın tuyolarını veriyor. Tıpkı Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler kitabında olduğu gibi bunda da bebeğinizle ilgili bir testi yanıtlıyorsunuz. Buna göre bebeğinizin melek, kitap,nazlı,hareketli ya da huysuz bebek olduğuna dair ipuçları ediniyorsunuz.
Tracy, bebeğinizi mizacına göre sakinleştirme metodlarını anlatıyor. 

Kitapta çok sayıda örnek vak'a, bebek ve aile var. Bu da yeni bebekli evdeki kaotik ortamın hem ne kadar evrensel bir olgu olduğunun göstergesi hem de "ahh aynı bizim hikayemiz" diyeceğiniz örnekleri okumanız olası.

Tracy bir kez daha rutinin onemini vurguluyor. Önceki kitaptaki E.A.S.Y rutinin tekrarlıyor.
E. Eat (Beslenme)
A. Activity (Aktivite zamanı)
S. Sleep (Uyku)
Y. Your Time (Sizin zamanınız)


Tracy, bu kez S.L.O.W diyerek yenidoğmuş bir bebeği, yabancı bir ülkeden gelen ziyaretçiye benzetip onun dilinin anlamaya yardım ediyor. Şaşkın ebeveynlerin, bebeklerinin ağlamalarını ayırt etmesinin ipuçlarını veriyor.
Bebeğiniz ne zaman huysuzlansa veya ağlasa sadece birkaç saniyenizi alacak şu basit stratejiyi deneyin.

S. Stop (Dur) Ağlamanın bebeğinizin dili olduğunu hatırlayın
L. Listen (Dinle) Bu ağlama ne anlama geliyor
O. Observe (Gözlemle) Bebeğiniz ne yapıyor? Başka  neler olup itiyor?
W. What's Up?(Ne olduğunu anla) Duyduğunuza ve gördüğünüze dayanarak değerlendirip cevap verin.

Stop kısmı çoğu yeni annenin yapmakta zorlandığı bir kısım. Hele hele "bebek her ağladığında emzirilir!" gibi bir bilgiyle eve yollanmışsa, bebek ağladığı anda hemen her annenin ilk yaptığı şey bebeği beslemeye çalışmaktır. Süt verimi ve artışı için ilk 1-2 ay bebek her talep ettiğinde emzirmek gerekiyor ama işte her ağlamanın memede son bulması bebeklere bir süre sonra bakın nasıl bir zara veriyor.

Tracy der ki bebekler farklı talepler için farklı beden dilelrine sahiptir. Sayfa 130-132 arası harika bir rehber bulacaksınız. Burda bebeğin beden dilinden çıkardığı seslere dek pek çok veri birleştirilip bebeğin olası sıkıntısı hakkında ipuçları veriliyor. Misal; dudakalrı büzülmüş, dilini yukarı kıvırıyor, gövdesini, başını yana çeviriyor, boynu geriye atıyor ve ağzı açıksa kuvvetle muhtemel açtır. Başka sorunlar için başka beden dili ipuçları da bulacaksınız.

Tracy bebeklerin ağlama tonlarının ve şekillerinin de farklı talepler için şekillendiğini söylüyor. Yani Açlık ağlamasının tonu ve şekliyle "yoruldum, artık beni uyutun" ağlamasının tınısı birbirinden farklı. 138-142. sayfalar arasında da bu konuda çok güzel ipuçları var.

Peki biz bebeğin niye ağladığını anlamaya çalışmadan uykusu gelince de, acıkınca da, kendini güvende hissetmek isteyince de meme verirsek ne oluyor dersiniz? Bebek bir süre sonra farklı tonlarda ağlamayı bırakıyor. "Nasıl olsa acıksam da ağzıma meme tıkacaklar, uykum gelse de meme tıkacaklar, endişe etsem de aşırı uyarılsam da..." diye düşünüyor olsa gerek yavrucaklar. İlginç değil mi? Bebek bir süre sonra kendi dilini kullanmayı bırakıyor ve kendisine hangi teselli/uyku aracı öğretilirse onu güvenlik nesnesi olarak belliyor.
Bu yüzden bebeği ağladığı anda kucağa almak yerine birkaç saniye durup dinlemek, bebeğin dilini anlamak için çok önemli.

Aynı şey yalancı meme yani emzik için de geçerli. Bebeğiniz emzik veriyorsanız her ağlamasını emzikle susturmaya çalışmayın. Ağlaması erkenden kesilen bebek, henüz derdini tam anlatamamıştır.  Sonra 3-4 sene emzikten kurtulmaya çalışırsınız.

Kişisel görüşüm emziğin 6.aydan sonra sadece uyurken verilmesi. Tuna'da öyle yaptım ve 2 yaşında sorunsuzca bıraktık. Kızda da memeyi kavradıktan hemen sonra emzik vermeyi planlıyorum zira 0-1 yaşta uyku rutini oluşturmada emzik bence olmazsa olmaz.

Tracy, hangi bebeğe hangi marka/şekil emzik ve biberon verilebileceğini de anlatmış. Kabaca anlatmak gerekirse, kendi meme ucunuza en yakın olanı seçin :)

Kitapta faydalı pek çok bilgi var. Çoğunu zaten bildiğim için (2.çocuk farkı) sadece bana ilginç gelen kısımları aktardım. İlk bebeğini bekleyen anne adayları ya da yeni anne olan pek çok lohusa, eminim ki pek kıymetli şeyler bulacaktır. 

Kitabı Gün Yayıncılık imzasıyla tuniko.com'dan edinebilirsiniz. Bu posta 25 Eylül Çarşamba saat 17'ye dek yorum bırakan bir kişiye de hediye ediyorum. Şart-şurt yok, yorum yeterli :)


19 Eylül 2013 Perşembe

Gebelik Günlüğü / 32-33.hafta



"Aaa hamileyim, Tuna abi oluyor, erkek değil, kızmış" falan derken son düzlüğe girdim çoktan. Bugün itibariyle sadece 8 hafta sonra kızımız İda'yla buluşacağız. Evet kızın adında karar verilmiştir: İda.
2-3 bulmaca meraklısı dışında "aa ilk kez duyuyorum, anlamı ne?" demeyen neredeyse yok. 
Bulmaca meraklıları ise aşinadır. Soldan sağa 3 harf, Kaz Dağları'nın mitolojik çağdaki adı: İDA.
Başka bir İda annesi arkadaşımın dediği gibi dağ gibi güçlü bir kız olsun istedik. Dağları delsin bir başına, erleri yensin kız başına. Çok maskülen ya da feminen isimleri sevmiyorum. Oğluma unisex isim koymam da bundandır. Cinsiyeti, erilliği/dişilliği, vatanı, dini, dili değil "öz"ü önemsesinler. Kadın ya da erkek; sünni ya da şii; Türk ya da Kürt ya da İskandinav olmanın önemsizliğini bilsinler, hissetsinler. İsimleri gibi doğanın bir parçası olsunlar. 


Şikayetler şikayetler 
Gelelim işin fizyolojik kısmına. İlkine göre kesinlikle daha zor bir gebelik geçiriyorum. Doktor görünce hemen ağrıyan yerlerini sıralayan haminneler gibi olmak pahasına sayacağım arkadaş!

Bir kere iki dizimden aşağısındaki hemen her boş santimetrekare artık çılgın varislerin işgalinde. Eskiden tek tük varlardı ama bunlar artık çığırından çıkmış asi damarlar. Şort mort giyemiyorum. Estetik kısmını geçtim, bayağı bir sızlıyor. Varis çorabı alıp da giyemeyeceğimi bildiğim için teşebbüs dahi etmedim.

Ayaklarımda hafif şişmeler başladı. Fazlaca yürüyünce 36 numara tombiş tombiş patlıcancıklarım oluyor. 
Sinirlerim, hormonlarım sapıtık. Bir anım diğerine uymuyor.



Diyet
Geçen aylardaki kan değerlerim düşük çıkınca haftada 4-5 öğün  kırmızı et ve çiğer yemeye başladım. Yanında kalsiyum içeren gıda yok. Sadece yeşillik, sebze vs. Günaşırı gibi de demir preparatı alıyorum. Bu yüzden af buyurun :) had safhada kabızlık yaşıyorum. Tıp ne saçma. Bir şeyi tedavi ederken başka şeyi bozuyorsun.



Gebelik şekerim ise sıkı bir diyetle kontrol altında artık. Diyetimde ekmek sadece kahvaltıda; meyve ara öğünlerde ve çok çok az (kavun, karpuz, üzüm, muz hiç yok) ;  hamurişi, tatlı, makarna hiç yok. Karbonhidrat ihtiyacımı baklagil, çorba, ceviz ve bulgurla gideriyorum. Kof ekmekten cok daha sağlıklı alternatifler bunlar. 

Diyete uyup bir de sürekli şekerimi ölçtüğümden artık hangi besinin şekerimi ne hızla ve ne kadar  yüksellttiği konusunda uzman oldum. Bu sayede son 1 ayda aldıgım 1,5 kg tamamen kıza gitti. Kendime kilo almıyorum artık. 

Zaten kan şekerim artık öyle güzel dengelendi ki şekerimi yükseltecek gıdalar yediysem çok rahatsız oluyorum. 2 gün önce ikindide hem kek hem kavun yedim. 2 saat sonra gözlerim kararmaya, konuşamamaya başladım. Tuna'ya uyku vaktinde kitap okurken sözcükler, harfler birbirine girdi. Hemen şekerimi ölçtüm: 135!!! Genelde 95-115 aralığında yaşadığımı da belirteyim. Aslında yüksek değil ama vücut hafif sapmalara alışınca, ibrenin bu kadar çok oynaması bile dengemi bozmuş. 
Peki diyete uymak zor değil mi? Canın hiç tatlı istemiyor mu? Bir kere kan şekerimin bu rutini bana çok iyi geldi. Daha enerjik hissediyorum kendimi. Çok çok az uyuyorum ama sabahları dinç kalkıyorum. Şekerin vücuduma (ve dolaylı yoldan kızımın vücuduna) ne kadar zarar verebileceğini gördükten sonra zaten canım istese de yemem.

Çok değil 20 sene önce şehirler arası otobüslerde sigara içiliyordu. Sigaranın zararlarının farkına varılıp yasaklanması onlarca yılı buldu. Kuvvetle muhtemelen önümüzdeki on yıllar şekerli gıdaların zararlarını konuşacağız ve belki denetimle satılacak.

Bu arada sadece tatlılarda ve meyvede şeker var sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Geçenlerde bir tabak peynirli makarna yedim. Tamamen tembellikten ve Tuna'nın "bugun makarna iştiyom" talebinden dolayı diyetten saptım. Amanın, kız içerde halay çekiyor. Ordan bir tekme, burdan bir salvo, öteden bir kafa. Coştu resmen.

Doğum
İda'nın normalde içerdeki hareketliliği Tuna'ya göre daha az. Gece boyu bazen pek kıpırdamıyor. Çişe, suya kalktıysam şöyle bir gerinip yerleşiyor. Bu aylarda Tuna yardırırdı, hatta oturamamaya başlamıştım. Önce kız minik diye böyle sandım ama dünkü 32.hafta kontrolüne göre minik değil, normal ebatlarda Doktor 3 kg civarı doğmasını bekliyor.

SSVD(sezaryen sonrası vajinal doğum) için önümüzde bir engel yok. Fazla kilo almadım, bebek iri değil, pozisyonu, yerleşimi ideal. Doğumda mecbur kalmadıkça epidural almak istemediğimi, sancı süreci boyunca gezmek istediğimi, mümkün mertebe epizyo müdahalesi istemediği açıkça söyledim doktoruma. Hepsinde anlaştık. Zaten kadın doğumcular bu temel konularda hastaya söz hakkı tanımak istemediği için SSVD^ye sürekli tu kaka diyorlar ya. Zira günümüzde normal doğum adı altında yapılan doğumların çoğu birkaç cm açılmadan sonra (açılma yeterli değilse suni sancı verilip) epiduralin takılıp anne adayının çatala yatıp kocaman vajinal kesilerle yarılmasından ibaret. SSVD'de suni sancı alamıyorsunuz. Açılmanın beklenmesi gerekiyor ve doktorların korkutması da tam da bu yüzden: Bekleyecek doktor bulmak neredeyse im-kan-sız!

Çatalda kesiyle son bulan doğumların çoğu ne yazık ki normal doğum değil; vajinal sezaryen. Kadınların normal doğumdan kaçmalarının sebebi bu kötü normal doğum anıları. Bu ay başladığım hamile yogası derslerinden bu anlamda da umutluyum.

Alışveriş
Hem İda'nın hem benim ilk zamanlarda kullanacağımız ufak tefek şeyleri sonunda aldım. İnsanın kendi bebek tükkanı olunca kesinlikle kolay oluyor her şey. İlk alışverişim şöyle bir şey oldu.


İlaveten Amazon'dan da bir kaç orijinal ürün sipariş ettim. İlk haftalarda günde 5869697 kere falan bez değiştirildiğinden insan leyla moduna geçiyor. "Bez nerdeydi, pişik kremini hangi odada bıraktım, ay bu ıslak mendiller de hep kayboluyor" telaşından kurtulmak için şöyle bir zımbırtı aldım.
 Tüm bez değişim eşyaları böylece derli toplu saklanıp lohusayı daha da delirtmeyecekler. 



Dünyada anne memesini, dokusunu en iyi taklit eden; akış hızını tamamen bebeğin kontrol ettiği tek biberon breast flowdan da boyle bir starter set aldım.

Bir de bu şapşal şeyi aldım :) Bu sefer bebeğini kundak yapmayan Hülya'yı eşşşekler kovalasın. Anne rahmini gerçekten taklit eden tek kundak bu. Woombie'nin bu çizgili, kurukafalı desenine bayıldım. Umarım İda da efendi gibi durur ve uyur içinde. Secret, pozitif düşünce, 40 kere söyleme.. Her türlü batıl inançtan da faydalanıyorum farkındaysanız..


Puset ilk haftalarda hemen kullanmam diye düşünüyorum. Zira hanfendü kasımda doğacak. Leş gibi egsoz ve karbondioksit dumanına yavruyu salmaktansa wrap slingle taşımak kesinlikle daha sağlıklı. Hava soğuk olursa da üstüne sling örtüsünü çekip alemlere akacağız İda'yla :)