30 Ekim 2013 Çarşamba

Gebelik Günlüğü - 40.Hafta



Her "alo"ya "hayır doğurmadım" diye yanıt verdiğim, infilak etmek üzereymişim gibi hissettiğim (bkz foto), şu satırları bile oturarak zorlukla yazabildiğim son donemeçteyim. 2 gün önceki dr. kontrolünde ilk kez bebenin başının aşağı inmeye başlamasıyla normal doğum umudum arttı. Elimle dışardan hissedebiliyorum zaten. Kızın kafası eski sezaryen dikişimin bile altına inmiş durumda.
Kasıklarımda zaman zaman bıçak saplanmasına benzer yalancı sancılar hissetsem de henüz düzenli sancı ya da açılma yok. Sancıların şekli daha ziyade İda'nın aldığı şekilden dolayı iç organlarımın acısı ya da gaz sancısı gibi. Gerçek doğum sancısı neye benzer ki? Anlarım herhalde. Geçenlerde bir yerlerde korku olmayınca acı da hissedilmediğini okudum. Şu ana dek çok acayip bir acı duymamış olmam bundan mı yoksa gerçek doğum sancısının yanında bu acıların devede kulak kalmasından mı? Bilemiyorum...
Her gün 30 dk kadar yürüyüş yapıyorum tıslaya tıslaya. 
36 numara ayaklarım şu sıralar 38e yakın sanırım. Sadece Converse'lerime sığıyor bu mayalı poğaçalar. 
Bağcıklarını da zar zor kavuşturup bağladığımı belirteyim. 
Dudaklarım oldu bir balon. 
Dün ayak tırnaklarımı kendim kesebildiğim için muzaffer bir kumandan gibi hissettim. Sürekli birilerinin yardımına ihtiyaç duymak ne zor işmiş, onu anladım. Bir de hep kilolou olmak büyük çile.
Başka başka.... Hurma oksitosin hormonunu artırıp kasılmaları artırıyor diye bi koşu hurma aldım geldim. Onu kemirip duruyorum. Şekerim çıkarsa diye de fazla abartamıyorum falan.

İlginç bir bilgi. Kasıklarımda pek baskı olmasa da kaburgalarımda ve sırtımda çok fena ağrılar var. Sanki ayaklarıyla kaburgamdan hız alıp son surat çıkacak gibi :) Hani gerinip gerinip koşarsın ya o hesap.

Annem 15 gündür bizde. Her gün "bu gece hastaneye gidiyoruz galiba" diyor bir umutla :) Şu sıralar 2 güne doğuracağımdan emin. 4 Kasım pazartesi tastamam 40.haftanın bittiği due date'im. Ondan sonraki hafta da beklerim ama sonrası için ne yapacağım bilemiyorum.
Durumlar böyle.



29 Ekim 2013 Salı

İzmirli Gebeler İçin Doğuma Hazırlık Kursu

İzmir enteresan memleket. Bir istatistik var mı bilmiyorum ama muhtemelen en az normal/doğal doğum yapılan şehirlerden biridir. İzmirli kadınlar bakımına, süsüne pek düşkündür. Normal doğumun, sezaryen gibi saçını fönletip, makyajını yapıp poz vermeye müsait olmamasından dolayı mıdır bilemiyorum :) ama çevremde normal doğum yapmış anne sayısı 5i geçmiyor.
Yine de eminim normal doğumu denemek ve öncesinde doğuma hazırlık eğitimi almak isteyen çok sayıda anne adayı vardır. Bu duyuru onlar için.

Eğitimin tarihi: 24 Kasim 2013 / 10:00-17:00

Anne ve baba adaylari olarak olumlu ve guvenli bir dogum deneyimi yasamaniza destek olmak uzere hazirlanan bu egitim, dogumla ilgili aklinizdaki her turlu soruyu, dusunce ve varsa korkularinizi paylasabileceginiz bir ortam sunmanin yani sira;

- Dogum dalgalari/kontraksiyonlari ile bas etme yollari uzerine pratik ve icsel calismalar
- Dogumda aktif olmanin onemi
- Dogumu kolaylasitirici pozisyonlar
- Dogumla ilgili korkular
- Dogumdaki hormonlar ve onemleri
- Dogumla ilgili secenekleri inceleyerek tercihleri netlestirmek
- Dogumun asamalari (dogumumun basladigini nasil anlayacagim?, hastaneye ne zaman gitmeliyiz?)
- Tum hamilelik surecinde ve dogumda nefes (nefesin onemi, nefes farkindaliginin artirilmasi, dogum surecinde dalgalarla bas etmeyi kolaylastirabilen nefes calismalari)
- Partnerinizin dogum surecine dahil olmasi, dogum boyunca verebilecegi destekler hakkinda pratik calismalar
- Dogumdan once doktorunuzla en etkili iletisim yontemleri
- Hastanedeki prosedurler ve mudahaleler
- Zorunlu sezaryen yasanmasi durumunda bunun nasil olumlu bir deneyime donusturulebilecegi konusunda detayli bilgileri icerecektir.

Her kadinin icinde dogum yapmak icin gerekli guc var. Doguma hazirlik egitimleri icinizdeki gucun ortaya cikmasina yardim etmeyi amaclar.

Egitime, anne ve baba adaylarının birlikte katılmasını tavsiye ediyoruz. Ancak isterseniz yalnız ya da başka bir yakınınızla da katılmaniz da mumkun.

Egitim, rahat bir iletisimin olusturulabilmesi icin maksimum 6 cift ile gerceklestirilecektir. (minimum 3 ciftin kayit yapmasiyla egitim acilacaktir)

Katılım ücreti: Çift başına 350 TL, 10 Kasim'a kadar erken kayıt indirimi ile 300TL

Detayli bilgi ve kayit icin Gizem Onay Collet ile gorusebilirsiniz
0 538 859 4009
gizem.onay@gmail.com

Egitmen hakkinda:

Gizem Onay Collet
Doğuma Hazırlık ve Hamile Yogası Eğitmeni

Danimarka'da Avrupa Birliği üzerine tamamladığı Yüksek Lisansından sonra 6 sene tam zamanlı olarak çeşitli üniversite ve sivil toplum örgütlerinde AB Merkezleri'nin yöneticiliği yaptı.

2007 yılında tanıştığı yoga pratiğini derinleştirmek ve hayatında derinlere dokunan bu uygulamayı herkesle paylaşabilmek için Cihangir Yoga'da Zeynep Aksoy'un Hatha Yoga Hocalık Eğitimini tamamlayıp, hayatına Yoga Eğitmeni olarak devam etme kararı aldı. Yoga yolunda her zaman bir öğrenci olarak yürüyeceğini bilerek çeşitli eğitimlere katıldı ve katılmaya da devam ediyor.

Bunların yanı sıra hamileliği ve doğum sürecini yoga ile destekleyerek bedeni daha kolay bir doğuma hazırlayan hamile yogası konusunda uzmanlaşmak için Başak Kutlu Atay ve Mey Elbi'den Hamile Yogası Hocalık Eğitimini aldı. Ardından İngiltere merkezli uluslararası tanınan bir kurum olan Birthlight'ın Hamilelik ve Postpartum Yoga Hocalık Eğitimini bitirdi.

Aldığı bu eğitimlerde her kadın için gerek fiziksel gerekse de manevi anlamda büyük değişim ve dönüşümler yaratan hamilelik ve doğum süreçleri, Türkiye ve Dünyadaki doğum ortamları, doğumdaki müdahaleler, kadınların doğum tercihleri ve planlarının önemi hakkında öğrendiği bilgilerden çok etkilendi ve bu konularda daha derin bilgiler edinip bunları daha fazla kadınla paylaşabilmek için DOUM'da Başak ve Nur'la yakın çalışmalarına başladı. Bu süreçte DOUM'un sunduğu bursla hamilelik ve doğum süreçlerinde anne adaylarının daha bilinçli kararlar vermelerine yardımcı olabilmek ve böylece daha olumlu deneyimlerin yaşanabilmesine katkıda bulunmak adına Amerika merkezli Childbirth International'dan Doğuma Hazırlık Eğitmeni olmak üzere eğitim aldı ve eğitimi boyunca DOUM'daki eğitimlerde Nur ve Başak'ın asistanlığını yaptı. Janet Balaskas'tan Aktif Dogum egitimi aldi.

Tüm kadınların hamilelik, doğum ve lohusalık safhalarında, saygılı, aile odaklı ve kanıta dayalı bakıma ulaşabileceği bir Türkiye vizyonu ile kurulan Doğana-Doğumda Kadın Hakları Derneği'nin ise kurucu üyesi ve yönetim kurulu başkanıdır.

Şimdilerde çeşitli stüdyolarda yoga dersleri ve doguma hazirlik egitimleri vermeye ve aynı zamanda da AB üzerine kurum ve kuruluşlara serbest zamanlı danışmanlık yapmaya devam ediyor.




22 Ekim 2013 Salı

Gebelik günlüğü - 39.Hafta



Bu satırları hala tek parça olarak yazıyorum a dostlar. Koca bayramı devirdim, kızın ebatları aldı başını gitti ve bende hala tık yok. Arada yoklayan bir bel ağrısı ve kasıklardaki ufak tefek acılı kasılmalar dışında pek bir doğum emaresi yok. Hoş, doğum emaresi olsa benim bunu anlamam pek olası değil çünkü ilk kez bu kadar ÇOK hamileyim. Tuna'yı 36.hafta biterken sancısız nesiz hoop diye almışlardı. "Doğum sancısı nedir, neye benzer?" hiçbir fikrim yok.


Bir süredir zaten her hafta doktor kontrolündeydim. İda kızın ne kadar hızlı büyüdüğünü anlamak için karnıma bakmak yeter ama USG de bunu kanıtladı. 39.haftaya 3.500 gr(+-300 gr) olarak girdik ki zaten göbeğim gerçekten patlayacak gibi artık. Göbek deliğim artık bir göbek sibobu. Son günlerde gebelerin yüzüne gelen o şişik ifade geldi çöreklendi sıfatıma. 58 kg ile başladığım hamileliğimde şu sıralar 69 kg devam ediyorum ama kendimi bir  hipopotam gibi ağır hissediyorum. Geceleri uyumak çok zor. 

Geçen kontrolde "Yetti gari, bu kızı aşağı indirmenin yolu yok mu?" diye hafiften isyan ettim. Doktorum "Aa ama sen normal doğum için geldin bana, sabredeceksin, bunu başka yolu yok ve sakın kocakarı yontemlerine başvurayım deme. Bebeğin kafasının tam doğru açıyla kanala girmesi gerek, yoksa SSVD şansın azalır" dedi. Ben de isyanı bırakıp tüm enerjimi kıza akıtmaya devam ettim. Sabırla bekliyorum/bekliyoruz.

 
Bu arada son haftalarda kıza tabiri caizse hediye yağdı. Tuna'da da kullandığım Avent'in pompasını her anneye yıllardır oneririm. Çoğu markanın aksine meme ucuna masaj yaparak yumuşak bir sağım sağlıyor. Avent geçtiğimiz aylarda yepyeni Natural serisini piyasaya sürdü. Motor kısmı, öncekinin aksine dışarda olan bu yeni pompanın en güzel yanı sağım yaparken eğilmenize gerek kalmayıp dik oturabilmeye olanak sağlaması.. Çoğu yeni annenin aksine benim süt sağmakla ilgili bir sıkıntım olmadığından pompa benim için süper kullanışlı bir ürün hediyesi oldu. İda hanım doğunca da detaylı bir pompa analizi yapacağımdan ve neden süt sağmalıyız gibi başlıklarda uzun uzun yazacağımdan emin olun. Bu arada Avent'in içe dönük meme ucunu çıkarmaya yardımcı niplette ve göğüs kalkanı gibi ürünleri de hastane çantasına çoktan atıldı bile. İlk doğumumda bebeğime anne sütü verebildiysem bunda Avent'in payı büyüktür. Ay lav yu Aveeent!




Tuna yaz bebeği olduğundan ve kışın da hep kadife tulum giydirip üstünü açmasını umursamadığımdan (XL anne) uyku tulumu giydirmeyi hiç denememiştim bile. Zaten gece zibilyon kere uyandıgından hava soğuk gibiyse her uyanmada üstünü örterdim ama çoğu kez üstü açık yatardı. Bu kez-nedense-kızın daha erken deliksiz uykuya geçeceğinden ve daha az uyanacağından eminim. (Şuursuz anne) Güzel bir uyku tulumu bakınayım derken tedarikçilerimden biri olan Dream Bag'den bu nefis tulum hediye geldi. Boğucu kalınlıkta değil, üstunde çok cici hayvan işlemeleri var, kumaş kalitesi de gayet nefis. 



Gelelim bu gebenin en korkulu rüyası, diş çıkarma kabusuna. Tuna çok zor diş çıkarmıştı. (Genel-geçer bir istatistik olabilir mi bilmem ama dişleri çok düzgün ve sağlam. Düzenli fırçalamaya 2,5-3 yaş gibi başlamamıza rağmen hem bembeyazdır hem de sert.) 

Gebeliğimin başında hayli yoğun baş ağrılarım olmuştu ve doğal çözüm araştırırken kehribar kolyeyle tanıştım. Kehribar taşı yani amber, doğal ağrı kesici özellikte. Vücudun hangi bölgesine yakın takılırsa o kısımdaki ağrıyı hafifletmeye yardım ediyor.  İda için sipariş verdim erkenden ve kendim kullanmaya başladım. O kadar memnun kaldım ki sonradan kıza vermekten vazgeçtim. Böylece ilk anne-kız rekabetimizi de yaşamış olduk :)
Tam bir de kıza alayım derken Verazeyn'in doğal taş uzmanı sahibi Devrim bir kolye ve bir de bileklik gönderdi. Devrim'in bu taşları kaynağından, Litvanya'dan nasıl bir emekle ithal ettiğini bildiğimden güvenim tam. Zaten 2-3 gün takmayı unutunca başlayan baş ağrılarım da bunun en güzel kanıtı. Kızımı da doğar doğmaz kehribar mucizesiyle tanıştırmak istiyorum. 


Ve son alışverişlerim. Yukardaki Magic Form gecelik bulabildiğim en sade model oldu. Serapla annem bir Boyner alışverişi sırasında İstanbul'dan whatsapp aracılığıyla birkaç model gosterdi. Allahım bu lohusa geceliği tasarlayanlar pamuk şekerden evlerde mi yaşıyor? Neyin kafasıdır bu denli çok dantel, süs? Bazı geceliklere bakan Hürrem Sultan doğuma gidiyor sanacak, o derece avam ve kullanışsız. Lohusa danteli mi kenara çekecek, bebeği memeye mi yerleştirecek ne yapacak? Gecelik olarak alınabilecek en sade ve kullanışlı tasarımı seçtiğimi düşünüyorum. İlaveten bir de yine bolerolu sade bir pijama takım aldık. Hepsi o. 


Tuna'da emzirme sürecini zorlaştıran meme ucu çatlaklarına karşı tüm cephelerde savaşmaya başladım bile. Birkaç aydır duştan sonra Lansinoh'un lanolinli kremini kullanıyordum zaten. Sena'nın önerisiyle Earth Mama Angel Baby meme kremi de aldım. Dokusu ve kıvamı diğer kremlerden tamamen farklı bu kremle alışveriş listemi de tamamlamış oldum sanıyorum. Artık İda hanımı bekliyoruz. Adıyla müsemma olup dağdan gelecekse işimiz var yalnız. 



9 Ekim 2013 Çarşamba

Bebek Taşıma Haftası'na Özel Boba Çekilişi



İçinde bulunduğumuz hafta daha doğrusu 7-13 Ekim, 2013 tarihleri arası Uluslararası Bebek Taşıma Haftası olarak kutlanıyor. Babywearing International adlı organizasyonun başını çektiği etkinlikler çerçevesince hafta boyunca pek çok toplantı, seminer, yürüyüş, anneleri bilinçlendirme çalışmaları yapılıyor.



Ben de bu haftayı bir okuruma hediye vererek şenlendireyim istedim.
Hediyemiz Boba'nın en hafif, en pratik, en kompakt tasarımı Boba Air.

 
Tek yapmanız gereken 14 Ekim sabahına dek Boba Türkiye FB sayfasını begenmek ve bu posta yorum bırakmak.. FB hesabınız yoksa Twittter hesabını da takibe alabilirsiniz.


7 Ekim 2013 Pazartesi

Tuniko.com'da Büyük Bayram İndirimi



Bu sene bayram öncesi haftası, Uluslararası Bebek Taşıma Haftası'na denk gelince bu piştiyi güzel bir indirimle taçlandırmamak olmazdı.


tuniko.com'da Boba, Neko ve Naturna Baby markalı sling ve ergonomik kangurularda süpersonik indirimler yaptım.


Her ürünün standart bir indirimi yok. Bazı renklerde ve desenlerde indirim oranı %40ları buluyor. Yani tek tek renkleri tıklamanız gerekiyor.
 

İndirim 9 Ekim gece yarısına dek sürecek. Gece yarısına dek alışveriş yapamazsanız hepiniz balkabağına dönüşeceksiniz ;)


Bazı desenlerde stoklar çok çok azalmış durumda. Sonra vay efendim ben alacaktım da kalmamış falan demeyin. Üzülmeyin, elinizi çabuk tutun.
  


1 Ekim 2013 Salı

"Bu bebek neden ağlıyor?"

Önceki postuma gelen yorumlardan biri sayesinde ilginç duyusal yetenekleri olan bir kadından haberdar oldum: Priscilla Dunstan.
Oprah Show'a çıkınca popülaritesi daha da artan bu kadın bebeklerin ağlamasını ne anlama geldiğini çözmüş.
Çocukluğundan beri seslere karşı duyarlılığı, farklı bir işitsel yeteneği ve ses hafızazı olan Priscilla; anne olduktan sonra bu yeteneğini bebek ağlamalarını anlamaya yönlendirmiş.

Priscilla'ya göre bebekler - hangi kültürden oldukları farketmeden - 5 şekilde ağlıyor. Yani Çinli bebek de Türk bebek de Yunanlı bebek de aynı talep için aynı (ya da benzer) sesi çıkarıyor.




Video biraz uzunca ve başında uzun uzun Oprah-Priscilla geyikleri var. Asıl olay 4:35te başlıyor.

"Neh" (Açlık) : Bunu birçok bebede bizzat duydum. Daha çok anNNEEEE der gibi ağlarlar. Meğer açlıktanmış. (5:28de örnekleri var)

"Owh" (Uykum geldi): Bu ses de esneme refleksine benzer bir ses. Esnerken de ooowww diye ağzımızı yuvarlak yaparak esneriz ya, işte bebekler de aynen böyle yapıyormuş. (6:02de örnekleri var)
Tecrübeyle sabittir ki bu owh sesini kaale alıp uyutmazsanız bebekler daha çok uyarılıp daha kuvvetli ağlamaya başlıyorlar ve bu minik owh sesi uvvaaa uvvaaaa tonunda çığırmaya doğru evrilebiliyor. Aman ilk owh sesini ıskalamayın.

"Heh" (Rahatsızım): Muhtemelen bezi dolu, ruzgardan ya da sıcaktan dolayı huzursuz. Onu da siz bulun canım, her şeyi Priscilla'dan beklemeyin. Ağlama tonu 6:50den itibaren var.

"Eair" (Barsaklarda gazım var, oy oy): Bunu zaten çoğu anne biliyordur. Ikınma şeklinde, genzin arkasından gelen, biraz acı dolu bir nida. 7:50den itibaren izleyebilirsiniz.

"Eh" (Midemde gaz var, geğirt beni): 8.40tan itibaren duyabileceğiniz gibi bu ses barsak gazı kadar sancılı ve acılı değil. Daha kısa, kesik kesik ve sanki geğirmeye çalışır gibi.

Tüm bu ağlama tonlarındaki farklılıklar 0-3 aylık periyoda ait. Farklı tonda ağlamalarına cevap verilmeyen bebeklerin bu reflekleri bir süre sonra kayboluyor. Yani bebek uykum var diye Owh şeklinde ağlarken siz "aha sıkıldı bu" diyip evde gezdirmeye başlıyorsanız 3.aydan sonra bebek artık owh sesini çıkarmamaya başlıyor. Siz de sanıyorsunuz ki bebek evde dolaştırılmak istediği için ağlıyor.

Ya da daha fenası. Bebek yine uykum var diye owh owh diye ağlıyor. Anne emzirmeye çalışıyor kan ter içinde ama bebeğin asıl derdi açlık değil, uyku. Gene de meme gelmiş, ayıp olmasın diye emiyor da emiyor ama ao arada ağlıyor da çünkü velet geberiyor uykusuzluktan. O arada elti, görümce, komşu kadın o çıldırtıcı cümleyi savuruyor: "Doymadı bu, sen buna mama ver"
Hakkaten de mama verince bebek artık daha fazla dayanamaz ve biberon ağzındayken uyumaya başlar. O sesin sahibi gururla arkasına yaslanır, çocuk doktoru edasıyla "yaa bak ben sana söylemiştim, aç bu aç!" der. Ve olaylar olaylar.....