23 Ocak 2014 Perşembe

Emerken Ağlayan Bebek-Huysuz Bebek



Her ne kadar sizin içinizden de çıksa yeni doğmuş bebek, o aile için bir yabancıdır ve tarafların birbirini tanımak için zamana ihtiyaçları vardır.
İda şekil şemal açısından ve çoğu huy olarak Tuna'ya çok benzese de bazı "kızsal" özelliklere sahip. Biraz daha nazlı, daha iştahsız, daha kibar bir bebek olması ilk 2,5 ayda gözlemlediklerim.

3.-4..haftadan sonra İda hanım, memede huysuzlanmaya başladı. Karnı aç, meme dibinde ama ağlamaktan ememiyor. İki fırt emip kendini geri atıp katıla katıla ağlamaya başlıyor. Ağlamak bebekler için çok yorucu ve kalori harcatan bir eylem oldugundan ağlaması uzadıkça ve o arada doyamadıkça daha da huysuzlanıyordu. Benzer sorun yaşayan çok anne olduğunu farkedip kendimce bulduğum nedenleri ve çözümleri paylaşayım istedim:
- Mide gazı: Sütle birlikte gaz da yutunca çok huzursuz oluyor. Hemen dik konuma getirip omzumda aşağı yukarı hoplatıp ağızdan gaz çıkarttırıp rahatlatıp emzirmeye devam ettim.
- Barsak gazı: Sırt üstü yere yatırıp bacaklarını tıplayıp saat yonunde sertçe çevirince alttan pırt pırt gaz çıkarıyordu. Şimdi daha rahat gaz çıkardığından artık yapmıyorum bunu. Bir de bizde sıcak su torbası çok işe yaradı. Sıcak su torbasını vucuda sabitlemek zor oldugundan bir süre sonra kiraz çekirdeği yastığı aldım. Mikrodalgada ya da fırında biraz ısıtıp karnına koyuyorsunuz.
- Kaka: Bu en zoru çünkü kakası varken cidden çok ağlıyor ve kakayı yapmadan emmiyor. Ya da emerken kıvranıp duruyor. Şekilden şekle sokup kakayı bekliyorum bu durumda. Eğer sonrasında ememeyecek kadar yorgunsa süt sağıp biberonla vermeye çalışıyorum. Biberondan anne sütü almayı pek sevmiyor ama en azından karnı biraz tok uykuya geçmesini sağlıyorum ki zırt diye 5 dk sonra uyanmasın.
- Uyku: İşte en çok buna ağlıyor. Uykusu gelince öyle bir çığlık atıyor ki birkaç kez bir yerine bir şey oldu sanıp korktum. Emzikle ve sadece yüzükoyun uyuyor. Şu oyuncağı aldım. İçinden sesler çıkıyor. Yağmur sesini açıp yatağa yüzükoyun bırakınca -bir derdi yoksa-kendi kendine dalıyor. Bazen çok fazla uyarılmış ve ağlamışsa sakinleşip dalamıyor. O zaman da kucağımda uyutuyorum, bazen bırakıyorum yatağa. Bazen slingde saatlerce uyutuyorum. Tamamen o anki talebine bağlı ama kesinlikle zorlamıyorum ya da ağlatmıyorum. Sürekli kucaklanınca kucağa alışmıyor mu? Ya da hep mi kucakta uyumak istiyor? diye sorduğunuzu duyuyor gibiyim. Aksine, sanırım tüm gün güvenle sarılıp sarmalandığı için 2.aydan sonra gece 7-8 saat kesintisiz uyumaya başladı.

Bir de ten teması gibi bir çözümüm var. İda "ver memeyi ağzına, emsin" türünden bir bebe değil. Muhakkak öncesinde ten teması istiyor. Geçen hafta 3 günlüğüne İstanbul'da Anne-Bebek Fuarı'ndaydım. Kız tüm gün slingdeydi ve arada emzirme odasında emzirmeye çalıştım. Hakkaten çalıştım ama... Hatun direkt olarak emzirmeye kalkınca emmek istemiyor. Biraz kucağımda kalacak, sırtı okşanacak, mümkünse anne sadece emzirme atletiyle kalacak, yanağı göğsüme değecek, koklayacak, elleyecek, mayışacak ondan sonra kendi talep edecek memeyi. Öbür türlüsü fazla ruhsuz mu geliyor nedir, almıyor memeyi.

Tabi benim bunu farketmemle birlikte kızımın ağlamaları bıçak gibi kesildi. İlk zamanlar ağlayınca evde kim varsa İda'yı alıp gezdirip tekrar bana getiriyordu. Büyük hataymış. Şimdi ağlayınca önce göğsümde emzikle sakinleştirip pış pışlıyorum. Hafif dalar gibi oluyor bu arada. Sonra gözü kapalı şekilde emziği fırlatıp meme aranmaya başlıyor.Eğer ağladı diye hemen biri kucaklıyorsa o sinyalleri gözden kaçırıyorum. İşte bunlar hep 2.çocuk tecrübesi amma ve lakin bir vicdan azabı sebebi. Keşke Tuna'yı büyütürken bunları bileydim de daha çok sevebileydim onu da...

Demem o ki "bebem çok huysuz" ile "bebem bir lokum" arasında sadece birkaç adım var.
İş gereği çok anneyle konuştuğumdan sıklıkla duyduğum bir cümle olan "bebeğim çok huysuz" diyen annelerin ağzına terlikle vurmak istiyorum. Fuarda bizzat kendi gözlerimle "bebeğim çok huysuz" diyen sinameki gibi anneler gördüm. Asıl kendileri çok huysuzdu ve bebekleriyle aralarında en ufak bir iletişim yoktu. O çocukların huysuzluğu bir iletişim yolu olarak gördükleri aşikardı. Fuarda gördüğüm son derece "normal" anne profillerine şaşakaldım. Bebeğine formul mama verirken bile pusetten çıkarmayan annenin, bence "bebeğim çok huysuız" demeye hakkı yok. Altı üstü sıcak suyla tozu karıştırıp veriyorsan, onu bari kucağında ver.

Emzirmek işte bu yüzden çok kıymetli ve ilk aylarda elzem. Mamayla da sağlıklı çocuk büyüyor ama lohusa-bebek iletişimini sağlamak için cidden uğraşmak gerek.

Memede ağlayan bebekle emzirmek gerçekten zor, farkındayım. Hele dışarda emzirmek cidden eziyet. Bebeği sakinleştirmek için tek meme açıkta turlamak gerekiyor bazen. Kan ter içinde kalıyorsunuz.. Bu iş bu kadar zorken etraftan "mama ver bak bebeğin memende ağlıyor, seni emmek istemiyor" diyen birilerinin olması daha da zorlaştırıyor.
Kucağa alıştırma diyenlere kulaklarınızı tıkayın..
Size yardım edenlerin bebek bakımını fazla üstlenmesine izin vermeyin. Ev işlerini onlar organize etsin, siz bebeğinizle bol bol vakit geçirin. Birbirinizi tanımaya çalışın. En önemlisi lütfen ama lütfen bebeğinizi suçlamayın.
Eee nasıl derler, sütünüzle kalın :)

Son not: Memede ağlayan bebekler ve olası sebepler-çözümlerle ilgili bu yazı da ilginizi çekebilir.
http://kellymom.com/bf/concerns/child/fussy-while-nursing/

12 Ocak 2014 Pazar

Vicdansız Hayat, Oh Ne Rahat


Geçtiğimiz haftasonu kahvaltı sırasında Tuna "midem bulanıyor karnım ağrıyor" falan dedi. Genelde yemek sırasında arazi olmak için numaradan böyle şeyler söylediği için kaale almadım. Sonra öğlene doğru "uykum geldi" dyip yatıp uyuyunca bir terslik olduğunu anladım. Hastalanıyordu.
Nitekim uykudan ateşle uyandı. Çok yüksek değildi ve genelde bu tip hastalıklarda 72.saatin sonunda iyileşirdi. Bayadır hastalık rutini bu sekilde oldugundan ilk 3 gün dr.a bile götürmüyorum.
Fakat bu sefer 4. hatta 5. günde ateş hala düşmedi. Hiç yemek yemedi desem yalan olmaz. Çok güçsüz ve halsizdi. 5.günkü dr muayenesine göre bu kışın modası H3N2 gribi bizi de vurmuştu. İlaveten enfeksiyon çiğerleri ve orta kulağı da vurmuştu. Hem antibiyotik hem antivrial başladık. Tablo baya korkunç olmasına ve 5,5 yıllık ömrünün en ağır hastalığını geçirmesine rağmen Tuna, belki de ömrünün en mızırtısız hastalığını yaşattı bize. Uykusu gelince gitti yattı, ateşi çıktığında bile gıkı çıkmadı. Kardeşine hastalık bulaşmasın diye öksürürken elini kapatma ve elini yıkama konularında azami dikkat gösterdi ama olmadı. 


Tuna ilaçlarını alıp iyileşti ama bu sefer İda hafiften öksürmeye ve normalden fazla pırt ve kaka çıkarmaya başladı. Hafif kırıklık vardı belli ki. Hafif kırıklık kelimesi biz yetişkinler için iki fincan ıhlamurluk olayken,  2 aylık ve hala gazlı bir bebek soz konusu olunca hayat cehenneme dönüyor. Zaten gaz ve kaka için debelenirken bir de karın ağrısı, muhtemelen mide bulantısı da çıktı. İda sürekli kucağımda. Çoğu kez hem aç hem ağrılı hem uykusuzdu ve 3 ihtiyacı birden giderilememiş, ağlayan bir bebek karşısındaki çaresizlik kadar adamı kahreden şey yok-derdim;yanılmışım, varmış.


Tuna hafiften iyileştikçe ilgi isteği arttı. 1 hafta okula göndermemi istemedi doktor ve evden de cıkmadıgımız için 0 120 metrekare ev dar geldi bize. İştahı yerine gelmediği için sürekli yemek yedirmeye çalıştım. "Bunu yemek ister misin, sana şunu yapayım mı?" sorularının arasında kızın can havliyle ağlamları, kızı slinge tak, yenmeyecek köfteleri kızart, içilmeyecek ayranı yap Tuna'yı masaya oturt, yemeye ikna et, kızın karnı ağrısın, evde hoplayarak dolan, kızı sakinleştir, masaya dön, Tuna'nın ağzına bir lokma tıkıştır...



Tuna öyle böyle kendi başının çaresine baktığından genelde İda'yla uğraştım. Yavrum iyileşmek için ya hep memedeydi ya da -sanırım-mide/barsak rahatsızlığından dolayı ememiyordu. Birkaç kez kupkuru bez aldım. Giriş olmayınca çıkış da yoktu yani. 

Derken 2-3 gün önce benden bir şey istedi. Neydi şu an hatırlamıyorum bile. 
"Bir dakika bekle oğlum kardeşin hasta" dedim. 
Usulcacık, mırıldanır gibi şu cümle çıktı ağzından:" Ama ben de hastayım" 
Ve gitti yattı. 
Salonda öylece kalakaldım.
Zaman durdu.
Her şey durdu.
O da çocuktu ve haklıydı.
Yüreğim sanki camdandı ve yere düşüp paramparça olmuştu. Kızı salıncağa bıraktım ve koşarak yanına yattım. Şu an neler söylediğimi hatırlamıyorum ama son sözlerimiz birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizle ilgiliydi, buna eminim. Sonra Tuna uyudu ama ben tezek yutmuş gibi, öyle bok çuvalı gibi salonda kızı emzirmeye/uyutmaya çalıştım,durdum. 
Bugün de benzer vak!amız oldu. İda yine sürekli emme,zıçma,uyuyamam döngüsüne girdiğinden slingde kestiriyordu. Tuna salonda yatmış çizgi film izlerken İda'yla yek vücut olmuş bana baktı ve kendi kendine "keşke annem bana da sarılsa" dedi. Birkaç kez de "anne beni de sev ben de hastayım" "sen artık beni hiç duymuyorsun" diyerek trip attı.
Küçük bebesi olanlar 5,5 yaşı bir şey sanmayın. O da hala çocuk. Boylarına bakmadan bir de adamın vicdanını tarumar edip bırakıyorlar utanmadan. Vicdanımızı aldırıp rahat etmenin bir yolu olsa keşke. 

Anne Bebek Fuarı'na Buyrun


Zihnimin "draft" kutusunda yazılmayı beklenen bir ton yazı; Tuniko'yla ilgili bekleyen bir sürü işim varken, Tuna'nın H3N2 gribiyle imtihanı; İda'nın "ben de abimden hastalığı kaptım kapacam" direnişiyle mücadele ederken bir işe giriştik. İda'yı da kapıp (daha dogrusu eşim bizi arabayla kapıp) İstanbul'a fuara geliyorum. Hem de ziyaretçi olarak değil, bizzat katılımcı olarak...



CNR Expo'da 16-19 Ocak tarihleri arasında Anne-Bebek Fuarı gerçekleşecek. Toromanya.com'un kurucusu Tuğçe ile ortak bir stand aldık. 3.Hall'de F130-14 nolu stand bizim..



Fuarda Tuğçe'nin tükkanın ve benim tükkanın tüm ürünlerini inceleyip avantajlı fiyatlarla alabilirsiniz.